"Matematikte Sınıfta Kaldık"

Etiketler :
TEOG başarıları üzerinden eleştirel bir dille kaleme alınmış Abbas Güçlü yazısını istifadenize sunuyorum. Yazar köşesinde matematik öğretiminde yaşanan güçlükleri ele almıştır. Tamamına katılmak mümkün olmasa da bazı tespitleri özellikle matematiğin tüm öğrencilere öğretilmek için çaba sarfedildiği düşüncesi doğru bir yaklaşımdır. Matematik öğretimindeki güçlük soruna çözüm olması açısından liselerde matematik dersi temel ve ileri seviye olarak seçmeli hale getirilmiştir. Lakin bu çözüm için yeterli olmamıştır. Esas sorun matematikte konuların tam öğrenilmeden sarmal yapıyla iç içe her konudan bir parçanın sunulmasıdır. Bu şekildeki bir öğretim programında öğrenciler çalışma alışkanlıklarından yoksun olduklarından önceki yıllarda görülen kavramaları unuttukları için bulundukları seviyede gerekli başarı sağlanamamaktadır. Evet bu açıklamamdan sonra yazıyı istifadenize sunuyorum.

"Sınıfta Kaldık: TEOG sonuçları açıklandı. Matematik dersinden yine sınıfta kaldık. Matematik dersinde başarısızlığımızı sadece TEOG sonuçları söylemiyor. LYS, PISA sonuçları ve üniversiteye sınavsız geçiş yapma hakkı tanınan meslek lisesi öğrencilerinin 4 işlemi yapmayı bilmedikleri şeklindeki yakınmalar var.Oysaki son yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) okullaşma oranları, derslik sayısı, dersliklerin donanımı vb. pek çok açıdan önemli atılımlar yapmıştır.Hal böyleyken sizce nedir matematik dersindeki başarısızlığımızın nedeni? Çocuklarımız yeterince zeki değil, sınıflarımız çok kalabalık, öğretmenlerimiz yetersiz, ders programlarımız çok ağır ya da uygun değil, kullandığımız öğretim yöntem ve teknikleri yanlış...Ancak bunların hiçbiri matematik dersindeki başarısızlığımızın temel nedeni değildir. Temel neden eğitim sistemimizin yapısıdır. Soruna sistem bütünlüğü içerisinde yaklaşamadığımız için aldığımız lokal tedbirler olumlu sonuç vermemektedir. Problemin kaynağını daha iyi ortaya koymak için önce matematik dersinin özelliklerine daha sonra da bizim neyi yanlış yaptığımıza bakmak gerekir. 
Matematik dersi binişik bir derstir. Bütün binişik derslerde hazır bulunuşluk düzeyi ön koşuldur. Bu nedenle, matematik dersinde tam öğrenmeyi yakalamak sorundasınız. Yani siz denklemleri çözümleme becerisine sahip olmayan bir öğrenciye fonksiyonları anlatmamalısınız. Anlatırsanız ne olur? Öğrenci anlatılanı anlamaz. Anlayamadığı için sıkılır ve sizi bir daha dinlemek istemez ve dinlemez. İşte bizim okullarımızda daha ilkokul 2. sınıftan itibaren bu yanlış yapılmaktadır. Şimdi bu tespit belki ilk etapta problemin öğretmenden kaynaklandığı düşüncesine yol açacaktır. Ancak problem öğretmende değil eğitim sistemimizin yapısındadır.Sorun kimde? Meslek liseleri de daha ilkokulda matematik gibi binişik dersleri artık anlayamadığı için dinlemeyi bırakmış öğrencilerle doludur. Belirtilen nedenle meslek liselerinde anlatılan matematik dersi öğrencilerin algılama alanının dışında kalmakta, sıkıcı ve boşa geçirilen zaman olarak gerek öğretmeni, gerekse öğrenciyi germekten başka bir işe yaramamaktadır. Şimdi de belki uygulanan programı hafifletmek gerektiğini söyleyeceksiniz ancak problemin kaynağı dersin programında da değildir. Problemin temel kaynağı eğitim sistemimizin yapısındadır. Bizim eğitim sistemimizin yapısı, merkeze aldığı üniversiteye giriş sınavlarına dayalı olarak şekillenmektedir.