İslam’da kumar, açık ve net biçimde yasaklanmıştır. Kumar; birisinin
kazanıp diğerinin kaybetmesi esasına dayalı ustaca kurgulanmış Şeytan işi pislik bir oyundur. Kumar; kin, nefret, düşmanlık ve
intikam duygularını körükleyen zararlı bir alışkanlık olup kesinlikle haram kılınmıştır. Kişinin akıl
ve ruh sağlığını bozan, aile huzurunu yok eden, kazanma hırsıyla bencil
ve menfaatçi insanlar yetiştiren bir hastalıktır. Kur’an-ı Kerim'de, kumarın haram olduğu şöyle aktarılır: “Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları
ancak şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa
eresiniz. Şeytan,
içki ve kumarla, aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı
anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?" (Maide Suresi, 90-91) Kumarın yasaklanmasının temel gerekçeleri arasında haksız kazanç elde etme, emek olmadan başkasının malını alma, toplumsal huzursuzluk oluşturma, boşa zaman harcama ve insanı bağımlılığa sürükleme gibi unsurlar yer alır. Bu yönüyle kumar, sadece bireysel bir eğlence ve oyun değil, aynı zamanda ferdi ve toplumsal zarar doğuran, yıkıma yol açan bir davranış biçimidir.
İslam ahlakına göre meşru kazanç; iş gücü, emek, üretim ve adil ticaret yoluyla elde edilmelidir. Kumar ise belirsizlik, aşırı risk ve şansa dayalı kazanç içerdiği için bazı devletlerde yasal kabul edilse bile dinen haramdır, meşru kabul edilmez. Bu nedenle İslam hukukunda kumardan elde edilen gelir helal sayılmaz ve kumar, bahis, şans oyunları gibi faaliyetlerden uzak durmak müminler için elzemdir. Kumardan uzak durulmasındaki amaç, bireyin hem maddi hem de manevi olarak korunması, ahlaki olarak saygın bir yapının oluşturulması, toplumda güven ve adaletin sürdürülmesidir. İsmi ve cismi ne olursa olsun, gerçek hayatta oynanan ya da sanal dünyada, dijital platformlarda, telefon uygulamalarında veya bunlara benzer çeşitli araçlarla oynanan her türlü bahis, kumar ve iddia gibi oyunlar,
yasal olsun ya da olmasın kumardır ve bunların her çeşidi de haramdır. Zira her yasal olan, her hak olan meşru değildir, helal değildir. Dolayısıyla kazananların kaybedenlerden haksız kazanç elde ettiği oyunların tamamı
kumardır, haramdır. At yarışları, futbol, basketbol gibi oyunlara dayalı bahisler, her türlü iddialar, slot makineleri, kağıt oyunları, bütün şans
oyunları, yılbaşı, özel gün ve haftalar vesilesiyle çekilen piyangolar,
kazı kazan, sayısal loto ve şans topu gibi adı ne olursa olsun buna benzer tüm oyunlar kumardır, haramdır. Dijital mecralarda oynanan tüm bahisler, okey, tavla platformlarında kazanılan paralar ödüller kumardır, şeytan işi pisliklerdir.
Şimdi bu kumar illetini çok basit bir matematiksel hesaplamayla anlatmaya çalışacağım. Kumar sonucunda bir kazancın olmayacağını, kumarın insanı helake sürükleyen bir pislik olduğunu çarpıcı bir örnek üzerinden aktaralım. Bir matematik profesörü ile öğrencisinin diyalogu ile basit bir yazı tura atma deneyine dayalı kumar örneğini verelim ve kazanç kayıp dengesini örnekte görmeye çalışalım:
Profesör: «Yazı tura şeklinde madeni para atışı yapalım. Hem tura hem yazı çıkma olasılığı %50, yarı yarıya kazanma ihtimalin var. Eğer yazı dersen ve yazı çıkarsa paran 1.5 katına çıkar, tura çıkarsa kaybedersin varlığın 0.6 katına iner. Kazanmak için %50 olasılık var ne dersin?
Öğrenci: %50 olasılık iyi bir değer. Normal dağılım eğrisine göre hesaplarsak kazanma ihtimalim var. Beklenen değer 1.5×%50 + 0.6×%50 = 1.05. Beklenen değeri 1'i aştığına göre, ne kadar oynarsan o kadar kazanırsın, tam bir sihirli kumar! Çok fazla deneme yaparsak kazanma ihtimalim artar. Çok fazla oynarsam kazanırım. Profesör sen ne dersin?
