Modern Spiritüalizm ve Tevhid Hassasiyeti

Kişisel gelişim ve manevi yönelim arayışlarının yaygınlaşmasıyla birlikte mutlak Yaratıcı olan Allah'a ﷻ ait bazı kavramlar insan nefsine veya başka bir mahluka (evrene) hamledilmeye başlanmıştır. İnsan iradesine büyük bir güç ithaf eden, insanın kendine güveni ve azmi ile başaramayacağı hiçbir şey kalmayacağı gibi söylemler; ilk bakışta insanın niyetine, düşüncelerine ve davranışlarına dikkat etmesini öğütlemiş gibi görünüyor olsa da İslam’ın tevhid, dua, tevekkül, kader ve irade gibi  anlayışlarıyla inanç zemininde çok büyük farklılıklar taşımaktadır. Özellikle Allah’a ait olan kudret, irade, gayb bilgisi ve ilahi tasarruf gibi niteliklerin "evren", "enerji", "bilinç" veya insanın kendi spiritüel gücüyle ilişkilendirilmesi, Müslümanın tevhid inancı açısından üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir problem hâline gelmektedir. Bu nedenle modern spiritüel söylemlerin İslam açısından değerlendirilmesinde yalnızca kullanılan kelimelere değil, bu ifadelerin arkasındaki varlık tasavvuruna da ayrıca bakmak gerekir.

Günümüzde “Evren sana cevap verir”, “Evrene ne gönderirsen onu alırsın”, “Hayatına hangi enerjiyi gönderirsen o enerji sana döner”, “Düşüncelerin geleceğini belirler”, “Zihninde neyi canlandırırsan onu kendine çekersin”, “Neye inanırsan onu yaşarsın”, “Bir şeyin olmasını istiyorsan manifest et”, “Manifest ettiğin şey, doğru enerjiye girdiğinde hayatında görünür hâle gelir”, “Evren senin frekansına göre karşılık verir”, “Yüksek titreşimde kalırsan güzel şeyleri hayatına çekersin”, “Niyetini evrene mesajla gönder”, “Evren senin isteğini bir şekilde sana ulaştırır”, “Hayatını değiştirmek için önce enerjini değiştir”, “Hangi frekansta yaşıyorsan o olayları hayatına çekersin”, “Olmasını istediğin şeye odaklanırsan onu kendine çekersin”, “Kendini bereket frekansına ayarlarsan bolluk hayatına gelir”, “Hayatındaki her şey, yaydığın enerjinin bir yansımasıdır”, “Evrenle aynı frekansa geldiğinde dileklerin gerçekleşir”, “İstediğin hayatı önce zihninde tasarla, sonra evren onu gerçekleştirsin”, “İstediğin şeyi 7 kere tekrar et”, “Evren, hazır olduğunda sana ihtiyacın olanı gönderir”, olmasını istediğimiz işler için 777 yazmak gibi şirk kokan hareketler; günümüzde özellikle gençler arasında sıklıkla kullanılmaktadır. Ehl-i sünnet inancı açısından bu sözlere bakıldığında, bu tür ifadelerin ciddi itikadî problemler taşıdığı görülür. Çünkü İslam’da işiten, bilen, dileyen, takdir eden ve kulun duasına karşılık veren mutlak varlık sadece Allah'tır. Burada sözlerde insanın isteklerinin yaratıcısı olarak kulun kendisi veya başka bir mahluk olan “evren” fikrinin sunulmuş olması, itikadi açıdan kabul edilemez. Kainat (Evren) Allah’ın ﷻ yarattığı bir varlıktır; kendisinde bağımsız bir irade, kudret veya tasarruf yetkisi yoktur. Kul, nimetlerin de sıkıntıların da nihai sahibinin Allah olduğunu bilir ve sebeplere başvururken kalbini sebeplere değil, sebepleri yaratan Allah’a bağlar. Ehl-i sünnet anlayışında insanın niyeti, duası ve çabası elbette önemlidir; fakat bunlar Allah’ın iradesinden bağımsız bir güç değildir. İnsan herhangi bir şeyi ister, o şeyin olması için çalışır, Allah'a ﷻ dua eder ve sonunda sebeplere sarılır; neticeyi meydana getiren ise Allah’tır. Bu nedenle "Evren benim düşüncelerimi ve mesajımı algılar ve bana karşılık verir" şeklindeki bir anlayış, farkında olunmadan Allah’a ait bazı fiil ve sıfatların yaratılmış bir varlığa nispet edilmesine yol açacağı için tehlikeli bir söylemdir. Böyle bir dil, insanın hayatındaki sorumluluk, imtihan, kader, dua ve tevekkül kavramlarını itikadi açıdan yanlış bir zemine taşır.
0 yorum

