Emali Beyitleri ve Akaid

Etiketler :
Ehl-i Sünnet itikâdını nazım olarak anlatan ünlü ve önemli eserlerden biri kuşkusuz Emâlî kasidesidir. Bu kasideyi Türkistan’da, Fergana şehrinin müftüsü Sirâceddin Ali bin Osman Ûşî (v. 1180) hazretleri kaleme almıştır. Kaside, altmış yedi beyitten meydana gelmiş, asıl ismi Bed’ü’l-Emâlî’dir. Emâlî, lûgatte “imla’” kelimesinin cem’îsi (çoğulu)dir ve yazmak mânâsınadır. Kitaba bakmaksızın kalpten-gönülden yazmak demektir. Müellif merhum, Tevhid’le alakalı bu eserini, altıncı asrın sonlarında yazmıştır. Kitapta; imana-îtikâda dair meseleler tamamen Ehl-i Sünnet çerçevesinde ele alınmıştır. Bu kasidenin çeşitli dillerde şerhleri vardır. Aliyyü’l-Kaarî’nin Şerhu’l-Emâli’si ve Muhammed b. Süleyman el-Halebî er-Rihavî'nin Nuhbetü'l-Leâlî Şerh Bed’u’l-Emâlî isimli şerhleri Arapça olanlar arasında bunların en kıymetlilerindendir. Emâli eskiden medreselerde okunur, her din âlimi bu kasideyi ezbere bilirdi. Yaklaşık dokuz asırdan beri Müslümanlar tarafından okunup ezberlenmiş, yararlanılmış olan bu eser, hamdolsun, halen de belli çevrelerce okunup ezberlenmeye devam edilmektedir.

1.Beyit 
يَقُولُ الْعَبْدُ فِي بَدْءِ اْلأماَلِي * لِتَوْحِيدٍ بِنَظْمٍ كَالَّلألِي
Allah'ın kulu (Kitabın Musannıfı) Tevhid için yazmış olduğu, inciler gibi dizilmiş manzum kitabı olan Emali'nin başında der ki: 
 
2.Beyit 
له الخلق مولانا قديم * وموصوف بأوصاف الكمال
Mahlukatın ilâhı, kadim olan mevlamızdır. (mevlamız kadimdir) Ve Kâmil Sıfatlarla vasıflanmışdır.
İzah: "O her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı son'dur; varlığı aşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir."(Hadid/3)"Yaratmaya başlayan, sonra onu tekrarlayan O'dur, ki bu, O'nun için pek kolaydır. Göklerde ve yerde (tecelli eden) en yüce sıfat O'nundur. O, mutlak güç ve hikmet sahibidir."(Rum/27)

3.Beyit 
هو الحي المدبر كل امر * هو الحق المقدر ذوا لجلال
O haydır herbir emri tedbir edicidir *  haktır herbir emri takdir edicidir  ve Celal sıfatının sahibidir...

İzah: Gökten yere kadar, olan bütün işleri Allah düzenler, sonra, işler sizin hesabınıza göre bin yıl kadar tutan bir gün içinde O'na yükselir.(Secde/5)  

4.Beyit 
مريد الخير والشر القبيح   * و لكن ليس يرضى بالمحال
Hz Allah hayrı ve kabih olan şerri murat edicir * Lakin Hz Allah muhale razi değildir...
İzah: Mu'tezile'ye göre "اصلح على الله" vardır, yani Allah'a iyiyi yaratmak vacibtir. Kötüyü yaratmaz. Ehli sünnete göre ise iyiyi de kötüyü de her şeyi Allah (cc) yaratır. Ancak kulların iradesi mucibince yaratır. Ama yine de kullarının iradelerini kötü yanda tasarruf etmelerinden razı olmaz."Bu Allah’tan" derler; başlarına bir kötülük gelince de "Bu senin yüzünden" derler. “Küllün min indillah [Hepsi Allah’tandır] de, bunlara ne oluyor ki bir türlü laf anlamıyorlar.) (Nisa/78)

5.Beyit 
صفات الله ليست عين ذات * و لا غيرا سواه ذاانفصال 
Allahın sıfatları zatının aynı değildir * zatından ayrı da değildir..
İzah: Sıfatlar mevsufun aynı değildir. Mu'tezile'ye göre ise aynıdır, onlara göre Allah demekle "Kadir, Alim, Celil" demek aynı manayadır. Ehli sünnete göre sıfatullah mahlukatta olduğu gibi mevsuflarından ayrılabilen değildir. Ezelden ebede kadar Allah'ın zatıyla bakidirler. Nasıl ki güneşden gelen bir ışığa güneşin aynıdır demek yanlış olursa Hz. Allah'ın sıfatları da böyledir. 'Hiç gökleri ve yeri yaratan Allah'ın birliğinde şüphe edilir mi?'(İbrahim/10)  

6.Beyit 
صفات الذات والافعال طُرّا * قديمات مصونات الزوال 
Onun zatının ve efalinin sıfatlarının hepsi kadimdir * zail  olmaya ihtimali yoktur..
İzah:Zatının sıfatları: "حىٌّ" gibi ihdas(yaratıcılık) manasını müştemil olmayan sıfatlardır. Ef'alinin sıfatları: "محى" (Hayat veren) gibi, "رزّاقٌ" gibi ihdas manasını müştemil olan sıfatlardır. Hasen-il Eş'ari hazretlerine göre ef'alinin sıfatları kadim değildir, hadistir, sonradan olan sıfatlardır. "O her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı son'dur; varlığı aşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir."(Hadid/3) " Yeryüzünde bulunan her şey fânîdir, gelip geçici, yok olucudur. Ancak Yüce ve Cömert olan Rabb’ımızın varlığı bâkîdir, ebedidir, son bulmaz." (Rahmân/26,27)

7.Beyit 
سمّى الله شيئا لا كالاشياء   *  و ذاتاً عن جهات الستّ خالٍ
Allaha 'şey' diye tesmiye ederiz ama başka şeyler gibi değil. Ve ciheti sitten(altı yön) hali alan zat diye tesmiye ederiz..
İzah: Ayet-i kerime ile de sabittir ki Allah'a 'şey' kelimesini isimlendiririz. Çünkü şey mevcud olana denir ve Allah-ü teala vacibül vücudtur. Hz. Allah'ın 'zat' olarak isimlendirilmesi de hadis ile sabittir.  Hz. Allah'ın altı yönden hali olması "Allah her yerdedir" diyen Mu'tezile ve Kaderiyye mezhebi ile "Allah arş-u aladadır." diyen Müşebbihe ve Keramiyye mezheplerine reddiye olarak söylenir. Halbuki Allah-u teala mekandan münezzehtir. "En güzel isimler Allah'ındır. O halde O'na o güzel isimlerle dua edin." (Araf/ 180) ayetinden hareketle Allah'ın güzel isimlerle zikredilmesi en doğru olandır.

8.Beyit 
وليس الإسم غيراً للمسمّى   *  لدى اهل البصيرة خير آل
Ümmetin hayırlısı olan ehl-i sünnete göre isim müsemmasının gayrı değildir
İzah:Mesela Cenabı hakkın ismini zikreden müsemmasını yani zatını zikretmiş olur. Bu konuda çok farklı görüşler ortaya atılmıştır. Ehli sünnet ulemasının görüşü budur."O halde beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin de nankörlük etmeyin."(Bakara/152)

9.Beyit 
وما إن جوهرٌ ربّى و جسم   *  و لا كلٌّ و بعض ذو اشتمال
Rabbimiz ne cevherdir ne de cisim. Ne küldür, ne de bir bütünün parçasıdır.
İzah: Hz. Allah cevher değildir. Cevher artık bölünemeyecek son cüzdür. Bazı mezhepler bunun sonsuzluk anlamına geldiğini ve Allah'ın aslında bölünemeyen son cüz olduğunu iddia ederler. Allah cisim de değildir. Çünkü cisim en az iki veya daha fazla şeyden mürekkep olandır. Haşa Hz. Allah her hangi bir şeyden mürekkeptir diyemeyiz. Hz. Allah "kül'de değildir. Kül cüzlerin toplamıdır. Aynı sebepten...Cenabı hak iştimal sahibi bağız da değildir. Yani bir küllün şamil olduğu, kapsadığı bir cüz değildir. veya her hangi bir mekana, zamana şamil olan bir şey de değildir.

