Net Fikir » Tüm Yazılar
İslam'da Selâ
"Diyanet, geçen hafta yaşadığımız darbe girişimi sırasında bütün
camilerde sabaha kadar selâ verdirdiği için bir kesim rahatsız oluyor...Bu yüzden birkaç yerde küçük hadiseler çıktı ama tepkilerin utanmazı
İzmir’de yaşandı: Selâdan hoşlanmayan ikisi kadın biri erkek üç genç
Narlıdere ilçesindeki Kutlu Yalmaç Camii’ni basıp belki babalarından da
yaşlı olan müezzini tartakladılar ve sonra da gözaltına alındılar...Sosyal medyada yapılan yorumlarda bazı kişilerin tepelerinde uçan
F-16’ların sesinden değil de selâdan rahatsız olduklarını herhalde
farketmişsinizdir...
Üstelik “Diyanet selâ okunması talimatını hangi akla hizmet için verdi?” diyenler sadece bunlardan ibaret değildi, bazı gazetelerin internet sitelerinde de “Nereden çıktı bu selâ?” tarzında haberler vardı...Bir gazeteci olarak ifade etmem zor ve belki de ayıp olacak ama
söylemeden edemeyeceğim: Basınımızın günümüzdeki en önemli
özelliklerinin başında, Türkiye’nin Müslüman bir memleket olduğunun bir
türlü farkına varamamış olması gelir!Camilerin cuma namazı cemaatine dar gelmesi yüzünden namazın
asırlardır sokaklara taşması basınımızı sanki yeni bir hadise imişcesine
şaşırtır, ezanın hoparlörle okunması bazı hassas kulakları rahatsız
eder, hele Kurban Bayramı geldi mi bir “kan” ve “katliam” tartışmasıdır başlar...
15 Temmuz 2016
İstanbul'daki Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün ordu içinde kümelenmiş bir güruh olan darbe taraftarı (FETÖ/PDY) rütbeli ve rütbesiz askerleri tarafından kapatılması ile başlayan karanlık darbe girişimi sürecinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi içerisinde milletvekillerinin de bulunduğu bir sırada, havadan uçaklarla bombalanmış; darbeciler tarafından kaçırılaran helikopter ve tanklarla masum halkımızın ateş altına alınmasıyla da vatandaşlarımız vatanını milletini savunurken şehit olmuş veya yaralanmıştır.


Tıkandı Baba Hikayesi
Bir nükte olarak söylenen "Vermeyince Mabud neylesin Mahmud" sözünün hikayesi hakkında şöyle bir hal nakledilir. Osmanlı devleti zamanında Sultan Mahmud kıyafet değiştirip, beraberinde sadrazam ve birkaç muhafız
ile halkı teftişe çıkmış. Dolaşırken bir kahvehaneye girip ot urmuşlar.
Bakmışlar müşteriler kahvehaneciye seslenip duruyor: "Tıkandı Baba, çay
getir"; "Tıkandı Baba kahve getir". Tıkandı Baba lakabı Sultan Mahmud'a
ilginç gelmiş. Merak edip kahvehaneciyi çağırmış. Kahvehaneci gelince:
- Baba sana neden "Tıkandı Baba" derler? Hele otur da anlat, demiş. Tıkandı Baba başlamış anlatmaya:
- Ben bir gece, bir rüya gördüm. Rüyamda tanıdığım tüm insanların bir çeşmesi vardı ve hepsinin çeşmesinden oluk oluk su akıyordu. Benim de bir çeşmem vardı fakat benim çeşmemdeki su ip gibi akıyordu. Sonra ben; "Keşke benim çeşmem de onlarınki kadar aksa" diye içimden geçirdim. Sonra yerden bir çomak alıp suyun geldiği oluğu dürtmeye başladım. Ben oluğu dürterken çomak kırıldı ve ip gibi akan suyum damlamaya başladı. Bu sefer ben; "Keşke çeşmem diğerlerininki kadar olmasa da, bari eskisi kadar aksa" diye içimden geçirdim ve oluğu kurcalamaya devam ettim. Ben uğraşırken suyun geldiği oluk tamamen kırıldı. Az önce damlayan suyum, tamamen kesildi. Ben yine uğraşmaya devam ediyordum ki, o sırada bir melek göründü; bana "Su Tıkandı artık, Artık uğraşma!" dedi. O gün bu gündür bu rüyamı kime anlattıysam adım "Tıkandı Baba'ya çıktı. Hangi işe elimi attıysam olmadı. Şimdi de burada çaycılık yapıp zar zor geçinmeye çalışıyorum.
