Yeni Dünyada Lut kavmi Özentileri

Etiketler :
Bugünlerde bir furya halinde eşcinsellik normal bir davranış gibi gösterilmeye, yazılıp çizilmeye, ekranlarda sevimli gösterilmeye başlandı. Özellikle Batı dünyasında normal olarak kabul edilen bu hareketin çoğu ülkede cinsel kimlik olarak yasal hale gelmesiyle birlikte Müslüman ülkelerde de yasal hale getirme çabaları kendini ilerici olarak niteleyen gruplar tarafından bir amaç olarak benimsenip, bu yeni zannedilen eski LUT kavmi sapıklığı reklam ve yazılı-görsel medya desteği ile hzlandırıldı. Bu eşcinsellik fiilinin fıtri olan "hünsa" kavramı ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Hünsalık doğuştan gelen insanların iradesi dışında olmuş çift cinsiyetlilik özelliğidir. Eşcinsellik ve homoseksüellik ise bambaşka bir olgu olarak bir çeşit fıtrata aykırı iradeli bir davranıştır. Erkeğin erkekle, kadının kadınla olan birlikteliği olarak nitelendirilen bu davranışlar tarihte ilk defa Lut kavmi ile ortaya çıkmış sonraları da toplumlar arasında geçici olarak gözlemlenmiştir.   

