Müslümanların Tuzaklarla İmtihanı

Etiketler :
Gazete köşe yazarlarımız; Müslümanların bugünlerde yaşadığı elem dolu günlerinin sebepleri hakkında uzun uzadıya yazılar kaleme alırken, her biri farklı sebepleri sıralamaktadır. Bu yazarlardan kimileri çok isabetli tespitler yapmakta, kimileri de bazılarına göre "komplo teorisi" kapsamında değerlendirilebilecek yazı ve makaleler kaleme almaktadır. Genel izlenimim; bu konuda kafa yoran şuurlu yazarlarımızın, İslam dünyasındaki bütün bu sorunların ana nedeni olarak Müslüman dünyasındaki "parçalanmışlık ve başı bozukluk" olduğu konusunda hem fikir olduğudur. Bu yazıda; suni gündem ve şartlardan uzaklaşarak, güncel gelişmeler ışığında Müslümanların içinde bulunduğu ortamı, farklı bir bakış açısıyla değerlendirmeyi amaçlıyorum. Kimilerine göre "komplo" olarak görülebilecek bazı tespit ve öngörülerimi, haddimi aşmadan istifadenize sunmayı hedefliyorum.

Dünya ülkeleri arasında özellikle Müslümanlar için her coğfafyada sistemli oyunlar kurgulanmıştır. Kimi zaman bu oyunlar aşikare oynansa da bazen de gizli olarak, bu tuzakların "proje" adı altında bizlere sunulduğunu gözlüyoruz. Örneğin yıllarca Batı dünyası ile kavgalı olduğu izlenimi verilen İran'ın, son zamanlarda nükleer müzakerelerin olumlu neticelenmesiyle birlikte, menfaatleri gereği Batı güdümüne girmesi ya da en azından Batı ile İran arasında nisbeten olumlu bir havanın oluşması, bu tutuma örnek olarak verilebilir. Batı eliyle bir oyun sahneleniyor ve bu oyunda İran, göstere göstere tuzağa çekiliyor veya oyunun esas kurucusu oluyor. Zamanla siyasi sebeplere göre şekillenecek değişmelerin olabileceği görünse de bugün Ortadoğunun şekillenmesinde iki büyük güç konumunda olan İran ile Türkiye'nin arasının açılarak, Ortadoğuda mezhepsel gerginlik üzerinden bir takım hesapların yapıldığını çok net olarak görebiliyoruz. Şer güçler tarafından desteklenmiş, İsrail güdümündeki bazı gazete ve medya kuruluşlarının, daha düne kadar İran'ı yerin dibine batırma söylemlerinden vazgeçip, "Türkiye İran mı oluyor" ifadelerinden bir anda u dönüşü yaparak bugünlerde "İran güzellemeleri" yapma işlerinin, aslında değişen proje ve aktörlerinin topyekün bir eseri olduğunu düşünüyorum. Daha düne kadar yazılı ve görsel medya tarafından gerici, yobaz, çağ dışı... gibi nice hakaretlere maruz kalan İran, şimdilerde Ortadoğu'nun parlayan yıldızı olarak gösterilmeye başlandı. Ne oldu da böyle bir karar alındı. Esasında bu şekilde düşünen medya patronlarının eksenlerinin değişmesinde sebep belli. O kirli Batı ittifakının ve temelde israil'in gelecek planlarında, bu bölgede İran'a ihtiyaç var. İran, bir maşa gibi kullanılarak başta Ortadoğu ve sonrasında İslam dünyası, adım adım dizayn edilecek. Hedef ve isteklerin gerçekleşmesi için kimliği müslüman olan, geçmişi ve büyük bir tarihi bulunan İran; bu bölgede en kilit ülke. 
İran, küfrün sözlerine aldanıp, Suriye, Irak, Lübnan gibi ülkelerde "şia hilali" projesi ile Ortadoğu'da oyun kurmaya hazırlanırsa, bugün gülerek ayrıldığı toplantılardan, yakın gelecekte yüzüne bakılmayan bir savaş ülkesi olarak, kan ve gözyaşı ile ayrılmak durumunda kalacak. İran, küfrün ipiyle bu dipsiz kuyuya inilmeyeceğini de bizzat yaşayarak görmüş olacak. Yaşadığımız coğrafyada eğer ömrümüz olursa bu süreçte çok fazla müslümanın kan ve gözyaşının döküldüğünü de maalesef hep beraber görmüş olacağız. Yine İslam çatısından birileri bir takım