Öğrencilerin kimya derslerinde kullanabileceği bir uygulama olan "Elements 3D" uygulması aynı firma tarafından çıkarılan başka bir görsel uygulmadır. Programın bünyesinde yer alan elementlerin yazılı olduğu kağıtları indirip çıktısını aldıktan sonra, bunları keserek üç boyutlu zar haline getiriyoruz. Daha sonra bu element isimlerinin yazılı olduğu zarları uygulamanın yüklü olduğu kameradan okuttuğumuzda o elementin şeklini atom numarasını, periyodik cetvel özelliklerini öğrenebiliyoruz. Ayrıca iki elementi birleştirdiğimizde bunların bileşik olma durumlarını da görebiliyoruz. Kimya derslerinde teorik olarak öğrendiklerimizi görse açıdan zenginleştirebilmeye ve akılda daha kolay kalmasına yardımcı uygulamayı denemenizi öneririm.
Net Fikir » Tüm Yazılar
Elements 3D Uygulaması
Cemaatler ve cemaatleşme Sorunu
Cemaat: TDV İslam ansiklopedisinde şu şekilde tanımlanır. “Toplamak, bir araya getirmek” anlamındaki cem‘ masdarından türeyen Arapça bir isim olup sözlükte “insan topluluğu” mânasına gelir. Fıkıh terimi olarak namazı imamla birlikte kılan topluluğu ifade etmek için kullanılır.
İslâm dininde cemaat halinde ibadet teşvik edilmiş, hatta bazı ibadetler için cemaat şart koşulmuştur. Her gün kılınan beş vakit namaz, haftada bir kılınan cuma namazı, bayram namazları cemaatle eda edilen belli başlı ibadetlerdir. Cemaatle namaz, müslümanlar arasında mevcut mânevî bağın en önemli tezahürlerinden biridir. Namazların cemaatle kılınmasının hikmeti, müslümanların birbirleriyle görüşüp hallerinden haberdar olmalarını, bilgi alışverişinde bulunmalarını, aralarında disiplin, sevgi ve düzenin yerleşmesini ve ibadetlerini severek yapmalarını sağlama amacına yönelik olmalıdır. "
Buradaki cemaat tanımı, namaz için gerekli olan şartların başında gelen tanımdır. Günümüz anlayışında ise cemaat denilince akla topluluklar, tarikatler ve bir fikir etrafında toplanmış olan oluşum ve teşkilatlar gelmektedir. Bir topluluğa intisab etmiş, aynı gayeye doğru yola çıkmış, kader birliği yapmış insanların herşeyden önce, İslam'ın koyduğu temel esaslara bağlı olarak hareket etmesi elzemdir.İntisab, bağ manasına gelir. İntisab edilen, bağlanılan yoldaki tüm gözlemler ve uygulamalar İslam'ın akaid ve inanç esaslarına tamamen uymalı ve Kuran-ı Kerim/Sünnet çizgisinden bir milim dahi sapma göstermemelidir. Şeyhin, mürşidin hal ve hareketlerinde, en küçük İslam'a aykırı bir davranış varsa, gidilen yolun sıhhati gözden geçirilmelidir. Hareketler ve davranışlar tevil edilmemeli, aklını kiraya vererek yorumlamaya çalışılmamalıdır. Tasavvuf kaideleri İslam şeriatine aykırı yorum içeremez. Eğer böyle bir durum söz konusu olursa o tarikat ve yol İslam dışı addedilir ve oradan hemen uzaklaşmak gerekir. İnsan, akıl sahibidir ve bilgi sahibi olmak zorundadır. Rüyalara, menkıbelere körü körüne inanmak ile kişi ahiretteki sorumluluğundan kurtulamaz. Tasavvuf ve tarikat konusu, İslam'da en çok farklı görüşün çıktığı ve bundan sonra da çok fazla yorumların oluşabileceği, yumuşak zemine dayalı bir mevzudur. Bu konuda ünlü tasavvuf alimlerinin yazdığı risalelerden ve özellikle İmam Rabbani'nin konu ile ilgili bakış açılarından örnekler vermek elzemdir.