Aynı durum tarihte Pompei halkı tarafından da yaşanmış hatta helaki ilerleyen zamanlara ibret olsun diye taşlaşmış insanlar olarak bırakılmıştır. Vezüv Yanardağı’nın eteklerinde kurulu olan Pompei Roma’nın ‘‘zevk şehirleri’’ olarak Romalılar tarafından türlü sapıklıklar olarak kullanılıyordu. Günümüzde ziyaretlerde net olarak görülebilecek Pompei halkından geriye küllerin altında kalarak taşlaşmış cesetleri kalmıştır. (Ayrıntılı Yazıyı okumak için tıklayınız.) Tarih aynı Lut kavminin helakinde olduğu gibi tekerrür etmiştir.
"Hani Lut da kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasız-çirkinliği mi yapıyorsunuz? Gerçekten siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, ölçüyü aşan (azgın) bir kavimsiniz." Kavminin cevabı: "Yurdunuzdan sürüp çıkarın bunları, çünkü bunlar çokça temizlenen insanlarmış!" demekten başka olmadı." (Araf Suresi, 80-82)
İnsanımız, neyi izlediğini ve desteklediğini bilmeden gökkuşağı (dünyada bu sapıklığın bir rengi konumuna gelmiş bir renk tanımlaması) gibi renklerle kendilerini gösterme yoluna gitmiş, sosyal medya profillerinde belirtme eğilimine başladı. Eski zamanlarda sapıklık, isyan ve günahlar bir yerel durum olarak belli bir bölgede göz önüne geliyorken, örneğin Lut kavmi, Semud kavmi, Ad kavmi gibi sadece belli bölgenin günahı sapıklığı ve isyan hastalığı olarak karşımıza çıkan hareketleri şimdilerde günümüz dünyasında her yerde aynı şekilde normal bir davranış olarak görmeye başladık. 
"Lut (kavmi) de, gönderilen (elçi)leri yalanladı. Hani onlara kardeşleri Lut: "Sakınmaz mısınız?" demişti. "Gerçek şu ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. Allah'tan korkup-sakının ve bana itaat edin. Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir. Siz insanlardan (cinsel arzuyla) erkeklere mi gidiyorsunuz? Rabbinizin sizler için yaratmış bulunduğu eşlerinizi bırakıyorsunuz. Hayır, siz sınırı çiğneyen bir kavimsiniz." Dediler ki: "Ey Lut, eğer (bu söylediklerine) bir son vermeyecek olursan, gerçekten (burdan) sürülüp çıkarılanlardan olacaksın." Dedi ki: "Gerçekten ben, sizin bu yaptığınıza öfke ile karşı olanlardanım." (Şuara Suresi, 160-168)
Son günlerin belki de en acıklı olayı eşcinsellik haftası adı altında tüm dünyada yürüyüşlerin düzenlenmesi furyasına müslüman ülkelerin de alet olması ve İstanbul'un en merkezi yeri olan Taksim meydanında yürüyüşlerin düzenlenmesi ve buna Ramazan ayı gibi uhrevi bir aya hürmetsizliğin de eklenmesi acınacak bir durum oldu. Bu olayın ardından konuyu bilen bilmeyen herkes sanal alemde destek mesajları atmaya-paylaşmaya sürüklendi. Aslında bu olay basite indirgenecek kadar kolay bir olay değildir. Bir cinsel kimlik meselesi de değildir. Bu Allahın kesin olarak yasakladığı ve bu olayın faillerini şiddetli bir şekilde gazaplandırdığı elim bir vakadır. Lut kavmi ve sonuçta düçar oldukları azap bu olayın tarihteki örnekleridir. Allah kesin bir dille bu fiili yapanları şiddetli bir şekilde cezalandırcağını beyan etmiştir. Ama insan öyle bir varlık ki hayatlarındaki en iğrenç fiili yapmakla birlikte bunu bir övünç kaynağı olarak sunmayı da becerebilmektedir. Bu yazılanları daha fazla uzatmak istemiyorum. Fıtri olana ters olan herşey çirkindir. Ters olanın kabul görmesi imkanı da yoktur. Tüm dünya birleşip bunu doğru olarak kabul etseler dahi çirkin olan yine çirkin olarak kalacak ve inandığımız Allah bunun cezasını elbette verecektir.  