adlarla ve çeşitli bahanelerle, kafirler içkilerini keyifle yudumlarken, onların siyasi ve ekonomik emelleri uğruna kara toprağın altına girmiş olacak. Uzak bir gelecek değil bu söylediklerim, Allah, ümmeti Muhammedi muhafaza etsin. Zamanında körfez savaşında Irak-İran mücadelesi, küfür dünyası için çok elverişli olmuştu. Bunun benzeri bir oyun, daha ustaca kurgulanarak, kısa bir zaman içinde İran eliyle tekrar sahneye alınıyor. Yeni savaşlar için meydan hazır artık. Savaşın aktörleri kim olacak, kim nerede nasıl pozisyon alacak, bunları sadece biz bilmiyoruz. Ortadoğu'da İsrail'e alan açmak için yapılacak tüm hamleler, yıllar öncesinden planlanmıştır. Bu plan üzerine yeni savaşlar ve çatışmalarla, Müslüman dünyasında maalesef daha çok kanlar dökülecektir. Tek millet olan küfür milleti, adım adım tüm müslüman devletleri etki altına alarak, batıl hedeflerine doğru hareket etmektedir. Müslüman dünyası uyudukça, tepkisiz kalmaya devam ettikçe, küfrün bu emellerine ulaşması daha kolay hale gelecektir. Allah, basiretimizi arttırsın ve bize bu küfür milleti karşısında mutlak bir zafer versin.
Zamana ve şartlara göre devletler, kendi siyasi dostluklarını kurarak menfaatlerine uygunluk gereği bugün dost olduklarıyla yarın düşman olabilmektedir. Bugün Türkiye ile İran arasında sert rüzgarların estirilmeye çalışıldığı bu soğuk ortamda, çok dikkatli olmakta fayda vardır. Batının istediği mezhepsel kavgaların daha fazla körüklenerek iç ve dış savaşlara sebep olmaması için eylem ve sözlerimizi ayarlamak ve itidalli davranmak, böyle bulanık ortamlarda en lüzumlu davranış olacaktır. Aynı coğrafyada yaşayan, defalarca savaştıktan sonra nihayet kalıcı sınırlarını belirlemiş ve yüzlerce yıldır birbirleriyle savaşmayan bu iki müslüman ülke, adımlarını binlerce kez düşünerek atmak zorundadır. Pers İmparatorluğu sevdasından samimi olarak vazgeçmemiş olan İran'ın, bir kaçış yolu olarak sığındığı şia itikadını sorgulaması, kendisini müslüman dünyasında nasıl yalnızlaştırdığını görmesi gerekir. Geçmişte yaşadığımız gerilim ve kırgınlıklara tekrar meydan vermeyip, aramızdaki ihtilafların hükmünü Allah'a bırakarak bir olan Allah'ın ipine sımsıkı sarıldığımız zaman, Rasülullah'ın ve güzide ashabının izlerinden samimiyetle yürüdüğümüzde, İslam dünyasındaki birlik ruhu yeniden tesis edilecektir. Müslümanların aralarındaki kardeşliğin kuvvet bulması ile Ortadoğuda var olan sıkıntılar, zamanla azalacak ve Batının üzerimizdeki hesapları bir bir yok olacaktır. 
Nükleer müzakerelerdeki Batının değişen tutumu, aslında bize Batının İran'ı yanına çekerek, İslam dünyasını parçalama girişiminden başka bir şey değildir. Bugün sözde kazançlı durumda olan İran, Şia emellerinden vazgeçip aklını başına almazsa, yarın Batı Dünyasının kirli emellerinin acı sonuçları ile baş başa kalacaktır. Batı'nın oyununa gelerek mezhepçiliği körüklemek, İran için bir yıkım projesidir ve bu proje tüm Ortadoğu'yu kısa zamanda büyük bir ateşe atacaktır. Ortadoğuda çıkacak bir mezhep kavgası, İslam dünyasında büyük bir yıkıma yol açacağı gibi, uzun yıllarla elde edilen kazanımların savaşlarla heba edilmesine neden olacaktır. Batı dünyası, kendi aralarındaki mezhep savaşlarını ve ihtilafları, yüzlerce yıl savaştıktan sonra rafa kaldırmış, kendi aralarındaki sorunları çözemeseler de en azından dış dünyada birlik mesajı vererek 'yegane düşman' olarak gördükleri İslam cephesinde birleşmişlerdir. İşte bu nedenle Batı dünyasının bu hedefini görmek ve buna uygun yeni stratejiler geliştirerek, cihad şuuru ile davranmak müslümanlar için elzemdir.