Çağın Hastalığı Unutkanlık
"Kur’an-ı Kerim’de 240 yerde zikredilen “insan” kelimesi bünyesinde muhabbet ve insanlarla irtibatı temsil eden “üns” ve unutmak anlamındaki “nesy” olmak üzere iki kök mana barındırmaktadır. Bünyemize yerleştirilmiş olan unutma özelliği bağlamında hoş görülecek şeyler olduğu gibi unutma hastalığının sirayet etmesine asla izin vermememiz gereken mevzular da bulunmaktadır. Elbette ki bu hastalığın zararlarından korunmak için bizzat Rabbimiz tarafından talim ettirilen “Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma”duasını sık sık etmeli, unuttuklarımızın affını niyaz etmeliyiz.
Kur’an-ı Kerim’de cennetteki yasaklı meyveden unutarak yediği zikredilen insanlığın atası Hz. Âdem’in nesli olarak bu hastalığın bizlere de sirayeti pek tabidir. Bugün Müslümanların yaşadığı sosyal, siyasal bütün çağdaş şartları ve ülkemizde geçmişte hâkim olan baskı ortamı şartlarını da göz önünde bulundurarak unutkanlığın sebeplerini şu maddelerde özetleyebiliriz:
Haram bakış nisyan verir. Kur’an-ı Kerim’in koyduğu, başta gözlerimiz olmak üzere tüm duyu organlarımızı haramlardan muhafaza etme emri, hiçbir şart ve zamana bağımlı olarak değişmeyen, herhangi bir yorumla da kesinliği asla değişmeyecek olan bir emirdir. Unutmayalım, bu emir yüce Allah’ın kıyamete kadar -şartlar, imkânlar ne kadar gelişirse gelişsin- gelecek tüm insanlığın dertlerine deva ve meselelerine çözüm olarak indirdiği kitabı Kur’an-ı Kerim’de geçmektedir.
Haddinden fazla uyku da beyni hantallaştıracağından unutkanlık sebeplerindendir. Bunun gibi her türlü iş ve amelde de ölçüyü muhafaza etmemiz gerekmektedir. Zira ölçüsü konulmayan yalnızca iki amel vardır. Bunlar ise hayatımızın her alanında, hangi işle meşgul olursak olalım devam etme özelliğine sahip olan zikir ve cihattır.
Midenin sürekli dolu olması.
Güneşin doğmasından sonra ve batmasından önceki kerahat vakitlerinde uyumak.
Sabah kahvaltısını terk etmek.
İçi boş hayaller kurmak. Hayal gücü meşru dairede ve bir gün elde edilmesi mümkün olan şeyler için kullanıldığı takdirde elbette bir nimettir. Faydasız ve meşru daire dışında olan şeyleri hayal etmek ise hem zihnimizi beyhude yere meşgul edecek hem de unutkanlığa sebep olacaktır.
Temel sebeplerini sıraladığımız bu hastalığın çözüm yollarına gelecek olursak;
Bu konuda ilk önerim Kur’an-ı Kerim’den ayetler ezberlemektir. Bu tavsiyedeki asıl hedef ve maksat Kur’an-ı Kerim’den ezber ayetleri çoğaltmak değil, zihni Kur’an ile yormaktır. Bu gayret neticesinde unutkanlığın sona erdiğini görmek, belki Kur’an-ı Kerim’in mucize bir kelam oluşunun delillerinden biri olarak da kabul edilebilir. Kur’an’a vakit ayırmaz, zihnimizi Allah’ın kelamıyla değil de, faydasız ve gereksiz şeylerle, TV programlarıyla yorarsak bunun aksi bir tesiri görmemiz de kaçınılmaz olacaktır.
Unutkanlığı yenmenin bir diğer yolu ise “Elin karda, gönlün Yarda” prensibini şuur haline getirmektir.
Bu hastalığın bir diğer tedavisi ise zikrullah ile meşgul olmaktır. Allah’ın adını -hassaten seherlerde- zikretmek ruhumuz için tarifi imkânsız bir gıda ve vitamin niteliğindedir.