“Resûlullah (s.a.v.), kadınlaşan erkeklere ve erkekleşen kadınlara lânet etti." (Buhârî, Libâs 62. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Libâs 28; Tirmizî, Edeb 24; İbni Mâce, Nikâh 22) "Resûlullah (s.a.v.), kadınlara benzemeye çalışan erkeklere ve erkeklere benzemeye çalışan kadınlara lânet etti." (Buhari, Libâs 61) "Resûlullah (s.a.v.), kadın gibi giyinen erkeğe, erkek gibi giyinen kadına lânet etti." (Ebû Dâvûd, Libas 28; bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, 2/325)
Tarihte örneğine rastladığımız bu sapıklığın boyutunu Lut kavmi örneğinden Kuran-ı Kerim'den alıntılayarak sözlerimizi nihayete erdirelim. Allah bu sapıklıklardan ülkemizi ve milletimizi muhafaza etsin. (Amin) Kadir PANCAR 19/02/2015 Aşağıda konuyu daha derinlemesine anlamak ve irdelemek için Kitabımız Kuran-ı Kerim'den konu ile ilgili ayetleri paylaşarak istifadenize sunuyorum. Kuran-ı Kerim'de Lut (a.s) kıssası şu şekilde ayetlerde geçmektedir.
"Lut kavmi de uyarıları yalanladı. Biz de onların üzerine taş yağdıran bir kasırga gönderdik. Yalnız Lut ailesini (bu azabtan ayrı tuttuk;) onları seher vakti kurtardık; Tarafımızdan bir nimet olarak. İşte Biz, şükredenleri böyle ödüllendiririz. Oysa andolsun zorlu yakalamamıza karşı onları uyarmıştı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşılayıp-yalanlamakta direttiler." Kamer Suresi, 33-36
Hz. Lut, kavmini apaçık bir doğruya çağırıyor ve anlaşılır bir şekilde uyarıyordu. Ancak kavim hiçbir uyarıyı dinlemiyor ve Hz. Lut'u inkar etmeye ve onun haber vermekte olduğu azabı yalanlamaya devam ediyordu:
Lut da; hani kavmine demişti: "Siz gerçekten, sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı 'çirkin bir utanmazlığı' yapıyorsunuz. Siz, (yine de) erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve bir araya gelişlerinizde çirkinlikler yapacak mısınız?" Bunun üzerine kavminin cevabı yalnızca: "Eğer doğru söylüyor isen, bize Allah'ın azabını getir" demek oldu. (Ankebut Suresi, 28-29)
Kavminden bu cevabı alan Hz. Lut, Allah'tan yardım istedi: 
Dedi ki: "Rabbim, fesat çıkaran (bu) kavme karşı bana yardım et." (Ankebut Suresi, 30 ) Rabbim, beni ve ailemi bunların yaptıklarından kurtar. (Şuara Suresi, 169)
Hz. Lut'un isteği üzerine Allah, erkek kılığına girmiş iki melek gönderdi. Bu melekler, Hz. Lut'a gelmeden önce Hz. İbrahim'e gitmişlerdi. Hz. İbrahim'e yaşlı karısının bir çocuk doğuracağı müjdesini veren elçiler asıl gönderiliş sebeplerini de açıkladılar: Azgın Lut Kavmi, helak edilecekti
(İbrahim) dedi ki: "Şu halde sizin asıl isteğiniz nedir, ey elçiler?" "Doğrusu biz, suçlu-günahkar bir kavme gönderildik" dediler. "Üzerlerine çamurdan (iyice sertleşip kaskatı kesilmiş) taşlar yağdırmak için. (Ki bu taşların her biri,) Rabbinin katında ölçüyü taşıranlar için (herkese ayrı ayrı) işaretlenmiştir." (Zariyat Suresi, 31-34) Ancak Lut ailesi hariçtir; biz onların tümünü muhakkak kurtaracağız. Ama karısını (kurtaracaklarımız) dışında tuttuk, o, geride kalanlardandır. (Hicr Suresi, 59-60)
