Derscartes'in Yaşamı ve Felsefe

Etiketler :
"Descartes (1596-1650): Rönesans’ın başlangıcından beri yeni bir kültür, yeni bir bilim  kurma  çabalarını  felsefesinde  büyük  bir  senteze  kavuşturan  Descartes,  Yeni Çağ felsefesinin kurucusu ve babasıdır. Descartes felsefesi, kendinden sonra, çeşitli bilim dallarındaki çalışmalar, iki yüzyıl çıkış notası sağlayan, Yeni Çağ kültürünün bağlantısını  ortaya  koyan  bir  sistemdir.  Bunun  içindir  ki  17.yüzyıl  felsefesi Descartes’in  çizdiği  çerçeve  içinde  gelişmiştir.  Bir  bakıma  17.yüzyıl  felsefesi,  bir Descartescılıktır. 

Bacon, bilimin zihne ve onun yasalarına bağlı olduğunu hayal meyal görüyor, fakat  yanılgıların  bir  sınıflamasını  vermekle  yetiniyor.  Üstelik  o,  Orta  Çağ kavramlarından ancak yarım kurtuluyor, ve o hâlâ, soyut kendiliklerin ve cisimden cisme geçirilebilen (sıcak, soğuk, yoğun, nadir, v.s. gibi) formların varoluşunu kabul ediyor. Bunun için modern felsefenin gerçek kurucusu Descartes’tir (Janet, 1016). Descartes  31  Mart  1596’da,  Fransanın  Touraine  eyaletinin  La  Haye  şehrinde doğdu. Ailesi, asil ve varlıklı bir fransız ailedir. Babası, Renne Parlamentosunda üye. Erken  düşünme  ve  tecessüs  niteliğinden  dolayı  babası  küçük  René’ye  “filozof” sıfatını vermişti. 1604 yılında, sekiz yıl okuyacağı, Cezvitler tarafından yönetilen La Flèche  kolejine  girdi.  Eski  dillerin  dışında  mantık,  ahlâk,  fizik,  metafizik  ve matematik  öğrendi.  Çok  sevdiği  ve  eksik  bulduğu  matematiği  geliştirip tamamlamayı amaç edinen Descartes, La Flèche bittikten sonra, âdet gereği askerlik mesleğini  seçti,  ilmî  düşüncelerini  gerçekleştirmek  amacıyla  istifaen  görevden ayrıldı.  Yalnız  kendi  başına  dinlenebilmek  için  iki  yıl  Pariste,  St.  Germain’de  bir bakıma  saklandı.  Descartes,  İspanya  ile  Hollanda  arasında,  1618  yılında  çıkan savaşta,  Hollanda  hizmetine  girdi.  Filozof,  düşündüğü  metod  problemini  istediği şekilde çözebilirse italya’ya hacca gitmeyi adar. Adağının yerine geldiğini görünce 1624  yılında  Loretto’ya  giderek  hacc  görevini  yerine  getirir.  Kalabalıktan  kaçmaya çalışan  Descartes’in  adresini  yalnızca  La  Flèche’ten  arkadaşı  olan  Père  Mersenne bilir. Bilginlerle arkadaşı Mersenne aracılığıyla haberleşirdi. 1629 yılında Fransa’dan ayrılır,  Hollanda’ya  gider.  20  yıl  kaldığı  Hollanda’da  15  adres  değiştirmiştir. Descartes’in  bu  toplumdan  kaçışı,  yazacağı  eserlerden  başka  bir  şeye  zaman ayırmamak  içindir.  Yazdığı  eserlerinin  kendi  sağlığında  basılmamasını  öngören filozof,  yapılacak  eleştirilere  cevap  vererek  zaman  kaybına  uğramak  istemiyordu. 

Eserlerinin çoğunu bu uzlet döneminde yazmıştır (Descartes, 1947, 183). Hollanda’da ikamet ederken, önceden felsefî diyalogunu mektupla sürdürdüğü İsveç  Kraliçesi  Christine,  Descartes’i  İsveç’e  davet  eder.  Daveti  kabul  eden  filozof 1649 yılının Ekim ayında Stockholm’a gider. Alışkanlıklarından vazgeçmeye ve iklim değişikliklerine  intibak  edemeyen  Descartes,  5  ay  sonra  11  Şubat  1650’de  ölür. (Gökberk,  265-266).  Ölümünden  16  yıl  sonra  cesedi  Fransa’ya  nakledilir  ve  St. Geneviève kilisesine defnedilir (E. Barbe, 217). Eserlerini  şöyle  sıralayabiliriz:  Aklı  Kullanmak  İçin  Kurallar  (Regulae  ad directionem ingenii), Dünya (Le Monde), Metod Üzerine Konuşma (Discours de la méthode),  Geometri,  Dioptrique,  Météores,  Felsefenin  İlkeleri  (Principa philosophiae),  Ruhun  Tutkuları  (Les  passions  de  l’âme),  İnsan  Üzerine  İnceleme (Traité  de  l’homme),  Ahlâk  Üzerine  Mektuplar  (Lettres  su  la  morale),  Metafizik Düşünceler (Les méditations métaphiysiques). 