Tıkandı baba'nın anlattıklarından etkilenen Sultan
Mahmud, muhafızlarına; "Bundan sonra her gün bu adama bir tepsi baklava
getirin; her baklava diliminin altına da bir altın koyun." diye emir
vermiş. Hemen ertesi gün askerler ilk tepsi baklavayı getirip, Tıkandı
Baba'ya teslim etmişler. "Padişahımızdandır" diyerek...
Tıkandı Baba baklavaya sevinmiş. "Ne zamandır tatlı yemişliğim de yoktu" diye içinden geçirmiş. Almış tepsiyi tutmuş evinin yolunu. Yolda düşünmüş kendi kendine; "Yahu ben bir canıma nasıl yerim bir tepsi baklavayı? En iyisi ben buna hiç dokunmadan satayım."
Tıkandı Baba işlek bir yol kenarına kurmuş tezgâhını başlamış; "Taze baklava! Taze baklava!" diye bağırmaya... Bu sırada yoldan geçen bir Yahudi baklavaya talip olmuş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar, Yahudi baklavayı alıp gitmiş... Tıkandı Baba baklavadan kazandığı ile ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış.
Yahudi baklavayı evine götürmüş. Bir dilim atmış ağzına... Fakat dişine bir şey değmiş... Bu nedir diye bir bakmış ki; altın. Ve baklavanın her diliminin altında bir tane altın... Yahudi bu duruma anlam veremese de ertesi gün tekrar aynı yere gitmiş ki; aynı adamı görür müyüm diye... Bakmış ki adam orada... Demiş ki; "Sen her akşam burada olacaksan, biraz indirim yap da ben her akşam alayım bu baklavaları senden." Tıkandı Baba kabul etmiş ve her akşam baklavayı Yahudi'ye satmaya başlamış.
Tıkandı Baba baklavaya sevinmiş. "Ne zamandır tatlı yemişliğim de yoktu" diye içinden geçirmiş. Almış tepsiyi tutmuş evinin yolunu. Yolda düşünmüş kendi kendine; "Yahu ben bir canıma nasıl yerim bir tepsi baklavayı? En iyisi ben buna hiç dokunmadan satayım."
Tıkandı Baba işlek bir yol kenarına kurmuş tezgâhını başlamış; "Taze baklava! Taze baklava!" diye bağırmaya... Bu sırada yoldan geçen bir Yahudi baklavaya talip olmuş. Üç aşağı beş yukarı anlaşmışlar, Yahudi baklavayı alıp gitmiş... Tıkandı Baba baklavadan kazandığı ile ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış.
Yahudi baklavayı evine götürmüş. Bir dilim atmış ağzına... Fakat dişine bir şey değmiş... Bu nedir diye bir bakmış ki; altın. Ve baklavanın her diliminin altında bir tane altın... Yahudi bu duruma anlam veremese de ertesi gün tekrar aynı yere gitmiş ki; aynı adamı görür müyüm diye... Bakmış ki adam orada... Demiş ki; "Sen her akşam burada olacaksan, biraz indirim yap da ben her akşam alayım bu baklavaları senden." Tıkandı Baba kabul etmiş ve her akşam baklavayı Yahudi'ye satmaya başlamış.
Sultan Mahmud, bir ay baklava gönderdikten sonra; "Bakalım Tıkandı Baba şimdi ne durumda?" deyip adamlarıyla beraber tutmuş kahvenin yolunu. Fakat bu kez kıyafet değiştirmeden... Sultan Mahmud bakmış ki; Tıkandı Baba aynı tas aynı hamam. Ne uzamış ne kısalmış. Yine aynı kahvehanede, ekmek kavgasında... Sultan Mahmud, Tıkandı Baba'yı yanına çağırtıp sormuş: - Tıkandı Baba sana yolladığım baklavaları almadın mı? Tıkandı Baba biraz mahcup:
- Geldi hünkârım, demiş. Ben de satıp ihtiyaçlarımı giderdim. Duacınızım.
Sultan Mahmud, bunu duyunca tebessüm etmiş. "Anlaşıldı Tıkandı Baba,
sen gel bakalım benimle" demiş. Birlikte sarayın yolunu tutmuşlar.