Şöyle ki üniversiteye giriş sınavlarında başarılı olmak için ilk yüzde 10’a girmek zorundasınız.Şayet giremezseniz ya istihdam dışı bir bölümü kazanırsınız ya da üniversiteyi hiç kazanamazsınız.İşte bu yüzde 10’a girme zorunluluğunu veliler de öğretmenler de iyi bilmektedir. Siz programınızı ne kadar hafifletirseniz hafifletin daha ilkokul 2. sınıftan itibaren okullarda dersler bu yüzde 10 seviyesindeki öğrencilere göre işlenmektedir. Peki, bu yanlış mıdır? Tabii ki mevcut sistemde doğrudur. Çünkü yüzde 10’a giremeyecekseniz toplumun temel beklentisi olan üniversiteye giriş sınavını kazanmak açısından aldığınız eğitimin hiçbir anlamı olmayacaktır. İşte bu yüzden okullarda devletin ücretsiz dağıttığı ders kitapları kullanılmamaktadır. Bu yüzden öğretmenler öğrencilere kaynak kitap aldırmaktadır. Bu yüzden öğretmenler dersi ancak 3-5 kişinin anlayabileceği düzeyde anlatmakta, diğer öğrenciler bir şey anlamadığı için sıkıntıdan patlamaktadır. Bu yüzden matematik dersini daha ilkokul 2. sınıftan itibaren dinlemeyi bırakmaya başlamakta ve bu yüzden meslek liselerine giden öğrencilerimiz arasında daha dört işlemi yapamayan öğrenciler bulunmaktadır. Bu yüzden matematik dersinde çocuklarımızın çoğunluğu başarılı olamamaktadır. 
Peki, ne yapılmalı? Öncelikle bütün çocukları akademisyen olacakmış gibi yetiştirmeye çalışan eğitim sistemimizin bu yapısını değiştirmemiz gerekmektedir. Bunu da yeterliğe dayalı, herkes tarafından kabul edilebilir ve adil bir şekilde yapmak gerekir. Bunu yaparken öğrencilerin en az yüzde 70’inin daha liseye başlamadan önce kendi istekleri ile akademik lisede başarılı olamayacağını ve meslek lisesine gitmeleri gerektiğini kabul etmelerini sağlamak gerekir. Öncelikle akademik liseler fen, Anadolu vb. birleştirilerek adrese dayalı kayıt sistemine geçilerek TEOG denilen kendi kendimize yarattığımız gereksiz problemden kurtulmak için ilk adımı atmalı daha sonra akademik liselerin sınıf geçme notunu 80 yaparak hem TEOG’dan hem de LYS ve YGS gibi sınavlardan kurtulmalıyız. Çünkü bunlar yapıldığı zaman akademik becerisi yüksek olmayan öğrenciler, daha liseye gelmeden akademik lisede okuyamayacaklarını ve bir meslek lisesine gitmeleri gerektiğini kendiliğinden kabul edecektir. Öğrenciler geleceklerini planlamak adına LYS ve YGS gibi sınavları beklemekten kurtulacak, akademik başarının göstergesi okuldaki başarı düzeyi olacak, veliler çocuklarını daha ilkokul çağında bu şekilde tanımaya başlayacaktır. Artık öğretmen 8. sınıftaki öğrenci velisine “istersen dene ancak senin çocuğun akademik lisede başarılı olamaz” deme şansı bulacak ve Yönlendirme Yönergesi işler hale gelecektir. Bu yapılandırmanın arkasından daha ilkokul 2. sınıftan itibaren seviye sınıfları oluşturulmalıdır. Bunlar yapıldığında; artık öğretmenler birbirleri ya da deneme sınavı kitapçıklarıyla yarışmayacak, her sınıfta öğrencilerin seviyesine uygun derslerin işlenmesine başlanılacak ve Matematik gibi binişik derslerin ön koşulu olan tam öğrenme seviyesi yakalanacaktır... Abbas GÜÇLÜ 26.06.2016 
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/bu-sistemle-niye-matematik-gundem-ydetay-2268750/