10.Beyit 
وفيِ الاَذهاَنِ حَق  كَوْنُ جُزءٍ   بِلاَ وصْفِ التََّجزِّ ي ياابن خاَلي
Ey dayı oğlu parçalanma vasfı olmayan cüz-üllezi lâyetecezzanın varlığı zihinlerde sabittir,haktır.
İzah: Eskiden Arabcada atom altı ismi olmadığı için  parçalanmayan en küçük parça için; cüz-üllezi lâyetecezza olarak söylenmiştir.

11.Beyit 
وما القرأن مخلوقا تعالى  *    كلام الرب عن جنس المقال
Kur'an-ı kerim  mahluk olmadı  *harf ve esvattan ari Rabbin kelamıdır...

İzah: Cenab-ı hakkın zatı ile kaim kelamı nefsi olan Kur'an mahluk değildir. Bizim okuduğumuz, seslerle ifade ettiğimiz Kur'an'dır ancak mahluk olan. Hz. Allah'ın kelamı zatı gibi kadimdir, sonradan yaratılmış değildir ve yaratılan hiç bir şeye benzemez. Seslerle, harflerle ifade edilemez. Örneğin Musa (A.S) Hz. Allah'ın sesine müşahede etmiştir ama nasıl bir ses olduğunu tarif edememiştir. Çünkü o mahluk değildir. Yaratılmış hiç bir şeyle onu ifade etmek mümkün değildir.

12.Beyit 
و رب العرش فوق العرش لكن *   بلا وصف التمكن واتصال
Arşın rabbi arşın üzerindedir, lakin mekandan ve zamandan münezzehtir

İzah: Hz. Allah'ın bir mekanla mütemekkin olması "Muhalefün lil-Havadis" sıfatına uygun değildir. Selef alimleri ayette tevil yapmayı uygun görmeyerek "istiva malum, keyfiyyet meçhul" demişlerdir. keyfiyyetinden sual etmek caiz değildir. Halef ulemasına göre ise "istiva'dan maksat "oturmak" değil, kastetmek, yönelmek, istila etmek ve hakimiyeti altına almak gibi manaları da vardır ve bu manaya tevil edilmelidir. 
"Sonra (Allah), buhar halinde olan göğü yaratmaya yöneldi de ona ve arza İkiniz de isteyerek veya istemeyerek gelin!' dedi. (Fussilet/11)

13
.Beyit 
وما التشبيه للرحمن وجهاً  *   فصن عن ذاك اصناف الأهال

Hz. Rahman'ı herhangi bir şeye benzetmek hoş değildir. Ehl-i islamı Hz. Allah'a teşbih yapmaktan koru." 


İzah: Hz. Allah'ın zati sıfatlarından bir tanesi de "Muhalefün lil-Havadis"tir. Hz. Allah yaratılan hiç bir şeye benzemez ve yaratılan her hangi bir şeyle tasavvur da edilemez.  Eğer istemeden de olsa aklımıza Hz. Allah'ın şekline dair düşünceler gelirse biliniz ki Hz. Allah o düşündüğünüzden farklıdır. Zira her ne düşünürseniz düşünün insan aklının havsalasını alan her şey Allah'ın yaratmış olduğu bir nesnedir/şeydir. Müşebbihe gibi bazı sapık mezhepler Kur'an'ı Kerim'de sıkça geçen ve Hz. Allah için kullanılan "ayn, vech, yed" gibi kelimeleri delil göstererek Allah'ı tarif etmeye kalkarlar. Bu Ehli sünnette asla caiz değildir. "O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Size kendinizden eşler, hayvanlardan da (kendilerine) eşler yaratmıştır. Bu suretle çoğalmanızı sağlamıştır. O'nun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir."(Şura/11) 

14.Beyit 
ولا يمضى على الديّان وقت *  وازمان و احوال بحال
Deyyan  olan Hz. Allah üzerine ne muayyen bir vakit, ne muhtelif zamanlar ne de bir değişiklik ve tebeddülat geçmez

İzah: İbarede “vakit”le murad olunan “muayyen bir zaman dilimidir. “Ezman” ile kastedilen de farklı zaman dilimleridir. ‘Ahval’den maksad değişiklik ve farklılaşmadır. Ehli sünnet akidesine göre “zaman” yaratılmış bir şeydir. Evveli ve ezeli vardır. Her şey yoktan var olur değişir. Ama Hz. Allah kadimdir, ezeli ve ebedidir. Zamanın üzerinde etkisini gösterdiği hiç bir şey Hz. Allah için söz konusu değildir.

15.Beyit 
ومستغن الهى عن نساء *  واولاد اناث او رجال
Hz Allah zevceden kız ve erkek çocuk sahibi olmaktan müstağnidir...

İzah: Bu beyt Hz. Meryem validemizin  (haşa) Allah’ın zevcesi ve Hz. İsa (a.s.) da (haşa) O'nun oğlu olduğuna inanan hristiyanlara ve meleklerin de (haşa) Hz. Allah’ın kızları olduğunu iddia eden Mekke müşriklerine/kafirlerine reddiyedir. "Deki: Allah bir tektir, O hiçbir yere muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey Ona denk değildir." (İhlâs/1-4)

16.Beyit
كذا عن كل ذى عون ونصر *  تفرّد ذوالجلال و ذوالمعال
Yine böylece benim ilahım her avin(karşılıklısız yardım) ve nassar (arasıra ve karşılıklı yardım)sıfatından müstağnidir. celal ve meal sıfatının sahibi olan hazreti Allah tek oldu.

İzah:"Deki: Allah bir tektir, O hiçbir yere muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey Ona denk değildir." (İhlâs/1-4)

17.Beyit 
يميت الخلق قهرا ثم يحيى  *  فيجزيهم على وفق الخصال
Hz Allah Kahır ve galebe cihetinden mahlukatı öldürür sonra hz Allah mahlukatı ihya eder. Akabinde Hz Allah onları amellerine muvaffak olmak üzere cazalandırır.

İzah: Ölü idiniz sizleri diriltti, sonra öldürecek sonra tekrar diriltecek ve sonunda O'na döneceksiniz; öyleyken Allah'ı nasıl inkar edersiniz?" (Bakara/28)

18.Beyit 
لاهل الخير جنات و نُعْمى  *  و للكفار أدراك النكال
Hayır ehli için cennetler ve nimetler vardır  küfür ehli için cehennemden  derekeler vardır.


İzah: "İyilik edenlere, en güzel mükâfat ve daha fazlası vardır. Yüzlerinde keder ve zilletten bir eser yoktur. İşte bunlar Cennette devamlı kalacaklardır." (Yunus/26) ,"Cennetin neresine bakarsanız bakın, bol nimet ve büyük saltanat görürsünüz."(İnsan/20) "Mümin olarak salih amel işleyeni, sıkıntısız güzel bir hayat içinde yaşatacağız. Bunları, yaptıklarının en güzeli ile mükâfatlandıracağız." (Nahl/97) "İyi amellerinin mükâfatı olarak, insanları memnun edecek neler hazırlandığını hiç kimse bilemez."(Secde 17),

Cehhennem Azabı; "Kâfirleri, en şiddetli azapla cezalandıracağım." [Al-i İmran 56],"Onların azapları hiç hafifletilmez." [Bakara 86],"Âyetlerimizi inkâr edenleri ateşe sokarız; onların derileri yandıkça, daha fazla acı duymaları için derilerini değiştiririz. Allah güçlü ve hakîmdir!" [Nisa 56] 

19.beyit

ولا يفنى الجحيم و لا الجنان * وما اهلوهما اهل انتقال 
Cennet ve cehennem fani değildir. Cennet ve Cehenneme intikal ehli olurlar. 

