Net Fikir » salavat
Estağfirullah... Estağfirullah... Estağfirullah...
Rabbimize zatının, sıfatının, esmasının ve efalinin hudutsuzluğunca hamdolsun. Elhamdülillahi Rabbil alemin. Bizi bir Ramazan-ı Şerif bayramına daha ulaştırdı. Allah-ü Teala tuttuğumuz oruçları, okuduğumuz Kuran-ı Kerim tilavetlerini, kıldığımız namazlarımızı eksiğiyle kusurlarıyla dergah-ı izzetinde kabul etsin. Bayram, sevinç ve mutluluktur. Bayramın huzurlu, sağlıklı ve bereketli olarak geçmesi, tüm İslam aleminde hayırlara vesile olması, akan gözyaşı ve kanların dinmesi, mazlumların esenlik ve selameti, Cenab-ı Mevla'dan niyazımızdır. Allahü Ekber Allahü Ekber La ilahe illallahü vallahü ekber. Allahü Ekber ve lillahil hamd. Allah, tekbirlerimiz sevincimizi, neşemizi, coşkumuzu arttırsın. Sağlık ve sıhhat içerisinde daha nice güzel bayramlara ulaşmak temennisiyle Bayramımız mübarek olsun.
فقد ثبت عنه صلى الله عليه وسلم أنه قال: من قال أستغفر الله العظيم الذي لا إله إلا هو الحي القيوم وأتوب إليه، غفر له وإن كان فر من الزحف. رواه الترمذي وصححه الألباني
İslam'da Selâ
"Diyanet, geçen hafta yaşadığımız darbe girişimi sırasında bütün
camilerde sabaha kadar selâ verdirdiği için bir kesim rahatsız oluyor...Bu yüzden birkaç yerde küçük hadiseler çıktı ama tepkilerin utanmazı
İzmir’de yaşandı: Selâdan hoşlanmayan ikisi kadın biri erkek üç genç
Narlıdere ilçesindeki Kutlu Yalmaç Camii’ni basıp belki babalarından da
yaşlı olan müezzini tartakladılar ve sonra da gözaltına alındılar...Sosyal medyada yapılan yorumlarda bazı kişilerin tepelerinde uçan
F-16’ların sesinden değil de selâdan rahatsız olduklarını herhalde
farketmişsinizdir...
Üstelik “Diyanet selâ okunması talimatını hangi akla hizmet için verdi?” diyenler sadece bunlardan ibaret değildi, bazı gazetelerin internet sitelerinde de “Nereden çıktı bu selâ?” tarzında haberler vardı...Bir gazeteci olarak ifade etmem zor ve belki de ayıp olacak ama
söylemeden edemeyeceğim: Basınımızın günümüzdeki en önemli
özelliklerinin başında, Türkiye’nin Müslüman bir memleket olduğunun bir
türlü farkına varamamış olması gelir!Camilerin cuma namazı cemaatine dar gelmesi yüzünden namazın
asırlardır sokaklara taşması basınımızı sanki yeni bir hadise imişcesine
şaşırtır, ezanın hoparlörle okunması bazı hassas kulakları rahatsız
eder, hele Kurban Bayramı geldi mi bir “kan” ve “katliam” tartışmasıdır başlar...
En Güzel Salat ve Selamlar O'na Olsun
Bugün
Alemlere rahmet peygamber efendimizin doğum günü sene-i devriyesi olan
Mevlid Kandilidir. Bugünü ifade edecek en güzel söz; Allah Rasülüne
içten gelerek yapılan salat ve selamdan ibaret olan mübarek sözlerdir. Tüm İslam alemi olarak Mevlid Kandilimiz mübarek olsun.
"De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah
da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok
merhamet edendir.” (Âl-i İmrân / 31)
Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât getirirler. Ey müminler! Siz
de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. (Ahzab Suresi-56) Salât-ı Nâriye
اَللَّهُمَّ
صَلِّ صَلاَةً كَامِلَةً وَسَلِّمْ سَلاَمًا تَامًّا عَلَى سَيِّدِنَا
مُحَمَّدٍ الَّذِى تَنْحَلُّ بِهِ الْعُقَدُ وَتَنْفَرِجُ بِهِ الْكُرَابُ
وَتُقْضَى بِهِ الْحَوَائِجُ وَتُنَالُ بِهِ الرَّغَائِبُ وَحُسْنُ
الْخَوَاتِمِ وَحُسْنُ الْخَوَاتِمِ وَيُسْتَسْقَى الْغَمَامُ بِوَجْحِهِ
الْكَرِيمِ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ فِى كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفنسٍ بِعَدَدِ
كُلِّ مَعْلُومٍ لَكَ
"Allâahümme salli salâaten
kâamileten ve sellim selâmen tâammen alâa seyyidinâa Muhammedini'l-lezii
tenhallü bi-hil'ukadü ve tenfericü bihi'l-kürabü ve tükdaa
bihi'l-havâaicü ve tünâalü bihi'r ragaaibü ve husnü'lhavâatimi ve
husnü'l-havâatimi ve yüsteska'l gamâamü bivechihi'l-keriim ve alâa
âalihii ve sahbihii fîi külli lemhatin ve nefesin bi-adedi külli
ma'lûmin lek."
Mânâsi: Allâh'im, kendisi hürmetine dügümler çözülen, gamlar-kederler açilan, ihtiyaçlar giderilen, isteklere, hüsn-ü hâtimelere güzel âkibetlere nâil olunan, kerem (cömertlik) sahibi yüzü-suyu hürmetine bulutlarin sulandigi, Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.)'e ve onun âl ve ashâbina; her bakis ve her nefeste ve zâtinca mâlum olanlarin sayisinca, kâmil bir rahmet ve tam bir selâmet ihsan eyle
Salât-ı Fethiyye
اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الْفَاتِحِ لِمَا اُغْلِقَ وَالْخَاتِمِ لِمَا سَبَقَ نَاصِرِ الْحَقِّ بِالْحَقِّ وَالْهَادِى اِلَى صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ وَعَلَى آلِهِ حَقَّ قَدْرِهِ وَمِقْدَارِهِ الْعَظِيمِ
“Allâahümme salli ve sellim ve bâarik alâa seyyidinâ Muhammedini’l-fâtihi limâa uğlika ve’l-hâtimi limâa sebeka nâasıri’l-hakkı bi’l-hakkı ve’lhâadii ilâa sirâatıke’l müstakıym ve alâa âalihii hakka kadrihii ve mikdâarihi’lazıym.”
اَللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ وَبَارِكْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الْفَاتِحِ لِمَا اُغْلِقَ وَالْخَاتِمِ لِمَا سَبَقَ نَاصِرِ الْحَقِّ بِالْحَقِّ وَالْهَادِى اِلَى صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ وَعَلَى آلِهِ حَقَّ قَدْرِهِ وَمِقْدَارِهِ الْعَظِيمِ
“Allâahümme salli ve sellim ve bâarik alâa seyyidinâ Muhammedini’l-fâtihi limâa uğlika ve’l-hâtimi limâa sebeka nâasıri’l-hakkı bi’l-hakkı ve’lhâadii ilâa sirâatıke’l müstakıym ve alâa âalihii hakka kadrihii ve mikdâarihi’lazıym.”
Mânâsı:"Allâh'ım salât ve selâm
eyle ve mübarek kıl; kilitlenmişlerin açıcısı, öncekilerin sonuncusu,
Hakka hak ile yardımcı, doğru yoluna hidâyet eden Efendimiz Muhammed'e
ve onun ehl-i beytine onun kadrince ve azîm mikdarınca."
Salât-ı Münciye
"Allâahümme salli alâa seyyidinâa Muhammedin ve alâa âali seyyidinâa Muhammedin salâaten tünciinâa bihâa min cemî'ıl-ehvâali ve'l âafâat. Ve takdıy lenâa bihâa cemî'alhaacâat ve tütahhirunâa bihâa min cemî'ıs-seyyi'âat ve terfeunâa bihâa ındeke a'led-derecâat ve tübelliğunâa bihâa aksa'l gaayâat. Min cemî'ıl-hayrâti fi'l-hayâati ve ba'del-memâat. İnneke alâa külli şey'in kadiyr."
Mânâsı: Allâh'ım, Efendimiz Muhammed'e ve ehl-i beytine bizi bütün korku ve âfetlerden kurtaracağın, bütün ihtiyaçlarımızı göndereceğin, bütün günahlarımızdan temizleyeceğin, nezdindeki derecelerin en yücesine yükselteceğin, hayatta ve ölümden sonra bütün hayırların nihâyetine ulaştıracağın şekilde râhmet eyle. Muhakkak sen her şeye kaadirsin."
ٱَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْجِينَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ ٱْلاَحْوَالِ وَٱْلاٰفَاتِ وَتَقْضِى لَنَا بِهَا جَمِيعَ ٱلْحَاجَاتِ وَتُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ ٱلسَّيِّئَاتِ وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ اَعْلَى ٱلدَّرَجَاتِ وَتُبَلِّغُنَا بِهَا اَقْصَى ٱلْغَايَاتِ مِنْ جَمِيعِ ٱلْخَيْرَاتِ فِى ٱلْحَيَاتِ وَبَعْدَ ٱلْمَمَاتِ اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ
"Allâahümme salli alâa seyyidinâa Muhammedin ve alâa âali seyyidinâa Muhammedin salâaten tünciinâa bihâa min cemî'ıl-ehvâali ve'l âafâat. Ve takdıy lenâa bihâa cemî'alhaacâat ve tütahhirunâa bihâa min cemî'ıs-seyyi'âat ve terfeunâa bihâa ındeke a'led-derecâat ve tübelliğunâa bihâa aksa'l gaayâat. Min cemî'ıl-hayrâti fi'l-hayâati ve ba'del-memâat. İnneke alâa külli şey'in kadiyr."
Mânâsı: Allâh'ım, Efendimiz Muhammed'e ve ehl-i beytine bizi bütün korku ve âfetlerden kurtaracağın, bütün ihtiyaçlarımızı göndereceğin, bütün günahlarımızdan temizleyeceğin, nezdindeki derecelerin en yücesine yükselteceğin, hayatta ve ölümden sonra bütün hayırların nihâyetine ulaştıracağın şekilde râhmet eyle. Muhakkak sen her şeye kaadirsin."
HAZRETİ EBU BEKR (R.A) SALÂTI
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنّا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِ سَيـِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَبَارِكْ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلَيْهِمْ اَعُوذُ بـِاللهِ مِنَ الْهَمِّ وَالْحُزْنِ وَمِنَ الْجُبُنِ وَالْبُخُلِ وَمِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَمِنْ غَلَبَةِ الدَّ يْنِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ êli seyyidinâ Muhammed. Ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim.Eûzü billâhi minelhemmi vel huzni ve minelcübüni vel buhuli ve minel aczi vel keseli ve min galebetit deyni ve kahrir ricâl.
ELF SALEVÂTI
اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰىسَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بـِعَدَدِ اَلْفِ اَنْفَاسِ الْمَخْلُوقَاتِ * وَصَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بـِعَدَدِ اَشْعَارِالْمَوْجُودَاتِ * وَصَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بـِعَدَدِ سَوَاكِنِ اْلاَرْضِ وَالسَّمَوَاتِ * وَصَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بـِعَدَدِ حُرُوفِ اللَّوْحِ وَ الدَّعَوَاتِ * وَصَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ بـِعَدَدِ كُلِّ الْمَعْدُودَاتِ وَالْمَعْلُومَاتِ * مِنْ اَوَّلِ اَزَلِهِ وَاَوْسَطِ حَشْرِهِ وَ آخِرِ بَقَائِهِ * وَعَلَى اٰلِهِ وَصَحْبـِهِ الطَّـيِّـِبـِينَ الطَّاهِرِينَ اَجْمَعِينَ بـِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّ احِمِينَ
Allâhümme salli alâ seyyidinâ muhammedin bi adedi elfi enfâsil mahluukaat. Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedin bi adedi eş'aaril mevcûdât. Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedin bi adedi sevâkinilerdı vessemâvât. Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedin bi adedi hurûfil levhı ved-deavât Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedin biadedi küllil ma'düüdât velma'lûmât. Min evveli ezelihii ve evsatı haşrihii ve âhıri bakaaihii ve alâ âlihii ve sahbihit-tayyibiynet-taahiriyne ecmeıyn. Bi rahmetike Yâ erhamerraahımiyn.