Alıntı yapılan yazının özellikle akademik lise ve meslek lise ayrımının üzerinde durulması gerekir. Herkes akademik lise eğitimini yapamayacağından mesleki eğitimin arttırılmasının son derece faydası vardır. Mesleki eğitim sonucunda öğrencilerin kesinlikle bir meslek sahibi olması için gerekli eğitimin verilmesi eğitim sistemimizin başarılı hale gelmesine vesile olacaktır. 
Akademik liselerdeki ders geçme başarısının 80 puan olması önerisi biraz abartı olsa da ortalama ile sınıf geçme yerine "her dersten başarılı olarak geçme" yani matematik,tarih,fizik,coğrafya..vb gibi derslerin hepsi bağımsız olarak değerlendirilip dersten geçme ve dersten kalma uygulamasına geçilmesi bile akademik başarının artmasında önemli rol oynayacaktır.  
Matematik branşındaki öğretime ilişkin yukarıda yazılan eleştirel yaklaşımlara karşılık kendi düşüncelerimi burada ifade etmek isterim.
** Mevcut sistemde genel ortalama 50 puanı tutturulduğunda 3-4 tane dersiniz başarısız bile olsa (örneğin matematik puan ortalamanız 30 dahi olsa) bütün başarısız derslerden ortalama ile geçilebilmektedir. (Bkz. MEB. Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği, 1/7/2015, Doğrudan Geçme Madde 57/b http://mevzuat.meb.gov.tr/html/ortaogrkurumyon_0/yonetmelik.pdf). Dolayısıyla bu sistemde öğrenci ortalamayı tutturabildiği takdirde, zorlandığı derslere sene içerisinde hiç çalışmadan sene sonunda hepsinden geçebilmektedir. Bunun yerine her ders bağımsız değerlendirilmesi durumunda, dersten başarısız olunduğunda bu dersin alttan alınması ile mecburen öğrenci tarafından çalışma yapılması gerekecektir. 
**Öğrencilerin ders yükünün azaltılması da başarıyı önemli ölçüde etkileyecektir. Bir sınıfta 10 veya daha fazla dersin olması bunların ayrı ayrı sınav ve değerlendirmelerin olması öğrencide çalışma isteğini ortadan kaldırmaktadır. Birbirine benzer derslerin gruplandırılıp, müfredat sadeleştirilerek, 6-8 derse düşürülmesi öğrenciyi motive edecektir.
**Öğretim programlarında yer alan ünitelerin bir bütün halinde öğrenciye sunulması başarı için en önemli faktördür. Örneğin mevcut programda matematik 9.sınıfta fonksiyonlar anlatılırken bileşke ve ters fonksiyon 10.sınıfta anlatılmaktadır. Araya kopukluğun girmesi konunun anlaşılamamasına sebeb olmaktadır. Bunun yerine 10.sınıfta fonksiyonlar bir bütün halinde anlatılması daha yerinde olacaktır. Fonksiyonlarla ilişkili olan diziler, polinom, parabol ve ikinci derece denklemler  konuları da 10.sınıfta anlatılarak aralarında ilişki kurulması sağlanmalıdır. 
**Matematik ve geometrinin birleştirilmesi öğrenciyi sınav külfeti bakımından motive edici olmuştur. Lakin bu kavramların birbiri içerisinde serpiştirilmesi bir matematik bir geometri şeklinde işlenmesi kopukluklara sebeb olduğundan bütünlük ilkesini bozmaktadır. Bunun yerine örneğin, 9.sınıfta sadece temel matematik kısmı sayılar, denklem çözümü ve problemler 10.sınıfta ise fonksiyonlar, diziler, polinomlar,parabol, ve ikinci derece denklemler konularının ardından geometri ünitesine geçilip üçgenler bir bütün halinde aktarılmalıdır. 11.sınıfta da geometri müfredatı dörtgenler,çember ve daire olarak sunulmalıdır. 12.sınıfta da katı cisimler, vektörler geometri konusu olarak verilmelidir. Bütün geometri müfredatının 10.sınıfta aktarılması mevcut durumda sıkıntıları beraberinde getirmektedir.
