Ali Osman Asar, Cebir Kitabı

Gazi Üniversitesi Matematik Ana bilim dalının duayen hocalarından biri olarak emekli olmuş olan Prof. Dr. Ali Osman ASAR, kendi matematik teoremleri ile dünyaca ünlü bir akademisyendir. Ord. Prof. Dr. Cahit ARF ile de akademik bir geçmişi olan ASAR, “Cebir ve Sayılar Teorisi” alanlarında çalışmış ve bu alanda lisans seviyesinde okutulan kitaplar yazmıştır. Kendi adına ait teoremlerinin (ASAR teoremleri) yanı sıra, yetiştirmiş olduğu akademisyenler ve öğretmenler sayesinde de adından söz ettirmiştir. 
Üniversiteden hocalarım Ali Osman Asar, Ahmet Arıkan ve Aynur Arıkan'ın ilmi çalışmaları ile çıkmış olan cebir ile ilgili mükemmel kitap matematikçiler için değerli bir kaynaktır. Ali Osman ve Ahmet Arıkan hocalarımın ikisinin de dersine girmek nasip oldu. İkisi de çok kaliteli ve değerli insanlardı. Matematik alanında kıymetli çalışmalarla gençlerimize ışık olmaya ömürlerini adamış bu değerli ilim adamlarının cebir alanındaki bu eserini, matematik aşıklarıyla paylaşmayı bir onur bilirim. 
Ali Osman Asar Hoca’nın cebir alanındaki ders notlarını, alanında uzman diğer hocalarımla birlikte kitaplaştırması, matematik bilimi açısından büyük bir sevinç kaynağı olmuştur. Cebir konularını ileri düzeyde ele alan, kapsamlı açıklamalara yer veren bu eser, üniversite düzeyinde matematik eğitimi için önemli bir başvuru kaynağıdır. Derslerdeki notları bile bir öğrencinin işine fazlasıyla yeterken, bu kitapta Ali Osman Hocam matematikçiler için daha fazlasını bizlere sunuyor. Bu kitabın bütün matematik öğretmenlerine ve matematik bölümü öğrencilerine çok faydalı olacağını düşünüyorum. Onca yaşına rağmen Ali Osman Hoca'daki o azim ve çalışkanlık, gençliğinin baharında olup da tembellikten kıvranan insanlara örnek olacak niteliktedir. Derste herhangi bir teoremi bize anlatırken sanki yaşıyormuş gibi heyecanlanan, teoremi ispatladığında çocuklar gibi sevinip mutlu olan Ali Osman Asar hocamız için matematik eğitimi açısından tek bir kelime kullanılır. "Matematiğe Aşık Bir Değer İnsanı" Ellerine sağlık Hocam. Ahmet Arıkan hoca da, mütevaziliği ve  çalışkanlığı ile iyi ki tanımışım dediğim üniversite hocalarımdandır. Zamanında Lineer Cebir, Genel Matematik, Materyal Geliştirme ve Modelleme derslerini kendisinden dinlemiştim. Aynur Arıkan da azim ve çalışkanlığı ile örnek hocalardandır. Allah, hocalarımın ilimlerini arttırsın, emeklerini zayi etmesin. 
Cebir alanında bu kıymetli eseri hazırlayan Gazi Üniversitesinin değerli öğretim elemanları; Ali Osman Asar, Ahmet Arıkan ve Aynur Arıkan hocalara, matematik adına teşekkür etmek bütün matematikçiler adına bir borçtur. 
Cebir kitabı: Üniversitelerin lisans derslerinde okutulan grup, halka ve cisim konularına bir giriş kitabıdır. Üç dönemlik bir ders kitabı olarak kullanılabilir. Kitap ayrıca lisansüstü cebir öğrencilerinin de yararlanabileceği niteliktedir. Her konu oldukça detaylı bir biçimde işlenmiş ve kitapta geçen hemen hemen bütün kavramların tanımları ile hemen hemen bütün sonuçların ispatları verilmiştir. Bunun yanında kavramlar ve sonuçlar bol bol örneklerle desteklenmiştir. Bundan başka her kısmın sonuna 20 civarında problem eklenmiş ve bunların tek numaralı olanların çözümleri ya da çözümlerine ait ipuçları verilmiştir. Ayrıca temel kavramlar bölümünde sembolik mantık, kümeler, bağıntılar ve tamsayıların oldukça geniş birer özeti verilmiştir. Bu bölüm özellikle matematik öğretmenlerinin ve matematiğe ilgi duyanların başvuracağı ve faydalanacağı temel kavramları içermektedir. 