Saraya varınca Sultan Mahmud, Tıkandı Baba'yı doğruca hazine odasına
götürmüş. Sultan Mahmud, Tıkandı Baba'nın eline bir kürek tutuşturup:
- Baba daldır bakalım küreği istediğin yere... Küreğin üzerinde ne kalırsa senindir, demiş.
Bunu duyan Tıkandı Baba öyle heyecanlanmış ki; küreği ters tuttuğunu fark etmemiş bile... Hızla küreği daldırıp çıkarmış ama ne çare? Kürek ters olunca üzerinde bir tanecik altın kalmış o da düştü düşecek... Derken o da düşmüş.
- Baba daldır bakalım küreği istediğin yere... Küreğin üzerinde ne kalırsa senindir, demiş.
Bunu duyan Tıkandı Baba öyle heyecanlanmış ki; küreği ters tuttuğunu fark etmemiş bile... Hızla küreği daldırıp çıkarmış ama ne çare? Kürek ters olunca üzerinde bir tanecik altın kalmış o da düştü düşecek... Derken o da düşmüş.
Sultan Mahmud: - Baba, demiş. Senin buradan nasibin yok! Sen şu bizim askerleri takip et. Onlar ne derse yap. Tıkandı Baba boynunu büküp düşmüş askerlerin önüne... Sultan Mahmud askerlerden birini yanına çağırmış:
- Bu adamı alın Üsküdar'a götürün, demiş. Deyin ki; baba bir taş seç. Seçtiği taşa karışmayın. Sonra deyin ki; seçtiğin taşı fırlat. Tıkandı Baba taşı ne kadar uzağa atarsa; durduğu yerden taşı attığı yere kadar ona verin.
Askerler Tıkandı Baba'yı alıp Üsküdar'a götürmüş. Demişler ki baba bir taş seç. Tıkandı Baba sormuş "Ne için ki?" diye ama askerler bir şey söylememiş. Tıkandı Baba; şu büyüktü, şu küçüktü, şu yamuktu derken kocaman bir kayaya sarılmış demiş ki seçtiğim taş budur. Askerler demiş ki; "Baba sen şimdi bu taşı fırlat, ne kadar uzağa atarsan o kadar yer senindir." Bunu duyan Tıkandı Baba heyecanla seçtiği taşa atılmış, güç bela yerden kaldırmış. Fakat taşın ağırlığını direyemeyip elinde taş olduğu halde sırtüstü devrilmiş. Taş da üzerine düştüğünden oracıkta can vermiş.
- Vermeyince Mabud, neylesin Mahmud?
Osmanlı Türkçesi olarak da "Tıkandı Baba" Hikayesini aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz.
Tatil Nedir?
Tatil kavramı; ekranların başında vakit öldürmek, boş boş gezmek ve sadece oyun/eğlence anlamında bir kavram değildir. Elbette uzun yaz tatil dönemleri ve ara tatiller, kişilerin bedenen ve zihnen dinlenme zamanıdır. Lakin bu "dinlenme" vakitlerin boşa harcanmasına, amaçsız bir şekilde heba edilmesine sebep olmamalıdır. Esasında herşeyi vaktinde ve düzenli olarak yaptığımız zaman, stres ve kaygıdan uzaklaşarak yaratılış amacımıza uygun bir hayata sahip olabiliriz. İslam dini, asla boş kalmayı ve tembelliği kabul etmez. Kur’ân-ı Kerîm’de Peygamber efendimize hitaben: “O halde önemli bir işi bitirince hemen diğerine koyul!” [İnşirah Suresi/7] buyrulmaktadır. Âyet-i Kerime, bir iş tamamlandığında boş kalarak dinlenilmesini değil, bilakis insana fayda veren farklı bir işle meşgul olunmasını emrediyor. Kur’an-ı Kerim'de zikredilen ve tavsiye edilen dinlenme çeşidi bu şekildedir. Kur’an-ı Kerim'in "insanın başıboş olarak dünyaya gönderilmediğini" [Kıyamet Suresi/36] ifade ettiği biçimiyle, kamil insanın “tembellik ve boşluk” anlamlarına gelen "tatil" (عطله) kelimesi ile bağdaştırılabilecek herhangi bir yönü yoktur. Bir işi bitirdiğiniz zaman eğer dinlenmek istiyorsak; boş ve âtıl kalarak değil, iş değişikliği yaparak veya başka bir işle meşgul olarak ancak kamil manada dinlenebiliriz.