TAŞ ÜZERİNE SALEVÂT
اَللّٰهُمَّ صَلِِّ عَلٰى سَيِّدِ نَا مُحَمَّدٍ بَحْرِ اَنْوَارِكَ وَمَعْدِنِ اَسْرَارِكَ وَلِسَانِ حُجَّتِكَ وَعَرُوسِ مَمْلَكَتِكَ وَاِمَامِ حَضْرَتِكَ وَطِرَازِ مُلْكِكَ وَخَزَائِنِ رَحْمَتِكَ وَطَرِيقِ شَرِيعَتِكَ الْمُتَلَذِّذِ بـِتَوْحِيدِكَ اِنْسَانِ عَيْنِ الْوُجُودِ وَالسَّـبَبِ فِى كُلِّ مَوْجُودٍ عَيْنِ اَعْيَانِ خَلْقِكَ الْمُتَقَدِّمِ مِنْ نُورِ ضِيَائِكَ صَلاَةً تُدُومُ بـِدَوَامِكَ وَتبْقَى بـِبَقَائِكَ لاَمُنْتَهَى لَهَا دُونَ عِلْمِكَ صَلاَةً تُرْضِيكَ وَتُرْ ضِيهِ وَتَرْ ضٰى بـِهَا عَنَّا يَارَبَّ الْعَا لَمِينَ
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin bahri envârike ve ma'dini esraarike ve lisâni huccetike ve aruusi memleketike ve imâmi hazratike ve tıraazi mülkike ve hazâini rahmetike ve tarıykı şeriy'atikel mütelezzizi bi tevhıydike insâni aynil vücüüdi * Vessebebi fii külli mevcüüdin ayni a'yâni halkıkel mütekaddimi min nûri zıyâike. Salâten tedüümü bi devâmike ve tebkaa bi be-kaaike lâ müntehê lehê dûne ılmike salâten turzıyke ve turzıyhi ve terzaa bihâ annâ Yâ rabbel âlemiyn.
SEYYİDÜ’L İSTİĞFAR
اَ للَّهُمَّ اَنْتَ الْمَلِكُ الْحَىُُّ اللَّذىِ لاَ اِلاَهَ اِ لاَّ اَنْتَ اَنْتَ رَبِّي خَلَقْتَنيِ و انا عَبْدُكَ و انا علىَ عَهْدِكَ و وَعْدِكَ ماَ اسْتَطَعْتُ اَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ ما صَنَعْتُ اَبُؤُ لَكَ بِنِعْمَتِكَ عَلَىَّ وَ اَبُؤُ بِذَنْبى فاَ غْفِرْلى ذُنوبى فَاِنَّكَ لا يَغْفِرُ الذُّنوبَ اِلاَّ اَنْت.
Allâhümme entel melikül hayyüllezi la ilahe illa ente. Ente rabbi halakteni ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve vağdike mestedağtü euzü bike min şerri ma sanağtü ebüü leke bi niğmetike aleyye ve ebüü bi zenbi fağfirli zünübi fe inneke la yağfiruzzünübe illa ente.
Her gün Peygamber Efendimize çokça salevât
okumalıdır. Bilhassa salât-ı münciye, salât-ı nâriye ve salât-ı
fethiyye'ye devam edilmelidir. Herhangi bir sıkıntı anında bunların
hatmi yapılarak duâ edilirse, Cenâb-ı Hakk dilekleri inşallah peygamber efendimiz (s.a.v) hürmetine kabul eder.
Mirac Kandilimiz Mübarek Olsun
Mir'ac kelimesi, Arapça'da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarını dile getirir. İslam'da Hz. Peygamber Efendimizin ﷺ göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi olayı. Mirac olayı hicretten bir yıl ya da onyedi ay önce Receb ayının yirmi yedinci gecesi gerçekleştiği rivayet edilir. Rivayetlerde bu olayın iki aşaması vardır. Birinci aşamada Peygamber Efendimiz ﷺ Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an-ı Kerim'de geçen bu aşama, gece yürüyüşü anlamında "İsra" adını alır. İkinci aşamayı ise Peygamber Efendimizin ﷺ Beytü'l-Makdis'ten yükselişini oluşturur. Mirac olarak anılan bu göğe yükselme olayı, gece yürüyüşü (isra) dan farklı olarak Kur'an-ı Kerim’de işareten geçmekle birlikte, çok sayıdaki hadis kaynağında ayrıntılı biçimde anlatılır.
Miraç Hadisesi, hadislerde verilen bilgiye göre Peygamber Efendimiz ﷺ, Kâbe'de Hatim'de ya da amcasının kızı Ümmühani binti Ebi Talib'in evindeyken, Cebrail (a.s) gelip göğsünü yarmış, kalbini Zemzem ile yıkadıktan sonra içini hikmet ile doldurmuştur. Peygamber Efendimiz ﷺ "Burak" adlı bir bineğe bindirilerek, Beytü'l-Makdis'e getirilip göğe yükseltilmiştir. Çeşitli kaynaklarda Peygamber Efendimizin ﷺ Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler ile görüştüğü ve onlara namaz kıldırdığı rivayet edilir.
Miraç Hadisesi, hadislerde verilen bilgiye göre Peygamber Efendimiz ﷺ, Kâbe'de Hatim'de ya da amcasının kızı Ümmühani binti Ebi Talib'in evindeyken, Cebrail (a.s) gelip göğsünü yarmış, kalbini Zemzem ile yıkadıktan sonra içini hikmet ile doldurmuştur. Peygamber Efendimiz ﷺ "Burak" adlı bir bineğe bindirilerek, Beytü'l-Makdis'e getirilip göğe yükseltilmiştir. Çeşitli kaynaklarda Peygamber Efendimizin ﷺ Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer bazı peygamberler ile görüştüğü ve onlara namaz kıldırdığı rivayet edilir.
Peygamber Efendimiz ﷺ, Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Mirac'la ve yanında Cebrail olduğu halde göğe yükselmeye başlamıştır. Göğün birinci katında Hz. Adem, ikinci katında Hz. İsa ve Yahya, üçüncü katında Hz. Yusuf, dördüncü katında Hz. İdris, beşinci katında Hz. Harun, altıncı katında Hz. Musa ve yedinci katında Hz. İbrahim ile görüşmüştür. Cebrail ile birlikte yükseliş Sidretü'l-Münteha'ya kadar sürmüş bundan sonrasına Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarım" diyerek geçemeyerek Sidretü'l Münteha'da kalmış Peygamber Efendimiz ﷺ yükselişine tek başına devam etmiştir. Peygamber Efendimiz ﷺ bu yükselişinde "Refref" adlı başka bir binekle yükselişini sürdürmüştür. Bu yükseliş sırasında Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabını müşahede etmiştir. Sonunda Hz. Allah, mahiyetini bilmediğimiz bir şekilde Peygamber Efendimiz (s.a.s)'a tecelli etmiştir. Allah, Peygamber Efendimiz'e ﷺ miraçta 3 şey vermiştir. 1) Allah'a şirk koşmayanların Cennet'e gireceği müjdesi, 2) Bakara suresinin son ayetleri olan "Amenerrasülü" 3) Beş vakit namazın farz kılınması
Peygamber Efendimiz ﷺ, mirac hadisesinden sonra yeniden "Refref" ile Sidretü'l-Münteha'ya, oradan da "Burak'la Mescid-i Aksa'ya ve oradan da Mekke'ye döndürülmüştür.