Profesör: "Beklenen değere göre böyle bir mantıkla devam edersen sonunda iflas edersin."
Öğrenci: "Beklenen değer pozitif çıkıyor.. Ama devam edersem iflas ederim. Bu nasıl olacak? Hâlâ kafam karışık, anlamadım. Somut olarak nasıl bir hareket olacağını, sırayla bana anlatır mısınız?"
Profesör: "Tabii. O zaman önce en basit '1 galibiyet 1 mağlubiyet' desenini inceleyelim, sonra sırayı değiştirerek başka bir durumu inceleyelim: Desen A ('1 galibiyet 1 mağlubiyet' ): Önce "galibiyet" gelirse, başlangıç için yatırılan para 1 milyon lira, 1. sefer (yazı/galibiyet): %50 kazançtan dolayı para miktarı 1.5 katına çıkıp 1.5 milyon lira olur. ("500 bin arttı!") 2. sefer oynandığında durum değişir. (tura/mağlubiyet): Doğru bilinmediği ve kaybedildiği için kazanç kaybolur ve zarar oluşur. Para miktarı 0.6 katına inip 900 bin lira ("Sonuçta para 600 bin azaldı...")
Öğrenci: "Arttığında 500 bin artıyor ama azaldığında 1.5 milyonun %40 indirimi yani 600 bin götürüyor mu?"
Profesör: Evet öyle, şimdi başka bir örnek verelim: Desen B ('1 mağlubiyet 1 galibiyet' ): Önce "mağlubiyet" gelirse Başlangıç: 1.000.000 lira 1. sefer (tura/yenilgi): 0.6 katına çıkarak 600.000 lira oldu ("En kötüsü, 400.000 lira azaldı...") 2. sefer (yazı/kazanç): 1.5 katına çıkarak 900.000 lira oldu ("300.000 lira geri aldım ama hâlâ yetmiyor!")
Öğrenci: Sıra ters olsa bile, sonuçta 900.000 lira... Yani, her kazanç-yenilgi seti geldiğinde, anaparanın %10'u buharlaşmış oluyor"
Profesör: "Evet. İşte toplamaya göre 'çarpma'nın korkunç yanı bu. 1.5 kat ve 0.6 katı set olarak düşünürsen, mutlaka 0.9 katına iner. Daha güncel olarak söylemek gerekirse, yokuş yukarı çıkma gücü (1.5 kat) yerine, yuvarlanıp düşme hızı (0.6 kat) daha baskın olur."
Öğrenci: "Ama profesör, az önce hesapladığımız 'beklenen değer 1.05' yalan mı oldu, kazanç olması gerekmez miydi? Burada hesaplanan 0.05 (yani %5'lik) kâr nereye kayboldu."
Profesör: «Kaybolmuş değil. Sadece o 'kâr', son derece nadir gerçekleşen inanılmaz büyük bir kazancı (yazının defalarca üst üste geldiği bir durum) yok ediyor.»
Profesör: «Örneğin, 100 kişi bu oyunu oynarsa, 99'u varlığını neredeyse sıfıra indirir. Ama tek bir kişi 10 kez üst üste yazı diyerek bilirse varlığını yaklaşık 57 katına çıkarabilir. O 'tek büyük başarılı kişinin' sonucunu herkesinkine toplayıp ortalarsan, 1.05 diye bir sayı çıkar.» Yani, beklenen değer denen şey, 'piyangonun ikramiyesini de içeren ortalama' gibi bir şey. Çoğu kumarbaz, o ortalamaya ve kazanca ulaşamadan yavaş yavaş varlıklarını yitirip eleniverir.»
Öğrenci: Yani bu oyunu "bir ömür boyu oynamaya devam etmek" demek, %50 kazanma oranına sahip adil bir oyunda oynuyormuş gibi hissetmek, oysa aslında yavaş yavaş ölüme doğru inen merdivenleri tırmanmak gibi bir şey, değil mi?"
Profesör: "Aynen öyle. Beklenen değerin pozitif olması, bütün hayatını tek bir denemeye yatırman için bir neden değil. Bunu anlamadan finansal yatırım yapan veya kumar oynayan insanları, piyasalar ve oyun kurucuları her zaman memnuniyetle karşılar."
