Televizyon Karşısındaki Çaresizlik

Etiketler :
Televizyon; bir asra damgasını vuran en büyük icatlardan birisidir. Uzaklardaki insanların görüntüleri, sesleri, hiç bilmediğimiz uzayın derinliliklerinden fotoğraflar ve daha neler neler… Hepsi şu küçücük kutu içinde. Kimilerine göre bu aletin ismi: Televizyon; kimilerine göre aptal kutu. Televizyon icat edilmeden önce, insanlara; bir aletin insanları görsel ve sesli olarak bilgilendireceğini, söyleseydiniz kimseyi inandıramazdınız. Ama şimdi bunların hepsi gerçek oldu ve o muhteşem icat her evde başköşede yerini alarak, hayatımızın ayrılmaz bir parçası oldu.

Televizyon bulunmayan ev yok denilecek kadar az. Televizyon ev eşyalarının düzenini bile değiştirecek kadar iktidarı elinde bulunduran acayip bir eşya. Televizyonun yararını hiçbir akıl sahibi inkâr edemez lakin biz yararından çok televizyonun bize neler kaybettirdiğine değinmek istiyoruz. Öyle ki, oturma şekilleri televizyonun bulunduğu yöne göre değer kazanır, onun sayesinde evimizi şenlendiren sohbetler yerini suskunluğa bırakır ve en acısı televizyon, bizim en değerli vakitlerimizi işgal edecek kadar acımasızlığını gösterir. Aslında bütün bu zararların kaynağı, televizyon değil; yine insanın kendisidir. Neticede o bir makinedir. Ruhu yok, bedeni yok. Onu yönlendiren, türlü türlü programlar yaparak, insanı güldüren, ağlatan, sinirlendiren, korkutan, heyecanlandıran, türlü türlü duygulara sokan hep insanın kendisidir.
İnsan ne kadar televizyonun mucidi olsa da, esasında televizyonun kendisi, diğer makinelerden farklı bir sihre sahiptir. Adeta o makine, insanı kendisine esir eder. Diğer makinelere, icatlara benzemez. Hiç kimse çamaşır makinesinin, bulaşık makinesinin, fırının, sobanın başında saatlerce zevkle oturmaz, bu tür makinelerin karşısında; “vakit geçireyim”, “can sıkıntım gitsin” diye bulunmaz. Lakin televizyon; evinde bilgisayar ve internet gibi teknolojik aletlerin olmadığı bütün evlerde bulunan, yegâne makine olduğu için, herkes tarafından gönül rahatlığı ile açılıp saatlerce kapanmayan, insanı kendisine esir eden, saatlerce etkisi altına alan, bir oyun ve oyalamaca aracı olarak karşımızda durur.

Televizyon sayesinde garip ahlaksızlıklar, edep ve terbiyeden yoksun insanlar, şiddeti hoş gören davranışlar ortaya çıkar. İnsanlar farkında bile olmadan, pek çok kötü davranışı kendi hayatlarında isteyerek veya istemeyerek uygularlar. Hür iradeleri ile davranışlarını değiştirip, kendilerini, bazılarının aptal kutusu diye tanımladıkları televizyonun sihirli dünyasına kaptırırlar. Televizyondaki yayın akışına göre, işlerini planlayıp ona göre hareket eden bir insan profili bir anda meydana gelir. Esir: aslında tamamen hürriyetinden yoksun insanlar için kullanılır fakat televizyon karşısında saatlerini bilinçsizce harcayan insanlar için başka ne denebilir? Televizyon açılıp, kumanda ele alındıktan sonra insan, kendi isteği ile hareket ettiğini zanneder, lakin yayınlara bağlı bir hayatı yaşadığını, zamanın hızla akıp geçmesinden sonra anlayabilir. Dizileri, filmleri, eğlence programlarını hiç kaçırmadan takip eden insanlar, esir değil de nedir? Televizyon yayınları ile kendi hür iradelerini birleştirenler, eve hapsolmuş, yeni bir şeyler ortaya koymaktan, çalışmaktan yoksun insan profili başka nasıl izah edilir?

Hürriyet ve tam bağımsız bir iradeye kavuşmak; elimizde kumandanın varlığı ile değil, kontrollü bir TV izleyicisi olmakla veya televizyona tamamen kayıtsız kalmakla kazanılabilir. Televizyona tamamen kayıtsız kalmak, tasvip edilecek bir davranış değildir. Bu şekilde yapılan iradeyi kontrol; insanı dünyadan soyutlayıp, anında haber alma yeteneğinden yoksun bırakır. Televizyonsuzluk güncel konularda insanı, fikirsiz bıraktığı gibi yavaş yavaş kişiyi cehalete götüren bir dipsiz kuyuya düşürür.

Kişinin İsteğini kontrol altında tutması ne kadar zor olsa da başarılmayacak bir şey değildir. Bu nedenle televizyon esiri bir toplumdan, okuma aşığı bir topluma dönüşmek ve bu şekilde anılmak amacıyla hareket etme çağrısını yapıyorum. İsteyen bu çağrıya kulak verir kendine özgür ve üretken bir yaşam kurar; isteyen de televizyonda kanal kanal gezerken en kıymetli vakitlerini heba eder. Boşa harcanmış bir zamanın telafisi yoktur. Televizyon karşısında çaresiz değil, itidal içinde bir hayatımızın olması temennisiyle…

Kadir PANCAR
15.12.2008

0 yorum:

Popüler Yayınlar

Sosyal Paylaşım

Icon Icon Icon Icon

Lütfen yazılarımızla ilgili yorum yapmaktan çekinmeyin. Kırık linkleri ve hatalı içerikleri mutlaka bize ilgili sayfa altında yorum yaparak bildiriniz. Blog sayfalarımızda ilginizi çekebilecek diğer yazılar için blog arşivimizi kullanabilirsiniz.

Son Yorumlar

Yararlı Linkler