İman; her şeyden önce bir kalp işidir. Kalbin bir nedene bağlı olarak veya olmadan herhangi bir fikre, düşünceye veya bir var oluşa inanması kelime olarak imanı temsil eder. Akıl ise bu "iman" eylemine sebepler bulmaya yardımcı bir vasıtadır. İman ile akıl birbirine zıt iki kavram da değildir. İman ve akıl ilişkisi, birbirini destekler mahiyette, yalnız herbiri kendi içerisinde sınırlar ihtiva eden iki kavramı bizlere sunar. İman, kalbi bir fiil olmakla beraber bazı halleri akılla izah edilebilir. Ama her imanın akılla izah edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle herhangi bir inancı ne kadar akılla anlamak için uğraşsak da çabamız yetersiz kalacaktır. Çünkü aklın sınırları vardır. İman ise gönül ve kalp işidir.
Net Fikir » Tüm Yazılar
Din Felsefesinden Ateiste Cevaplar
Din
felsefesi, din adına sadece kuru bir felsefe yapmaktan ibaret olmayıp, din
alanında ciddi sorgulamalar yaparak en doğruya ulaşmak için yapılan sistemli
düşünme biçimlerinin bütününü ifade eder. Felsefe özel anlamda akıl yürütme, doğru biçimde kullanıldığında
iyi bir cevap bulma işlemidir. Kişinin hakikati bulmasında önemli olan kalp’ten
gelen ses olduğundan, akli muhakemelerin hepsi, yetersiz kalarak bir yerde tıkanacaktır. Bu
nedenle felsefe sayesinde yapılan bütün düşünmeler, hakikate ulaşmada bize
fikirler verse de varılan hakikatin kalpte yeşermesi en doğru eylem biçimi olacaktır.
Zira kalp, fiilin mekanıdır. Kalbe uğramadan yapılan iş ve işlemler, çok sığ
kalacaktır. Bizim buradaki amacımız; akli muhakeme ve felsefe eşliğinde yapılan
sorgulamaları, dini inançları ret eden kişiler kapsamında doyurucu bilgiye
ulaştırmaktan ve onların da iman nurundan faydalanmalarını sağlamaktan başka
bir şey ifade etmemektedir. Din felsefesi kullanarak ateizm ve ateistlere
verdiğimiz cevaplarda, Batılı filozofların çalışmalarından yararlanarak, aslında
ortaya çıkan Batı kaynaklı inançsızlık mekanizmalarına da bir nevi kendi
içlerinden cevap vermiş olacağız. Kendi doğrularımızı ayet ve hadisler
eşliğinde zikretmek, bir ateist için bir anlam ifade etmediğinden, onların kendi
silahları ile konuşmak daha doğru olacaktır. İşte bu nedenle inançsızlık
kavramına evrensel bir düşünme biçimi olan Din felsefesinden cevaplar sunmaya
çalışacağız. [Bu yazıda, genel anlamda ateizm ve inançsızlık kavramı incelenmiş olup, özelde Deizm ve Agnostizm gibi benzeri inançsızlık türlerine fazla detaya inmeden değinilmiş ve Deizm/Agnostizm kavramları, geniş kapsamlı bir inceleme olmadan yüzeysel olarak incelenmiştir.]
İslam Hukuku 2 Konu Özeti

İlahiyat lisans Tamamlama 2. Sınıf Ders Özetleri ilitam kitaplarından yararlanarak özetleme yapılmıştır. Özetleme işleminde Ankara İlitam'ın uzaktan eğitim yayınları esas alınmıştır. öğrencilerimize faydalı olması amacıyla burada yayınlanmıştır.
Sitede bulunan tüm İlahiyat dersleri konu özetleri, üniversitenin kendi
kitabından satır satır okunarak büyük bir emek sarfedilerek tarafımdan
çıkarılmıştır. Kişisel kullanıma açık olarak dijital ortamda herkese
sunulmuştur. Hal böyleyken kırtasiyecilerin veya diğer
menfaatperestlerin hiçbir yazılı izin almadan, bilgi vermeden çıkarları
uğruna bu özetleri ders notu/kitap vs. haline getirerek ticari olarak
satması, kul hakkıdır. Vebaldir. Asla buna Rızam yoktur.
Vazgeçilmez Olma Düşüncesi
Bir gün bir doktora, gerginlik ve tedirginlikten şikayetçi olan bir hasta gelmiş.Yapması gereken çok işinin bulunduğunu; fakat kendisinin rahatsız, işlerin ise beklemeye tahammülü olmadığını söylemiş.
Doktor,
-Bu işleri başka biri yapamaz mı? Ya da bir başkası size yardımcı olamaz mı? diye sormuş.
Adam,
- Onları yalnız ben yapabilirim; bütün işler bana bakıyor! diye cevap vermiş.
Doktor,adamın durumunu iyice tetkik ettikten sonra anlamış ki adam kendini vazgeçilmez biri olarak görüyor. Kibir gibi kötü bir hasletin için yanıp kavrulmak üzere. Doktor adama dönmüş ve;
-Sana bir reçete vereceğim. Bu reçeteyi aynen tatbik etmen gerekiyor! diyerek, yazıp eline bir kağıt vermiş.