Mirac Gecesinin ertesi günü, Peygamber Efendimiz ﷺ çevresindekilere Mirac olayını anlatmıştır. Olayı duyan müşrikler, yoğun bir kampanya başlatarak, Peygamber Efendimizi ﷺ suçlamaya, alaya almaya başlamışlardır. Bu söylentiler, bazı müslümanları da etkileyerek şüpheye düşürmüştür. Olayın gerçek olup olmadığını araştırmak isteyenler, Beytü'l-Makdis'e ve Mekke'ye gelmekte olan bir kervana ilişkin sorular sorarak, Peygamber Efendimizi ﷺ sınamışlardır. Peygamber Efendimizin ﷺ verdiği bilgilerin doğruluğu müslümanları şüpheden kurtarmışsa da müşriklerin inatlarını kırmamıştır.
Mirac olayı, müşriklerin inatlarını ve düşmanlıklarını artırarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu miraç olayı karşısındaki muazzam tutumu ve insanların içine düştüğü sorgulamalar karşısındaki şüphesiz imanı sebebiyle Hz. Ebu Bekir (r.a), Peygamber Efendimiz ﷺ tarafından "Sıddîk" lakabıyla onurlandırılmıştır. Hz. Ebu Bekir (r.a) olayı kendisine anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyeceğini soran müşriklere hitaben: "O söylüyorsa şüphesiz doğrudur" cevabını vermiştir.
>>>İsra ve Mirac olayı, hakikattir. Buna böyle inanmak imanın gereğidir. Peygamber Efendimizin miraca çıkmasının en büyük hikmeti, arka arkaya gelen üzüntülü hadiselerden sonra (hanımı Hz Hatice'nin ve amcası Ebu Talib'in vefatı müslümanların baskı altında oluşu, Taif'de islamı davet ederken taşlanması vs. gibi) Peygamber Efendimiz ﷺ Allah tarafından ödüllendirilmesi ve tüm üzüntülerin geçip mutluluğun hakim olacağını müjdelemesi açısından, biz inananlara bir ders niteliği taşır. Miraç hadisesi, Peygamber Efendimiz uykusundan uyandırılıp rüya ve uyku hali olmaksızın uyanık iken gercekleşmiş ve ruh ile birlikte bedenin birlikte olduğu muazzam bir durum içine alan ve keyfiyetini bilemediğimiz bir şekilde cereyan etmesi acısından cok büyük bir mucize olma özelliği taşır.
Miraç gecesi müminlerin kazanç elde ettiği bir gecedir. Mirac olayının gerçekleştiği gece müslümanlara göre, Kadir gecesinden sonra en kutsal gece sayılmış ve bu gecenin ibadetle ihyası gelenek haline gelmiştir. Osmanlılar döneminde, böyle mübarek gecelerde camiler kandillerle donatıldığı için, Mirac kandili olarak da anılmıştır. Miraç kandilinin gecesini izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayını anlatan ve Miraciye adı verilen şiirlerin okunması ve dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenek olmuştur.
Miraç Kandilimiz mübarek olsun. Bizim miracımız da secdemizle Allah'la buluştığumuz namazlarımızdır. Allah, namazlarımızı ve dualarımızı kabul etsin (Amin)
“Ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir.”(İsra Suresi-1)
Hatemül Enbiya Peygamber Efendimiz-1
(Allahü Teâlâ’ya yarattığı tüm varlıkların hudutsuzluğunca hamd olsun! Onun sevgili Resûlü, Muhammed aleyhisselâma yer ve gök varlıkları adedince salât ve selâm olsun! En güzel makamlar da O’nun temiz Ehl-i beytine ve güzide Ashâbının hepsinin üzerine olsun!) Rasül-ü Ekrem Efendimizi ﷺ anlatmaya beşerin kuvveti yetmez. O’nu Cenab-ı Hakk’ın kendisi medh etmiş, Aziz ve Celil Kitab-ı Kerim’inde en güzel ahlak olarak nitelendirmişken bizler ancak O, İnsan-ı Kâmil-i anmakla, anlatmakla kendimizi mutlu etmiş oluruz. O’nu anmanın verdiği sevinç ve gururu, benliğimizde yaşamış oluruz. O, hayatının her anı güzide ashabı tarafından adeta fotoğrafı çekilmişçesine, an be an kaydedilmiş ve yıllar sonrasında bile ashab-ı güzin ve salih alimler ile aynen yaşatılmış yegâne insan. Tarihte hayatının tamamı en ince teferruâtına kadar tesbît edilmiş en güzide beşer; Hazret-i Muhammed Mustafa -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir. O, Peygamberler silsilesinin hatemi, insanlığı beşeri zafiyetlerinden kurtarıp Hakk’a davet eden mübelliği azamların sonuncusu, insanlığı karanlıklardan aydınlığa çağıran nebi-i zişan efendimiz; Rasül-ü Kibriya Muhammed Mustafa ﷺ’dir. O, insanlığın en karanlık çağlarında insanlığa gönderilen, insanı insan olma bilincinde tekrar aslına döndüren; beşerin, yaratıcısını unutup kendilerine yeni ilahlar edindikleri bir zamanda, insana yaratanını bildiren; Allah’ın sevgilisi âlemlerin efendisi Hatemül Enbiya efendimiz; Ahmed Muhammed Mustafa (s.a.v)’dir. O, Cenab-ı Hak tarafından “Sen olmasaydın, felekleri (alemleri) yaratmazdım” (Hakim el Müstedrek, II: 615) hitabıyla yüceltilmiştir. O, halkı cehalet karanlıklarından, hırs ve ihtiraslarından kurtarıp hidayet nurlarına çıkarmıştır. Ondan önce sadece kendi nefsini bilen beşer, O’nunla Hakkın ve hakikatin bilgisini bulmuştur. Tüm varlıklar O’nunla yaratıcısını gerektiği gibi tesbih ve takdis etme şerefine nail olmuştur. “(Ey Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya Suresi, 107) gibi şerefli bir hitap sadece O’na has kılınmakla tek evrensel peygamber olma niteliğini kazanmıştır.