İzah: Cehmiyye taifesi Cennet ve Cehennem ehlinin gittikleri yerde fani oldukları görüşüne sahiptirler.Halbuki herkes yaptığı ameline göre cennet ve cehennemde ebedi kalacaktır..."İman edip salih amel işleyenler, Firdevs Cennetlerinde sonsuz kalır, oradan hiç ayrılmazlar."(Kehf/107-108),"Allah’ın, meleklerin ve bütün insanların lâneti kâfir olarak ölenlerin üzerinedir. Lânette temelli kalırlar, azapları da hafifletilmez ve geciktirilmez.", [Bakara 161, 162], "Orada devamlı kalırlar, azapları hafifletilmez, kurtuluş ümitleri de yoktur." [Zuhruf 75]

20.beyit
يَرَاهُ المُؤْمِنُونَ بِغَيْرِ كَيْفٍ   وَاِدْرَاكٍ وَضَرْبٍ مِنْ مِثَالٍ
Mü’minler cennette Allahüteala Hazretlerini   keyfiyet ve idraktan bir hale,hey-et ve suretten  bir nev-a , mukarin olmayarak ru’yet ederler.  

İzah;Ehlicennet için ru’yet mekan cihet ve suretten münezzeh olduğu halde inkişaf edilecektir. Ru’yetüllah ehlicennet için haktır. Yerahüdeki zamir Allahütealaya racidir. Kur’an-ı Kerimde; وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاضِرَةٌ O "yüzler Rablerine bakacaklardır. (Kıyame/23) Hadisi Şerifte; إِنَّكُمْ سَتَرَوْنَ رَبَّكُمْ، كَمَا تَرَوْنَ الْقَمَرَ لَّيْلَةَ الْبَدْرِ yani "ey ehli iman! Siz rabbinizi leyle-i bedirde kameri gördüğünüz gibi  bilâşek velâ şübhe  görürsünüz". Buyurulmuştur.


21.beyit
فَينْسَوْنَ النَعِيمِ اِذَا رَاَوْهُ     فَيَا خُسْرَانَ اَهْلِ الْاِعْتِزَالِ     
Cennette müminler, Allahı gördükleri zaman cennetin nimetlerini unuturlar.Vah o mu’tizilenin husranına mahrumiyetineEy! ehli sünnet bu meselede  husranı mu’tezileden hazer ediniz (sakınınız)

İzah: mu’tezilenin cennette ru’yetüllah ni’metinden mahrum olacaklarını işaret etmiştir,çünkü onlar rahmeti ilahi ile cennete dahil olsalarda ancak  ru’yetullah hususunu  inkar ettikleri için  ru’yetullah ni’metinden mahrumdurlar. "İhsanda bulunanlar için güzellik ve bir ziyâdelik vardır ve onların yüzlerini ne karalık ve ne de bir alçaklık kaplamaz. İşte onlar cennet ehlidirler. Onlar orada ebedîyyen kalıcılardır." (Yunus/26)

22.Beyt
وَماَ اِنْ فِعْلٌ اَصْلَحْ ذُو افْتِرَضِ   عَلَي الْهَدِي الْمُقَدَّسِ ذِي التَّعَالِِي 
Kulun menfeatine olan hiçbir fiil,Azemet ve rifat sahibi ,Mukaddes ve hidayet edici olan Cenabı Hak  üzerine farz değildir.

İzah:Allahü Teala Hazretleri üzerine, kul için menfaat olacak (zenginlik ,güzellik , müslüman olması  )vb. hiçbir  fiili yapması farz değildir. Zira Ayeti Kerimede; يُضِلُّ مَنْ يَشَاءُ وَيَهْدِي مَنْ يَشَاءُ  Fakat o dilediğini dalâlette bırakır ve dilediğini hidâyete erdirir (Nahl/93) وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَجَمَعَهُمْ عَلَى الْهُدَى Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı.(Enam/35) وَلَوْ شِئْنَا لَآتَيْنَا كُلَّ نَفْسٍ هُدَاهَا Eğer biz dilemiş olsaydık her nefse hidâyetini verirdik.(Secde/13) buyrulurak Alla'ın dilediğini yaptığı ifade edilmiştir.

23.Beyt
وَفَرْضٌ لاَزِمٌ تَصْدِيقٌ رُسْلٌ    وَاِمْلاَكٍ  كِرَامٍ باِالنَّوَالِي
Rasulu Izam Hazeratı ve envai neval “ Ata ve İhsan” ile ikram olunmuş melakeyi kiramı tastik farzı lazımdır.Yani  fazı ayındır.

İzah: Nazım Hazretleri  beytin başında farzı, lazım ile te’kit etmesi  Rasulleri ve Melekleri  tasdikin farzı ayın olup, farzı kifaye olmadığını işaret içindir. Münkiride ehli imandan değildir. "İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!" (Bakara/177)

 
24.beyt
وَ خَتَمُ الرَّسُلَ باِلصَّدْرِ الْمُعَلَّى * نَبِيّ هَاشِميّ ذِى جَمَالٍ
Rasüllerin sonuncusu Haşimî'dir. Cemil sıfatının sahibi olan Nebi, Sadr-ı Muallâ'dır.

İzah: Hz. Muhammed (S.A.V) son peygamberdir. Ondan sonra peygamber gelmeyecektir. O nebi  aynı zamanda rütbe, nur ve ruh itibariyle bütün peygamberlerden evveldir. Hadis-i şerifte 
اَوَّلُ مَا خَلَقَ اللهُ نُورِي اَوْ رُوحِي وَ كُنْتَ نَبِيًّا وَ آدَمَ بَيْنَ الْمَاءِ وَالطِّينِ  “Allah önce benim nurumu ve ruhumu yarattı. Adem Su ile çamur arasında iken ben peygamberdim."  buyrulmaktadır."Muhammed, sizin adamlarınızdan hiçbirinin babası değildir. Ama Allah'ın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkiyle bilendir.." [Ahzab/40]

25.Beyt
اِمَامُ الْأنْبِيَاءِ بِلاَ اخْتِلَافٍ   وَ تَاجُ الأصِْفيَاءِ بِلَا اخْتِلَالِ        
Fahri Alem S.A.V. efendimiz bila ihtilaf “ihtilafsız” Enbiya Izamın İmamı,bila ihtilal "şübhesiz" esfıyanın tacıdır.

İzah: Rasulullah efendimizin mirac saadetlerinde bütün peygamberlere imam olmuş ve ulema ve süheda gibi esfiyaya da önder olmuştur. "Resullerden kimisini kimisine üstün kıldık." [Bakara 253],"Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik." [Sebe 28],"Sen içlerinde bulunduğun sürece, Allah onlara azap etmez."(Enfal/33) ve "Elbette sen, en büyük ahlak üzeresin." [Kalem/4]  buyrularak peygamber efendimizin yüceliği ve örnek karakteri övülmüştür.

26. Beyt
  وَ بَاقٍ شَرْعُهُ فِى كُلِّ وَقْتٍ   إلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَ ارْتِحَالِ  
Hatemül Enbiya olan nebiyyi zişan efendimizin şeriati ,kıyamete kadar (insanlar dünyadan ahirete irtihal ettiği güne kadar  herbir vakitte) bakidir.

