Eğitimde öğrenci merkezli yaklaşımlar

İlim, insanı hem dünyada hem ahirette yücelten en değerli hazinedir. Ancak ilim, Allah rızası gözetilerek öğrenildiğinde gerçek değerine ulaşır; aksi hâlde sadece bilgi yığını olarak kalır. Ayrıca, öğrenme süreci saygı ve sevgiyle desteklendiği zaman ilim insana yük olmaz, ruhuna lezzet veren bir nimete dönüşür. Bu yüzden hakiki ilim; temiz kalbin, samimi niyetin  ve ilahi rızayı rehber edinen bir çabanın ürünüdür. İlim, sadece bilgi edinmek değil, aynı zamanda insanın ruhunu ve aklını terbiye eden manevi bir yolculuktur. İlim öğrenmek, Allah rızası için yapılırsa insan için derin bir zevk ve lezzet kaynağı haline gelir ve insanın bu ilim yolunda gösterdiği çaba böylece makbul olur. Sadece dünyalık kazançlar için ilim öğrenmek, hedeflenen bir davranış değildir; çünkü dünya fanidir ve elbet bir gün yok olacaktır. İnsan, dünyanın geçici heveslerine kapılarak doğru yolunu şaşırırsa, bu kendi yaşamı için en büyük zorluklardan biri hâline gelir. Hakiki ilim, dünyalık çıkarların ötesinde, kalbi aydınlatan ve insanı Allah’a yaklaştıran bir amaçla öğrenildiğinde değer kazanılır.
 
Peygamber Efendimiz  "Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır." (Müslim, Zikr 39, Buhârî, İlim 10; Ebû Dâvûd, İlim 1), ve "İlim tahsil etmek için yolculuğa çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır." (Tirmizî, İlim 2) buyurarak, ilim öğrenmenin ve bu uğurda çekilen zahmetlerin faziletini bildirmiş ve ayrıca ilim tahsil edenleri de "Bir kimse, ilim elde etmek arzusuyla bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır. Muhakkak melekler yaptığından hoşnut oldukları için ilim öğrenmek isteyen kimsenin üzerine kanatlarını gererler. Göklerde ve yerde bulunanlar, hatta suyun içindeki balıklar bile âlim kişiye Allah'tan mağfiret dilerler. Âlimin âbide karşı üstünlüğü, ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz ki âlimler, peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler altın ve gümüşü miras bırakmazlar; sadece ilmi miras bırakırlar. O mirası alan kimse, bol nasip ve kısmet almış olur." (Ebû Dâvûd, İlim 1; Tirmizî, İlim 19) hitabıyla müjdelemiştir. Peygamber Efendimiz , ilim öğrenmedeki amacımızı da "Kim kendisinde Allah'ın rızası aranan bir ilmi sadece dünyalığa sahip olmak için öğrenirse, o kimse kıyamet gününde cennetin kokusunu bile duyamaz." (Ebû Dâvûd, İlim 12) şeklinde uyararak belirtmiştir.


İslâm’da bilgi edinmek sadece dinî konularla sınırlı değildir; insan için faydalı olan, insanlara zarar vermeyen, insanı kötülüğe sevketmeyen, insanı yaratıcısından uzaklaştırmayan her türlü ilim, bir anlam ve değer taşır. İslâm’da ilimler tasnif edilirken ayrım yapılmış; bazıları herkes için "farz-ı ayn" kabul edilirken, bazıları ise toplumun bir kısmı tarafından öğrenildiğinde sorumluluğun diğer kişiler üzerinden tamamlandığı "farz-ı kifaye" kapsamında değerlendirilmiştir. Matematik de bu tür farz-ı kifaye ilimlerdendir. Bu açıdan matematik, hem evrendeki düzeni ve ölçüyü anlamamıza hem de günlük yaşamı düzenlememize yardımcı olan bir ilim olması hasebiyle bir anlam ve değer taşır. Kur’ân’da yaratılışın belirli ölçüler ve dengelerle gerçekleştiği sıkça vurgulanır, işte bu hakikat matematiksel düşünmenin önemini ortaya koyar. Ayrıca zekât, miras, vakıf ve benzeri ibadetlerde doğru hesaplama yapabilmek için matematik bilgisini zorunlu kılar. Namaz vakitlerini, oruç günlerini ve hac ibadetinin düzenini belirlemek de gözlem ve hesaplama yeteneğini gerektirir; böylece matematik, ibadet hayatımızın da bir parçası olur. Matematik, akıl yürütme, mantık, kıyas ve problem çözme yeteneğimizi geliştirerek zihinsel olgunlaşmamıza da katkı sağlar. Bu nedenle matematik öğrenmek, yalnızca rakamlarla ilgilenmek değil, hem dünya hayatını hem de ahiret sorumluluklarını doğru ve bilinçli bir şekilde yerine getirebilmek için vazgeçilmez bir kaynak olur. Matematik ilmini her bireyin derinlemesine öğrenmesi şart olmasa da toplum içinde bazı kişilerin derin matematik bilgisine sahip olması, hem günlük yaşamın düzenlenmesi hem de ibadetlerin doğru uygulanabilmesi açısından gereklidir. Bu sayede matematik, toplumsal sorumluluğu yerine getiren ve hem dünyalık hem uhrevî faydayı sağlayan bir ilim olarak öne çıkmış olur. 

Aşağıdaki Yazılar İlginizi Çekebilir!!!