Bir matematik profesörü ile öğrencisi arasında geçen bu basit bir para atma oyunu diyaloğu, yatırım ve kumar dünyasında sıkça yapılan derin bir hatayı ortaya koyması açısından önemlidir. Oyun son derece basittir: Yazı gelirse eldeki servet 1.5 katına çıkar, tura gelirse 0.6 katına düşer. Profesör oyunun kuralına %60'ı (kalan miktar) koyarak aslında karşısındakini gizlice her seferinde %40 zarara uğratmış oluyor. Bu durumda beklenen değer için yapılan ilk hesap, kumarbaz için oldukça ikna edici oluyor. Beklenen değer, yani ortalama sonuç, (0.5 * 1.5 + 0.5 * 0.6 = 1.05) olarak bulunur. Bu da teorik olarak her turda %5 kazanç anlamına gelir. Böyle bir sonucu gören kişi doğal olarak şu sonuca varır:
“Beklenen değer 1’den büyükse, ne kadar çok oynarsam o kadar kazanırım.” mantığı geliştirir. Ancak tam da bu noktada kritik bir yanılgı başlar. Ardından oynamaya devam edildiğinde sonuç iflasla neticelenir. Profesörün örneğindeki 1 milyon lira yaklaşık 200 oyun sonunda korkunç bir şekilde erimiş olur. Kayıp ve kazanç yüzdeleri %50 ve %50 olarak eşit olarak verilmiş olsaydı paranın erime hızı çok daha yüksek olurdu. %50 Kazanç / %50 Kayıp
→ Her set sonunda
%25 kayıp (
0.75 çarpanı) haline gelirken kayıp daha hızlı gerçekleşir. Profesörün ilk örneğindeki %40 kayıp (0.6 çarpanı) aslında kişiyi görünmeyen bir el gibi "yavaş yavaş" iflas ettirirken; %50 kayıp oranı ise kişiyi daha hızlı iflasa sürükler. Genelde oyun kurucular kaybın fazla olduğu bu oranları tercih etmezler. Kaybı minimize eden, kazancı çok gösteren ama sürümden kazanmanın çok fazla olduğu oranlarla tuzaklanmış kumar sistemelerini tasarlar. Örneğimizdeki oyunda iflas etmemek için kaybının
%33.3'ten (yani 1/3'ten) daha az olarak kurgulanması gerekir. Eğer kayıp bu orandan
büyükse (Örn: %40 veya daha fazla), beklenen değer (aritmetik ortalama) pozitif olsa bile uzun vadede
iflas kesinleşmiş olur. Bu nedenle oyun kurucuları sistemlerini bu mekanizmaya göre düzenleyerek kumarbazın kazancının olmasını engellerler.Kumar oyunlarında kazanma yanılgısının temelinde, aritmetik ortalama ile geometrik ortalama arasındaki fark yatar. Beklenen değer hesabı aritmetik ortalamadır; yani tüm olası sonuçların düz ortalamasını verir. Oysa gerçek hayatta kumar sonucu servet bu şekilde artmaz; her turda çarpılarak değişir. Bu nedenle uzun vadeli sonucu belirleyen şey geometrik ortalamadır. Basit olarak verdiğimiz bu örnekte, bir kazanç ve bir kayıp ardışık olarak geldiğinde sonuç (1.5 * 0.6 = 0.90) olur. Yani bir kazanç-kayıp döngüsü olan bu oyunda servetin %10’u yok olmuş olur. Sıra değişse bile sonuç değişmez. Burada ortaya çıkan çelişki şudur:
Beklenen değer pozitifken, tipik sonuç negatiftir. Bunun nedeni, beklenen değerin çok nadir gerçekleşen aşırı büyük kazançları da hesaba katmasıdır. Çok küçük bir ihtimalle gerçekleşen büyük kazançlar ortalamayı yukarı çeker, ancak çoğu kişi bu sonucu hiçbir zaman deneyimlemez. Bu yüzden beklenen değer, bireyin yaşayacağı gerçek deneyimi temsil etmez. Sonuçta her zaman çoğunluk açısından yıkımla neticelenmiş olur. Bu tür oyunlar uzun süre devam ettirildiğinde durum daha da netleşir. Servet her tur çarpılarak değiştiği için kayıplar zamanla baskın hale gelir ve yeterince uzun bir sürede servetin sıfıra yaklaşması, yani kişinin iflas etmesi neredeyse kaçınılmaz olur. Bu durum,