İzah: Beyitte geçen “فى كل وقت her vakitte” ile  kastedilen Cehmiyye fırkasının Nüzul-ü İsa (a.s) ile iddiasına reddiyedir. Cehmiyye’ye göre İsa (a.s) nüzulu ile birlikte kendi şeriatını uygulayacaktır. Ehl-i sünnet Cehmiyye'nin bu görüşünü reddeder. "Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Resulünü hidayet ve hak dinle gönderen Odur." (Fetih/28),  "Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim" ( Maide/3), "Her kim İslam’dan başka din ararsa, asla kabul edilmeyecektir. O kimse ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır." (Ali imran 85),Hadis-i şerifte de islam şeriatinin kıyamete kadar devam edeceği şu şekilde ifade edilmiştir. “Bu din ayakta durmakta mutlaka devam edecektir. Onun namına tâ kıyamet kopuncaya kadar müslümanlardan bir cemaat çarpışacaktır.” (Müslim: 1922)

27.Beyt
 وَ حَقٍّ اَمْرُ مِعْرَاجٍ وَ صِدْقٌ     فَفِيهِ نَصُّ اَخْبَارٍ عَوَالٍ
Mirac emri “hadisesi” sadık  ve haktır. Bu babda “Mirac hadisesinde” Âli “yüksek” açık haberler vardır.

İzah: Peygamber  S.A.V. efendimizin Mirac hadisinin vuku haktır,sadıktır. Kuran-ı Kerim Nassı kat-i ile sabittir. سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ  إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّ هُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ  
"Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) s.a.v kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir." (İsra/1) -Haberi Mütevater ile yani ayeti Kerime ile sabittir. Münkiri kafirdir. -Mirac hadisesinin Mescidi Aksadan semavata kadar  olan bölümü  haberi meşhur ile sabit dir.  İnkar eden mudil “sapık” olur. 

28.Beyt 
وَ إنَّ الأَنْبِياءَ لَفِى أَمَانٍ * عنِ الْعِصْيَانِ عَمْداً وَ انْعِزاَلِ
Muhakkak Peygamberler  ısyandan “günah işlemekten”  Peygamberlik makamından azl edilmekten ma’sumlardır ,emniyet içindedirler.

İzah: Bütün Peygamberler amden(bilerek)  veya sehven(unutarak)  emre muhalefet etmekten masumdurlar.

29.Beyt
وَ مَا كَانَتْ نَبِيّا قََطْ أُنْثَى * وَ لاَ عَبْدٌ وَ شَخْصٌ ذُو افْتِعَالِ
Nebi hiçbir zaman da nisa köle ve kötü fiil (sihir gibi ) sahibinden olmamıştır.

İzah: Hanım taifesinden Nebi olmaz. Zira nübüvvet davet ve mucize izhar gibi ahvale muhtaçtır. Bu konuda Eşari mezhebi Hz. Meryem ve Hz. Asiye gibi kadınları istisna tutmuşlardır.

30.beyt 
وَ ذُو الْقَرْنَْينِ لَمْ يُعْرَفْ نَبِيّاً   كَذَا لُقْماَنُ فَاحْذرْ عَنْ جِدَال
Zülkarneyn a.s ın  nübübüvveti maruf olmadı gibi Lokman a.s ın nübüvvetide maruf değildir.Bu hususda sen mücedeleden sakın.

İzah: Zülkarneyn ve Lokman a.s ın nübüvvetleri sabit değildir.Nübüvvet Hususunda mücadeleden geri kalarak ilmi
 Allah bilir demek en doğrusudur." Gerçekten biz O Zülkarneyn'i yeryüzünde iktidar sahibi yaptık ve ona ulaşmak istediği her şeyi elde etmesinin bir yolunu verdik." (Kehf/84), "Andolsun ki biz, Lokman'a "Allah'a şükret!" diye hikmet verdik. Kim şükrederse kendi iyiliğine eder. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz ki Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, daima övülmeye layıktır." (Lokman/12)

31. beyt
وَ عِيسَى سَوْفَ يَأْتىِ ثُمَّ يُتْوِى * لِدَجَّالِ شَقيِّ ذِى خَبَالٍ
Yakında İsa (a.s.) gelecek kafir ve fasid deccali helak edecektir.

İzah: Ehli Sünnet itikadına göre kıyamete yakın olarak gerçekleşmesi hak olacak bazı alametler vardır. İsa (a.s)ın nüzûlü ve Deccal’in gelmeleri haktır. Hz. İsa(a.s) Deccal’i mağlup ederek onu öldürecek ve islamı yeniden canlandıracaktır. "Hani Allah, İsa'ya demişti ki: 'Ey İsa, doğrusu seni Ben vefat ettireceğim ve seni Kendime yükselteceğim, seni inkar edenlerden temizleyeceğim ve sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. Sonra dönüşünüz yalnızca Banadır, hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyde aranızda Ben hükmedeceğim.' " (Al-i İmran/55), Ve: "Biz, Allah'ın Resulü Meryem oğlu Mesih İsa'yı gerçekten öldürdük." demeleri nedeniyle de (onlara böyle bir ceza verdik.) Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar. Ama onlara (onun) benzeri gösterildi. Gerçekten onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bir zanna uymaktan başka buna ilişkin hiçbir bilgileri yoktur. Onu kesin olarak öldürmediler.""Hayır; Allah onu Kendine yükseltti. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir." (Nisa/157,158)

32.Beyt
كََرَامَاتُ الْوَلِيِّ  بِدَارِ دُنْيا    لَهَا كَوْنٌ فَهُمْ اَهْلُ النَّوَالِ
Darı dünyada velilerin kerametleri  hak ve sabittir. Zira o Evliyaullah Ata ve ihsan sahibidir.

İzah: Dünyada Evliyanın ellerinden zuhur eden harikulâde hallere "keramet" denir bunlar haktır. Keramet:امرٌ خارقٌ الْعادةِ مقرونٌ بالمعرفةِ والطاعةِ خالٍ عنْ النبوَّةِ به Nübüvet davasından  hali olarak  ma’rifet ve ta’atı ilahiyeye makrun harikulâde işlerdir. .Evliyaullahdan zuhur eder. Davayı Nübüvvete mukarın ise Mucizedir.Peygamberi Izamdan zuhur eder. Ekseri mu’tezile  Keramati  inkar etmiştir. "“…Zekeriyya ne zaman kızın bulunduğu mihraba girdiyse, O’nun yanında bir yiyecek buldu: “Meryem! bu sana nereden geliyor?” dedi. O da : “bu Allah tarafından, şüphe yoktur ki Allah kimi dilerse ona sayısız rızık verir” derdi.”(Âli İmran/37)"

 
33. beyt

وَلَمْ يَفْضِلْ وَلِيٌّ قَطْ دَهْرًا * نَبِيًّا اَوْ رَسُولاً فيِ انْتِحَالٍ
Veli hiçbir zaman nebiden veya rasülden üstün olmadı, faziletli olmadı, onlara müsavi de olmadı.

İzah: Ehli Sünnet itikadına göre veliler ümmeti oldukları paygamberlere tabidirler. Tabi olan tabi olunandan  üstün veya ona eşit olamaz. 
Hz. Ömer (r.a), Peygamber Efendimizin (s.a.v)'in konuyla ilgili şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Allah'ın kulları içinde bir takım insanlar vardır ki, nebi, şehid değildir. Fakat kıyamet günü Allah Teala'nın kendilerine bahşettiği lütuf ve makamlardan dolayı peygamberler de, şehidler de kendilerine gıpta ederler" Sahabe: "Ya Resulullah, onların kimler olduğunu bize haber verir misin?" deyince Allah Resulü: "Onlar, aralarında herhangi bir mal alışverişi ve akrabalık bulunmadan Allah'ın muhabbeti için birbirlerini sevenlerdir. Allah'a yemin olsun ki, onların yüzleri nur gibi parlamakta ve kendileri de nurdan minberler üzerinde bulunmaktadırlar. İnsanlar korktukları zaman onlar korkmazlar. Yine, insanlar üzüldükleri zaman onlar asla mahzun olmazlar" (Ebu Davud/799)

 
34. Beyt
وَلِلصِِّدّيقِ رُجْحَانٌ جَلِيٌّ * عَلىَ اْلاَصْحَابِ مِنْ غَيْرِ احْتِمَالِ
Hazreti Ebu Bekir için sair eshab üzerine açık olan tercih olmasında şek ve şüphe olmadı...