Cebir Kitabı İçindekiler: 
TEMEL KAVRAMLAR 
1 0.1 Önermeler ve Temel İspat Yöntemleri 
1 0.2 Küme Kavramı 
13 0.3 Bağıntılar ve Fonksiyonlar 
17 0.4 Bir Kümenin Kardinalitesi 
24 0.5 İkili İşlemler 
27 0.6 Tamsayıların Bölünebilme Özellikleri 
30 0.7 Asal Sayılar 
38 0.8 Z de Kongrüens Bağıntısı 
40 0.9 Kompleks Sayılar 
43 1 GRUP TEORİSİNE GİRİŞ 
51 1.1 Grup Tanımı ve Elemanter Özellikler 
51 1.2 Alt gruplar 
61 1.3 Permütasyon Grupları 
67 1.4 Devirli Gruplar 
79 1.5 Grup Homomorfizmaları 
83 1.6 Kosetler ve Lagrange Teoremi 
89 1.7 Normal Altgruplar, Bölüm Gruplar ve İzomorfizma Teoremleri 
97 1.8 Bir Grubun Bir Küme Üzerine Etkisi 
107 1.9 Grup Etkisinin Uygulamaları ve Burnside Teoremi 
115 1.10 p-Grupları, Sylow Teoremleri ve Basit Gruplar 
121 1.11 Direkt Çarpım ve Sonlu Abelyan Grupların Yapısı 
132 1.12 Çözülebilir ve Nilpotent Gruplar 
140 2 HALKALAR 
151 2.1 Halka Tanımı ve Elemanter Özellikler 
151 2.2 Althalkalar ve Halka Homomorfizmaları 
162 2.3 İdealler, Bölüm Halkaları ve İzomorfizma Teoremleri 
169 2.4 Bir Tamlık Bölgesinin Kesirler Cismi 
180 2.5 Polinom Halkaları 
186 2.6 F[x] Polinom Halkasının Cebirsel Yapısı 
197 2.7 Tamlık Bölgelerinde Çarpanlara Ayırma 
215 2.8 Tektürlü Çarpanlara Ayırma Bölgeleri Üzerinde Tanımlı Polinom Halkaları 
229 3 CİSİM TEORİSİNE GİRİŞ 
235 3.1 Cisim Genişlemeleri 
235 3.2 Cebirsel Cisim Genişlemeleri 
247 3.3 Geometrik Çizimler 
255 3.4 İzomorfizma Genişlemeleri ve Otomorfizma Grupları 
266 3.5 Parçalanma Cisimleri ve Normal Genişlemeler 
278 3.6 Ayrılabilir Genişlemeler 
288 3.7 Sonlu Cisimler 
297 3.8 Galois Genişlemeleri 
302 3.9 Dairesel Genişlemeler 
313 3.10 Köklerle Çözülebilirlik 
320 3.11 Simetrik Fonksiyonlar ve n yinci Dereceden Genel Polinomun Galois Grubu

Sayılar Teorisi Kitabı: Ali Osman Asar ve Aynur Arıkan tarafından hazırlanmış, Sayılar teorisi, asal sayılar ve cebirsel sayıları içeren, matematik yüksek lisans ve lisans öğrencilerini ve matematik meraklılarını hedef kitle olarak seçmiş gayet güzel bir kitaptır. Bu kitap; sayılar teorisinin temel konularının elemanter bir yaklaşımla sunumudur. Esas olarak üniversitelerin lisans düzeyi için bir ders kitabı olarak hazırlanmıştır. Bununla birlikte ilk dört bölüm için yalnızca lise matematiği ve daha sonraki üç bölüm için üniversitelerin birinci sınıfında okutulan genel matematik yeterli olacağından, her düzeydeki okuyucunun yararlanabileceği bir eserdir Bu alanlarda Türkçe kaynakların az olması sebebiyle, her iki eser de matematikçilerin kütüphanelerinde yer etmelidir diye düşünüyorum.