matematiksel olarak “çarpma sürecinin” doğasından kaynaklanır ve tamamen sistematiktir; yani şansa bırakılmış bir istisna değildir. Gerçek dünyadaki kumar sistemleri ise bundan daha kötü tuzaklanmış bir tabloya sahiptir. Çünkü çoğu kumar türü, baştan negatif beklenen değerle tasarlanarak hazırlanır. Yani oyuncu sadece çarpma etkisinin meydana getirdiği riskle değil, aynı zamanda matematiksel olarak aleyhine kurulmuş bir sistemle de karşı karşıyadır. Bu da uzun vadede kaybı daha da kesin hale getirir. Profesörün verdiği örnekte, beklenen değeri 1.05 olan bir oyun teorik olarak oyuncuya para kazandırır gibi görünür; yani "uzun vadede param artar" hissi oyuncuda gelişir. Ama matematiksel hesap, burada devreye girerek kişinin iflasa giden yollarını hazırlar. Gerçek hayatta piyango, iddia, kazı kazan veya at yarışı gibi kumar ve bahis oyunları örneğin tam tersine, baştan negatif beklenen değerle tasarlanır. Örneğin slot makineleri yaklaşık %10–20, at yarışı %25, loto ise %50’den fazla kesinti içerir. Bu da oyuncuların uzun vadede sistematik olarak para kaybedeceği anlamına gelir. Ayrıca loto gibi oyunlarda kazanç dağılımı çok dengesizdir; çoğu kişi defalarca oynamalarına rağmen hiçbir şey kazanamazken çok nadir zamanlarda oyunculardan azıcık bir kesim büyük ödülün sahibi olur. Bu durum çeşitli reklamlarla, haberlerle insan psikolojisi üzerinde olumlu bir hava oluşturularak aktarılarak, kumara karşı insanlar arasında bir ümit ve heyecan ortamının oluşmasına zemin hazırlar. Böylece daha çok bağımlı insan ve kaybedenin olduğu bir ortam hazırlanmış olur.
Sonuçta oyunu kurgulayanlar, yani kasa daima kazanmış olur. Kumar bağımlılığının nasıl iflasa sürüklediğini daha somut hale getirmek için 1000 lira üzerinden ilerleyelim ve adım adım ne olduğuna bakalım. Başlangıçta 1000 liranız olduğunu düşünün. Oyun aynı: yazı gelirse paranız 1.5 katına çıkıyor, tura gelirse 0.6 katına düşüyor. İlk bakışta her şey hâlâ cazip görünüyor. Çünkü tek atış için beklenen değer yine 1.05, yani teorik olarak 1000 lira → 1050 lira “ortalama” beklenti var. Ama bu “ortalama”, sizin yaşayacağınız tipik sonucu yansıtmaz. Şimdi somut senaryolara bakalım. İki tur oynadığınızı düşünelim. Eğer önce kazanıp sonra kaybederseniz: 1000 lira → 1500 lira → 900 lira Eğer önce kaybedip sonra kazanırsanız: 1000 lira → 600 lira → 900 lira olur. Dikkat ederseniz sıra değişse bile sonuç aynı: 900 lira. Yani sadece iki turda bile paranız %10 erimiş oluyor. Şimdi bunu biraz daha uzatalım.
Dört tur oynadığınızı ve sonuçların dengeli olduğunu (2 kazanç, 2 kayıp) varsayalım:1000 lira × (1.5 × 0.6 × 1.5 × 0.6)= 1000 × (0.9 × 0.9)= 1000 × 0.81= 810 lira Yani kazanç ve kayıp sayısı eşit olmasına rağmen paranız 810 liraya düşüyor. Altı tur oynanırsa (3 kazanç, 3 kayıp):1000 × (0.9)^3 ≈ 729 liraya düşer. Aynı hesaplar on tur oynanırsa (5 kazanç, 5 kayıp): 1000 × (0.9)^5 ≈ 590 liraya karşılık gelir. Gördüğünüz gibi “yarı yarıya kazanıyorum” dediğiniz bir oyunda bile para sistematik olarak azalıyor. Bu, tamamen çarpma etkisinden kaynaklanıyor.