** Temel ve ileri matematik ayrımı mevcut sistemdeki hali ile korunmalıdır. Temel matematik konuları gündelik hayta dönük olarak seçilmeli ve öğrencileri kavramalara boğmamalıdır. Lise eğitimi boyunca herkesin temel matematik dersini alacak şekilde konular detaya inilmeden seçilmeli ve işlenmelidir. İleri matematik dersi seçmeli olarak öğrencilere matematik bilgisi kazandırmaya dönük olmalıdır. Matematik kavramları kolaydan zora,basitten karmaşığa, yakından uzağa ilkelerinden yola çıkarak soyut düşünme becerisini kazandırmaya dönük olmalıdır.
**Mevcut sistemde 12.sınıf öğrencilerin devamsızlık durumları da göz önüne alınarak matematik müfredatında türev ve integral konularına ek olarak diğer senelerin tekrarı mahiyetinde hem ileri düzey hem de temel düzeyde okutulabilecek uygulamalı matematik ünitesi ile lise eğitiminde öğrenilenler tekrar edilmelidir. Bu sayede öğrencilerin geçmiş yılları hatırlaması ve gündelik hayatlarında karşılaşabilecekleri matematik problemlerine çözümler bulabilmeleri sağlanmalıdır.
**Okullarda Matematik sınıfları oluşturulmalı ve bu sınıflarda matematikle ilgili doküman, grafik, resim ve diğer paylaşımlar sunulmalıdır. Öğrenci bu sınıflara girdiğinde matematik işleneceğinin farkında olmalıdır.
**Başarısı yüksek olan öğrencilerin genel ders ortalamalarına göre üst dönemlerden ders almalarına imkan tanınarak lise eğitimi için belirlenen süreden daha erken dönemde okullarını bitirmeleri sağlanmalıdır. Bu sayede başarılı beyinlerin daha kısa sürede meslek hayatına atılarak değerlendirilmeleri mümkün hale gelecektir.
**Yaparak yaşayarak öğretim modelleri oluşturulmalı bu şekilde matematik eğitimi zevkli ve ilgi çekici hale getirilmelidir. Gündelik hayattan kopuk eğitimin başarıya ulaşma şansı düşüktür. Bunun yanında her matematik kavramının somut hale getirilmesi için uğraş vermek de matematik biliminin temeli ile bağdaşmayacağından anlamsız bir çaba olacaktır. Matematik Soyut düşünme biçimini içine alan geniş bir ilim dalı olduğu izlenimi öğrenciye sezdirildiğinde başarıya ulaşmak daha kolay hale gelecektir.
**Matematik derslerinde bol örneklendirmelerin yapılması öğrencinin öğrenmesi açısından önemlidir. Bu nedenle ders kitapları seviyelere göre düzenlenip basitten zora doğru pek çok örnek ihtiva etmelidir. Öğrencinin kendi kendine çözebileceği örnek problemlerin olması kavramayı kolaylaştıracağından başarıyı olumlu etkileyecektir. Belli zamanlarda genel tekrar çalışmalarının yapılması için süre ayrılması pekiştirici etki yapacağından başarıya olumlu yansıyacaktır.
**Öğrencilerin derse karşı ilgi ve merak düzeyinin artırılması için dersin kazanımlarına uygun araştırma ve incelemelerin yapılması ve bunların konu anlatılmadan sınıf ortamında paylaşılması güdülenmeyi arttıracaktır. 
         Bütün bu yorumlara ve tavsiyelere rağmen en iyi eğitim modelini dahi oluştursak bile, istek olmadan hiçbir başarı mümkün olmaz. Unutmayalım ki koca bir denize ağzı sıkıca kapalı bir şişeyi koysak içerisine bir damla su girmez. Fakat bu şişenin ağzını birazcık açıp denize atsak o zaman içerisi su ile dolar. İşte bu misaldeki gibi öğrencilerimiz ilim deryalarına talib olduklarında başarıya ulaşabilirler. Aksi halde öğrenci açısından bir başarıdan söz etmenin ihtimali yoktur.

0 yorum:

Popüler Yayınlar

Sosyal Paylaşım

Icon Icon Icon Icon

Lütfen yazılarımızla ilgili yorum yapmaktan çekinmeyin. Kırık linkleri ve hatalı içerikleri mutlaka bize ilgili sayfa altında yorum yaparak bildiriniz. Blog sayfalarımızda ilginizi çekebilecek diğer yazılar için blog arşivimizi kullanabilirsiniz.

Son Yorumlar

Yararlı Linkler