Bir de bu hususta somut bir öneri verecek olursak; âlimlerimiz hafızanın kuvvetlenmesi için hassaten sabah namazı eda edildikten sonra 21 adet çekirdekli siyah üzüm yemeyi tavsiye etmişlerdir."
Abdullah BÜYÜK
15/01/2016
http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdullah-buyuk/cagimizin-hastaligi-unutkanlik-ve-sebepleri-13435.html
İkinci Derece Denklem ve Diskriminant
ax2+bx+c=0
biçimindeki denkleme ikinci dereceden bir bilinmeyenli denklem denir. Burada a, b, c sayılarına denklemin katsayıları, c ye ise sabit terim denir. Bu denklemi sağlayan x gerçek sayı değerleri varsa bunlara denklemin kökleri, köklerin kümesine de denklemin gerçek sayılar (reel sayılardaki) kümesindeki çözüm kümesi denir. Bu denklemin kökleri bulunurken arpanlarına ayrılabiliyorsa denklem çarpanlarına ayrılır. Ve herbir çarpan tek tek 0'a eşitlenerek kökler bulunur. Çarpanlarına kolay yoldan ayrılamayan ikinci derece denklemlerde ise kök formülü kullanılar kökler bulunur. ikinci dereceden bir bilinmeyenli bir denklemin iki farklı
gerçek kökü olabileceği gibi bazen bir gerçek kökü olabilir, bazen de hiç gerçek kökü olmayabilir. Bu kök formülünde diskiriminant'a göre kökler reel veya karmaşık olarak karşımıza çıkar. Her iki durumda da aynı kök formülü kullanılarak çözüm kümeleri elde edilir.Rasyonel katsayılı ikinci dereceden bir bilinmeyenli bir denklemin kökleri de birbirinin eşleniği şeklindedir.
Kök formülünün nasıl ortaya çıktığını ispatlayalım. Burada diskriminant'ın üç durumuna göre denklemin köklerinin farklılaştığı görülebilir.
Kök formülünün nasıl ortaya çıktığını ispatlayalım. Burada diskriminant'ın üç durumuna göre denklemin köklerinin farklılaştığı görülebilir.
Matematikten Korkmayın
"Matematik, zorlanılan dersler arasında yer alıyor. Lübnan’daki Amerikan Teknoloji Üniversitesi’nde Sanat ve Beşeri Bilimler Bölüm Başkanı ve Uluslararası İlkokul Eğitimi Lisans Bölümü resmi danışmanı Dr. Marjorie Henningsen’e göre, ‘matematiğin korkulu bir ders’ olarak algılanmasının nedeni öğretim şekliyle ilgili. “Çoğu çocuk matematiği çok zekilerin ya da süper zekâlıların yapabileceği bir şey olarak görüyor” diyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde bir seminer veren Henningsen’in çocuklara matematiği sevdirmek için velilere ve öğretmenlere birkaç tavsiyesi de var.
Öğrencilerde matematiğe karşı bir korku var. Sizce bu neden kaynaklanıyor? - Bunun nedeni daha çok öğretim şeklimizle ilgili. Yöntemlerimizle, metotlarımızla alakalı. Matematiği okullarda çocuklarımıza nasıl veriyoruz? Sanki onlara gerçek dünyayla ilişkisi olmayan, pratikte kullanılamayacak bir şeymiş gibi öğretiliyor matematik. Bu yüzden de hep korkarak büyüyorlar. Çoğu çocuk bunu çok zekilerin ya da süper zekâlıların yapabileceği bir şey olarak görüyor, bu da bir problem. Okullarda uygulanacak daha iyi bir yöntem bulmalıyız, metodumuzu değiştirmemiz gerekiyor.