Peki oyundaki beklenen değerdeki o %5 kazanç nerede? Teoride mümkün olan bu senaryo gerçek hayatta pek mümkün görülmez. Onu görmek için “aşırı iyi” bir senaryo olması gerekir. Diyelim ki 10 tur üst üste kazandınız, o zaman kazanç mümkün hale gelir. Hesaplamaya göre 1000 × (1.5)^{10} ≈ 57.000 lira kazanç elde edilmiş gibi görülür. Bu kazanç büyük ikramiye olarak vadedilen kazanç toplamıdır. İşte beklenen değeri yukarı çeken şey bu tür çok nadir ama çok büyük kazançlardır. Arada sırada piyango ve loto gibi kumar araçlarında çıkan devasa ödüllerin açıklaması bu durumdur. Sürekli kayıpların olması, o kumar aracını cazip hale getirmezken böyle büyük kazançların bazen ortaya çıkması insan psikolojisinde bağımlılık duygusunu pekiştirmeye yarar. Fakat bu kazanma senaryosunun olasılığı bizim örnekte 10 tur için (0.5)^{10} = 1/1024 değerine karşılık gelir. Yani yaklaşık binde bir olasılık gibi küçük bir olasılık değeridir. Daha fazla oyunun oynandığı şans oyunlarında bu kazanma olasılık değeri, hissedilmeyecek değerde küçülmüş olur. Bu durum, insan beyninin olasılığı “gerçek frekans” yerine “hafızada kalan güçlü anılar” üzerinden değerlendirmesiyle birleştiğinde daha da etkili hale gelir. Nadir gerçekleşen çok düşük olasılıklı bu tür büyük kazançlar, sık yaşanan küçük kayıplardan çok daha güçlü bir şekilde insan zihninde hatırlanır ve kişilerde heyecan oluşturarak kumara teşvik eder.
Daha gerçekçi bir senaryoya bakalım: 10 turda yaklaşık 5 kazanç, 5 kayıp gelmesi, şans açısından çok daha olasıdır. Bu durumda yukarıdaki hesaplamada gördüğümüz gibi sonuç yaklaşık 590 lira olur. Yani çoğu insanın yaşayacağı sonuç hemen hemen budur: yavaş ama istikrarlı bir düşüş gerçekleşir. Daha da önemlisi, bu oyunu uzun süre oynamaya devam ederseniz bu düşüş birikir. Örneğin 20 turda yaklaşık (10 kazanç, 10 kayıp) olursa: 1000 × (0.9)^{10} ≈ 349 lira olur. Başlangıçtaki paranın üçte birine düşmüş olursunuz. 100 Tur Sonunda ((50 kazanç, 50 kayıp) olursa: ~5,153 TL (Paranın %99.5'i buharlaşmış olur. Bu noktada kritik gerçek ortaya çıkar: Beklenen değer “ortalama bir dünya”yı anlatır, ama sizin yaşayacağınız dünya genellikle bu değil iflastır. Siz büyük ihtimalle o nadir büyük kazanç serisini yakalayamazsınız; bunun yerine küçük kayıpların biriktiği tipik yolu yaşarsınız. "Ya çıkarsa" mantığı sizi eninde sonunda iflasa sürükler.
Gerçek kumar sistemleri ise bundan daha da kötüdür. Çünkü bu örnekte beklenen değer 1.05 idi. Gerçek hayatta çoğu kumarda bu değer zaten 1’in altındadır. Yani yukarıdaki gibi bir oyunda bile para erirken, gerçek kumarda bu erime daha da hızlı olur. Sonuç olarak 1000 TL ile başlanan bu örnek şunu açıkça gösterir: Sorun sadece kaybetmek değil, kaybın nasıl gerçekleştiğidir. Küçük ama sürekli çarpan etkili kayıplar, nadir büyük kazanç ihtimalinden çok daha baskın hale gelir. Bu yüzden bu tür sistemlerde uzun vadede kazanmak matematiksel olarak değil, neredeyse tamamen istisnai şansa bağlıdır.
Bu noktada önemli bir ayrım yapılmalıdır.