Elçilikle görevlendirilmiş melekler Hz. İbrahim'in yanından çıktıktan sonra Hz. Lut'a geldiler. Elçileri tanımayan Hz. Lut önce endişeye kapıldı, ancak onlarla konuştuktan sonra yatıştı:  
Elçilerimiz Lut'a geldiği zaman, onlardan dolayı kaygılandı, göğsünü bir sıkıntı bastı ve: "Bu, zorlu bir gün" dedi. (Hud Suresi, 77)
(Lut) Dedi ki: "Sizler gerçekten tanınmamış bir topluluksunuz." "Hayır" dediler. "Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik. Sana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz. Hemen aileni gecenin bir bölümünde yola çıkar, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın; emrolunduğunuz yere gidin." Ve onlara şu emri verdik: "Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir." (Hicr Suresi, 62-66) Bu sırada kavim, Hz. Lut'un konuklarının geldiğini haber almıştı. Bu konuklara da sapıkça bir eğilimle yaklaşmaktan çekinmediler. Evin etrafını çevirdiler. Konuklarına mahçup olmaktan endişelenen Hz. Lut, kavme şöyle seslendi:
(Lut onlara) "Bunlar benim konuğumdur, beni utandırıp-dillere düşürmeyin" dedi. "Allah'tan korkup-sakının ve beni küçük düşürmeyin. (Hicr Suresi, 68-69) Kavminin cevabı ise, Hz. Lut'a çıkışmak oldu: "Dediler ki: 'Biz seni 'herkes(in işin)e karışmaktan' alıkoymamış mıydık?" (Hicr Suresi, 70)
Elindeki tüm imkanları kullanan Hz. Lut, misafirlerine ve kendisine bir kötülük yapılacağı endişesiyle şöyle dedi: "Size yetecek gücüm olsaydı veya sağlam bir yere sığınabilseydim." (Hud Suresi, 80)  "Misafirleri" ise, Hz. Lut' a Allah'ın elçileri olduklarını hatırlatarak şöyle dediler:  (Elçiler) Dediler ki: "Ey Lut, biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana kesin olarak ulaşamazlar. Gecenin bir parçasında ailenle birlikte yürü (yola çık). Sakın, hiçbiriniz dönüp arkasına bakmasın; fakat senin karın başka. Çünkü onlara isabet edecek olan, ona da isabet edecektir. Onlara va'dolunan (azab) sabah vaktidir. Sabah da yakın değil mi?" (Hud Suresi, 81) 
Şehir halkının azgınlığının son noktaya varmasıyla beraber Allah, meleklerin yardımıyla Hz. Lut'u kurtardı. Sabah vakti de, kavmin üzerine Hz. Lut'un uyardığı azap gönderildi:
Andolsun onlar, onun konuklarından da murad almak için baskı yaptılar. Biz de onların gözlerini silip kör ettik. "İşte azabımı ve uyarmamı tadın." Andolsun onları bir sabah vakti erkenden, üzerlerinde kararını kılmış bir azab yakalayıp-bastırıverdi. (Kamer Suresi, 37-38)
Ayetlerde, kavmin helakı şöyle tarif ediliyor:
Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi. Anında (yurtlarının) üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık. Elbette bunda 'derin bir kavrayışa sahip olanlar' için gerçekten ayetler vardır. O (şehir de) gerçekten bir yol üstünde (hâlâ) durmaktadır. (Hicr Suresi, 73-76)
Böylece emrimiz geldiği zaman, üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş, istif edilmiş taşlar yağdırdık; Rabbinin katında 'belli bir biçime sokulmuş, damgalanmış' olarak. Bunlar zalimlerden uzak değildir. (Hud Suresi, 82-83)
Sonra geride kalanları yerle bir ettik. Ve üzerlerine bir yağmur yağdırdık; uyarılıp-korkutulanların yağmuru ne kötü. Gerçekten, bunda bir ayet vardır, ama onların çoğu iman etmiş değildirler. Ve şüphesiz, senin Rabbin, güçlü ve üstün olandır esirgeyendir. (Şuara Suresi, 172-173)