İran'ın nükleer programını kısıtlaması karşılığında, Tahran'a uygulanan yaptırımların hafifletilmesini öngören anlaşmanın; Birleşmiş milletlerin daimi üyesi olan ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa'nın oluşturduğu grup ile İran tarafları (5+1) arasında kabul edilmesiyle birlikte, görünüşte İran, kendi devleti adına daha rahat hareket alanı elde etmeyi amaçlamıştır. Batı dünyası ise İran gibi bölgesinde geniş itikadi etkisi olan bir devletin, Nükleer güce sahip olması endişesi içinde hareket etmiş ve müzakerelerde son derece sıkı bir tutuma sahip olarak, gelecekteki planları için sinsi bir rolde olmuştur. Bu nedenle bu müzakerelerin, bir İslam devleti adına kazanım olarak değerlendirilmesi, Batı'nın hiç değişmeyen İslam karşıtlığı adına mantıksız bir söylemden ibarettir. Batı dünyası, şu anda içinde bulunduğu tabiatı gereği, İslam'a uzak kalmayı tercih etmiş ve İslam'ın yükselmesini engelleyebilmek için elinde bulunan bütün kozlarını, sırasıyla oynama alanını kendine bir misyon haline getirmiştir. Bu nedenle bu tür müzakerelerin İslam dünyası için bir kazanım olduğu beklentisinden ziyade, altında yatan amaçları ve gizli hedefleri araştırmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. 
Dünya milletlerini bu beş devletin oyuncağı haline getirerek modern kölelerin oluşturulduğu sistemde; daha fazla ekonomik güce, daha güçlü çıkan seslere, daha muktedir yatırımlara, siyasi ve askeri alanda bağımsız ve milli olmaya, benzer ülküye sahip devletlerle ortak olan kaderimiz için bir ve beraber olmaya son derece ihtiyaç vardır. ("Dünya beşten büyüktür" sözü, işte bu meramın güçlü bir haykırışının eseri olmalı ve siyasi arenada kuru bir söz olarak kalmamalıdır.) İslam azizdir, Allah'tan başka hiçbir güce boyun eğmeyen gerçek müslümanlar izzet sahibidir. Böyle bir şerefe sahip İslam dünyası, kendisini küfür dünyasına köle ve uşak olarak kullandırmaktan artık vazgeçmek zorundadır. Dünya servetinin üzerinde bulunan İslam milletlerinin, sömürüye baş kaldırmasının, emperyalizm uşaklığına dur demesininin vakti çoktan geçmiştir. Batı dünyası, kendi kurguladığı çirkin senaryolarla,  İslam’ı içeriden kontrol ederek etkisiz hâle getirmenin yollarını sürekli aramıştır. Şeytan ve avaneleri, İslam dünyasının içinde bulunduğu zaafları bilerek, bu amaç için uygun zeminleri de her fırsatta kendilerinde bulmuşlardır. Eskiden topyekün haçlı seferleri ve savaşlarla bu yolu deneyen küfür milleti, artık kendi insanlarını hiç kullanmadan, müslümanı müslümana kırdırma projesi ile son derece başarılı olmaktadır. 
Dünyanın birçok yerinde İslam dinini araştırma ve anlama yönündeki ilgi giderek artmaktadır. Her ne kadar bu ilgi, zaman zaman kurgulanmış projeler ve çeşitli girişimler aracılığıyla engellenmeye çalışılıyor gibi görünse de, gerçekte bunların İslam’a ve Müslümanlara kalıcı bir zarar vermesi mümkün değildir. Hatta bu tür çabalar arttıkça, kendi toplumlarında din ve inanç hakkında yeterli bilgiye sahip olmayan dini söylemlere mesafeli insanların, İslam’ı merak etme ve araştırma eğilimleri hız kazanmaktadır. Önümüzdeki yıllarda bu durum, dünya genelinde daha belirgin şekilde görülecektir. Ne olursa olsun güneş balçıkla sıvanamaz. Bu tespitlerimin bir tezahürü olarak; hızla artan İslamlaşma karşısında Batı dünyası; yeni önlemler almayı amaçlamış ve her coğrafyaya ayrı model ve kurgular gerçekleştirmek için yeni tuzaklar kurmaya başlamıştır
