"Sözün güzelliğine bakar mısınız? Bedbaht ona derler ki elinde cühelanın Kahrolmak için kesb-i kemal ü hüner eyler… Bugünkü dile çevirirsek, Kötü talihli ona derler ki, cahillerin elinde kahrolmak/perişan olmak için hünerlerini ortaya koyar… Söz kısaca bu… Bilgi toplumunun sunduğu fırsatlar sayesinde hergün daha çok bilgileniyoruz . Bilgilendikçe de cahillerimizin oranında hızlı bir artış gözlemliyoruz. Yine Derbeder Sakallı Celal olarak bilinen bir İstanbullu’nun güzel bir sözüyle derdimizi dökelim: Bu kadar cehalet ancak tahsil ile elde edilebilir. Dolayısıyla her türlü eğitim sürecinden geçen, en yüksek diplomaları alan, en yüksek makamlarda oturanların çoğunu bu sınıflandırmaya dahil etmek mi lazım diye düşünmeden edemiyor insan…*** Sözün burasında şunu da söyleyelim de, yine bu kategoriden biri çıkıp da, “Amma da yukarıdan bakıyor, kendisini bu kadar insanın üstünde görüyor” falan demesin… Kendimi, “öğrendikçe, bilmediklerinin ne kadar çok olduğunu bilenler” kategorisinde gördüğümü söyleyeyim… Cehaletin zirvesini, bütün bilginler, filozoflar ve hikmet sahipleri şöyle tarif ediyorlar: Bilmez! Fakat bilmediğini de bilmez… “Bilmediğini bilmeyenden kaçabildiğiniz kadar kaçın!” da derler yüzyıllardır. Bu tür insanlar yaşamları boyunca “tevazu” diye bir kavrama rast gelememişlerdir. O zaman rahatlıkla şunu söyleyebiliriz: Bilmediğimizin farkında olmamız, her halde en erdemli tarafımızdır…Ne yazık ki, en kötü talih en etkili ve yetkili makamlarda olanların her şeyi bildikleri, her nesneden anladıkları ve bir çeşit Firavunluk ve Nemrutluk psikozuna girmeleridir. Öğrenme ve öğretmenin kutsallığından habersiz birtakım insancıklar, duyduğu, gördüğü, öğrendiği ve iliştiği her bilgi, olay, konu, kişi ve olgu ile ilgili ahkâm kesmeyi büyük bir pişkinlik ve utanmazlıkla ve yine büyük bir marifetle sürdürebilmektedirler… Bunlar, kendi aralarında güçlü bir “menfaat birlikteliği” ya da Menfaat Anonim Şirketi oluşturarak, her türlü erdemsizliği, liyakatsizliği, eksikliği, yetmezliği, ihaneti ve hemcinsine sadakatsizliği birer ticari meta haline getirerek yollarına devam ederler… Dolayısıyla bu piyasada, satışa konu olmayacak hiçbir değer yoktur…*** Oysa bilgi, modern dünyada en önemli güç kaynağıdır. Hem toplumlar, hem de bireyler için… Hem maddi bilgi, hem de manevi bilgi elbette… Hem dünyayı, maddeyi, olguları ve olayları açıklama çabasında olan bilgi… Hem de, eşyanın, olayların ve yaşamın ötesini gösteren bilgi… Bir anlamda, insanı yücelten, değer katan, yeryüzü yolculuğunun sırlarını öğreten bilgi… İnsanı, toplumu, kenti, ülkeyi ve milletin değerlerini bir “ticari meta” olarak göstermeyen bilgi… Her gördüğünden “menfaat” sağlama hastalığından uzak tutan bilgi…" M.Akif ÇUKURÇAYIR -07/02/2011http://www.yenimeram.com.tr/bedbaht-33737.htm
Net Fikir » Tüm Yazılar
Bedbaht ona derler ki elinde cühelanın
Bedbaht ona derler ki elinde cühelanın
Kahrolmak için kesb-i kemal ve hüner eyler.
(Şinasi)
"Bedbaht diye o kimseye derler ki, cahillerin elinde kahrolmak için olgunluk ve hüner kazanır."
Celi Talik Meşki Levha olarak yazılmıştır. Bu söz üzerine yerel gazete köşe yazarımızın bir yazıyı istifadenize sunuyorum.
Ehibba şive‑i yağmada mebhut eyler
Yenîşehirli Âvnî Bey (1826 – 1884), Tanzimat döneminde yaşamış, ama diliyle ve mazmunlarıyla klasik divan şiirinin son parlak temsilcilerinden sayılır. En meşhur eseri Divan’ıdır ve içinde özellikle “Gazel-i Âşıkâne” tarzında çok sayıda berceste beyit vardır. Yenîşehirli Âvnî'nin babası Sıdkı Ebûbekir Paşa, çeşitli kethüdâlık görevlerinde bulunmuştur. Avni Bey’in hayatı genellikle zaruret içinde geçmiştir. 7 Ekim 1883’te vefat etmiş ve vasiyetine uygun olarak ilk eşinin Eyüp’te Bahâriye Dergâhındaki mezarının yanına defnedilmiştir.
“Ehibbâ şîve‑i yağmada mebhût eyler a’dâyı,
Hüdâ göstermesin âsâr‑ı izmihlâl bir yerde.”
"Bir topluluk ya da devlet çöküşe doğru giderse, o anda dostlarınız bile yağmayı düşünüp düşmanları bile geride bıraktırtacak şekilde (şaşırtacak derecede) yağmada hareket eder; Allah bir yerde öyle bir çöküş emareleri göstermesin."