Daha Kur'an ne desin!
Cengiz Numanoğlu, II. Dünya Savaşı’nın ve Türkiye’de tek parti döneminin dinî hayat üzerindeki baskılarının etkili olduğu bir dönemde, 14 Ekim 1941 tarihinde dünyaya gelmiş, ahlâkî ve dinî değerlere önem veren bir aile ortamında yetişmiştir. Babasının dürüstlük, helal kazanç ve kul hakkı konularındaki hassasiyeti, onun kişilik ve değer dünyasının şekillenmesinde belirleyici olmuştur. Dönemin koşulları nedeniyle düzenli bir din eğitimi alamamış olsa da, aile içinde gözlem ve örnekleme yoluyla edindiği dinî duyarlılık, ilerleyen yıllarda içsel bir inanç yapısının oluşmasına zemin hazırlamıştır. İlkokul ve ortaokul yıllarında ekonomik sebeplerle çalışarak ailesine katkı sağlayan Cengiz Numanoğlu, bu süreçte erken yaşta sorumluluk ve hayat tecrübesi kazanmıştır. Eğitim hayatına dair değerlendirmelerinde ise, hem geçmişte hem de günümüzde eğitim sisteminin bireyin manevî ve psikolojik yönünü ihmal ettiğini; eğitimin yalnızca akademik başarıya değil, değer ve bilinç inşasına da odaklanması gerektiğini vurgulamaktadır.
Cengiz Numanoğlu, 1950’li yıllarda bir arkadaşının askerî lise deneyimlerinden etkilenerek askerlik mesleğine ilgi duymuş ve bu isteğini babasının desteğiyle hayata geçirmiştir. Bursa Işıklar Askerî Lisesi’ni kazanarak başladığı eğitim sürecinde, dönemin kahramanlık söylemleri ve tarihsel miras algısının da etkisiyle mesleğe yönelmiştir. Ancak Cengiz Numanoğlu askerî okul ortamında beklediği bütüncül eğitimi bulamamış; özellikle disiplin anlayışının daha çok biçimsel kurallara indirgenmesini eleştirmiştir. Numanoğlu’nun askerî eğitim yılları, Türkiye’de din eğitiminin hâlen sınırlı ve isteğe bağlı olduğu bir döneme denk gelmiştir. İlk, orta ve lise öğrenimi süresince okul ortamında sistemli bir din eğitimi almamış; dinî bilgi ve duyarlılığını büyük ölçüde aile çevresinden edinmiştir. Işıklar Askerî Lisesi’nden sonra Kara Harp Okulu’na girerek 1962 yılında teğmen rütbesiyle mezun olmuş, çeşitli birliklerde yaklaşık yirmi yıl görev yaptıktan sonra kendi isteğiyle emekli olmuştur. Hayatının ilerleyen dönemlerinde Kur’an-ı Kerim merkezli bir düşünce ve yaşam anlayışını benimseyen Numanoğlu, bu dönüşümü hem aile hayatına hem de edebî üretimine yansıtmış; özellikle ikinci evliliğiyle birlikte manevî uyumun hâkim olduğu bir yaşam inşa etmiştir.
Cengiz Numanoğlu, hayatını iki döneme ayırarak değerlendirir: Yaklaşık kırk yıl süren ve kendisinin “cahiliye dönemi” olarak adlandırdığı ilk evre ile içsel arayış sonucu kendini ve hakikati bulduğunu ifade ettiği ikinci evre Cengiz Numanoğlu'nun hayat hikayesinin belirleyici dönemleri olarak karşımıza çıkar. Bu keskin ayrım, onun düşünce dünyasında ve sanat anlayışında yaşadığı dönüşümün temel çerçevesini oluşturmaktadır. Askerî lise yıllarından itibaren müzikle ilgilenen Numanoğlu, trompet icracılığı ve bestecilik alanlarında uzun süre aktif olmuş; ancak bu dönemi daha sonra eleştirel bir bakışla değerlendirmiştir. Manevî dönüşümünden sonra sanata yaklaşımı değişmiş, şiir onun temel ifade alanı hâline gelmiştir. Emeklilik döneminde yoğunlaşan şiirlerinde, bireysel içsel yolculukla birlikte dinî bilinç, sorgulama ve toplumsal duyarlılık ön plana çıkmıştır.