Hatemül Enbiya Peygamber Efendimiz-2
İnsanlığı Allah’a davet hususunda, hayrı tavsiye ve irşad mahiyetinde;
türlü bela, fitne ve musibetlere karşı daima sabır ve sükûnet
içerisinde, Allaha teslimiyetin zirve yaptığı numune-i imtisal, mukaddes
şahsiyet; Peygamber Efendimizdir. O, herkes için bir rehber ve
numunedir. Hz. Allah O’nu bir uyarıcı, bir müjdeci olarak alemlere
göndermiştir. “Ey peygamber! Biz seni hem bir şahit, hem bir müjdeci,
hem bir uyarıcı olarak gönderdik.”(Ahzab Suresi,45)
Bu yazımızın ilk bölümü aşağıda verilmiştir. Ayrıca şu adresten de ulaşabilirsiniz. http://muallims.blogspot.com.tr/2011/04/numune-i-ekber-peygamber-efendimiz-1.html
Rasülullah'ın
hayatında herkese bir söz, bir tavsiye mutlaka vardır. O, bize
anlatılanların fevkinde yaşayan bir Kuran’dır. Her haliyle Allah’ın
kelamının dünyadaki esintisi, biz noksan sıfatlı insanlara Kuran-ı
Kerim’in ve güzide Kuran ahlakının adeta canlı bir göstergesidir.
Rasülullah; “Şayet birinize karşı bir hatada bulunmuşsam, maddî veya
manevî olarak kimi incittiysem, malınıza, canınıza veya şerefinize,
herhangi bir biçimde zararım dokunmuşsa gelsin, benden hakkını alsın. Ey insanlar! Kime vurmuşsam, işte sırtım, gelsin vursun. Her kimin benden alacağı varsa işte malım gelsin alsın.” (İbn-i Kesîr, Sîre, 4:257) diyecek kadar adaletli ve her şartta dahi bir kul
teslimiyeti ile helalleşmenin zirvesi bir peygamberdir.
Dini yaşayış ve tebliği ile örnektir. Bir devlet adamı olarak örnektir. Asrın en büyük ordularını dize getiren şecaat ve cesareti ile komutanlara, askerlere örnektir. Açlıktan mübarek karınlarına taş bağladıkları zamanlarda bile, her daim nimetlere şükür ile örnektir. Zor zamanlar ve mekânlardaki sabır ve teslimiyeti ile örnektir. Sırtında giyecek bir şeyi olmasa dahi, istenildiğinde “hayır” demeyi bilmeyen nefsi ile cömertliğe örnektir. “Andolsun size içinizden öyle bir peygamber geldi ki, gayet izzetli ve şereflidir. Sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir, üstünüze titrer, müminlere gayet merhametli ve şefkatlidir.” (Tevbe Suresi,128) hitabının gereği ümmetine olan düşkünlüğü ile örnektir.
Elinde her türlü imkânları olduğu halde, kendisinden yaşça çok büyük Hz. Hatice (r.a) ile evlenmesi ile, günümüzün şehvet hissiyatı ile kavrulanlarına örnektir. Aile efradına karşı, şefkati ve adaleti ile örnektir. Zayıflara, kimsesizlere, kölelere, miskinlere karşı merhameti ile örnektir. Hanımlarına karşı sevgisi ve muhabbeti ile örnektir. Ashabına karşı öğreticiliği, liderliği ile günümüz öğretmenlerine örnektir.
Veladet Kandili (Mevlid Kandili)
"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik." (Enbiyâ, 107) İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son ve en büyük peygamber, bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü'l-evvel ayının 12.gecesi doğmuştur. Milâdî takvime göre ise bu, 571 yılı Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye "Mevlid Kandili" denilmiştir.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in ﷺ doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti. O'nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıç olmuştur. O gecenin sabahı, gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili Peygamber Efendimizin ﷺ gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in ﷺ doğduğu çağda dünyanın her tarafında cehalet, zulüm ve ahlâksızlık almış yürümüş, Allah inancı unutulmuş, insanlık korkunç ve karanlık bir duruma düşmüş, dünya yaşanmaz hale gelmişti. O'nun doğduğu gece, insanlığın kurtuluşu için çok hayırlı ve mübarek bir başlangıç olmuştur. O gecenin sabahı, gerçekten de feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Bir fazilet güneşi ve hidâyet meşalesi olan sevgili Peygamber Efendimizin ﷺ gönderilişi, Yüce Allahın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu hususta Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:
"Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler." (Âl-i İmrân, 164)
"Mevlid kandili" gecesi, özellikle Osmanlı Devletinden sonra müslümanlar arasında yüzyıllardan beri büyük bir coşku ile kutlanmış, Sevgili Peygamber Efendimiz ﷺ bu gece vesilesiyle derin bir saygı ve hürmetle anılmıştır.
Büyük Türk Alimi Süleyman Çelebi tarafından yazılan ve asıl adı "Vesiletün'necat" olan mevlid kitabı O'nun doğumunu, üstünlüğünü ve mucizelerini en güzel bir şekilde dile getiren değerli bir eserdir. Peygamber Efendimizin ﷺ doğum yıldönümlerinde okunan mevlidleri saygı ile dinlemek, O'nun mübarek ruhuna salât ve selâm okumak hiç şüphesiz büyük milletimizin Sevgili Peygamber Efendimize ﷺ olan engin sevgi ve bağlılığının bir ifadesidir. Bununla beraber, O'nun ahlâk ve fazilet dolu hayatını öğrenmek ve kendimize örnek almak başta gelen görevlerimizdendir. Asıl o zaman O'nun sevgisini ve hoşnutluğunu kazanmış oluruz.