Küfrün tuzakları, her coğrafyada farklı isimler ve hedefler altında çeşitlenmiştir. İslam dini, Afrika'da artan hızla yayılırken bir anda korku haline geliveren Nijerya ve çevresinde "Boko Haram" projesi ve altında diğer örgüt yapılanmaları; Suriye, Irak, Lübnan, Ürdün hattında mezhepsel kavgaların yerini tam olarak ılımlı bir havaya bırakmaya başladığı, savaş ve kavgaların karşılıklı müzakereler ve düzenlenen birlik kardeşlik mitingleri eşliğinde olumlu havaya dönüşmeye başladığı dönemlerde ortaya çıkan "DAEŞ/İŞİD" projesi; Avrupa'nın özellikle İtalya, İspanya, Portekiz gibi ülkelerin ekonomik olarak yıprandığı, mali anlamda ciddi sıkıntılar geçirdiği şu dönemde, Endülüs'ün acısı üzerine kurulmuş olan bu devletlerin zaaflarını kapatmak adına, zenginliği ile Avrupaya ekonomik destek olacağı düşünülen Mısır, Tunus, Libya bölgelerinde çıkartılan ayaklanmalar ve askeri darbeler ile ortaya çıkan "Arap Baharı" projeleri; Rusya, Çin, Doğu Türkistan, Hindistan, Filipinler... gibi Orta/Uzakdoğu Asya ülkelerinde artan Müslümanlaşma eğilimlerine karşı başlatılan müslüman katliamları/soykırımları, asimilasyon projeleri, kültürel ve siyasi alandaki zulüm ve baskılar; yüzyıllar boyunca İslam dininin bayraktarlığını yapan Türkiye gibi ülkelerde kışkırtma hareketleri sonucunda ortaya çıkan ve kavmiyetçilik hareketleri özelinde ülkemizin en güzel yıllarını heba eden başta "Pkk terörü" ile diğer ismini saymaya tenezzül dahi etmediğimiz alfabe harflerinden oluşan çeşitli fitne fesat örgütleri; İslam dünyasına bir nifak tohumu gibi girerek bütün bünyeyi saran bir virüs misali İslamın temel akidelerine saldırıyı amaçlayan dışarıdan istihbarat destekli "Haşhaşi" grupları; tekfirci, harici veya vahhabi zihniyetine sahip gizli teşkilat ve casusluk faaliyetleri gibi pek çok bozguncu yapılar; İslam coğrafyalarında hakim olan huzura kasteden şiddet ve teröre meyilli partiler; nezih ehli sünnet inancı yerine her bölge ve halk yapısına uygun biçimde ortaya çıkan fitne fikirler ve bidaat düşünce sistemleri; aslında hep aynı hedefin farklı tezahürleri olarak gözükmektedir. Ne düşünülürse düşünülsün, hangi planlar yapılırsa yapılsın bütün tuzaklar; Allah'ın vaadi gereği müslümanlara zarar verme açısından boştur. "Şüphesiz onlar tuzaklarını/düzenlerini kurdular; oysa onların tuzakları dağları yerinden oynatacak olsa bile, bu düzenleri hep Allah katındadır." (İbrahim suresi, 46) ayeti, o kafirlerin tuzakları ne kadar çetin olursa olsun, kontrolün sadece Allah'a ait olduğunu kesin olarak ifade eder.
Hedef gayet açıktır: İslam birliğini bozmak, İslam mensuplarını bir birbirine düşürerek, müslümanları kendi aralarında çatışmaya sürükleyip, enerjilerini iç meselelerde tüketmelerine yol açmak ve böylece küresel ölçekte siyasi ve ekonomik güç dengesinin müslümanların lehine yeniden şekillenmesine engel olmak, cihanın eskiden olduğu gibi siyasi ve ekonomik olarak müslümanların emri altında olmasına asla izin vermemektir. Esasında bütün mesele; küresel terörün ismiyle özdeşleşmiş ülkesi israil ve onun abisi/hamisi Amerika'nın dünyada özelde ise Ortadoğu’da hakimiyet kurma çabasına karşı, müslümanların savunmasız ve sessiz bırakılmasıdır. Şu anda olan bitene duyarsız durumda kalarak, zenginlikleri ve lüks yaşamlarıyla gününü gün eden