Descartes’e  göre  hakikatı  araştıran  bir  kimse  kendi  kendine  şöyle  sorular sormalıdır:  Hakikat  nedir?  İnsanî  bilgi  ve  sınırları  nelerdir?  Bu  sorulara  cevap vermek mümkündür. Bu soruların cevabını Aristoteles ve Platon’dan ödünç almaya gerek  yoktur.  Biz  bu  cevapları  bizzat  kendimizde  buluruz.  Akıl,  bütün  konuları aydınlatan  ve  hiçbir  zaman,  başkalarından  ödünç  ışık  almayan  güneş  gibidir.  (...) Bütün  hakikatler  açık  ve  basittir.  Hakikat  araştırmasına  bizi  götüren  biricik  doğru yolu, bize matematik gösterir (Vorlander, 375). 

Descartes’e  göre  matematik,  tıpkı  formel  mantık  gibi  bağlantılı  ve  seçik olmalıdır. Fakat Aristoteles’in mantığı gibi totoloji olmayıp yeniyi de öğretmelidir. Bunun  için  de  aritmetik  metot,  analitik  geometriye uygulanmalıdır.  Yani  son (kurucu) ögeler bulunup, bunlarla aritmetik objeler yeniden kurulmalıdır. Bununla açık ve seçik bilgiye ulaşılabilir. “İncelenen objenin son ve yalınç unsurları ile bunlar arasındaki  ilgiler  kavranmışsa,  bilgi açık  ve  seçiktir.  Objelerin  son  ve  yalınç unsurlarını  bize  gerçekten  de  kavratan  tek  bilim,  aritmetiktir;  bu  üstünlük  yalnız aritmetikte  var.  (...) Açık  ve  seçik  olarak  bilmek,  doğru  olarak  bilmek  demektir; yanılma, bilginin objesini bulanık ve karışık olarak kavramaktan ileri gelir. “Yalınç olanı”  biz  intuitif  olarak,  yani  doğrudan  doğruya  olduğu  gibi  kavrarız;  “bileşik olanı” ise, ancak yalınç ögelerine geri götürebilirsek, çözebilirsek yanılmasız olarak kavrayabiliriz.”  (Gökberk,  269).  Böylece  Descartes matematik  fiziğin  metodunu felsefe  için  de  kabul  ediyor.  Felsefede  yapılacak  şey,  düşünmeye  başlarken,  her şeyden  önce  doğruluğunu  sezgisel  olarak,  doğrudan  doğruya  kavrayabildiğimiz, aritmetiğin birimleri gibi sağlam ve açık seçik olan noktayı bulmak, sonra da bunun üzerine  birleştirme  yapmaktır.  Bu  durum,  Antisthenes  (M.Ö.  444-365)’in  bilgi anlayışındaki tahil, Galilei’nin Fizikteki metodunu hatırlatmaktadır: Son ögeleri ve bunlar  arasındaki  ilişkileri  bulan  bir  çözümleme  (Tahlil),  birde  bu  ögeleri aralarındaki ilişkilere göre yeniden birleştirme (terkip). 

Bilgi teorisi anlamında kullanılan doğal ışık aynı zamanda daha çok kullanılan açık  ve  seçik  tasavvur  ifadesi,  Descartes  felsefesinin  hareket  noktası  kabul edilmelidir.  Bütün  eşya  sadece  tasavvurlardan  ibarettir,  sadece  hakiki  olan  vardır. Sadece  açık  ve  seçik  tasavvurlar  gerçek  bilgiyi  dolayısıyla  gerçek varlığı  meydana getirir.  “Descartes  hazır  ve  görünür  olan  tasavvurlara  açık  ve  tamamen diğerlerinden ayırtedilen bilgilere de seçik diyor.” (Vorlander, 376-377). Akıl, tamamıyla kuşku götürmez kesinlik ister, ilim ise, kesin ve seçik bilgidir. Descartes  sadece  kesinliğe  ulaşmak  için  kuşku  duyar.  O  şöyle  diyor:  “Daha  önce haberim  olmadan  zihnime  girebilmiş  olan  bütün  yanlışları  zihnimden  söküp atıyordum.  Bu  işte,  ancak  şüphe  etmek  için  şüphe  eden  ve  her  zaman  kararsız görünen şüphecileri taklit ettiğim sanılmasın: Zira, tersine, benim bütün maksadım kendimi şüpheden kurtarmak, yani hakikati elde etmek ve kaya ile kili bulmak için oynak toprakla kumu atmaktı.” (Descartes, 1947, 36).  " 

Kaynak: Ankara Üni.UZEM Y.Felsefe Tarihi

0 yorum:

Popüler Yayınlar

Sosyal Paylaşım

Icon Icon Icon Icon

Lütfen yazılarımızla ilgili yorum yapmaktan çekinmeyin. Kırık linkleri ve hatalı içerikleri mutlaka bize ilgili sayfa altında yorum yaparak bildiriniz. Blog sayfalarımızda ilginizi çekebilecek diğer yazılar için blog arşivimizi kullanabilirsiniz.

Son Yorumlar

Yararlı Linkler