O âlemlerin Rabbinden, "Alemlere rahmet olarak gönderildi." Asırlara sığmayacak inkılapları birkaç sene içerisinde gerçekleştirdi. Evlâtlarını diri diri toprağa gömen babalar, O'na ve getirdiği prensiplere iman ettikten sonra mükemmelleştiler, dünyaya insanlık, adalet ve medeniyet rehberi olacak hale geldiler. İnsanlar, Peygamber Efendimizin ﷺ tek emriyle, kökü yüzlerce yıl derinde olan alışkanlıklarını bırakmışlardır. O, yirminci asır insanının yüzyılda yerleştiremediği hakkı, hukuku, adâleti, hürriyeti, demokrasiyi ve insan haklarını bir solukta toplumlara yerleştirmiştir. Böylece cehâlet asrı bir saâdet asrı olup, çıktı. Nihayet asır, asırlara taştı. Ve O, çağlar ötesiyle kucaklaştı.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) kendisinden önceki peygamberler gibi sadece bir kavme veya millete değil, bütün insanlığa peygamber olarak gönderilmiştir. O'nun diğer peygamberlerden en farklı yönlerinden birisi budur. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulur:
"Biz seni bütün insanlara ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bilmezler."(Sebe, 28)
İnsanlığın her zaman ve mekânda Peygamber Efendimizin ﷺ tebliğ ettiği ilâhî mesaja ve bu mesajın hayata geçirilmiş şekli olan onun sünnetine ihtiyacı vardır. O'nu örnek almak, Kur'an'a uymaktır. Çünkü Hz. Aişe (r.a.)'nın ifâdesiyle O'nun ahlâkı Kur'an'dı. (Müslim, Misâfirîn, 139). Kur'an-ı Kerim, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in ﷺ inananlar için en güzel örnek olduğunu bildirmekte ve bu hususta Allah, şöyle buyurmaktadır:
"Andolsun, Allah'ın rasûlünde sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar için ve Allah'ı çok ananlar için güzel bir örnek vardır." (Ahzâb, 21)
Muhalif görüşlere kaynak olması açısından, mevlid kandilinin önemine binaen bazı alimler, Mevlid Kandili hakkında kitaplarında şu görüşleri belirtmişlerdir:
>>“Peygamber Efendimizi ﷺ anmak, O’na salavat getirmek ve bu vesileyle İslam toplumunu bir araya getirmek mekruh değildir; bilakis müstehaptır.”
Kaynak: İbn Hacer el-Askalânî, Fethul-Barî, cilt 9, sayfa 441-442
>>“Topluca Peygamber Efendimizi ﷺ anmak ve özel günlerde O’na salavat getirmek hayır ve bereket getirir; bid’at olarak görmek yanlıştır, çünkü maksat sevgi ve övgüdür.”
Kaynak: İbn Abidin, Reddu’l-Muhtar ‘ala Durru’l-Muhtar, cilt 2, sayfa 172
>>“Peygamber Efendimizi ﷺ hatırlamak ve O’na salavat getirmek hem kişisel ibadet hem de toplumsal fayda sağlar; Mevlid gibi uygulamalar bu açıdan müstehaptır.”
Kaynak : İmam Suyûtî, el-Hâvî li’l-Fetâvâ, cilt 3, sayfa 101-102
>>“Peygamber Efendimizi ﷺ hatırlamak ve O’na salavat getirmek, Allah’ın rızasını kazanmak ve toplumda Peygamber sevgisini canlı tutmak için iyi bir yoldur; Mevlid kutlaması bu kapsamdadır.”
Kaynak : İbn Cevherî, el-Muhtasar fi’l-Ahkâm, sayfa 210
>>“Peygamber sevgisini ifade etmek ve doğumunu hatırlamak teşvik edilmiştir; dua, salavat ve cemaatin toplanmalarıyla bu sağlanabilir.”
Kaynak: El-Kurtubî, el-Câmi‘ li Ahkâm el-Kur’ân, cilt 13, sayfa 221
Bu geceyi nasıl ihya edebiliriz?
Bütün insanlık âlemine bir hidayet tarihi açan ve âlemlere halis ilâhî rahmet olan böyle yüksek şanlı bir Peygamber'in ümmeti olmakla şereflenmiş bulunan biz müminlere ne mutlu! Bu geceyi vesile bilerek, O'na ümmet olmanın şuuruna erebilmek, Bu gecenin manevî zenginliğinden istifâde etmek için en azından bir Tesbih Namazı kılalım, kaza namazları kılalım, salavat-ı şerifeler getirelim, Tevbe istiğfarlar eşliğinde dualar edelim. Hatm-i Enbiyâ ve duaları yapılabilir. O'na ümmet olan müminlere gevşeklik yakışmaz. Unutmayalım... Alemlere rahmet olarak gönderilen muazzez Peygamberimizin (s.a.v), doğumunu anarken, yalnızca mevlid okumak, ilâhîler söylemek, bir gece boyunca ibadet edip sonrasında eski yaşantıya dönmek ve kandil simidi dağıtmak gibi uygulamalarla yetinmek yeterli değildir, sadece bunun gibi geceleri mübarek bilip camileri doldurmak yeterli değildir. Allah rızasını kazanmak için her daim şuur içinde olup, ibadet ve taatla ömrümüzü geçirmek, haramlardan da uzaklaşmak gerekir. Yüce Allah'ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ulaşmanın yegâne yolu, Peygamberimize (s.a.v) tabi olup O'nun yolundan gitmekle mümkündür...
"De ki: Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günâhlarınızı bağışlasın..." (Âl-i İmrân, 31)
Beraat Kandiliniz Mübarek olsun
"Berat", (beraet) kelimesi "el-berâe" kelimesinin Türkçedeki kullanılış
şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
"Berâet" iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten
kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir. Mü'minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir. Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan Mekke'deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında, Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.
Cenab-ı Hak buyuruyor:'Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur'an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir...'(Duhan, 44/1-4)
Ayette geçen, 'mübarek gece'den maksadın; Berat gecesi olduğu rivayet edilmiştir. Kur'ân-ı Kerim, bu gece, semadan dünya semasına indirilmiştir. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlanmıştır. Bu gecenin, dört adı vardır. "Mübarek gece", "Berae gecesi" "Sakk gecesi", "Rahmet gecesi". Ve denildi ki bununla Kadir Gecesi arasında kırk gün vardır. Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki, haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sened yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarına bir kurutuluş (beraet) yazar.
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü'min kullarına berat yazar.