Adam reçeteyi eline alıp baktığında, hayretler içinde kalmış. Reçetede, her gün en az iki saat işi bırakıp yürüyüş yapacaksın ve her haftanın yarım gününü bir mezarlıkta dolaşarak geçireceksin yazıyormuş.
Hasta adam;
- Yürüyüşü anladık ama; neden mezarlık? diye sormuş.
Doktor,
Oraya gidip mezar taşlarına bakmanı istiyorum. Mezarlıklar, kendilerini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur. Sen de onlar gibi ölüp mezarlığa gömülünce, kendinden başkasının yapmasına imkan olmadığını zannettiğin işlerin, başkaları tarafından da yapılmaya devam ettiğini göreceksin, demiş.
Hiç'lik Makamı
Nasreddin Hoca’ya sormuşlar: “Kimsin?”“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim .Dudak büküp önemsemediklerini görünce,Nasreddin Hoca sormuş: “Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam, kabara kabara.
Adamın övündüğünün ve kibirlendiğini görünce “Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasreddin Hoca.
“Mutasarrıf” demiş adam, kabara kabara.
Adamın övündüğünün ve kibirlendiğini görünce “Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasreddin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam...
“Daha sonra?..” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Daha sonra?..” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam, ben şimdiden, senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "Hiçlik makamında"
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam, ben şimdiden, senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: "Hiçlik makamında"
Hz Mevlana derki ;
Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken,sen hiç ol...Menzilin yokluk olsun.İnsanın çömlekten farkı olmamalı,nasıl ki çömleği ayakta tutan dışındaki biçim değil,içindeki boşluk ise,insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiç'lik bilincidir.
Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken,sen hiç ol...Menzilin yokluk olsun.İnsanın çömlekten farkı olmamalı,nasıl ki çömleği ayakta tutan dışındaki biçim değil,içindeki boşluk ise,insanı ayakta tutanda benlik zannı değil hiç'lik bilincidir.
Bir Kral ve Köylü Hikayesi
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacaktı?.. Ülkenin en zenginleri, en güçlü kervanları, saray görevlileri birer birer geldiler... Sabahtan öğlene kadar...
Hepsi, kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu da; ''Halkından bu kadar vergi aldığı halde saraya yollarını temiz tutamıyor''diye yüksek sesle kralı eleştirdi.
Sonunda bir köylü çıkageldi saraya; meyve ve sebze getiriyordu. Yoldaki engeli görünce sırtındaki küfeyi yere indirdi ve olanca gücüyle itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kalmış ama büyük engeli de yolun kenarına çekmiş oldu. Tam küfesini sırtına almak üzereydi ki kayanın eski yerinde bir kesenin olduğunu gördü... Açtı, kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde;
-''Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir.'' diyordu kral...
Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.
''Her engel, hayat şartlarımızı daha da iyileştirecek bir fırsattır"
"İman, yetmiş küsür derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.
(Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.)
"Kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. İyi göremeyen bir kimseye yardımcı olman senin için sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır."
(Tirmizî, “Birr”,36)
İlitam 2.Sınıf 2.Dönem Arasınav Soruları 2014
ANKARA ÜNİVERSİTESİ 2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI BAHAR YARIYILI ARA SINAVIİLAHİYAT LİSANS TAMAMLAMA UZAKTAN EĞİTİM PROGRAMI (YARIYILLIK)
12-13 NİSAN 2014
CUMARTESİ ÖĞLEDEN SONRA - PAZAR ÖĞLEDEN SONRA OTURUMLARI
DERSLER: TEFSİR METİNLERİ2, HADİS METİNLERİ2, DİNLER TARİHİ,TASAVVUF TARİHİ, DİN FELSEFESİ
SORULARI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ: (RAR DOSYASI)
Sedat Akleylek, Şifrelerin Matematiği Kriptografi
Tarih boyunca gizlilik her zaman insanoğlunun ilgisini çekmiştir. Yazının icadından itibaren insanlar yazıyla haberleşmeye başlamış, ancak insanoğlunun karşı koyamadığı merakı yüzünden gönderilen mesajların gizlenmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Mesajı kafa derisine kazıma, harfleri değiştirip anlamsız metinlere dönüştürme gibi türlü yöntemler denenmiş ve sonucunda şifreleme icad edilmiştir.Elinizdeki bu kitap, eski şifreleme tekniklerinden günümüz sistemlerine kadar, şifrelerin tarihinde kısa ve eğlenceli bir yolculuğa çıkacak, şifrelerin geçirdiği evrime tanık olacaksınız. Ayrıca günümüz teknolojisinde güvenli bilgi iletimi için hemen herkesin az çok bilmesi gereken ve şifrelerin matematiksel sistemlerle ifade edildiği kriptografi bilimiyle tanışacaksınız.
Sedat Akleylek, Şifrelerin Matematiği Kriptografi -Canan Çimen - Ersan Akyıldız, Sayfa Sayısı: 137 Baskı Yılı: 2007 Yayınevi: Odtü Yayıncılık