İzah.  Asıl adı Abdullahtır. Künyesi Ebû Bekir’dir Cahiliye dönemindeki Abdu’l-Kâbe olan ismi, iman ettikten sonra Peygamberimiz tarafından “Abdullah” olarak değiştirilmiştir. Efendimizin ilk değiştirdiği Onun ismidir. Babası Ebû Kuhâfe Annesi Ümmü’l-Hayr Selma binti Sahr'dır.Allah Rasülü Hz. Ebu Bekr'in fazileti hakkında"İnsanlardan dost tutmuş olsaydım, muhakkak ki Ebu Bekir'i dost tutardım." (Tirmizi 14) buyurmuştur. Ayet-i Celile'de Sevr mağarasındaki olay anlatılırken şu şekilde bir hitap vardır. "Eğer siz ona (Peygamber'e) yardım etmezseniz, Allah ona yardım eder. Hani o kâfirler, onu Mekke'den çıkardıkları vakit sadece iki kişiden biri iken, ikisi de mağarada bulundukları sırada arkadaşına «Üzülme, çünkü Allah bizimledir.» diyordu. Allah onun kalbine sükûnet ve kuvvet indirmişti ve onu görmediğiniz bir orduyla desteklemişti. Kâfirlerin sözünü alçaltmıştı. Yüce olan Allah'ın kelimesidir. Ve Allah güçlüdür, hikmet sahibidir." (Tevbe/40)

35.beyt.
وللفارق رجحان وفضل  على عثمان ذى النورين عال
Ömerul faruk icin  yüksek ve iki nur sahibi hazreti osman üzerine ruchan ve fadil vardir.

İzah: 
İsmi: Ömer Künyesi Ebu Hafs  Lakabı: Faruk İslamiyette iman ile küfür arasını kazaya ve husumatta hak ile batıl arasını tefrik ettiği için bu lakap ile mulakkaptır. Babasının ismi: Hattap bin nüfeyl Annesinin adı: Hatebe binti hişam 'dı. Mügira ibn Şubenin kölesi olan Ebu Lü'lü  (firus) tarafından şehit edildi.

36.Beyt.
وذوالنورين حقا كان خيرا  من الكرار في صف القتال
iki nur sahibi olan hazreti osman savaslarda cesaretli olan ve rasülüllahin damadi olan hazreti aliden hayirli olmasi ulema katinda sabit olmustur.

İzah: Halifelerin üçüncüsü. Ümeyyeoğulları ailesine mensup olup, nesebi beşinci ceddi olan Abdi Menaf'ta Resulullah (s.a.s) ile birleşmektedir. Fil olayından altı sene sonra Mekke'de doğmuştur. Annesi, Erva binti Küreyz b. Rebia b. Habib b. Abdi Şems'tir. Büyükannesi ise Resulullah (s.a.s)'ın halası Abdülmuttalib'in kızı Beyda'dır. Künyesi, "Ebû Abdullah'tır. Ona, "Ebu Amr" ve "Ebu Leyla" da denilirdi (İbnul-Hacer el-Askalânî, Hz. Osman, iman ettiği zaman bunu duyan amcası Hakem b. Ebil-Âs onu sıkıca bağlayarak hapsetmiş ve eski dinine dönmezse asla serbest bırakmayacağını söylemişti. Hz. Osman (r.a) ebediyyen dininden dönmeyeceğini söyleyince, kararlılığını gören amcası onu serbest bırakmıştı.Hz. Osman, hanımı Rukayye ağır hasta olduğu için, Resulullah (s.a.s)'in izniyle Bedir savaşından geri kalmıştı. Rukayye ordu Bedir'de bulunduğu esnada vefat etmiş, müslümanların zaferinin müjdesi Medine'ye ulaştığı gün toprağa verilmişti. Fiili olarak Bedir'de bulunmamış olmakla birlikte Resulullah (s.a.s) onu Bedir'e katılanlardan saymış ve ganimetten ona da pay ayırmıştı. Rukayye'nin vefat edişinden sonra Resulullah (s.a.s), Hz. Osman'ı diğer kızı Ümmü Gülsüm ile evlendirdi. Hicretin dokuzuncu yılında Ümmü Gülsüm vefat ettiğinde Resulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştu: "Eğer kırk tane kızım olsaydı birbiri peşinden hiç bir tane kalmayana kadar onları Osman'la evlendirirdim" ve yine Hz. Osman'a "Üçüncü bir kızım olsaydı muhakkak ki seninle evlendirirdim" demistir.

37.beyt:
وللكرار فضل بعد هذا علي الاغيار طرا لاتبا
Savas meydanlarinda aslanlar gibi carpisan hazreti ali kerremellahü veche icin diger üc halifeden sonra akranlari üzerine şeksiz şübhesiz üstünlügü vardir.

İzah: Resulullah'ın amcasının oğlu, damadı, dördüncü halife. Babası Ebû Talib, annesi Kureyş'ten Fâtıma binti Esed, dedesi Abdulmuttalib'tir. Künyesi Ebu'ı Hasan ve Ebû Tûrab (toprağın babası), lâkabı Haydar; ünvanı Emîru'l-Mü'minin'dir. Ayrıca 'Allah'ın Arslanı' ünvanıyla da anılır. Hz. Ali küçük yaşından beri Resulullah'ın yanında büyüdü. On yaşında İslâm'ı kabul ettiği bilinmektedir. Hz. Hatice'den sonra müslümanlığı ilk kabul eden odur. Hz. Peygamber ile Hz. Hatice'yi bir gün ibadet ederken gören Hz. Ali'ye Peygamberimiz şirkin kötülüğünü, tevhidin manasını anlattığında Hz. Ali hemen müslüman olmuştu. Mekke döneminde her zaman Resulullah'ın yanındaydı. Kâbe'deki putları kırmasını şöyle anlatır: "Bir gün Resul-u Ekrem ile Kâbe'ye gittik. Resul-u Ekrem omuzuma çıkmak istedi. Kalkmak istediğim zaman kalkamayacağımı anladı, omuzumdan indi, beni omuzuna çıkardı ve ayağa kalktı. Kendimi istesem ufukları tutacak sanıyordum. Kâbe'nin üzerinde bir put vardı, onu sağdan soldan ittim. Put düştü, parça parça oldu. Resulullah'ın omuzlarından indim. İkimiz geri döndük." (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 384).

38.Beyt
وَلِلصِّدِّيقةِ الُّرجْحَانُ فَاعْلَمْ   عَلَى الَّزَهْرَاء فِى بَعْضِ الْخِلَالِ
Sen bil ki Hz. Aişe-i Sıddıka  RadiyAllahüanha için  Hz Fatımatüzzehra RadiyAllahüanhe üzerine bağzı hallerde ruchan (fazilet) vardır.