Dinde Reform safsatası
"Tevhid" kelimesi Arapça kökenli olup İslam'ın temelinde yer alan önemli bir kavramdır. Kelime anlamı olarak tevhid "birleştirme, birleşme, birlik olma" gibi anlamlara gelir. İslam dinine göre "tevhid", Allah’ın birliğine inanmayı ve Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamayı emreder. Her türlü gizli ve açık şirki yasaklar. Müslümanlar için en temel inanç olan tevhid, Allah’ın bir ve tek olduğunu, O’ndan başka ilah olmadığını ve O’nun her şeye gücü yeten yaratıcı olduğunu vurgular. Tevhid inancı, birlik, bütünlük ve Allah’a olan inançta sadakati ifade eden önemli bir ilkedir İslam'ın merkezine yerleştirilmiştir. Tevhid ilkesi olmadan İslam olmaz. Kelime-i Tevhid, İslam inancında Allah'ın birliğini ifade eden ve "La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah" şeklinde Türkçe'ye çevrilen "Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed O'nun elçisidir" anlamına gelen bir ifadedir. Bu ifade kabul edilmeden Müslüman olunmaz. Tevhid ilkesi İslam dairesinin kapısını açan bir anahtar hükmünde olup, Müslümanların sadakat, teslim ve inançlarını yansıtır.
Tevhid ilkesi, Hz. Adem'den (a.s) beri gelen bütün peygamberlerin savunduğu, uğrunda savaştığı, mücadele ettiği muazzam bir kavramdır. Kelime tevhid "La" ibaresi ile başlar. Arapça'da "La" kelimesi "hayır", "yok" gibi anlamlara gelir ve kelime tevhidde Allah'ın tek ve eşsiz olduğunu vurgular. Yani "La ilahe illallah" ifadesiyle "Allah'tan başka ilah yoktur" denir, Allah'ın birliği ve yegane varlık olduğu vurgulanır. Allah'tan başka her türlü ilah yok sayılır. Ortaklığı ve şirki asla kabul etmez. Teslis inancı ve diğer tüm sapkınlıklar yok sayılır. İşte bu nedenle günümüzde bir furya halini almış Hristiyan ve Yahudi dostluğu, itikatte birleşme fikirleri, İslam hükümlerinin hafifletilerek yok sayılması, çeşitli hükümlerin güncellenmesi, ibadet yerlerinin diğer din mensupları ile ortak dizayn edilmesi gibi her türlü girişim ve hezeyanlar kabul edilemez. Misyonerlerce başlatılan, müslüman görünümlü münafıklarla devam eden, saf ve bilgisiz müslümanların elinde hayat bulan gerçekte bir Vatikan projesi olan diyalog ve reform süreci İslam dini açısından asla kabul edilemez. İslam dini zorlamayı baskıyı kabul etmez. İnançta zorluk yoktur ama İslam harici her türlü sapkın inanışlara ve şirk öğretilerine karşı bir red vardır. İslam'ın her türlü şirk girişimine karşı net bir tavırı vardır. İslam, tevhid inancını korumayı ve bunun doğrultusunda sapkın öğretilere karşı çıkmayı her müslüman için bir vazife olarak kabul eder. Müslümanların inançlarını korumalarını, tevhid akidesini sürdürmelerini ve her türlü şirke karşı durmalarını, bu tür sapkın fikirlerle mücadele etmeyi hedefler. Dolayısıyla, İslam'ın temelinde kafirlere ve sapkınlıklara karşı bir reddiye ve bir mücadele vardır.
Kelime anlamı olarak "Dinde reform" dinî inanç sistemlerinde yapılan değişiklikler ve yenilikler anlamına gelir. Bu terim, bir dinin öğretilerinin veya uygulamalarının modernleştirilmesi veya güncellenmesi sürecini ifade eder. Dinde reform, bir dinin öğretilerinde, uygulamalarında veya kurallarında yapılan her türlü değişiklikleri ifade eder. Bu değişiklikler, genellikle dinin dünyaya uyum sağlaması, toplumun sekülerleşmesi sağlamak amacıyla yapılır. Dinî reformlar, farklı meşrepler ve inanç grupları arasında anlayış ve amaç bakımından farklılık gösterir. Yine kelime anlamı olarak "Dinler arası diyalog", farklı dinlere mensup bireylerin, inançları ve kültürel değerleri hakkında açık bir şekilde iletişim kurarak birbirlerini anlamayı ve etkileşimleri artırmayı amaçlayan davranışların tamamını içine alır.
Piyasa Bilgileri
$ USD .. ▲
€ EUR .. ▲
£ GBP .. ▲
🏆 ONS .. ▲
💰 GRAM .. ▲
Piyasa verileri; Binance API sistemi üzerinden canlı olarak çekilmektedir. Döviz kurları referans niteliğinde olup gecikmeli olabilir. Altın fiyatları, ons bazlı dijital varlık üzerinden hesaplanmaktadır. Veriler bilgilendirme amaçlıdır, hatalı olabilir ve kesinlikle yatırım tavsiyesi içermez.
Matematik Seçme Konuları
Aşağıdaki Yazılar İlginizi Çekebilir!!!
Yükleniyor...
YZ PROBLEM ÇÖZÜMÜ
Yükleniyor...
Çözüm:
Yapay zeka modeli hata yapabilir. Soru ve cevabı kontrol ediniz.