Cebir; Ali Osman Asar, Ahmet Arıkan, Aynur Arıkan, Efil Yayınevi, Yayın Tarihi: 15.07.2009 ISBN: 9786054160228, Sayfa Sayısı: 381 

Sayılar Teorisi; Ali Osman Asar, Aynur Arıkan, Gazi Kitabevi, Yayın Tarihi: 01.01.2012, ISBN: 9786054562442, Sayfa Sayısı: 269

Cebir;  Ali Osman Asar, Ahmet Arıkan, Aynur Arıkan,  Gazi Kitabevi, Yayın Tarihi: 09.11.2012 ISBN: 9786053440024, Sayfa Sayısı: 381
| | | 0 yorum

Cenaze Namazı

555- Yıkanıp hazırlanan müslüman bir ölü, ön tarafa konarak onun namazı kılınmak üzere müslümanların abdest almaları ve kıbleye yönelmiş bulunmaları farz-ı kifayedir. 

556- Cenaze namazının şartı niyettir. Bu niyetle ölünün kadın veya erkek, kız çocuk veya oğlan olduğu tayin edilir, imam olan zat, Allah Teala'nın rızası için, hazır olan cenaze namazını kılmaya ve o cenaze için dua etmeye niyet ederek namaza başlar, imamete niyet etmesi gerekmez; ister cemaat arasında kadın bulunsun, ister bulunmasın. Cemaattan her biri de, Allah rızası için o cenaze namazını kılmaya ve onun için duaya ve imama uymaya niyet eder. Ölü erkek ise, "şu erkek için", kadın ise "şu kadın için" diye duaya niyet edilir. Çocuklar için de bu şekilde niyet edilir. Cemaattan biri, ölünün erkek mi, kadın mı, büyük mü, küçük mü olduğunu bilmediği zaman, "üzerine imamın namaz kılacağı ölüye, imamla beraber namaz kılmaya ve dua etmeye" diye niyet eder. 

557- Cenaze namazının rükünleri kıyam ile tekbirdir. Sünnetleri de, hamd ve sena etmek, salat ve selam getirmek, hem ölüye hem de diğer müslümanlara dua etmekten ibarettir. Duanın rükün olduğunu söyleyenler de vardır. Namaz şöyle kılınır: Cenazeye karşı ve kıbleye yönelik olarak saf bağlanır, niyet edilir. İmam olan zat, ellerini namazda olduğu gibi bağlar. Cemaat da gizlice tekbir alarak ellerini bağlarlar. Bu tekbir bir bakıma bir rükündür, bir bakıma da bir şarttır. Bu tekbirin arkasından hem imam, hem de cemaat "Sübhaneke"yi okurlar. (Buna: "Ve celle senaüke"yi de eklerler). Sonunda ellerini kaldırmaksızın "Allahü Ekber" diye imam aşikâre tekbir alır. Cemaat da, ellerini kaldırmaksızın gizlice tekbir alır. Bundan sonra hepsi gizlice "Allahümme Salli ve Allahümme Barik" dualarını okurlar. Tekrar aynı şekilde "Allahü Ekber" diye tekbir alınır. Bu defa da ölüye ve diğer müminlere gizlice dua (cenaze duası, rabbena duası, fatiha şerife) edilir. Bu duadan sonra yine "Allahü Ekber" denilip tekbir alınır ve arkasından önce sağ tarafa, sonra da sol tarafa imam yüksek sesle, cemaat da gizlice selam verirler. Böylece namaz tamamlanmış olur. Bu vacib olan selam ile ölüye, cemaata ve imama selam verilmesine niyet edilir. Bazılarına göre bu selamda ölüye niyet edilmez. 

(Cenaze namazında Fatiha süresinin okunması, Şafiîlerce bir rükündür. İlk tekbirden sonra okunması daha faziletlidir. Hanbelîlerce de bu bir rükündür. Birinci tekbirden sonra okunması vacibdir. Malikîlere göre okunması tenzih yolu ile mekruhtur.) 

| | | | | | 0 yorum

İki Basamaklı Sayıların Karesini Almak

İki basamaklı olarak verilen herhangi bir sayının karesi alınırken, aynı sayıyı iki defa alt alta yazıp çarpmak yerine daha pratik bir şekilde farklı bir yol izlenebilir. 
Bunun için iki basamaklı herhangi bir sayının karesi alınırken, sayının birler basamağının ve onlar basamağının ayrı ayrı karesi alınır ve aynı yerlerine yazılır. Daha sonra ortalarına birler ve onlar basamağında bulunan rakamaların çarpımın iki katı yazılıp birler basamağına yakın olan rakam birler basamağına, onlar basamağına yakın olan rakam da onlar basamağına eklenip sayının karesi bulunmuş olur. 