İzah:Hz Aişe-i sıddıka (r.a),  Sıddıkı Azam (r.a) ın kerimleri ve Efendimiz (s.a.v.) in zevce-i mütahherreleridir. Bu beyit Hz. Aişe'ye iftira atan Şia zümresine bir reddiye niteliğindedir. Fatımatüzzehra  (r.a) validemiz,  Fahri Kainat Efendimiz (s.a.v )in kerimleri olup Ali KerramAllahü veche hazretlerinin zevce-i tahireleridir. Bu ruchan bahsinide bir çok akval var isede nazım hazretleri  Ahirette Hz. Aişe (r.a)validemizin Rasulullah (s.a.v.) efendimiz ile derace-i ulyada ,Hazreti Fatma (r.a)validemiz de Hz. Ali (r.a) ile birlikte bulunacakları cihete işaret eder. Zira Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her iki validemizin üstünlükleri hakkında bir çok Hadisi Şerif irad etmiştir. Ayet-i Celilede Hz. Allah,  Aişe validemiz hakkında şu şekilde hitap etmiştir. "(Peygamber'in eşi hakkında) o yalanı uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın, o sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine kazandığı günah karşılığı ceza vardır; içlerinden elebaşılık yapana ise büyük azap vardır. Onu işittiğiniz zaman, erkek kadın müminlerin, kendiliklerinden hüsnü zanda bulunup da: 'Bu apaçık bir iftiradır' demeleri gerekmez miydi?" (Nur/11,12)

39.Beyt
وَ لَمْ يَلْعَنْ يَزِيدًا بَعْدَ مَوْتٍ   سِوَى الْمِكْثَارِ فِى الْاِغْرَاءِ غَالِ
Seleften hiç bir kimse ölümünden sonra  yezide lanet eylemedi.ancak haddi tecavüz etmekte mübağa edenler müstesna.

İzah: Selefden bir kimse yezid bin muaviye hakkında la’net eylemedi ancak haddi aşan rafizi ve harici  gibi bazı eşhas la’net eylemiştir. Hadisi Şerif:اُذْ كُرُوا مَوْتَاكُمْ بالخَيْرِ  "Ölülerinizi hayırla, iyi ve güzel halleri ile yâdediniz" buyurulmuştur. 

40.Beyt
و ايمان المقلد ذو اعتبار    بانواع الدلائل كالنّصال

Keskin  kılıçlar gibi kat-i deliller ile mukallidin imanı itibar sahibidir.geçerlidir.

İzah: Mukallit: قَوْلُ قوْلِ المُجْتَهدِ بِلاَ دليل   Başkasının sözünü delilsiz kabul eden kişidir.Mukallit olan  mü’minlerin imanı muteberdir,Mesela :Annem babam iman etti bende onlar gibi  bu dine inandım bu dinden başka hak din yok derse mu’teberdir.Üç Türlü iman vardır.1-İmanı taklit: Anne babadan görerek imandır.2-İmanı İstidlali:Farz ,vacib,sünnetleri bilir  amel eder ve öğretir.3-İmanı hakiki:Enbiyanın imanı gibidir. Asla kalbine şek ve şübhe gelmeyen imandır.

41.Beyt
وما عذر لذى عقل بجهل  بخلاق الاسافل و الاعال
Eâliyi ve esâfili  yaratanı bilmemesi tanımaması  akıl sahipleri için özür değildir.
 

İzah: Akıl baliğ olan bir kimse  cehli sebebi ile marifeti ilahiden mahrum olsa huzuru Rabbul aleminde özrü kabul olmaz. Özür kelimesinin üç manası vardı;biri ben işlemedim der,biri şu sebeble işledim der, biri  işlemedim fakat bundan sonra işlerim der.Burada murat olunan mana üçüncüsüdür.Ben cahil idim bilmiyordum demek mes’uliyetten kurtarmaz. Zira arz ve semanın vesair mahlukun yaratılmasında kudreti ilahi açıkca görülür. 

42.Beyt
و ما ايمان شخص حال يأس  بمقبول لفقد الامتثال
Sekeratı mevt zamanında şeriatin emirlerine imtisal olmadığı için şahsın imanı kabul olmadı.

İzah: İmanı be’s imanı ye’s de denilir.bir kimse hali ye’iste sekeratı mevt halinde şeriatin emirlerini imtisal (yerine gerimediği) için,imanı makbul değildir.Nazım hazretleri, فَلَمْ يَكُ يَنفَعُهُمْ إِيمَانُهُمْ لَمَّا رَأَوْا بَأْسَ "Fakat azabımızı gördükleri zaman imanları kendilerine bir fayda vermeyecektir."(Mümin/85) Bu beyit Ayeti celilesinden iktibas edilmiştir. "İsrâiloğullarını denizden geçirdi; Firavun ve askerleri de zulmetmek ve saldırmak için onların arkalarına düştü. Nihayet boğulma kendisini yakalayınca (Firavun:) 'Gerçekten İsrâiloğullarının inandığından başka ilâh olmadığına iman ettim, ben de müslümanlardanım!' dedi. Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş; bozgunculardanolmuştun (denildi)." (Yûnus, 90-91).


43.Beyt
وما افعال خير في حساب     من الايمان مفروض الوصال
Visali mefruza olan yani yerine getirilmesi farz olan  âmali saliha imandan  mahsub  (imanın hesabından) sayılmadı.


İzah: Amali hasene namaz oruc ...gibi olan ameller  imanın içine dahil değildir. İmanın aslı  ise tasdiki kalbdir .Hakiki iman budur.Alameti ise, islamiyeti  icradır.إِنَّ الَّذِينَ ءَامَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ "İnanan ve güzel amel işleyenler de insanların en hayırlılarıdır".(Beyyine/7) Kavli keriminde iman ve ibadet beynini “arasında” bir fark olduğu buyrulmuştur.

44.Beyit
ولا يُقضى بكفرٍ و ارتداد  بعهر او بقتل و اختزال 
Bir kimse ,kötü ,gayrimeşru fiil,nefsi katil ile mürted  hüküm olunmaz.


İzah: Mahzuratı şer-ıyyeden olan zina,katil,gasbı mal gibi efalin işlenmesi ile küfr ve irtidad ile hüküm  olunmaz. "Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Fakat bunun dışında kalan günahları dilediği kimse için bağışlar" (en-Nisa, 4/48) 


45. Beyit
وَ مَنْ يَنْوِ اِرْتِدَاداً بَعْدَ دَهْرٍ * يَصِر عَنْ دِينِ حَقٍّ ذِا انْسِلاَل
Bir kimse bir zamanda mürdet (dinden çıkmak) niyet ederse O kimse hak olan dinden çıkmış sıyrılmış olur.

İzah: Mesela bir kimse bir sene sonra kafir olacağım diye niyet etse o kişi hemen kafir olur. Zira bilicma küfür kastıda küfürdür.  Dehr: Umumi zaman manasınadır. İster bir sene veya bir gün olsun musavidir.

46.Beyit
ولفظ الكفر من غير اعتقاد  بطوع ردّ دين باغتفال
Tav’ ve ihtiyarı (kendi isteği )ile inanmaksızın küfür lafzını söylemek  gafleti  "cehli" ile dini ret etmektir.

İzah: Bir kimse cehli sebebi ile küfür olduğunu bilmeyerek kendi ihtiyarı ile küfür kelimesini söylerse islam dairesinden çıkıp küfre dahil olur. "“Şayet kendilerine niçin alay ettiklerini sorsan, ‘Biz sadece lafa dalmıştık ve aramızda eğleniyorduk”, derler.İtizarda bulunmayınız, muhakkak ki, siz imânınızdan sonra kâfir oldunuz. Eğer sizden bir zümreyi (tevbe edeceklerinden dolayı) affedersek, bir gürûhu onlar mücrim kimseler oldukları için azaba uğratacağızdır.” (Tevbe/65-66)


47.Beyit
ولا يحكم بكفر حال سكر    بما يهذى و يلغو بارتجال
Sekir (sarhoşluk halinde) irticalen(hazırlıksız) boş sözü ve hezeyanı sebebi ile küfrü ile hüküm olunmaz.

İzah : Kişi gerek  hamr “şarab” veya sarhoşluk veren herhangi bir şey ile sarhoş halinde,söylediği küfür kelimesi sebebi ile  küfür ile hüküm olunmaz. Allah-u Teâlâ “Ey iman edenler, sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın” (Nisa, 43) buyurarak sarhoşluğun bir nevi akıl zayıflığı olduğunu ifade etmiştir.