Cengiz Numanoğlu, 1993 yılında hac ibadetini yerine getirmiş ve Mekke ile Medine’de yaşadığı derin manevî tecrübeleri “Beytullah’ta Ben” adlı şiirinde ifade etmiştir. Kutsal mekânların onda bıraktığı güçlü etki, hayatında önemli bir dönüm noktası olmuş ve şiir dünyasını derinden etkilemiştir. Cengiz Numanoğlu, 1988–1993 yılları arasında TRT 1’de haftalık olarak yayımlanan “İnanç Dünyası” programında kendi şiirlerini seslendirmiştir. Cengiz Numanoğlu, dinî temaların yanı sıra millî ve toplumsal konulara da şiirlerinde yer vermiştir. Gençlere yönelik bilinç uyandırmayı amaçlayan eserler kaleme almış, özellikle 28 Şubat sürecinde yaşanan baskı ve sıkıntıları şiirleriyle dile getirerek dönemin ruhunu edebî metinlere yansıtmıştır.
Matematik Müfredatı Değerlendirmesi-2016
Matematik branşındaki öğretime ilişkin yazılan eleştirel yaklaşımlara karşılık; meslek hayatımda öğrenci ve ders işlenişinde karşılaştığım eksikliklere dayanarak kendi düşüncelerimi burada ifade etmek isterim. Unutulmamalıdır ki burada zikredilen görüşler dönemsel nitelikte olup zaman ve mekan şartlarına göre değişkenlik gösterebilmektedir. Aşağıda yazılan düşünceler, 2013 te kademeli olarak değiştirilmiş lise matematik müfredatı ve ortaöğretim kurumları yönetmeliği baz alınarak oluşturulmuştur.
**Öğrencilerin derse karşı ilgi ve merak düzeyinin artırılması için dersin kazanımlarına uygun araştırma ve incelemelerin yapılması ve bunların konu anlatılmadan sınıf ortamında paylaşılması güdülenmeyi arttıracaktır.
**Yaparak yaşayarak öğretim modelleri oluşturulmalı bu şekilde matematik eğitimi zevkli ve ilgi çekici hale getirilmelidir. Gündelik hayattan kopuk eğitimin başarıya ulaşma şansı düşüktür. Bunun yanında her matematik kavramının somut hale getirilmesi için uğraş vermek de matematik biliminin temeli ile bağdaşmayacağından anlamsız bir çaba olacaktır. Matematik Soyut düşünme biçimini içine alan geniş bir ilim dalı olduğu izlenimi öğrenciye sezdirildiğinde başarıya ulaşmak daha kolay hale gelecektir.
**Yaparak yaşayarak öğretim modelleri oluşturulmalı bu şekilde matematik eğitimi zevkli ve ilgi çekici hale getirilmelidir. Gündelik hayattan kopuk eğitimin başarıya ulaşma şansı düşüktür. Bunun yanında her matematik kavramının somut hale getirilmesi için uğraş vermek de matematik biliminin temeli ile bağdaşmayacağından anlamsız bir çaba olacaktır. Matematik Soyut düşünme biçimini içine alan geniş bir ilim dalı olduğu izlenimi öğrenciye sezdirildiğinde başarıya ulaşmak daha kolay hale gelecektir.
**Matematik derslerinde bol örneklendirmelerin yapılması öğrencinin öğrenmesi açısından önemlidir. Bu nedenle ders kitapları seviyelere göre düzenlenip basitten zora doğru pek çok örnek ihtiva etmelidir. Öğrencinin kendi kendine çözebileceği örnek problemlerin olması kavramayı kolaylaştıracağından başarıyı olumlu etkileyecektir. Belli zamanlarda genel tekrar çalışmalarının yapılması için süre ayrılması pekiştirici etki yapacağından başarıya olumlu yansıyacaktır.