Türkiye’deki matematik eğitimini nasıl buldunuz? - İki yıl önce Türkiye’de bir özel okulda gözlem yapma fırsatım oldu. Matematik dersinde müfredata göre nelerin işlenmesi gerektiğini biliyorum. Çoğu okulun, yapılması gereken ipuçlarını takip etmediğini düşünüyorum. Sınıfta daha görsel aktiviteler kullanılabilir. Tahtayı ve duvarları süsleyerek bir şekilde öğrencileri derse davet etmenin, onların ilgisini çekmenin yollarını bulmalıyız. Onlara matematiğin sadece bir ders, konu değil, hem dünyaya bakış açısı kazandırdığını, hem de çevrelerinin bir parçası olduğunu, kültürlerinde ve tarihlerinde bir yeri bulunduğunu anlatmalıyız. Ama sistem açıcısından buna yönelik pek kanıta rastlamadım. Türkiye’deki eğitim sisteminin öğrenciye şunu yapacaksınız şeklinde tanımlayıcı bir yanı var. Böyle yaptıkça matematiğin gerçek hayattaki yansımasından bir şekilde koptuğunu düşünüyorum. Çoğu okulda da durum böyle. Sadece Türkiye’ye de özgü değil, bu her yerde yaşanıyor. Hâlâ 100 yıl önceki teknikleri kullanıyoruz. Birçok ülkenin müferatında kötü şeyler yazmıyor. Ancak müfredatı uygulamada çok büyük sıkıntılar var.
Ders Kitapları bir kılavuz ama tek kaynak değil. Türkiye’deki bazı matematikçiler okullarda dersin işleyişi için daha özgür bir uygulama alanının olması gerektiği görüşünde. Sizce de böyle mi olmalı? - Evet. Asıl problem, öğretmenlerin ders kitaplarına olan bakış açısından kaynaklanıyor. Çünkü biz de hocalar olarak bu şekilde büyüdük. Bize de ders kitabını sayfa sayfa takip etmemiz ve ödevlerimizi ona uygun yapmamız gerektiği söylendi. Aynı insanlar büyüyüp hoca olunca da yine bu şekilde işliyor dersi. Müfredattan ziyade kitabın sınıfa girdiği andan itibaren sadece öğretmenlerin değil, velilerin ve okul idarecilerinin de, “Kitap geldi tamam. Her şeyi buradan takip edeceğiz” şeklindeki bakış açısı iyice sınırlıyor. Niye kitap bize ne yapacağımızı her şeyiyle dikte etsin ki? Ders kitabı faydalı, işimize yarayabilecek bir kaynak ama neden onu öncelikli, ana kaynak haline getiriyoruz? Şu an etrafımızda sonsuz sayıda kaynak bulunuyor, neden onunla sınırlı kalalım? Geleneksel bir bakış açısı var. Belki ders kitaplarının öncelikli kaynak olması durmunu ilkokul öğrencileri için kaldırıp, sadece yetişkinlerin matematik öğreniminde kullanabiliriz. İlkokulda onlardan takip etmemiz rotaları gösteren bir kılavuz olarak yararlanabiliriz. Sınıfta daha az kitap odaklı bir yönteme geçsek bile ebeveynler gelip şikayet edecek. “Neden derste kitabı takip etmiyorsunuz, biz çocuğun öğrenip öğrenmediğini nasıl anlayabileceğiz? Bizim elimizdeki kılavuz bu” diye baskı yapan ebeveynler olabilir. Bu çok katmanlı bir süreç. Bunun için sadece müfredatı suçlamak doğru değil, bir sürü faktör var. Ebeveynleri de buna hazırlamak gerekiyor. En önemlisi öğretmenlerin de kendini geliştirmesi ve ders kitabıyla olan ilişkisini değiştirmesi lazım.
Öğretmenlere Öneriler: Ebeveynler için söylediklerimiz öğretmenler için de geçerli. Öğretmenler bu konuda daha özgür olmalı. Ders kitaplarıyla ilişkilerini değiştirmeliler. Yeni kaynaklara daha fazla yönelmeliler. Çocukların ilgi alanlarını keşfedip, buna uygun aktiviteler yapmalılar. Çocuklar buna öncülük etmeli, onlara özgürlük tanınmalı. Müfredattaki aktiviteler öğrencilerin ilgi alanlarına göre düzenlenmeli. Aslında öncelik çocuğun bakış açısına verilmeli. Müfredatta “Şu beceriyi çocuğa kazandır” şeklindeki bir ifade öğrencinin ilgi alanlarından daha belirleyici olmamalı. Ancak uygulamada bu yapılmıyor. Gereken yetenekleri çocuklara kazandıracağız ama onlara daha doğal gelen bir şekilde yapacağız bunu. Onları da dinlemek gerek. Sorunlarımızın kaynağı, çocuklara söz hakkı vermememiz. Odak noktasını çocuğun bakış açısına çevirmeliyiz. “Şimdi şunu yapmalıyız” gibi sürekli onlara zaman çizelgesi sunuluyor, bu olmamalı.
