Mukaddes Kitab Kuran-ı Kerim

Etiketler :
Kuran, ne Eski Ahit'in tarih kitaplarındaki gibi bir tarih anlatımı, ne de Yeni Ahit'in "İncil" ya da mektuplarındaki gibi bir "peygamber biyografisi" içerir. İnsan yazımı olduğu izlenimi verebilecek tek bir satırı dahi yoktur, tüm Kuran tek bir bütündür ve bu bütünün hepsinin Allah'ın sözü olduğu açıkça hissedilmektedir.

Kuran Eski Ahit gibi bin yıla yakın bir süreçte yazılmamıştır. Ya da İnciller gibi kendisini getiren peygamberin ölümünden 40-50 yıl sonra kaleme alınmamıştır. Elde bulunan en eski Kuran nüshası—Musa'dan 500 yıl sonraya ait en eski Tevrat nüshasının ya da İsa'dan üç yüzyıl sonraya ait en eski İncil nüshasının aksine—peygamberimizin vefatından çok kısa bir süre sonra yazılmış olan Hz. Osman'ın mushafıdır. Kuran'ın ilk vahyedildiği günden bu yana tek harfi bile değişmeden bize ulaşmış olması, tarihsel verilerle ispatlanan açık bir gerçektir.

Kuran'ı Yeni Ahit'ten ayıran önemli bir özellik, onun peygamberimizi övmek için yazılmış bir "mersiye" olmayışıdır. Yeni Ahit sadece Hz. İsa'ya yapılmış bir övgüdür, dahası onu ilahlaştıran ifadelerle doludur. Oysa tüm Kuran'da sürekli övülen ve yüceltilen tek bir varlık vardır; Allah. Kitabın indirilişinin amacı da insanları O'nun yoluna davet etmektir. Peygamberimizi öven ayetlerin sayısı çok sınırlıdır, hatta onu yeren ve hatalarını açığa vuran açık ifadeler vardır. Başka peygamberlerden, örneğin Hz. Musa'dan söz eden ayetlerin sayısı Hz. Muhammed'den söz eden ayetlerden fazladır.
Kuran'ın bir başka özelliği, Tevrat'a ve İncil'in aksine, içinde hiç bir çelişki ve uyumsuzluk barındırmamasıdır. Bu özellik o kadar kesindir ki, Kuran,"onlar hâlâ Kur'an'ı iyice düşünmüyorlar mı? Eğer o, Allah'tan başkasının katından olsaydı, kuşkusuz içinde birçok aykırılıklar (çelişkiler, ihtilaflar) bulacaklardı" (Nisa, 82) diyerek bu konuda açıkça meydan okur. Hiç bir kimse tarafından cevaplanamamış olan bir başka meydan okuma şöyledir:
Eğer kulumuza indirdiğimiz (Kur'an)’den şüphedeyseniz, bu durumda, siz de bunun benzeri bir sûre getirin. Ve eğer doğru sözlüyseniz, Allah'tan başka şahitlerinizi (kendilerine güvendiğiniz yardımcılarınızı) çağırın. Ama yapamazsanız -ki kesin olarak yapamayacaksınız- bu durumda kafirler için hazırlanmış ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının. (Bakara, 23-24)
Kuran'ın bir başka özelliği astronomi, biyoloji gibi konulardan verdiği bilgilerin, o dönemin yetersiz bilim anlayışından ve batıl inanışlarından tümüyle farklı oluşudur. Ayetlerde tarif edilen ya da haber verilen bilimsel gerçekler, 20. yüzyıl bilimi tarafından ulaşılan bulgulara büyük bir paralellik göstermektedir.
Kuran'ın edebi yönü de son derece üstündür. Kuran indiği dönemde yaşan ve bütün sanatları birbirleri ile yarışarak güzel söz üretmek olan Arap şairleri, Kuran'ın karşısında dize gelmişler ve bu kitabın edebi harikalığını kabul etmişlerdir.
Bunun yanısıra, Kuran'da çok ilginç bir matematiksel şifre sistemi vardır. Müdessir Suresi'nde dikkat çekilen 19 rakamı, Kuran'daki bazı kavramların, örneğin Besmele'nin ve Besmele'nin içindeki kelimelerin Kuran'da tekrarlanma sayını belirler. (Bu kelimeler, şaşırtıcı biçimde, tüm Kuran'da 19 sayısının katları kadar geçerler.) Bazı kelimelerin tekrarlanma sayıları da ilginçtir. "Gün" kelimesi tüm Kuran'da 365 kez geçer. "Günler" 30 kez, "ay" 12 kez geçmektedir. "Şeytan" ve "melek" kelimeleri 88'er kez "dünya" ve "ahiret" kelimeleri 115'er kez geçer. Yaz-sıcak ve kış-soğuk kelimeri 5 er kez geçmektedir. Cezalandırma 117 kez geçer, affetmek ise bunun iki katıdır: 234. Aynı şekilde zenginlik 26, fakirlik 13 kez kullanılır.


Allah'ın Mukaddes Kelamı
Burada çok kısa bir biçimde özetlediğimiz tüm bu gerçekler, Kuran'ın bir insan sözü olamayacağını ispatlayan delillerdir. Kuran, Allah'ın Resulu Hz. Muhammed'e indirdiği vahiydir ve indiği günden itibaren hiç değişmeden bize ulaşmıştır.

Diğer iki İlahi kitap, yani Tevrat ve İncil ise tahrif olunmuş, değiştirilmiş, "insan sözü" ile karışmışlardır. Kuran'ın inmesindeki temel nedenlerden biri de zaten bu tahrifattır. Bir ayette şöyle denir:
Biz Kitab'ı ancak, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara (öncekilere) açıklaman ve inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik. (Nahl, 64)
Dolayısıyla insanoğlunun kendisini yaratmış olan Allah'ın Sözü'nü bilmesinin, O'nu tanımasının yegane güvenli yolu da Kuran'a teslim olmasıdır. Allah, "gerçek şu ki, biz Tevratı, içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik, teslim olmuş peygamberler, yahudilere onunla hükmederlerdi" (Maide, 44) ifadesiyle bu İlahi kitabın da bir rehber olduğunu haber verir. Ancak bu rehberlik Kuran öncesi dönem için geçerlidir. Çünkü Yahudi ruhbahları tarih içinde Tevrat'ı bozmuşlardır. Kuran'ın "onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı" diyerek bu gerçeği haber verir. (Bakara, 75)
Bu yüzden, insanoğlunun kurtuluşunun yegane anahtarı Kuran'dır. Bir ayet Kuran'ı şöyle tanıtır:
Ey insanlar, Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet geldi. (Yunus, 57)

0 yorum:

Popüler Yayınlar

Sosyal Paylaşım

Icon Icon Icon Icon

Lütfen yazılarımızla ilgili yorum yapmaktan çekinmeyin. Kırık linkleri ve hatalı içerikleri mutlaka bize ilgili sayfa altında yorum yaparak bildiriniz. Blog sayfalarımızda ilginizi çekebilecek diğer yazılar için blog arşivimizi kullanabilirsiniz.

Son Yorumlar

Yararlı Linkler