ÖRNEK: 97 sayısının karesini bulalım:
92 =81
72=49
2.9.7=126

81| 126 |49
Buradan da 6+4=10 elde 1
81+12+1=94
Sonuç: 9409

Başka bir örnek daha verelim:
35 nın karesini alalım.
32=9
52=25
2.3.5=30
9| 30 |25
buradan 
9+3=12, 
0+2=2 
sonuç:  1225
 

Daha iyi anlamak için YOUTUBE videosunu izleyebilirsiniz.
| | 0 yorum

Sağlıklı ve Temiz Tuvalet Alışkanlığı

Sağlıklı bir yaşamın en önemli unsurlarından birisi iyi bir tuvalet alışkanlığıdır. İnsanın idrarında ve özellikle dışkının her milimetre küpünde milyonlarca bakteri bulunur. Bu mikroplar, herhangi bir yolla tekrar vücudumuzun iç ortamına bulaştıklarında hastalıklara sebep olur. Bu nedenle tuvalet temizliğinin özenle yapılması hayatımız için çok önemlidir.  Yemek yeme alışkanlıkları ve yemeklerin artıklarının boşaltma sonucu karşılaştığımız sorunlar ve temizliğe dikkat etmemek bütün hastalıkların temel sebebidir. Sağlıklı ruh hali, temizlik, az ve sünnete uygun yeme-içme, hareketli yaşam ve temiz bir tuvalet alışkanlığı müslümanların olmazsa olmazıdır. Aşağıda madde madde yazdığım özellikler iyi bir tuvalet alışkanlığı kazanmak için ilk akla gelebilecek fikirlerin toplanmış halidir. Dikkatlice okuyup hayatımızda uygulamaya çalışalım.

  • Tuvalete gireceği zaman üzerinde Allahu Teâla’nın ismi yazılı yüzük ve buna benzer şeyleri bulundurmamalıdır. Tuvalete sol ayakla girilmeli, sağ ayakla çıkılmalıdır. Girmeden önce de şu dua okunmalıdır: *“Allâhümme innî eûzü bike minel hubusi vel habâis.Anlamı:Allah’ım! Pislikten ve cin ve şeytan gibi kötü yaratıklardan sana sığınırım.  
  • Tuvalet işlemi bittikten sonra da bu büyük nimet için ayrıca şükredilmelidir. Rasulullah (s.a.v) tuvaletten çıktığı zaman da şu şekilde dua ederdi: *Elhamdülillâhil-lezî ezhebe annil-ezâ ve âfânî. min zelik   Anlamı: Benden sıkıntıyı gideren ve bana afiyet bahşeden Allah’a hamd olsun) 
  • Tuvalet alışkanlığında öncelikli hedef: temizlik kurallarına ve sağlıklı yaşam şartlarının gereklerine dikkat etmektir. Bunun için tuvalette temizlik işlemi son derece önemlidir.
  • Tuvalet adabına göre; tuvalette fazla kalınmamalı, içeride gazete, dergi…vs okunmamalıdır. Hacet giderilip ortam iyice temizlendikten sonra, tuvalet hemen terk edilmelidir. Tuvalette gereğinden fazla oturmak, hemoroid (basur) ve fissur (çatlak) gibi rahatsızlıklara yol açar.
  • Kesinlikle tuvalet içerisinde konuşulmamalı, şarkı söylenmemeli, herhangi bir şey yenilip içilmemelidir. Tuvalette sümkürmemeli, taşlarına tükürmemeli ve sakız çiğnenmemelidir.
  • Sigara gibi zararlı alışkanlıkları hiçbir ortamda asla kullanmamalı, sigara kullanılıyorsa da kesinlikle en kısa sürede terkedilmelidir. Özellikle tuvalette sigara kesinlikle içilmemelidir.Hem kendi sağlığımız hem de bizden sonra tuvalet kullanacaklar için bu kurala ayrıca dikkat edilmelidir. Zaten tuvalet ortamı sıkıcı bir yer olduğundan buradan mümkün olduğunca en kısa sürede çıkmak hedeflenmelidir. Sigaranın zararlı dumanı ile küçük ortamın havası daha fazla kirletilmemelidir. Açık havadaki sigara dumanına göre kapalı ortamdaki bu durum, insan sağlığına çok daha zararlı olacaktır.
  • Dışkılama sonrası temizlikte doğrudan eller kullanıldığında, kirlilik çok fazla arttığından etkili yıkama ile dahi eller tam olarak temizlenmemektedir. Bu nedenle tuvalet sonrası beden temizliği esnasında sol el kullanılarak temizlik işlemi yapılmalıdır. Bunun için öncelikle kaba pislik ve necasetlere eller dokundurulmadan tuvalet kâğıdı ile giderilmeli daha sonra bol su kullanarak sol el ile temizleme işlemi yapılmalıdır. Sadece tuvalet kağıdı ile necaset temizleme işlemi olmaz. Suyun kullanılmadığı her türlü temizlik, tam temizlik değildir. Tuvaletten çıktıktan sonra da bol su ve sabun ile eller güzelce yıkanmalıdır. 
  • Ayakta idrar yapma sonucu idrarın bir kısmı idrar kesesinde kalacağı için, bu idrar kalıntısına bağlı iltihap, böbreklerde taş, prostat v.s gibi şikâyetler gelişir. Bu nedenle mesanede idrar bırakmamak ve oturarak idrar yapmak gerekir. 
  • Alafranga klozet, pisuvar tuvaletler bir özür yoksa kullanılmamalıdır. Klozetlerde bağırsaklar tam olarak boşaltma imkanını sağlayamazlar bu da zamanla boşaltım sorunlarına ve hastalıklarına yol açar. Mümkünse küçük yaşlardan itibaren normal tuvalet alışkanlığı kazanılmalıdır.