Matematiği Sevdirmenin Yolları Ebeveynlere çok rol düşüyor. Eğer çocukların dünyayla ve çevrelerinde olup bitenlerle ilgilenmelerini sağlarsanız, bu çok şey değiştirir. Etraflarındaki sayılabilecek şeylerden, objelerden bahsedebilirsiniz. Onlarla sohbet edebilirsiniz ve buna çok erken yaşta başlamalısınız. “Bunu buradan alırsam ne olur?” gibi cisimlerin kendi aralarındaki etkileşimlerinden bahsetmek ve farkındalıklarını arttırmak, olup bitenlerle ilgili daha çok düşünmelerini sağlamak gerekiyor. Sayı sayma işini oyun haline getirebilirsiniz. Örneğin araba yolculuğu yaparak birkaç sokak ilerideki bir markete gidiyorsanız, “Yol üzerinde kaç tabela gördün, hadi bunları say” diyerek bu işi oyun haline getirebilirseniz, kısa bir yolculuk bile çok işe yarayabilir. Özellikle sayı, çokluk ve veri toplanması becerileri küçük yaştayken kazandırılabilir. Ebeveynler olarak kendinizi öğrenci yerine koyup “Haydi ben de sayıyorum, birlikte sayalım” gibi çocuğu teşvik etmeniz yararlı olur. Çocuklar ailelerine özeniyor, onları taklit ediyorlar. Erken yaşlarda başlayan etkileşim çok önemli. Aileler şu an o kadar meşgul ki elimizdeki telefonlar bile birbirimizin arasındaki etkileşimi engelliyor. Bazen de aileler çocuğun büyümediğini düşünüyor, gelişmiş bir insan olarak algılamıyor, yanılgıya düşüyor. Onun da kendi ilgi alanları, yapmaktan hoşlandığı şeyler var. Onun bu yönlerinin geliştiğini fark eder ve ona göre davranırsanız her şey daha güzel olur ve bu okul başarısına da yansır. Çocuklarla bir birey gibi konuşmak, onlarla böyle etkileşime geçmek gerek. Şarkı ve tekerleme ile değil. Onlara yetişkin gibi muamele yapılması önemli. Sayma, gruplama, büyük-küçük terimler gibi matematik kavramları gerçek hayatta da karşımıza çıkıyor. Sadece derste değil hayatında, çevresinde de gördüğü bu terimlerin farkına varmasını sağlayabilirsiniz. Ebeveynlerin tavsiyeleri çok önemli. Okul yönetimine ve hükümete bu konuda tavsiyelerde bulunmalısınız. “Biz böyle öğrendik, onlar da bu şekilde eğitilmeli” dememeniz gerekiyor. Çünkü zaman değişti, artık hiçbir şey eskisi gibi değil."
Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/matematik-hayatin-gerceklerinden-biri-korkmayin-40054524
Arpaçay’da Matematik Projesi
Kars Arpaçay 3 Kasım YBO koridorunda Matematik Sokağı açıldı. Kars’ın Arpaçay İlçesi 3 Kasım Yatılı Bölge Okulu (YBO) koridorlarında Kaymakam Lokman Önder’in de katılımıyla ‘Matematik Sokağı’ açılışı yapıldı. “Yerin Seni Matematik” sloganıyla hayata geçirilen projede öğrencilerin korkulu rüyası olarak görülen Matematik dersinin sevdirilmesi amaçlanıyor.