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü'min kullarına berat yazar. Bu gecenin beş özelliği olduğu Elmalı Hamdi Yazır Duhan Suresi tefsirinde şöyle geçer:
"Allahü teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar. Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır:
1- Tefrik-i külli emrin hakim (her hikmetli işin ayrılması) 2-
Bu gecedeki ibadetin fazileti: Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem)
buyurmuştur ki, "Her kim bu gece yüz rekat namaz kılarsa yüce Allah ona
yüz melek gönderir. Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem
azabından teminat verir. Otuzu da ondan dünya afetlerini savarlar, O'nu
da ondan şeytanın tuzaklarını hilelerini savarlar." 3-
Rahmet iner, Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurmuştur ki:
"Yüce Allah bu gece ümmetine öyle rahmet eder ki Kelb kabilesinin
koyunlarının kılları sayısınca." 4-
Mağfiret meydana gelir. Yine Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem)
buyurmuştur ki "Yüce Allah bu gece bütün müslümanlara mağfiret buyurur
ancak kâhin, sihirbaz, yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün
olan, yahut ana-babasını inciten, veya zinaya ısrarla devam eden
müstesna." 5-
Bu gecede Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem)a şefaatın tamamı
verilmiştir. Çünkü Resulullah Şaban'ın on üçüncü gecesi ümmeti hakkında
şefaat niyaz etti üçte biri verildi. On dördüncü gecesi niyaz etti üçte
ikisi verildi. On beşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak
Allah'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka. Bir
de bu gece zemzem suyunun açık bir biçimde artması ilâhî âdetlerdendir.
Bununla birlikte çoğunluğun görüşü bu mübarek geceden maksadın kadir
gecesi olmasıdır. Çünkü, "Gerçekten biz onu kadir gecesinde indirdik."
(Kadr, 97/1) buyurulmuştur. Bir de, "Her hikmetli iş nezdimizden bir emr
ile o zaman ayrılır. (Duhan, 44/4) ifadesi, "Ondan melekler ve ruh
Rablerinin izniyle herbir iş için iner de iner. (Kadr, 97/4) ifadesine
uygundur. Bir de, "Ramazan ayıdır ki Kur'ân onda indirilmiştir." (Bakara
2/185) buyurulmuştur. Ve çoğunluğun görüşüne göre Kadir gecesi
Ramazan'dadır. Eğer dersen: Kur'ânın bu gecede indirilmesinin mânâsı
nedir? Derim ki; Şöyle dediler: Yedinci semadan dünya semasına bir cümle
olarak (toptan) Levh'te dünya semasına indirildi, ve Cebrail
(aleyhisselâm) sefereye (yazıcı meleklere) imlâ etti, sonra da
Peygamber'e yirmiüç senede kısım kısım indirilmiştir." (Elmalı Hamdi Yazır, Duhan Suresi)
Sevgili Peygamberimizin (s.a.v) şöyle buyurduğu rivayet edilir:
"Bu gece Şaban'ın onbeşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Benü Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem'den kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz. " (Münziri, et-Tergîb ve't-Terhib, II, 118)."
"Bu gece Şaban'ın onbeşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Benü Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları Cehennem'den kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asî olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz. " (Münziri, et-Tergîb ve't-Terhib, II, 118)."
İnsanların bir sene içerisindeki rızıkları, zengin veya fakir olacakları ve ecelleri gibi mühim hususlar o gece içerisinde meleklere bildirilir. O geceyi ibâdet ve tâatla geçirmek ve nafile namaz kılmak sevaptır. Fakat o geceye mahsus belirli bir namaz şekli yoktur. Nitekim Peygamber Efendimiz bu geceyi ibadetle geçirmiş ve Allah'a şöyle dua etmiştir: "Azabından affına, gazabından rızana sığınır, senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamdetmekten âcizim. Sen seni senâ ettiğin gibi yticesin." (Münziri, Tergib, II, 119, 120)."
Şaban ayının yarısı (Berâet gecesi) gelince: gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz. Cenâb-ı Allah o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle der: Benden af dileyen yok mu; onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu; rızık vereyim. Şifaâ dileyen yok mu; ifâ vereyim. " "Allah Teâlâ Şaban'ın onbeşinci geresi (Berâet gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar." (İbn Mace, İkametü's-Salât, 191; Tirmizî, Savm, 38).
İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhya isimli eserinde, Berat Gecesi'nde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer vermiştir. İmam Nevevi gibi bazı hadis âlimleri böyle bir namazın sünnette yerinin olmadığını, bu namazın Hicret'ten 400 sene sonra Kudüs'te kılınmış olduğunu söylemişlerdir. Gecelerimizin ihyası için kaza namazları kılınabilir. Tevbe ve istiğfar edilip, salavat-ı şerifeler okunabilir. Teheccüd, evvabin gibi nafile namazlar kılınabilir.
Unutmayalım... Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimizin tebliğ ettiği İslam hükümleri sadece bir geceye has kılınmamıştır. Sadece böyle gecelerde ibadet etmek, mevlid okumak, ilâhîler
söylemek, bir gece boyunca ibadet edip sonrasında eski yaşantıya dönmek kandil gecelerini mübarek bilip camileri doldurmak sonrasında hiç uğramamak, kandil simidi dağıtmak gibi uygulamalarla yetinmek, bizim için asla yeterli değildir. Bu işler özünde biraz merasim ve tören havası barındırdığından bidaat öğeleri taşır. Allah rızasını kazanmak için her daim şuur içinde olup, ibadet ve taatla ömrümüzü geçirmek, haramlardan da uzaklaşmak gerekir.
Yüce Allah'ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ulaşmanın yegâne
yolu, Peygamberimize tabi olup O'nun yolundan gitmekle mümkündür...
Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi
Yıllık bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler, yıl sonunda o program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır. Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur. Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize de bir bakalım. Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık muhasebeye tabi olması da gayet tabiidir. Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp
Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar. Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4.
âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin
meali şöyle: "O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten
mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız.
Bütün hikmetli işler o gecede tefrik olunur." (Duhan Suresi/2-4) Bu
âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin görüşüne
göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil'in de dahil
olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu
söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de,
hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve
bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir.
Tefsirlerde Beraat gecesi ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de Berat Gecesinde mü'min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı vardır: "Mübarek Gece", "Berae Gecesi", "Sakk Gecesi. Belge ve senet. (Allah Teala bu gece mü'min kullarına beraet yazar)", "Rahmet Gecesi.""Berat, beraet" kelimesi "el-berâe" kelimesinin Türkçedeki kullanılış şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir."Berâet" iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir.
Mü'minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir. Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan Mekke'deki Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem kazandırmaktadır.
Recep, Şaban ve Ramazan ayları mübarek aylardır. Nitekim Peygamber Efendimiz ﷺ, Recep ayı girdiğinde “Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” diye dua etmiştir (Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 259).