Matematiksel olarak “riskin küçük bir kısmını almak için belli bir düzen içinde hareket ederek oyun kurmak bazı teorik modellerde büyümeyi veya küçük paralar kazanmayı mümkün kılabilir diyenler olacaktır. Bu durum, kumarın pratikte güvenli veya makul olduğu izlenimi vermez. Çünkü gerçek hayatta insanlar sabit ve disiplinli kalamaz, duygusal kararlar verir, kayıplarını telafi etmeye çalışır ve zamanla risklerini daha fazla artırır. Ayrıca daha iyi kurgulanmış ve tasarlanmış negatif beklentili oyunlarda küçük miktarlarla oynamak bile uzun vadede sistematik kayba yol açar. Yani sorun sadece “ne kadar oynandığı” değil, oyunun doğasının kendisidir. Aynı durum, benzer biçimde finansal piyasalar için de geçerlidir.
Finans literatüründe "Ergodisite Sorunu" olarak bilinen kavrama göre beklenen değerin (aritmetik ortalama) pozitif olması, sistemin tekil bir kişi için kârlı olduğu anlamına gelmez.Sonuç olarak bu hesaplama ve analizler, kumarın bazılarının söylediği gibi kontrollü şekilde yapılabileceğini savunmaz; tam tersine, matematiksel olarak neden yanıltıcı ve tehlikeli olduğunu bizlere gösterir. Beklenen değerin pozitif olması bile tek başına güvenli bir yol değildir; beklenen değerin negatif olduğu durumlarda ise sonuç zaten kaybetmeye endekslenmiş olarak baştan bellidir. Bu nedenle kumar, ister büyük ister küçük miktarlarda olsun, uzun vadede kayıp üretmeye eğilimli bir sistemdir.
Kumar ve bahis işleri; iflas mekanizmasının devletler ve kanunlar eliyle legal hale getirilmiş soygun düzenidir. Asıl ders şudur: Matematiksel olarak cazip görünen bir oyun bile, insan davranışı ve çarpma etkisi bir araya geldiğinde, sürdürülebilir bir kazanç yolu olmaktan çıkarak insanı iflasa götürür. Bu tablo, kumarın neden bir "şans oyunu" değil, matematiksel bir "imha silahı" olduğunun en somut kanıtıdır. Kulağa hoş gelen %50'lik devasa kazanç vaatleri, aslında arkasındaki %40'lık sinsi kayıp oranının derin uçurumunu gizleyen birer hayalden ibarettir. Siz kazandığınızı zannettiğiniz her an, sistem sizin büyüyen kasanızdan daha büyük parçalar koparmak için pusuda bekler; öyle ki, bir milyon liralık bir servet bile bu matematiksel çarkın içinde eriyerek kaybolur.
Neticede kumar, "bileşik zarar" gerçeğiyle cebinizdeki son kuruşa kadar buharlaştıran, matematiğin asla kaybetmediği hileli bir denklemdir. Kumarda kazananın aldığı para, kaybedenin rızasına değil, şansa dayalı olarak elde ettiği bir gasptır. Bizim hesabımızda gördüğümüz üzere, sistem öyle kurulmuştur ki aslında "kazanan" bile uzun vadede kaybetmeye mahkumdur. İslam, rızkın peşinde koşmayı ve helal yoldan kazanmayı emreder. Kumar ise insanı çalışmaktan, üretimden ve topluma faydalı olmaktan uzaklaştırıp; "kısa yoldan zengin olma" hayaliyle bir serabın peşinden sürükler. İnsanlar, emekleriyle kazandıkları helal sermayelerini kumar sebebiyle şeytani bir tuzağın içinde eritmiş olurlar.
Matematiksel olarak baktığımızda, paranın büyük bir kısmının yok olması, tam anlamıyla ayeti kerimede geçen bir "pislik" ve "yıkım" sürecidir. Kumarla hayatını perişan eden, servetini kaybeden bir insanın yaşayacağı psikolojik çöküş, ailevi yıkım ve toplumsal cinnet hali, bu yasağın ne kadar büyük bir rahmet olduğunu bizlere gösterir. Matematiksel gerçeklerin ilahi yasaklarla bu denli örtüşmesi, İslam esaslarının dünya ve ahiret saadetini hedefleyen hikmetini daha belirgin kılmaktadır.
İslam dini kumar kapısını en baştan kapatarak, insanı hem dünyevi bir iflastan hem de manevi bir hüsrandan kurtarmayı murat ederek insanların kurtuluşunu ister. Allah, tüm insanlığı bu illetten kurtarsın. Gençlerimizi bu tip şer yollara düşmekten muhafaza etsin. (Amin)
Kadir PANCAR
02/05/2026