Sinan Sertöz, Matematiğin Aydınlık Dünyası

Matematik akademisyenlerin loş koridorlarda birbirlerinin kulağına fısıldadığı anlaşılmaz kavramlardan oluşan bilgiler yumağı değildir. Matematik, hayatı dolu dolu yaşamış insanların sevinçleri, üzüntüleri, başarı ve yenilgileriyle oluşturdukları bir insanlık macerasıdır. Bu kitapta, bir kısmı topraklarımızda geçen bu büyük insanlık macerasının öyküsünü bulacaksınız.
Bilkent Üniversitesi Matematik Bölümü öğretim üyesi olan Sinan Sertöz, Matematiğin Aydınlık Dünyası'nı TRT için hazırladığı aynı adla belgeseli esas alarak kaleme almıştır.


Sinan Sertöz, Matematiğin Aydınlık Dünyası, Baskı 1996, Tübitak Yayınları, 118 Sayfa

Üç Heykel Hikayesi

İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı. Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği; birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti. Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderildi. Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu. Şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar: "Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Ama içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver." 
Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler. Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın bu heykel sıkıntısını duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarın fazla isyankâr olduğu için zindana attırdığı bir genç sorunu çözebileceğini söyleyerek zindandan haber gönderdi. İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı. Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. 
Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi. Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı. İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Kulağından soktuğu tel bu kez diğer kulaktan çıktı. Üçüncü heykelde, tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı. Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan öteye gitmiyordu. Artık cevap bulunmuştu. Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara buldukları bu cevabı yazdı. Karşı ülkenin Hükümdarı da cevabın doğruluğunu tasdik edince zindandaki genç, hükümdar tarafından affedildi.
Kıssadan Hisse…"Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir. - Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul değildir. - En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır."
| 0 yorum