Ramazan ayında oruç tutmak farzdır (Bakara, 2/184-185). Recep ve Şaban aylarında ise; Peygamber Efendimizin ﷺ diğer aylara oranla daha fazla nafile oruç tuttuğu, ancak Ramazan’ın dışında hiçbir ayın tamamını oruçlu geçirmediği hadis kaynaklarında yer almaktadır (Buhârî, Savm, 52-53; Müslim, Sıyâm, 173-79).
Resul-i Ekrem Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam diğer aylara göre bu ayda daha çok ibadet ve taatte bulunurlardı. “Şaban benim ayımdır.” “Şaban günahları temizleyendir” buyurarak kadrini yüceltirdi. Receb ayı geldiği zaman da “Allahım, Receb ve Şaban (ayını) bize mübarek ve bereketli kıl” buyururdu. Böylece dua ve niyazlarında bu ayların kudsiyetini dile getirmişlerdir.
Bu gecenin beş özelliği olduğu Elmalı Hamdi Yazır Duhan Suresi tefsirinde şöyle geçer:
"Allahü teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar. Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır:1- Tefrik-i külli emrin hakim (her hikmetli işin ayrılması)2- Bu gecedeki ibadetin fazileti: Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurmuştur ki, "Her kim bu gece yüz rekat namaz kılarsa yüce Allah ona yüz melek gönderir. Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabından teminat verir. Otuzu da ondan dünya afetlerini savarlar, O'nu da ondan şeytanın tuzaklarını hilelerini savarlar."3- Rahmet iner, Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurmuştur ki: "Yüce Allah bu gece ümmetine öyle rahmet eder ki Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca."4- Mağfiret meydana gelir. Yine Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) buyurmuştur ki "Yüce Allah bu gece bütün müslümanlara mağfiret buyurur ancak kâhin, sihirbaz, yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan, yahut ana-babasını inciten, veya zinaya ısrarla devam eden müstesna."5- Bu gecede Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem)a şefaatın tamamı verilmiştir. Çünkü Resulullah Şaban'ın on üçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti üçte biri verildi. On dördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. On beşinci gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah'tan devenin kaçması gibi kaçanlar başka. Bir de bu gece zemzem suyunun açık bir biçimde artması ilâhî âdetlerdendir. Bununla birlikte çoğunluğun görüşü bu mübarek geceden maksadın kadir gecesi olmasıdır. Çünkü, "Gerçekten biz onu kadir gecesinde indirdik." (Kadr, 97/1) buyurulmuştur. Bir de, "Her hikmetli iş nezdimizden bir emr ile o zaman ayrılır. (Duhan, 44/4) ifadesi, "Ondan melekler ve ruh Rablerinin izniyle herbir iş için iner de iner. (Kadr, 97/4) ifadesine uygundur. Bir de, "Ramazan ayıdır ki Kur'ân onda indirilmiştir." (Bakara 2/185) buyurulmuştur. Ve çoğunluğun görüşüne göre Kadir gecesi Ramazan'dadır. Eğer dersen: Kur'ânın bu gecede indirilmesinin mânâsı nedir? Derim ki; Şöyle dediler: Yedinci semadan dünya semasına bir cümle olarak (toptan) Levh'te dünya semasına indirildi, ve Cebrail (aleyhisselâm) sefereye (yazıcı meleklere) imlâ etti, sonra da Peygamber Efendimize ﷺ yirmiüç senede kısım kısım indirilmiştir." (Elmalı Hamdi Yazır, Duhan Suresi)
"Şaban ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünü oruç tutun. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ (Keyfiyeti bizce meçhul bir halde) dünyaya en yakın göğe inerek (o andan) fecir oluncaya kadar: "Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir bela ile) mübtela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim. Şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?" buyurur." (İbn Mâce, H. no: 1388)
"Bu gece Şaban'ın on beşinci gecesidir. Allah Teâlâ bu gecede Beni Kelb kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanları cehennemden kurtarır. Ancak kendisine şirk koşanların, Müslümanlara karşı kin ve düşmanlık besleyenlerin, akrabaları ile münasebeti kesenlerin, gururlu ve kibirlilerin, ana-babasına asi olanların ve içki içmeye devam edenlerin yüzüne bakmaz." (Buhârî, et-Tergîb ve't-Terhib, II, 118)
Şaban ayının on beşinci gecesinde kılınmak üzere, yüz rekatlik bir şükür namazı, çeşitli ibadet ve dua kitaplarında rivayet edilmiştir. İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhya isimli eserinde, Berat Gecesi'nde yüz
rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer vermiştir. İmam Nevevi
gibi bazı hadis âlimleri böyle bir namazın sünnette yerinin olmadığını,
bu namazın Hicret'ten 400 sene sonra Kudüs'te kılınmış olduğunu
söylemişlerdir. Gecelerimizin ihyası için kesin olarak kaza namazları kılınabilir.
Tevbe ve istiğfar edilip, salavat-ı şerifeler okunabilir. Teheccüd,
evvabin gibi nafile namazlar kılınabilir. İhya kitabında rivayet edilen Beraat namazının kılınışı şu şekildedir: Namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur. Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu halde cemaatle de kılmışlardır. Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh'den gelen rivayete göre: "Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: "Her kim bu namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala'nın yetmiş rahmet nazarı ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir. Bunların en küçüğü, Allah-u Teala'nın mağfiretidir.
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:"Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."
Bazı mâna büyüklerinin de bu gece ile ilgili olarak şöyle bir duası vardır:
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin ve hassaten üç ayların, hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz ederim.
Unutmayalım... Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin ﷺ tebliğ ettiği İslam hükümleri sadece bir geceye has kılınmamıştır.
Sadece böyle gecelerde ibadet etmek, mevlid okumak, ilâhîler
söylemek, bir gece boyunca ibadet edip sonrasında eski yaşantıya dönmek
kandil gecelerini mübarek bilip camileri doldurmak sonrasında hiç uğramamak,
kandil simidi dağıtmak gibi uygulamalarla yetinmek, bizim için asla
yeterli değildir. Bu işler özünde biraz merasim ve tören havası
barındırdığından bidaat öğeleri taşır. Allah rızasını kazanmak için her daim şuur içinde olup, ibadet ve taatla ömrümüzü geçirmek, haramlardan da uzaklaşmak gerekir.
Yüce Allah'ın sevgisine, hoşnutluğuna ve bağışlamasına ulaşmanın yegâne
yolu, Peygamber Efendimize tabi olup O'nun yolundan gitmekle mümkündür...