satılık Arap rejimlerini de bu vahşi oyunun birer destekçisi ve birer piyonu olarak söylemezsek meramımız kısır kalmış olur. Bugün görmezden geldikleri bu meseleler, yarın kesinlikle o Arap ülkelerinin de başlarına gelecektir. Yalnız şu var ki ne kadar tuzaklar, projeler ve oyunlar üretilirse üretilsin "Allah'ın vaadi Haktır" olacak olan da odur. Allah, müslümanlara kendilerine gelmeleri ve akıllanmaları için mühlet vermiştir. "Hatırla ki, kâfirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar (sana) tuzak kurarlarken Allah da (onlara) tuzak kuruyordu. Çünkü Allah tuzak kuranların en iyisidir." (Enfal Suresi -30) ayeti, aslında şer güçlerinin tuzaklarının elbet bir gün boşa çıkacağının habercisi durumundadır. Lakin hiçbir şey yapmadan tam bir miskinlik edasıyla akılsızca tavırlar ve siyaset, gerçek müslümanın işi değildir. Bu şekilde tavırlar, izzet sahibi müslümana yakışmadığı gibi Kuran-ı Kerim'in temel ilkelerine de uymaz. "Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm' a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız." (Al-i İmran-103) ayeti mucibince tefrikaya düşmek, İslam birliğinden uzaklaşmak, birlik siyasetinden uzaklaşarak başı boş davranışlar sergilemek; müslümanları her daim elem ve keder içerisinde bırakacağından, bu davranışlar sonucunda küfür milleti kolaylıkla amaçlarına ulaşacaktır. Batı dünyası müslümanların içinde bulunduğu bu hali çok iyi bildiğinden türlü desiselerle, müslümanı müslümana kırdırmayı hep başarmıştır. Yüzyıllarca kendi aralarında savaşan Batı devletleri, bunun bir kazanım vermediğini görünce, ortak düşman olarak belirledikleri İslam'a karşı birlikte hareket etmeyi kendilerine bir görev addetmişlerdir. Bunun farkında olmayan İslam devletleri ise zaman zaman temel gayeden uzak kalarak kendi çıkar ve menfaatlerini düşünmüşler, İslam ülkeleri olarak birlikte hareket etme şuurunu kaybederek küfrün oyuncağı haline gelmişlerdir. Bu oyuncak olma işi, öyle neticeler vermiş ki İslam'ın en kutsal simgesi olan Kabe'de bile zaman zaman zulüm ve savaşlar olmuştur. Geçmişte de nice kanlı zulüm ve savaşların, Allah'ın evi Mekke'de meydana geldiğini ve bunun gelecekte de -biz müslümanlar saf olmaya devam ettiğimiz müddetçe- tekrar tekrar başımıza gelebileceğini söylemek için çok üst düzey bir zekaya sahip olmaya gerek olmadığını düşünüyorum.
İslam dini tabiatıyla bütünleşmiş, esenlik ve barış kavramlarından bilinçli olarak uzaklaştırılmaya ve savaş ve terör eylemleri ile anılmaya çalışılırken, Müslüman siyasetine yön verenler, maalesef bunun düzeltilmesine dair, birlik ve beraberlik şuuru içinde hareket edecek bir adım dahi atamamıştır. Esasında şu dünya siyaseti ortamında bir Müslüman ve İslam Birliği olmaması, bizlerin içine düştüğü durumu en güzel şekilde özetler niteliktedir. Türlü tuzaklar deneyen küfür milletine karşı, oyun kurucu vasfını yitiren İslam devletleri, sürekli savunmada kalarak darbe üstüne darbe yemeye alışmışlardır. Oynanan oyunu menfaatleri icabı görmemek için direnen nice İslam devleti yöneticileri de bilerek/bilmeyerek küfrün hizmetkarı olmaya devam etmektedirler. Oysa ki iktidar sahiplerinin, "Mümin, aynı yerden ikinci kez ısırılmaz." (Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63) ilkesini esas alarak hareket etmeleri; kısa vadeli siyasi hesaplar ve menfaatler uğruna gayri müslimlerin maşası hâline gelmek yerine, kendi toplumlarının ve esasta İslam'ın menfaatlerini gözetmeleri bir zorunluluktur.  İslam ümmeti arasında, bütün mesele ve ihtilafların yok sayılarak kardeşlik hukukunun tesis edilmesi elzemdir. Kuran-ı Kerim'in açık ayet ve hükümleri gereğince "Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki rahmete eresiniz. (Hucurat Suresi, 10) ayeti hedefince, birlik ve beraberlik içinde hareket etmenin sorumluluğu etrafında aklımızı başımıza almamızın vakti bu vesileyle çoktan geçmiştir. 