** Mevcut sınıf geçme sisteminde genel ortalama 50 puanı tutturulduğunda 3-4 tane dersiniz başarısız bile olsa bütün başarısız derslerden ortalama ile geçilerek sınıf geçilmektedir. (Bkz. MEB. Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği, 1/7/2015, Doğrudan Geçme Madde 57/b http://mevzuat.meb.gov.tr/html/ortaogrkurumyon_0/yonetmelik.pdf). Dolayısıyla bu sistemde öğrenci ortalamayı tutturabildiği takdirde, zorlandığı derslere sene içerisinde hiç çalışmadan sene sonunda hepsinden geçebilmektedir. Bunun yerine her ders bağımsız değerlendirilirse; dersten başarısız olunduğunda bu dersin alttan alınması ile mecburen öğrenci tarafından her derse gerektiği kadar çalışma yapılması gerekecektir. Bu durum doğal olarak başarıyı da arttıracaktır.
**Öğrencilerin ders yükünün azaltılması da başarıyı önemli ölçüde etkileyecektir. Bir sınıfta 10 veya daha fazla dersin olması bunların ayrı ayrı sınav ve değerlendirmelerin olması öğrencide çalışma isteğini ortadan kaldırmaktadır. Birbirine benzer derslerin gruplandırılıp, müfredat sadeleştirilerek, 6-8 derse düşürülmesi öğrenciyi motive edecektir.
**Öğretim programlarında yer alan ünitelerin bir bütün halinde öğrenciye sunulması başarı için en önemli faktördür. Örneğin mevcut programda matematik 9.sınıfta fonksiyonlar anlatılırken bileşke ve ters fonksiyon 10.sınıfta anlatılmaktadır. Araya kopukluğun girmesi konunun anlaşılamamasına sebeb olmaktadır. Bunun yerine 10.sınıfta fonksiyonlar bir bütün halinde anlatılması daha yerinde olacaktır. Fonksiyonlarla ilişkili olan diziler, polinom, parabol ve ikinci derece denklemler konuları da 10.sınıfta anlatılarak aralarında ilişki kurulması sağlanmalıdır.
**Matematik ve geometrinin birleştirilmesi öğrenciyi sınav külfeti bakımından motive edici olmuştur. Lakin bu kavramların birbiri içerisinde serpiştirilmesi bir matematik bir geometri şeklinde işlenmesi kopukluklara sebeb olduğundan bütünlük ilkesini bozmaktadır. Bunun yerine örneğin, 9.sınıfta sadece temel matematik kısmı sayılar, denklem çözümü ve problemler 10.sınıfta ise fonksiyonlar, diziler, polinomlar,parabol, ve ikinci derece denklemler konularının ardından geometri ünitesine geçilip üçgenler bir bütün halinde aktarılmalıdır. 11.sınıfta da geometri müfredatı dörtgenler,çember ve daire olarak sunulmalıdır. 12.sınıfta da katı cisimler, vektörler geometri konusu olarak verilmelidir. Bütün geometri müfredatının 10.sınıfta aktarılması mevcut durumda sıkıntıları beraberinde getirmektedir.
** Temel ve ileri matematik ayrımı mevcut sistemdeki hali ile korunmalıdır. Temel matematik konuları gündelik hayata dönük olarak seçilmeli ve öğrencileri kavramalara boğmamalıdır. Lise eğitimi boyunca herkesin temel matematik dersini alacak şekilde konular detaya inilmeden seçilmeli ve işlenmelidir. İleri matematik dersi seçmeli olarak öğrencilere matematik bilgisi kazandırmaya dönük olmalıdır. Matematik kavramları kolaydan zora,basitten karmaşığa, yakından uzağa ilkelerinden yola çıkarak soyut düşünme becerisini kazandırmaya dönük olmalıdır.
**Mevcut sistemde 12.sınıf öğrencilerin devamsızlık durumları da göz önüne alınarak matematik müfredatında türev ve integral konularına ek olarak diğer senelerin tekrarı mahiyetinde hem ileri düzey hem de temel düzeyde okutulabilecek uygulamalı matematik ünitesi ile lise eğitiminde öğrenilenler tekrar edilmelidir. Bu sayede öğrencilerin geçmiş yılları hatırlaması ve gündelik hayatlarında karşılaşabilecekleri matematik problemlerine çözümler bulabilmeleri sağlanmalıdır.
**Okullarda Matematik sınıfları oluşturulmalı ve bu sınıflarda matematikle ilgili doküman, grafik, resim ve diğer paylaşımlar sunulmalıdır. Öğrenci bu sınıflara girdiğinde matematik işleneceğinin farkında olmalıdır.