İbn Heysem

İbn-i Heysem 965'te Basra'da doğdu, 1038-1040 yılları arasında Kahire'de öldü. Fizik, matematik ve felsefe alanlarında çalışmalar yapmıştır. Öğrenimine Basra'da başladı. Zamanının yüksek din ve fen ilimlerini de burada öğrendi. Tahsilinin bir kısmını tamamladıktan sonra, Bağdat'a giderek özellikle; matematik, fizik, mühendislik, astronomi, metalurji gibi pozitif bilimleri öğrenip, şöhrete kavuştu. Öğrendiklerini uygulama safhasına koymak için çok gayret gösterdi. Birçok önemli neticeler ve başarılar elde etti. İbn-i Heysem'in başarıları diğer memleketlerde duyulunca, Mısır'da hüküm süren Fatimi Devleti hükümdarlarından El-Hakim kendisini Mısır'a davet etti. İbn-i Heysem, Mısır'a gitmeden önce, Nil Nehri ile ilgili bir sulama projesi ve bazı teknik çalışmalarda bulunmuş, Nil Nehri'nden nasıl istifade edilebileceğini araştırmıştı. Projesini Fatimi sultanı El-Hakim'e açıklayınca, sultan projenin gerçekleştirilmesi için ona her türlü yardımı yapacağını bildirdi. İbn-i Heysem, Nil Nehri boyunca ilmi ve teknik incelemelerde bulundu. Yaptığı projelerin başarılı bir şekilde uygulanmasının o günkü şartlarda mümkün olmadığını görünce, hükümdardan af diledi. İbn-i Heysem, El-Hakim'in kendisi hakkında kanaatlerinin değişmesinden korkarak, gözden ırak bir yere çekilip hükümdardan uzak durmaya karar verdi. Gizlice ilmi çalışmalarını sürdürerek birçok eser yazdı. İlim tarihçilerine göre, İbn-i Heysem'in hayatının bu dönemi en verimli ve başarılı devri olmuştur. 

İbn-i Heysem, Birûni ve İbn-i Sina ile çağdaştı. İbn-i Heysem, çağının bütün ilimlerinde otoriteydi. Fevkalade keskin bir görüş, anlayış, muhakeme ve zekaya sahipti. Aristo ve Batlamyus'un eserlerini inceleyerek hatalarını gösterdi. Bunları özetleyerek Arapça'ya tercüme etti. Ayrıca tıp biliminde de derinleşti. Geometriyi mantığa uyguladı. Öklit ve Apollonius'un geometrik ve sayısal metotlarını geliştirdi ve pratik uygulama alanlarını işaret etti. Geometri ve matematiğin inşaatçılık alanında uygulanmasında katkıda bulundu. Eski medeniyetlerden intikal eden matematik, geometri ve astronomiyi tedkik ederek ilmi tenkitlerini ortaya koydu ve bu sahalarda kendi nazariyelerini geliştirerek ilim alemine sundu. Mesela; Aristo ve Batlemyüs'e ait olan dünyanın, kainatın merkezi olduğu şeklindeki görüşleri üzerindeki şüphe ve tereddütlerini ifade etti. Dünya merkezli bir kainat sisteminin kesin olmayacağını, uzayda daha başka sistemlerin de bulunabileceğini ve güneş sisteminin mevcut olduğunu söyledi. Nitekim İbn-i Heysem'den yüzlerce sene sonra , İbnu’ş-Şâtır ve Nureddin Batrucî sonra Newton ve Kepler, Güneş sistemi nazariyesini kabullenmişler ve yer kürenin bu sistem içinde bulunduğunu söylemişlerdir. 