Mezhepsel kavgalar yaparak kafirlerin ekmeğine yağ sürmek, bizim işimiz değildir. Müslümanların arasındaki anlaşmazlıkların hükmünü bizzat Allah verecektir. Bu dünyada bazı nedenlerle kan dökmeye,  birbirimize zulmederek İslam birliğinden ayrılmaya, birbirimizle lanetleşmeye gerek yoktur. Bir müslüman devlet, başka müslüman devlete savaş açamaz. Aralarında çıkan ihtilâfları, görüşmeler yoluyla güzel bir sulhle hâlletmeleri ve fitnelere düşmemeleri gerekir. Mutlak düşman "küfür" iken birlikten başka dayanacak bir sığınamız yoktur. Biz, Allah'ın dinine asla zarar veremeyiz. O dinin koruyucusu da velisi de Allah'tır. Kişisel hatalarımız ve noksanlarımız ancak bizi ilgilendirir. Bizde var olan kusurlar, mensubu bulunmakla sürekli olarak övündüğümüz, İslam dinine asla mal edilemeyeceği gibi bizde var olan sıkıntıların kaynağı olarak (haşa!) İslam dini asla gösterilemez. Kendimizi kibir dünyası içine atarak, İslam'ın bizden başka mensubu/neferi yokmuş gibi addedip, bulunmaz Hint kumaşı edasıyla hareketler göstermeye çalışmak, çok büyük hizmetler yapıyormuş gibi türlü davranışlar sergilemek, Nebevi düşünceye sahip gerçek müslümanın hali olamaz. Lakin şunu bilmemizde fayda var. Küfür, tek millettir ve ancak güçten anlar. Birbirimizle uğraşmayı bırakıp, yegane düşman olarak küfrü karşımıza alacak ufuk ve basiretin bizlerde olması lazım. Ölüm bir kere olur. İzzet ve şerefle ölmedikten sonra dünyada küfrün oyuncağı olmak neye yarar. Küfür karşısında izzet ve cesaretle duracak, Allah'ın sözünü onların yüzlerine cesaretle haykıracak cesur müslümanlara ihtiyaç vardır. İslam dininin; dünya siyasetine yön veremeyen pısırık; sürekli menfaat ve çıkarlarını düşünen kişiliksiz; yapılan zulüm ve baskılara kardeşlik şuurundan uzak kalarak sessiz kalan gevşek; zevk ve sefasına düşkün kalarak rahatını hiçbir şey için bozmayan düşkün ve sefil; dünyadaki bunca zulüm ve baskılar karşısında akıllıca siyaset ve yönetim izlemekten uzak kalan sefih; yaptığı hareketlerde Allah'tan önce kuldan korkan, küçücük menfaatler elde etmek için onun bunun huzurunda secdeye eğilen, hatta şu fani dünyada gerçek anlamda imanın lezzetini tatmayarak küfür milleti ile saf tutan, onlarla işbirliği içinde hareket eden karaktersiz Müslümanlara asla ihtiyacı yoktur.
Unutmayın ki İslam azizdir. Allah'ın bize ihtiyacı yoktur, bizim ona ihtiyacımız vardır. Allah da hüküm ve hikmet sahibidir.  Netice olarak ümitsizlik içinde kalmadan şunu belirtmekte fayda var. Kuran-ı Kerim'de "Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Kuşkusuz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Dehr Suresi-30) ve "Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler hoş görmese de Allah nurunu tamamlayacaktır." (Saff Suresi-8) buyrulmuştur. Allah, aklımızı ve fikrimizi en kısa zamanda toplamamızı nasip etsin. Bizlere daimi bir basiret ve şuur versin. Kafirler ve münafıklar topluluğuna karşı bizlere yardım etsin. (Amin)
Kadir PANCAR
21 Temmuz 2015