**Başarısı yüksek olan öğrencilerin genel ders ortalamalarına göre üst dönemlerden ders almalarına imkan tanınarak lise eğitimi için belirlenen süreden daha erken dönemde okullarını bitirmeleri sağlanmalıdır. Bu sayede başarılı beyinlerin daha kısa sürede meslek hayatına atılarak değerlendirilmeleri mümkün hale gelecektir.
Bütün bu yorumlara ve tavsiyelere rağmen en iyi eğitim modelini dahi oluştursak bile, istek olmadan hiçbir başarı mümkün olmaz. Unutmayalım ki koca bir denize ağzı sıkıca kapalı bir şişeyi koysak içerisine bir damla su girmez. Fakat bu şişenin ağzını birazcık açıp denize atsak o zaman içerisi su ile dolar. İşte bu misaldeki gibi öğrencilerimiz ilim deryalarına talib olduklarında başarıya ulaşabilirler. Aksi halde öğrenci açısından bir başarıdan söz etmenin ihtimali yoktur.(İsteyene âhiret nimetlerini, isteyene de dünya nimetlerini veririz.) [Şura 20] ve (Yalnız dünya için yaşamak, eğlenmek isteyenlerin çalışmalarının karşılığını, hiçbir şey esirgemeden [sağlık, mal, para, makam, şöhret gibi] bol bol veririz. Bunlara âhirette yalnız Cehennem ateşi vardır. Emekleri boşa gider.) [Hud 15, 16] ayetlerinde olduğu gibi Cenab-ı Mevla; isteyip çalışan herkese gösterdiği çaba ölçüsünce dünya nimetlerini vereceğini beyan ediyor. O hâlde, ilim olsun, mal olsun, makam olsun, çalışan, gayret gösteren -müslim ya da gayri müslim olsun- herkes bunun karşılığına bu dünyada mutlaka kavuşacaktır.
Kaynakça:
MEB Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği, 1/7/2015, mevzuat.meb.gov.tr/html/ortaogrkurumyon_0/yonetmelik.pdfTTKB Ortaöğretim Matematik Dersi Öğretim Programı, 9,10,11,12,sınıflar, 2013, Ankara
Kadir PANCAR
26.06.2016
LYS-2016 Geometri Sınavı Çözümleri
LYS-2016 Geometri sınavı; son yıllarla kıyaslandığında önceki yılların sorularına benzemekle birlikte biraz daha düşünmeye ve uygulama becerisine yönelik tarzdaydı. Sınav soruları, sistemli ve planlı çalışan öğrencilerin yapabileceği sorulardan oluştuğundan çok fazla çeldirici ve şaşırtıcı sorulara rastlanmamıştır. Sınav soruları tamamen müfredata uygun biçimde oluşmakla birlikte, tüm test ve yardımcı kitaplarda bulunabilecek düzeyde güzel sorulardan oluşmuştur.
Konu Dağılımları hakkında şunları söyleyebiliriz. Sorulan 30 sorunun ilgili olduğu ünite ve konu dağılımlarını dikkatle incelemeniz bundan sonraki sınavlar için çalışma planı hazırlamanıza katkı sağlayacaktır.
Sınav Sorularına ÖSYM sitesinden ulaşabilirsiniz.https://www.osym.gov.tr/TR,10382/2016-lisans-yerlestirme-sinavi-lys4-lys1-temel-soru-kitapcigi-ve-cevap-anahtari.html
Üçgenler 3,
Dörtgenler 5,
Çokgenler 3,
Çember ve Daire 6,
Katı Cisimler 3,
Dik Koordinat Düzlemi 6,
Konikler 1,
Vektörler 1,
Uzayda Doğru ve Düzlem 2
LYS Sorularının tamamına OSYM'nin resmi web sayfasından ulaşabilirsiniz. Burada yer alan Geometri soruları; ÖSYM web sayfasında yayınlanan "LYS-1 Matematik sınavı" sorularının PDF dokümanı üzerinden çözülmüş halidir. Soruların aslına ulaşmak için www.osym.gov.tr/ adresini kullanınız.
Planlı ve sistemli çalışmayan öğrencilerin sınav süresini yetiştirme konusunda sıkıntı yaşayabileceğini söylerek soruların PDF üzerinden çözümlerini istifadenize sunuyorum.
Ayrıca sitemizde LYS Matematik çözümleri de mevcuttur. LYS Matematik 2016 Sınav sorularının çözümlerine ulaşmak için tıklayınız.