İlçedeki TEOG sınavlarında başarının artırılması için Milli Eğitim Müdürlüğü’nde kurulan Proje Ofisinde bir araya gelen Matematik öğretmenleri, öğrencilere bu dersi sevdirmek için renkli bir projeye imza attılar. Öğretmen Melda Sezer tarafından hazırlanan “Yerim Seni Matematik” projesi; Kaymakam Lokman Önder, İlçe Milli Eğitim Müdürü Metin Avcı, 3 Kasım YBO Müdürü Fettah Yağışan’ın destekleriyle okulun matematik öğretmenleri Kamerşah Karacan, M. Furkan Sarıarslan, İlker Deniz Türk ve Müjdat Karadağ tarafından hayata geçirildi. Ardından öğrencilerin matematik dersinde anlamakta zorlandıkları ve sınavlarda başarıya dönüştüremedikleri konuları belirlediler. Daha sonra bu konular üzerine hangi şekil ve şemaların nerelere çizileceği üzerinde duruldu. Uzun süren çalışma önceki gün şekillendi ve 3 Kasım YBO’nun ikinci katındaki koridora “Matematik Sokağı” adı verilerek şekil ve şemalar; duvarlar, kapılar ve koridora çizildi. Matematik Sokağı’nın açılışı Kaymakam Lokman Önder ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Metin Avcı tarafından yapıldı. Projenin emektarı öğretmenler katılımcılara koridoru gezdirerek şekil ve şemalar hakkında bilgi verdiler. Sınıflarından teneffüse çıkan öğrencilerin karşılaştıkları matematik şemaları tek tek anlatılarak hedefin; öğrencilere matematiği sevdirmek olduğu vurgulandı.
Kaymakam Lokman Önder ortaokul öğrencilerinin ders gördüğü sınıfları da tek tek gezerek uygulamadan memnun kalıp kalmadıklarını sordu. Öğrencilerin bu projeyle birlikte matematiği sevmeye başladıklarını söylemeleri herkesi sevindirdi. Özellikle de projeye kafa yoran öğretmenler matematik dersindeki başarının önümüzdeki sınav sürecinde daha da artacağına olan inançlarının arttığını belirtiler. Öğrenciler, uygulanan projenin kendilerine ne kadar faydalı olduğunu uygulamalı olarak da gösterdiler. Koridora çıkan öğrenciler, “sek sek” oyunlarıyla da renklendirilen renkli şekiller üzerinde öğrendiklerini anlatmaya başladılar. Matematik dersini önden sevmediklerini, bugüne kadar “canavar” olarak gördükleri matematik dersini artık çok sevdiklerini ve daha da başarılı olacaklarını ifade ettiler. Öğrenciler son olarak hep bir ağızdan “Matematik Öcü Değil, Biz Matematiği Çok Seviyoruz” diyerek başarıdan başarıya koşacaklarının inancını gösterdiler. Öğrenciler ayrıca, derste işlenen konuları koridorda dolaşırken görmelerinin kalıcı öğrenmeyi sağladığına da dikkat çektikleri gibi koridordaki matematik sembol ve formüllerden yararlandıklarını, bu uygulamanın zihinde kalıcı etki bıraktığını kaydettiler.
Kaymakam Lokman Önder, “İlçe Milli Eğitim müdürlüğümüz tarafından başlatmış olduğumuz Matematik Sokağı ve Yerim Seni Matematik konulu projenin açılışını gerçekleştirdik. Bu proje bizim TEOG sınavlarında sonuçları değerlendirdikten sonra eksik olduğumuz bir alan olan Matematiği nasıl daha iyi hale getirebiliriz düşüncesiyle hareketle bunun çözül yollarını bulmak için bu projeyi geliştirdik. Bu kapsamda 3 Kasım YBO’yu pilot okul olarak seçtik ve burada Matematik Sokağı’nı oluşturduk. Öğrencilerin matematiğe olan sevgi ve ilgilerini daha artırmayı hedefliyoruz. Bu projeyle daha iyi sonuç alacağımıza inanıyoruz. Eğitimde Arpaçay’ı bir marka yapmayı da hedefliyoruz. Matematikle ilgili klasik yöntemlerde ciddi bir başarı olamıyoruz. Bu tür alternatif yöntemleri denemek istiyoruz. Öğrencilerimizin hayatında bir nebze olsun değişiklik olabilirse, matematikteki başarıyı biraz daha artırabilirsek bu bizi daha mutlu edecektir çünkü bu bizim en büyük hedefimiz.” dedi.