2 yorum:

  1. Yazıyı 2015 yılında o günkü şartları göz önüne alarak, İran nükleer müzakereler üzerine yazmıştım. Yazının üzerinden 10 yıl geçmiş ve günün sabahında terörist israil'in İran'a saldırıları ile güne başladık. Irak, Suriye, Tunus, Libya, Mısır, Lübnan, İran... Ortadoğudaki kan ve gözyaşı devam ediyor. Allah, israili yok etsin. Bizim de basiretimizi arttırsın ki bir an önce uykudan uyanalım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şu yorumun üzerinden bir yıl geçti ve lanetli kavim israil en sonunda Amerika'nın İran'a saldırmasını bir şekilde sağladı. Yine kan ve gözyaşı, Ramazan günlerinde İslam coğrafyalarına hakim oldu. Allah, israili yok etsin.

      Sil

Fayda vermeyen ilimden Allah'a sığınırım. İlim; amel etmek ve başkalarıyla paylaşmak içindir. Niyetimiz samimiyetle insanlara yararlı olmaktır, akıbetimiz bu vesileyle güzel olsun. Dua eder, dualarınızı beklerim...

"Allah'ım; bana fayda sağlayacak ilimleri öğret ve ilmimi ziyadeleştir."

“Allahım! Sana teslim oldum, sana inandım, sana güvendim. Yüzümü, gönlümü sana çevirdim. İşlediğim tüm günahlarımı affeyle! Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dînin üzere sâbit kıl. Beni Müslüman olarak vefât ettir ve beni sâlihler arasına kat!”

“Rabbim! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme! Bize tarafından bir rahmet bağışla.Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin. Muhakkak ki lütfu en bol olan Sen’sin. Senden başka ilâh yoktur."

Lâ ilâhe illallah Muhammedürrasulüllâh


KADİR PANCAR

Piyasa Bilgileri

🇺🇸 USD ..
🇪🇺 EUR ..
🇬🇧 GBP ..
🏆 ONS ..
🪙 GRAM ..
Piyasa verileri; Frankfurter ve Binance API sistemleri üzerinden çekilmektedir. Döviz kurları referans niteliğinde olup gecikmeli olabilir. Altın fiyatları, ons bazlı dijital varlık üzerinden hesaplanmaktadır. Veriler bilgilendirme amaçlıdır, hatalı olabilir ve kesinlikle yatırım tavsiyesi içermez.

İslam Kütüphanesi Seçmeler

Matematik Seçme Konuları

Aşağıdaki Yazılar İlginizi Çekebilir!!!