 
48.Beyit
وماالمعدوم مرئيّا و شيئاً   لفقه لاح في يمن الهلا ل 
Mübarek olan hilalin bereketinde  anlaşıldığı için,ma’dum görülür ve mevcut(şey) değildir.

İzah: Ma'dum ehli sünnete  göre görülmez, mevcut değildir ve şey denilmez .  Mu’tezileye göre görülür, mevcut olmayanı  şey olarak isimlendirirler. Ma’dum üçtür.1)Vacübül vücud: varlığı vacib olan,varlığı kendi zatında  olan. Hz Allah dır. 2) Mümkinül vücud,Ca-izül vücud da denir; olsada olur olmasada olur. Kainat ve alem.3)Mümteni-ül vücud:Varlığı hiç bir şekilde olmayan. Cenab-ı Hakk ın ortağı yoktur,olması imkansızdır. 

49.Beyit
و غيران المكون لا كشيئٍ   مع التكوين خذه لاكتحال  
Tekvin ile beraber  mükevvenat ayrıdır. Bir şey değildir.Sen bunu kühül (sürme) için al.

İzah: Mu’tezileye göre tekvin ve mükevvin şey-i vahid dir,  yani birdir.Onlara göre cenabı hakkın tekvin sıfatı olmayıp mükevvin  kudreti ile halk olunmuştur. Ehli sünnet ındinde tekvin ile mükevvin aynı şey değildir.Tekvin sıfatı C.hakkın sıfatı olub, yoktan var etmektir. Buradaki kühül de göze sürülen sürme manasında gözü aydınlatmak anlamında kullanılmıştır.

50. Beyit
و ان السحت رزق مثل حل  و ان يكره مقالى كل قال  Her ne kadar buğuz edici bu kavlimi kerih görsede,Haram dahi helal gibi  rızıktır.  

İzah: Rızık: Rezzakı Alemin hayat sahiplerine yaşamaları için bahş eylediği, onlarında faidelendiği şeydir.
Ehlisünnete göre helal olsun  haram olsun insana sevk edilen şey rızıktır.Ancak kulun cüz-i iradesini ne yöne harcarsa ona göre hesabı vardır.Haram olan rızıkta hem hesaba çekilmek hem azaba müstehak olmak vardır.Mutezile haram, rızık değildir.Herkes kendi rızkını yaratmıştır, der.

51.beyit
سيبلى كل شخص بالسؤال      و فى الاجداث عن توحيد ربّي
Kabirlerde Rabbimin tevhıdinden her bir şahıs sual ile imtihan olur.
 

İzah: Cümle-i insan ölecek,kabre defin olunduktan sonra Tevhıd-i ilahiden sual olunacaktır.Vuku-una (kabir sualinin olacağına) i'tikat etmek farzdır. Mutezile'ye göre kabir suali yoktur.Hadis-i Şerifte "Allah, iman edenleri sabit bir söz ile metanetli kılar." âyeti, kabir azabı (sorgusu) hakkında indi. Ölüye kabirde; "Senin Rabbin kim?" diye sorulur. O da; "Rabbim Allah'tır, Peygamberim Muhammed (s.a.s.)'dir" diye cevap verir. İşte mü'min ölünün böyle cevabı; "Allah iman edenleri sâbit söz ile dünya hayatında ve ahirette metanetli kılar." meâlindeki âyetin ifadesidir. (İbn Mace, Zühd, 32; Buhari, Tefsîr, Sûre, 14).

 
52.Beyit
وللكفار و الفسساق يقضي  عذاب القبر من سو ء الفعال
Kafirler,fasıklar,kütü amellerinden dolayı kabir azabı ile hüküm olunur.


İzah: Birinci sur üflenene kadar” ehli küffar kabirlerinde azab olunur.Tevbe etmeden ölen bazı asi mü’min de azab olunur.Amali saliha sahibi müminler ise cennet nimetleri gibi telezzüz içinde olacak. Hadisi Şerif:اَلْقُبْر روْضَة مِنْ رِيَاضِ الْجنّةْ من حُفَرِ النِّراَن "Kabir, Cennet bahçelerinden bir bahçe yâhut Cehennem çukurlarından bir çukurdur." buyrulmuştur.
"Onlar sabah akşam ateşe sunulurlar. Kıyamet çattığı gün; Firavun'un adamlarını azabın en ağırına sokun, denir." (Mü'min, 40/46)

 
53.Beyit
دخول الناس في الجنات فضل * من الرحمان يا اهل الامال
Ey ehli meali, ehli mehasinin cennete duhulü Rahmeti İlahiden  fazıl ve keremdir.

İzah: Ey ehli meali mü’minlerin cennete girmeleri mücerret ameli salihları  ile olmayıp mahsa C.Hakkın fazlı keremi  Rahmeti ilahisi iledir.Zira Rasülullah efendimiz, يَدْخُلَ اَحَدُكُمْ الجَنّةَ بِعَمَلِيلَنْ   “Hiç biriniz ameli salih ile cennete dahil olmazsınız” buyurdu.Ashabı Kiram: ياَ رَسُولَ اللهوَلاَاَنْتَ     “Sizdemi ya RasülAllah” diye sorduklarında وَلاَ اَناَ اِلاّ يَتَغَمَّدَنِيَ اللهُ بِرحْمتهِ “Ben dahi A’mali saliha ile cennete dahil olamam ancak Allahü Teâlanın rahmeti ilahisi ile dahil olurum”. Buyurmuşlardır.

54.Beyit
حساب الناس بعد البعث حق   فكونوا بالتحرز عن وبال
Kıyamet günü  insanlar ba’s  olunduktan (diriltiltikten) sonra  hesaba çekimeleri haktır.

İzah: Böyle olunca bu vebalden yani her türlü günah  ve kul hakkından kaçının.Ehli sünnet bu i’tikat üzerinedir.Delili kat-ı ile sabittir.ثُمَّ إِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ تُبْعَثُونَ "Sonra da siz, şüphesiz, kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz."(Mü’minûn /16)

55.Beyit
و يعطى الكتب بعضا نحو يمنى   و بعضا نحو ظهر و الشمال
Amel derfterleri bazısına sağ cenabından, bazısına arka ve sol cenabından verilir.

İzah:İnsanlar ba’s olunduktan sonra herkes, hayır ve şer’i ihtiva eden, hayatında geçen hata ve  A’mali salihaları nın zabt olunduğu kitab,mü’minlere sağ tarafından,Kafirlere ise arka ve sol tarafından verileceği haktır. Delili Kat-ı ile sabittir.فَأَمَّا مَنْ أُوتِيَ كِتَابَهُ بِيَمِينِهِ فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا  "O vakit kitabı sağ eline verilen.Kolay bir hesapla hesaba çekilecek" (İnşikak/7,8)

56.Beyit
 و حق وزن اعمال و جرئ   علي متن الصراط بلا اهتبال           

Şübhesiz amellerin vezni (tartılması) sırat üzerinden mürür (geçmek) haktır.

İzah: Kıyamette herkes haşr olunduktan sonra hayır ve  şer amelleri vezin olunacağı ve bütün kulların cehennem üzerindeki sırattan geçmeleri haktır.
وَنَضَعُ الْمَوَازِينَ الْقِسْطَ لِيَوْمِ الْقِيَامَةِ فَلَا تُظْلَمُ نَفْسٌ شَيْئًا وَإِنْ كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا وَكَفَى بِنَا حَاسِبِينَ 
"Biz kıyamet günü için doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Yapılan amel, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir (tartıya koyarız.). Hesap görenler olarak da biz kâfiyiz."( Enbiyâ / 47) وَإِنْ مِنْكُمْ إِلَّا وَارِدُهَا كَانَ عَلَى رَبِّكَ حَتْمًا مَقْضِيًّ "içinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür."( Meryem / 71)


57:Beyit
و مررجوّ شفاعة اهل خير   لاصحاب الكبائر كالجبال
Dağlar gibi kebâir ehline, ehli hayrın şefeati ümit  olunur.