Milli Eğitim Müdürü Metin Avcı da, “İlçemizde hayata geçirmiş olduğumuz “Yerim Seni Matematik” projesi dahilinde bu sokağımızı oluşturduk. Projeyle ilgili öğretmen arkadaşlarımız drama eğitimi de aldılar. Böylelikle öğrencilere daha nasıl verimli olunacağı konuşuldu. Daha sonra Matematik Sokağı, Şanlı Gün ve turnuvalar hatta matematik yarışmaları düzenleyerek çocuklarımıza matematiği nasıl sevdirebilirizden hareketle yola çıktık. Çocukların korkulu rüya olarak gördükleri ya da matematiğe karşı olan önyargıları yıkmak için öğretmen arkadaşlarla bu projeyi hayata geçirdik. Şu an eminim ki çocuklarımız artık matematiği korkarak değil, önyargılarıyla değil, severek ve ruhlarına işletilerek öğrenmeye başladılar. Okullarımızdan aldığımız dönüklerde de şunu görüyoruz ki projemiz yüzde 60-70 oranında başarılı olmuştur. Böylelikle amaçlarımıza ulaşmış olacağız.” diye konuştu.
PROJENİN AMACI:
Matematik dersine karşı ön yargıların yıkılıp matematiği sevdirmek, matematik başarını arttırmak ve Teog sınavındaki matematik başarısının da artmasını sağlamak.
PROJENİN GEREKÇESİ:
Arpaçay İlçe genelindeki ilkokul, ortaokul ve liselerde Öğrencilerin matematiğe karşı korku ve ön yargılarının olması,
Matematik dersinin öğrencilere soyut gelmesi,
Öğrencilerin matematik dersini sevmemeleri ve matematik dersinde başarısız olmaları,
Teog sınavındaki matematik başarısının çok düşük olması.
PROJENİN HEDEFLERİ:
Projemizin ana hedefi matematiği eğlenceli hale getirerek öğrencilerimizde matematik ön yargısını ve korkusunu yıkıp matematiği sevmelerini sağlamak.
Matematiği seven öğrenciler artık matematik çalışmaktan korkmadan matematiğe gerekli özeni göstermelerini sağlamak.
Matematiği somutlaştırarak matematiğin daha kolay anlaşılmasını sağlamak.
Öğrencilerin matematiğe karşı ilgisini ve dikkatini çekmek.
Matematiksel düşünme becerilerinin gelişmesini sağlamak.
Görsellerle zenginleştirilmiş ve günlük hayatla ilişkili ortamlar oluşturarak öğrencilerin matematiği kalıcı öğrenmelerini sağlamak.
Matematikten korkmayan, matematik dersine de gerekli özeni gösteren, matematiği seven, matematiği daha kalıcı öğrenen öğrencilerin artık matematikte başarılı olacağı düşüncesiyle matematik başarısının artmasını sağlamak.