Kavim helak olurken içlerinden Hz. Lut ve sayıları ancak "bir ev halkı" kadar olan iman edenler kurtarıldı. Hz. Lut'un karısı iman etmemişti ve o da helak edildi: 
Bunun üzerine biz, karısı dışında onu ve ailesini kurtardık; o (karısı) ise (helake uğrayanlar arasında) geride kalanlardandı. Ve onların üzerine bir (azab) sağanağı yağdırdık. Suçlu-günahkarların uğradıkları sona bir bak işte. (Araf Suresi, 83-84)
Böylece Hz. Lut karısı dışındaki ailesiyle ve kendisine inananlarla beraber kurtarıldı. Sapık kavim ise, yerle bir oldu. (Bkz: http://www.kavimlerinhelaki.com/lutkavmi.html )

Cinsiyet algısının oluşması için doğru kimlik kazandırabilmek anne ve babaların eğitim sürecine bağlıdır.  Anne ve babalar gerekli önlemleri almak mecburiyetindedir. Aksi halde fıtri olmayan bir gerçeklik ile karşılaşılması normalmiş gibi algılanacaktır. Aşağıdaki yazı da konu ile alakalı olarak böyle sapık bir davranış sürecinin nasıl geliştiğini ifade eder niteliktedir. Çocuklarımızın eğitimi son derece önemlidir. Bu konuda gazete köşelerinde okuduğum bir yazıyı da istifadenize sunuyorum.
"09.02.2015/SEMA MARAŞLI: Erkekler artık kadınların istekleri üzerine şekilleniyor. Hadi, kilo yine en iyisi. Kaş yolma, göğüs tüylerini alma, kozmetik ürünler kullanma oranı erkekler arasında her geçen gün artıyormuş. Tüm dünyada kadınların kozmetiğe ayırdıklarına bütçeye yaklaşıyormuş erkeklerin ayırdıkları bütçe.
Kadın ve erkeğin ortak giydiği unisex giysilerle başladı cinsiyetleri benzeştirme çalışması. Etek ve elbise giyen kadın azaldı. Kadınların kıyafeti artık pantolon. Kadınlar görünüş olarak erkekleşirken erkekler de kadınlaşmaya başladı. Erkekler etek giymeseler de rengarenk ve desenli pantolonlarla, kaprilerle, çiçekli gömleklerle kadın havası yakalamaya başladılar. Erkekler için çıkarılan makyaj seti yakında ülkemize de gelecekmiş. 
Allah Resulû "Kadına benzeyen erkeğe ve erkeğe benzeyen kadına lanet etmiştir." Çünkü fıtrat bozulduğunda dini yaşamada da aile düzeni kurmada da problemler çıkar. Zaten erkek çocuklarımız ciddi tehdit altında. Çocukların çoğu yoğun iş temposu yüzünden eve geç gelen babalarının doğru düzgün yüzünü görmeden büyüyorlar. Bir de artan boşanmalarla birlikte daha çok anneyle kalan çocuklar neredeyse babasız büyüyorlar. Geniş aile modeli ise bittiği için çocukların dede, dayı, amca gibi erkekler içinde büyüme, onları model alma imkanı da azaldı. Erkek çocuklar kadınların dünyasında büyüyor. Eğer anne bilinçli değilse ve erkek çocuğunu baskı ile ya da kız gibi büyütüyorsa durum daha da vahim oluyor. 
Erkek çocukları, anaokulunda kadın öğretmenlerle ve kız çocukları ile onlarla aynı eğitime tabii olup aynı oyunları oynuyorlar. İlkokulda yaşıtları ile vakit geçirme imkanları olsa da bu onlar için yeterli olmuyor. Çok erken yaşta kız arkadaş edinmeye başlayan erkek çocuğu, zaten erkekliğin ne olduğunu tam bilmediğinden kendini kız arkadaşına beğendirmek için onun isteğine göre şekillenmeye başlıyor. Ve her geçen gün daha da fazla süslenen, cımbızla ayna karşısında vakit geçiren erkek sayısı artıyor. Erkekler, maniküre, pediküre gidiyorlar, saçlarına boya yaptırıyorlar, tuhaf saç modelleri deniyorlar. Oysa süs kadın içindir ve kadın olmanın bir parçasıdır. Özellikle genç erkeklerimiz, nelere dikkat etmeli diye kısaca yazdım. 
Erkek süslü değil; temiz olmalı. Manikür, pedikür yaptırmamalı fakat tırnakları kısa ve temiz, dişleri bakımlı olmalı. Sık banyo yapmalı, güzel koku kullanmalı, kendinden önce ter kokusu gelmemeli, ayakları pis kokmamalı, temiz çorap giymeye özen göstermeli. Erkek, gece kremi, göz altı kremi, kapatıcı gibi kozmetik ürünler kullanmamalı. Kilosuna dikkat etmeli fakat kalori hesabı yapmamalı. Spor yapmalı fakat kadın sporlarından değil.Erkek giyimine kuşamına dikkat etmeli. Dar pantolon, düşük bel pantolon ve deri pantolon giymemeli. Güneş yoksa güneş gözlüğü takmamalı.Kadınsı takılar kullanmamalı. Zaten dinimizde altın erkeğe yasaklanmış. Kıyafet ve görünüş kadınsı olunca doğal olarak tavır, konuşma ve davranışlarda değişip yumuşuyor.... "
(Bkz: 09.02.2015, Sema Maraşlı, http://www.gazetevahdet.com/erkekte-kadin-ozentiligi-851yy.htm)

0 yorum:

Popüler Yayınlar

Sosyal Paylaşım

Icon Icon Icon Icon

Lütfen yazılarımızla ilgili yorum yapmaktan çekinmeyin. Kırık linkleri ve hatalı içerikleri mutlaka bize ilgili sayfa altında yorum yaparak bildiriniz. Blog sayfalarımızda ilginizi çekebilecek diğer yazılar için blog arşivimizi kullanabilirsiniz.

Son Yorumlar

Yararlı Linkler