İzah:Enbiya,evliya,ulema ve suleha gibi  ahyar, rûzi kıyamette dağlar gibi  günahı olanlara şefeat edib müstehak oldukları azab ve ıkabdan kurtulmalarına vesiledirler.يَوْمَئِذٍ لَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلًا  "O gün şefaat faide vermez, ancak Rahmânın izin verdiği ve sözüne razı olduğu kimseler müstesnâ"  (Sad/109)


58.beyit
وللدعوات تأثير بليغ * و قد ينفيه اصحاب الضلال
Dualar için açık te'sir vardır. Ehli dalalet duada te'siri nefi eder...

İzah: Duanın te'siri hakkında ehli sünnet ile mutezile arasında ihtilaf vaki olmuştur. Ehli sünnet akidesinde mü'minin ölü ve diri hakkında duaları müessirdir. Çünkü Ayeti kerimede وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي وَلْيُؤْمِنُوا بِي لَعَلَّهُمْ يَرْشُدُونَ "Şayet kullarım, sana benden sordularsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, duacının duasını kabul ederim. O halde onlar da benim davetime koşsunlar ve bana hakkıyla iman etsinler ki, doğru yola gidebilsinler."(Bakara 186) Mutezile: Gerek ölü gerekse diri için duanın te'siri yoktur.

59.Beyit
ودنيانا حديث و الهيولى * عديم الكون فاسمع بإجتزال
Dünya zahiri batıni bütün ecsami ile hadistir yani sonradan vucuda gelmiştir.

İzah: Heyula(Felasifenin eşyanın aslı dedikleri şey),madum ve mevcud değidir. Sen bu kelamı ferah kulağı, sururu kalb ile dinle.Kadim sıfatıyla muttasıf olan hak sübhanehü ve teala hazretleri varlığı ile beraber hiç bir şey mevcut değildi, sonradan yaratıldı . Kainatın küllisi kudreti ilahi ile mahluktur.  اللَّهُ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ وَهُوَ الْوَاحِدُ الْقَهَّارُ "De ki: "Allah, her şeyi yaratandır. O, birdir. Her şeye üstün ve kahredicidir." (Ra’d /16).Bu beyit, Materyalist felsefeye ilk madde fikrine bir reddiye niteliğindedir.

60.Beyit
وللجنات و النيران كون   عليها عليها مرّ احوال خوال
Cennet ve cehennem için vucut vardır. Üzerlerinde ahvali sininin mazinin sururu yani bir takım hallerin zamanın geçmesi sabittir.

İzah: Cennet için tabakat ve dereceler,Cehennem için tabakat ve derekeler vardır.Cennet içinde şimdi ve zamanı mazide mevcudiyyeti nas ile sabittir. وَسَارِعُوا إِلَى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَوَاتُ وَالْأَرْضُ  أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ  "Ve koşuşun Rabbınızdan bir mağfirete ve bir Cennete ki eni Semavat-ü Arz genişliğidir, müttekîler için hazırlanmıştır" ( Âl-i İmrân / 133) وَاتَّقُوا النَّارَ الَّتِي أُعِدَّتْ لِلْكَافِرِين  "Ve o ateşten korkunuz ki, kâfirler için hazırlanmıştır." (Âl-i İmrân / 131) أُعِدَّتْ  mazi sıgası ile ifade olunmuştur. 


61.Beyit
و ذو الايمان لا يبقي مقيما * بسو ء الذنب في دار اشتعال
İman sahibi günahı kebairi sebebi ile  cehennem darında ebedi kalıcı değildir.


İzah: Büyük günah sahibi olan kimse tevbe etmeksizin ölse ve isyanı sebebi ile cehenneme dahil olsa da kafirler gibi cehennemde ebedi kalmayıp,Cezasını çektikten sonra cennete dahil olacaklar.Bu mes’elede ehli sünnet ve mu’tezile arasında ıhtilaf vardır.Mu’tezileye göre ehli kebair ebedi cehennemdedir. Halbuki mü’mim Allaha şerik "ortak" ittihaz etmediği müddetçe seyyiat işlesede mü’mindir. İnsanlar üç kısım üzerinedir.Bazısı kafir olduğu halde ölür,muhallet finnardır.Bazısı günahsız veya tevbe ile ölür,muhallet filcennetdir. Bazısı tevbe etmeden günahı ile ölendir, günahı nisbetince azabdan sonra Cennete dahil olur. فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا  "Her kim zerre kadar hayır işlemişse onu görecektir."(Zilzal/7) Hadisi Şerif: "La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah diyene Cehennem ateşi haramdır.
"(Müslim)

62.Beyit
لقد البست للتوحيد نظما * بديع الشكل كالسحر الحلال
Ben tevhıt akıdesine (Ehli sünnet itikatı),insana sihir gibi te’sir eden şekli güzel olan nazım (şiir) elbisesi giydirdim.

İzah: Mutlak manada sihir haramdır.  İşleyen ise günahkardır. Nazım Hazretleri kelamın te’sirini sihire teşbihetmiştir. Rasülüllah efendimiz Hadisi Şeriflerin de اِنَّ مِن الْبَثاَنِ لَسِحْراً    “bazı beyan sihirdir.” Buyurmuştur. 

63.Beyit
يسلي القلب كالبشرى بروح * و يحيى الروح كالماء الزلال
Tevhit akidesini giydirdiğim sihir gibi te’sirli olan nazım; rahatlık ile müjdelemek gibi kalbi  teseli verir,Ma-i zülal (abı hayat ) gibi ruhu ihya eder.

64.Beyit
فخوضوا فيه حفظا و اعتقادا * تنالوا جنس اصناف المنال
O halde Siz ,”Rahatlık ile kalbi müjdeleyen,ma-i zülal gibi ruhu dirilten” bu  nazımın “şiirin” manasını i’tikat eder ve lafzını ezberler olduğunuz halde dalınız, alınız. Ta ki ata ve ihsan cinsine nail olursunuz. Yani dünya ve ahirette Allahü tealanın enva-ı nimetlerine nail olursunuz.


65.Beyit
و كونوا عون حذا العبد دهرا * بذكر الخير في حال ابتهال
Her zaman huzurullaha müteveccih  olduğunuz  iltica halinde ,hayır duanız ile şu  kulun yardımcısı olun. “Şu kulu hatırlayın.”


66.Beyit
لعل الله يعفوه بفضل * و يعطيه السعادة في المآل 
Umulur ki “hayır duanız bereketi ile”  Cenabu Hüda şu kulunun günahlarını mağfiret eder,ve ukbada seâdeti  ihsan eder.


67.beyit

و انّي الدهر ادعوا كنه وسعى   لمن بالخير يوما قد دعال
Günlerden bir gün, bir kimse benim için hayır dua ederse, ben de müddeti ömrümde kuvvetim yettiğince dua ederim.

Allah sübhanehü bizleri; Peygamberimiz ,Hz Muhammed Mustafa s.a.s. in dininde istikamet üzere kalmayı daim kılsın. (Amin)

0 yorum:

Popüler Yayınlar

Sosyal Paylaşım

Icon Icon Icon Icon

Lütfen yazılarımızla ilgili yorum yapmaktan çekinmeyin. Kırık linkleri ve hatalı içerikleri mutlaka bize ilgili sayfa altında yorum yaparak bildiriniz. Blog sayfalarımızda ilginizi çekebilecek diğer yazılar için blog arşivimizi kullanabilirsiniz.

Son Yorumlar

Yararlı Linkler