İlçede matematik başarısının artmasıyla ortaokullarda gerçekleştirilen TEOG sınavında da matematik başarısının artmasını sağlamak
YAPILMASI PLANLANAN ÇALIŞMALAR:
Matematik öğretmenlerine drama eğitimi verilip matematik öğretiminde drama tekniğini kullanmak
Matematiğe uyarlanmış oyunlar geliştirmek, haftanın belli bir günü okullarda “Şanslı Gün” uygulaması yapmak, okullarda matematik turnuvaları düzenlemek
Öğrencilere satranç oyununu öğretmek ve satranç oyunu oynayabilecekleri alan oluşturmak
Matematikteki temel kavramları anlatan, matematik karikatürlerinin ve matematiği anlatan sözlerin olduğu görseller ile okul koridorlarını boyayıp matematik afişleri ve materyalleri ile okul koridorlarında “Matematik Sokağı” oluşturmak
PROJENİN ÇIKTILARI:
Matematik öğretmenlerine drama eğitiminin verilmesi, matematik öğretiminde drama tekniğinin kullanılması ve uygun ortamın oluşturulması
Matematik öğretiminde kullanılacak matematiğe uyarlanmış oyunlar
Okullarda “Şanslı Gün” uygulaması ve matematik turnuvaları
Satranç derslerinin verilmesi, satranç alanının oluşturulması ve gerekli satranç malzemeleri
Okul koridorlarında “Matematik Sokağı” oluşturulması
PROJENİN HEDEF KİTLESİ:
Ortaöğretimin temeli olan aynı zamanda ilkokuldaki hataların telafi edilme şansı olduğu için ve TEOG sınavındaki matematik başarısızlığının da etkisiyle projeye öncellikle ortaokullardan başlamak üzere ilçedeki tüm ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerimiz
KİŞİ/KURUM VE KURULUŞLAR:
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Proje Ofisi organizatörlüğünde tüm ilkokul, ortaokul ve liseler
İŞBİRLİĞİ YAPILACAK KURUM VE KURULUŞLAR:
İlçe Kaymakamlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüze bağlı tüm Okul Müdürlükleri, Kafkas Üniversitesi
PROJENİN ZAMANI: 2015 ile 2017 yılları
Projenin Her Yıl İçin
Başlangıç: Eylül ayı
Bitiş: Haziran ayı
Projeden beklenilen sonuçlar alındığında İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz tarafından ortaokulların yanında ilkokul ve liselerde de olmak üzere ilçede bulunan tüm okullarda yapılması planlanmaktadır.
SONUÇ:
2015-2016 yılında Arpaçay ilçesindeki tüm ortaokullarda 2016-2017 yılında tüm okullarda matematiği sevdirmek ve matematikte başarıyı arttırmak için matematik sokağının yapılması, satranç eğitimi ve okullarda satranç oynanması, okullarda şanslı gün uygulaması, matematik turnuvalarının düzenlenmesi, matematik derslerinde matematiğe uyarlanmış oyunlara ve dramaya yer verilmesi.
Kaynak: http://www.karsmanset.com/haber/sek-sek-oyunu-ders-formati-oldu-31431.htm
Algodoo Fizik simülasyon programı
Fizik öğrenmenin en eğlenceli yolu olarak Algodoo Fizik simülasyon programını deneyebilirsiniz. Programla
fizik kurallarını test etme ve deneyerek öğrenme şansına sahipsiniz.
Eğlenceli ve renkli bir arayüze sahip olan programla isterseniz kendi
teorilerinizi simülasyonlarla test etme şansınız da var. Algodoo'nun çizim aracından
yararlanarak her tür objeyi birleştirerek çizebilir bunları oynatarak çılgın icatlar ortaya çıkarmak
mümkündür. İpler, silindirler, arabalar, su tankı ve ağırlıklardan
yararlanarak tüm özelliklerini özelleştirerek simülasyonları başlatabilirsiniz.
Algodoo, sanal bir ortamda deneyler yapabilmeniz için sınırsız seçenek sunuyor. Çizim araçlarından hazır
objelere, renk paletlerinden tasarım araçlarına kadar her detay
programda mevcut. Özellikle fizik kurallarını yeni öğrenen öğrenciler,
öğrendikleri kuramları test ederek pekiştirebiliyor. Öğretmenlerin de
kolaylıkla yararlanabileceği yazılım eğitime yeni bir bakış açısı
getiriyor. Algodoo öğrenmeyi kolaylaştıran özellikleriyle kullanıcıların
eğlenmesini sağlıyor. Dikkat ve konsantrasyon sorunu yaşayan öğrenciler
için de iyi bir çözüm yolu sunuyor. Kuramları canlandıran
öğretici hazır görsellerle program eğlenceli bir ders çalışma aracına
dönüşüyor. Fizik simülasyonları, hızlı ve akılda kalıcı bir öğrenme
şekli olarak karşımıza çıkıyor. Akıllı ve interaktif tahtalarla tam
uyumlu çalışan yazılım çoklu kullanıcı desteği, çoklu dokunma desteği,
tahta üzerinden düzenleme özellikleriyle eğitimciler tarafından gönül
rahatlığıyla tercih edilebilir bir programdır. Programı indirmek için: www.algodoo.com/ adresinden download edebilirsiniz.