Ebu Ali Hasan İbn'ül-Heysem, optiğe önemli katkıları olan ve bilimsel metotları göze çarpan, en önemli fizikçilerden biridir. Batı'da Alhazen olarak bilinen İbn'ül-Heysem Basra ve Bağdat'ta öğrenim görmüştür. Mısır'da, Nil'in akışının kontrolünün yollarını bulmasının vazifesinde bulunmuş ama bu işte başarısız olmuştur. ve Halife El-Hakim'in ölümüne kadar deli numarası yaptı. İspanya'ya da seyahat etti ve bu dönem boyunca, kendini her birinden birkaç göze çarpan kitap bıraktığı optik, matematik, fizik, tıp ve bilimsel metotların gelişimini içeren bilimsel çalışmalara verdi. Işığın çeşitli ortamlardan geçişini tam olarak inceledi ve kırılma yasalarını keşfetti. Aynı zamanda, ışığın onu oluşturan renklere ayrılması üzerine ilk deneyler gerçekleştirdi. Kitabı, Kitabü'l-Menazır, gurup renklerine ilişkin kitabı gibi Orta Çağda Latince'ye tercüme edildi. Gölgeler, tutulmalar, gökkuşağı ve ışığın fiziksel doğası üzerine tahminlerde bulunmak gibi çeşitli fiziksel olayların teorileri ile uzun uzadıya ilgilenmiştir. Gözün çeşitli bölümlerini doğru olarak tanımlayan ve görme olgusunun bilimsel bir izahını veren ilk kişidir. İki gözle görme olgusunu açıklamaya çalışmış ve güneş ve ayın ufka yakınken daha büyük görünmesinin doğru bir açıklamasını yapmıştır. Karanlık odayı kullana ilk kişi olarak bilinmektedir. Batlamyos'un ve Öklid'in nesnelerin gözden çıkan ışınlar aracılığıyla görüldüğü görüntü teorisinin aksini iddia etmiştir. Ona göre ışınlar gözden değil, nesnenin görüntüsünden kaynaklanmaktadır. Optikteki bu kapsamlı araştırmaları sayesinde, modern optiğin babası olarak kabul edilmektedir. 
Önemli eseri, Kitabü'l-Menazır'ın Latince çevirisi, Batı bilimi üzerinde büyük bir etki yaratmıştır; ör. Roger Bacon ve Kepler'in eserlerinde. Deneysel metotlarda büyük bir ilerleme kaydetmiştir. Işık yansıtma bilimindeki araştırmaları küresel ve parabolik aynalarla küresel sapma üzerinde odaklanmıştır. Çarpma ve kırılma açısı arasındaki ışının sabit kalmadığı önemli gözlemini yapmıştır ve bir merceğin büyütücü gücünü araştırmıştır. Onun ışık yansıtma bilgisi Alhazen problemi olarak bilinen önemli problemi içermektedir. Bu problem, bir daire düzlemi içinde iki noktadan çizilen ve çevre üzerinde bir noktada buluşan ve o noktada normalle eşit açılar yapan doğrulardan oluşmaktadır. Bu dördüncü derece bir denkleme yol açmaktadır.Kitabı, Mizan el-Hikmah'ta, İbn'ül Heysem atmosferin yoğunluğunu incelemiş ve onunla yükseklik arasında bir ilişki kurmuştur. Aynı zamanda atmosferik kırılmayı da incelemiştir. Alacakaranlığın sadece güneş ufkun 19º altındayken bittiğini ya da başladığını keşfetmiştir ve atmosferin yüksekliğin ölçmeye bu esas üzerine kalkışmıştır. Aynı zamanda kütleler arasındaki çekim teorilerini de incelemiştir ve ivmenin büyüklüğünün yerçekimine bağlı olduğunun farkında gibi görünmektedir. 
Matematik ve fiziğe katkıları çok kapsamlıdır. Matematikte, cebir ve geometri arasında bir bağlantı kurarak analitik geometriyi geliştirdi. Bir cismin hareketinin mekaniğini inceledi ve harici bir kuvvet durdurmadıkça ya da harekete yönünü değiştirmedikçe, bir cismin sürekli olarak hareket edeceğini iddia eden ilk kişidir. Bu ilk hareket yasasına denk gibi görünmektedir. İbn-i Heysem'in ünlü yapıtı, 12. yüzyılda Cremona'lı Gerard (Gherardo) (1114-1187) tarafından Opticae Thesaurus Alhazeni (İbn-i Heysem'in Optik Hazinesi) başlığı altında Latince'ye çevrilmiş ve Batı dünyasını 600 yıl boyu etkilemiştir. Kitap, gözün yapısı, yanılsama (illüzyon), serap olayı, perspektif, ışığın kırılması ve fotoğraf makinesinin atası olan "karanlık oda"dan (sözcüğü sözcüğüne Ar. "beyt el-muzlim", Lat. "camera obscura": "karanlık oda") söz etmekte ve böyle bir delikli kamera ile ters görüntü elde edileceğini belirtmektedir. İbn-i Heysem burada "karanlık oda"nın, güneş tutulmalarının gözlemlenmesinde kullanılmasını önermektedir. İskenderiyeli astronom, matematikçi ve coğrafyacı Claudius Ptolemaios (Batlamyus) (108-168), Almagest (Büyük Derleme) (~150'ler) ve Optik adlı yapıtlarında görme ve yansıma kuramını işlemişti. Batlamyus'un Optik adlı eserinin, ancak Sicilyalı Emir Eugene tarafından yapılmış Latince çevirisi günümüze kalmıştır.
Görme konusunda İbn-i Heysem'e kadar geçerli olan kuram, Öklid ve Batlamyus'un ortaya attıkları ve görme olayının, gözün görülecek nesneye yolladığı ışınlarla gerçekleştiğini öne süren kuramdı. İbn-i Heysem bu kuramı reddederek olayın bunun tam tersi olduğunu ve gözün, nesnenin yolladığı ışınları algılayarak o cismi gördüğünü ortaya attı. Işık kaynağı olan nesnelerde ışık, güneş gibi her noktadan karşısındaki nesnenin bütün yönlerine doğrusal olarak yayılır. İbn-i Heysem, düşüncesini şu şekilde uygulamıştır: Güneş ya da ateş ışığını bir delikten karanlık bir odaya göndererek ışığın yayılan yönü boyunca ip germiş ve ışığın yayıldığını göstermiştir. Bu tecrübeyi ilginç kılan, 17.yüzyılda Kepler tarafından tekrarlanmış olmasıdır. Çok azı günümüze ulaşan kitaplarının listesi 200 ya da civarına ulaşmaktadır. Yine de optik üzerine muazzam eseri günümüze Latince tercümesi vasıtasıyla ulaşmıştır. 
Orta Çağ boyunca kozmoloji üzerine kitapları Latince'ye, İbranice'ye ve diğer dillere tercüme edilmiştir. Aynı zamanda bugün bile ciddi öneme layık olan evrim konusu üzerine de bir kitap yazmıştır. Yazılarında, kişi Müslümanlar tarafından geliştirildiği ve uygulandığı gibi ve fiziksel olayların sistematik gözlemini ve bunların bir bilimsel teori ile birbirlerine bağlanmalarından oluşan bilimsel metotların açık bir gelişimini görebilir. Bu bilimsel metodolojide tahmin ve jestlerden uzak büyük bir buluştur ve bu bilimsel uğraşları gözlem, hipotez ve doğrulama arasındaki sistematik ilişkiyi oluşturan sağlam bir temel üzerine oturtmuştur. İbn'ül-Heysem'in genel olarak fiziki bilimlere ve özellikle optiğe etkisi büyük saygı uyandırmaktadır, ve gerçekten, optikle ilgili araştırmalarda, hem teori hem de pratikte yeni bir çağ açmıştır. 
İbn-i Heysem'in yazdığı diğer eserlerden bazıları şunlardır Kitab-ül-Cami' fi Usûl-il-Hisab: Matematiğin esasları ve metodolojisi ile ilgili bu eserinde, matematik, geometri, cebir, geometrik analiz gibi temel konuları izah etmiş örnek çözümler ortaya koymuştur. El-Muhtasar fi İlm-il-Hendese: Euclid geometrisinin tedkik ve tenkidine dairdir. Kitabun fihi Rüdûd alel-Felasifet-il-Yunaniyye ve Ulema-il-Kelam: Eski Yunan filozoflarına ve onlara uyan bazı kelam alimlerine reddiye olarak yazılmıştır. Kitab-ül-Ezlal: Ay ve güneş tutulmaları hakkındadır. Risaletün fi Keyfiyet-ül-Ezlal: Gölgenin meydana gelmesi incelenmiştir. Eser, 1907 senesinde Almancaya çevrilerek bastırılmıştır. Kitabun fi İlm-il-Hendese vel-Hisab; Matematik-geometri ile ilgilidir. Kitabun fil-Cebri vel-Mukabele Makaletün fi İstihracı Semt-il-Kıble fi Cami-il-Meskûneti Bicedavilin: Bütün dünyanın o zamanki yerleşim merkezlerinde kıblenin nasıl bulunacağının hesaplanması ve bunların cetvelleri ile ilgilidir. Risaletün fi Şerhi İtticah-il-Kıble:balotelli amauri Kıblenin bulunması hakkındadır. Kitabun fi Hayat-il-alem: Kainatın düzeni ve sistemi hakkındadır. Eser, İspanyolca, Latince ve İbraniceye çevrilmiştir. Kitabu Hey'et-il-alem, Risaletün amil-il-Ayni vel-İbsar: Gözün yapısı ve görme olayının incelenmesi hakkındadır. Şerh-ü Mecisti ve Telhisihi Kitabün fi aletiz-Zıl Kitab-ut-Tahlili vet-Terkib-il-Hendesiyyin

İslam Kütüphanesi Seçmeler

Matematik Seçme Konuları

Aşağıdaki Yazılar İlginizi Çekebilir!!!