Her soru bir cevabı hak etmez

Mantık, düşüncenin kurallarını ortaya koyan; bir hükme varmak için geçerli sonuçları irdeleyen, o sonuca götüren akıl yürütmenin geçerli olup olmadığını denetleyen bir ölçüdür. Mantık, yalnızca verilen seçenekler arasında doğruyu görme faaliyeti değil, aynı zamanda sorunun kendisini de sorgulama cesaretidir. Biçimsel olarak kendisine cevap üretilebilen her soru, anlamlı ya da meşru değildir; kimi sorular yanlış önermeler, hatalı kategoriler veya hakikatte karşılığı olmayan kabuller üzerine kurulduğu için, onlara verilen en tutarlı cevaplar bile gerçekte büyük hata olur. İslam düşüncesinde soru sormak, hakikate yönelmediği ve insanı Allah’a yaklaştırmadığı sürece değer taşımaz; aksine, temelsiz ve yersiz sorular zihni meşgul ederek ilahi hikmeti perdeler. Bu nedenle, hem aklî hem de dinî bakımdan en isabetli tutum, her soruya cevap aramak değil, bazı soruların baştan geçersiz olduğunu fark edebilmektir. Muhakemenin bu yönünü dolaylı biçimde gösteren hikayelerden biri olan "baca hikayesi, internet ortamında sıklıkla karşımıza çıkar. Günümüzde sosyal medya ortamlarında, Albert Einstein’a atfedilerek yayılan bu hikaye, esasında tarihsel ve metinsel açıdan ona ait değildir. Kökeni itibarıyla Yahudi kaynaklarında bu hikayenin geçtiği söylense de orası da ayrı bir muammadır. Belki de popüler kültür etkisiyle bu tür hikayeler, çeşitli dini kaynaklarda yer alan öğretilerden yararlanılarak sonradan uydurulmuştur. Yahudi literatüründe bu tür anlatılar, tarihsel bir olayı aktarmaktan ziyade, yanlış varsayımlar üzerine kurulu akıl yürütmeleri açığa çıkarmayı amaçlayan (darb-ı meseller gibi) düşünce ve özdeyşler (İbranice: mashal) olarak değerlendirilir. Genellikle bu çarpıtma ve tahrif işini, özellikle Yahudiler ustalıkla yaparlar. Neyse biz konumuzu daha fazla dağıtmadan, yazılı ve görsel medya ortamlarında karşılaştığımız şu meşhur hikaye bağlamında izah edelim.
0 yorum

Din Felsefesinden Ateiste Cevaplar

Din felsefesi, din adına sadece kuru bir felsefe yapmaktan ibaret olmayıp, din alanında ciddi sorgulamalar yaparak en doğruya ulaşmak için yapılan sistemli düşünme biçimlerinin bütününü ifade eder. Felsefe özel anlamda akıl yürütme, doğru biçimde kullanıldığında iyi bir cevap bulma işlemidir. Kişinin hakikati bulmasında önemli olan kalp’ten gelen ses olduğundan, akli muhakemelerin hepsi, yetersiz kalarak bir yerde tıkanacaktır. Bu nedenle felsefe sayesinde yapılan bütün düşünmeler, hakikate ulaşmada bize fikirler verse de varılan hakikatin kalpte yeşermesi en doğru eylem biçimi olacaktır. Zira kalp, fiilin mekanıdır. Kalbe uğramadan yapılan iş ve işlemler, çok sığ kalacaktır. Bizim buradaki amacımız; akli muhakeme ve felsefe eşliğinde yapılan sorgulamaları, dini inançları ret eden kişiler kapsamında doyurucu bilgiye ulaştırmaktan ve onların da iman nurundan faydalanmalarını sağlamaktan başka bir şey ifade etmemektedir. Din felsefesi kullanarak ateizm ve ateistlere verdiğimiz cevaplarda, Batılı filozofların çalışmalarından yararlanarak, aslında ortaya çıkan Batı kaynaklı inançsızlık mekanizmalarına da bir nevi kendi içlerinden cevap vermiş olacağız. Kendi doğrularımızı ayet ve hadisler eşliğinde zikretmek, bir ateist için bir anlam ifade etmediğinden, onların kendi silahları ile konuşmak daha doğru olacaktır. İşte bu nedenle inançsızlık kavramına evrensel bir düşünme biçimi olan Din felsefesinden cevaplar sunmaya çalışacağız. [Bu yazıda, genel anlamda ateizm ve inançsızlık kavramı incelenmiş olup, özelde Deizm ve Agnostizm gibi benzeri inançsızlık türlerine fazla detaya inmeden değinilmiş ve Deizm/Agnostizm kavramları, geniş kapsamlı bir inceleme olmadan yüzeysel olarak incelenmiştir.] 
İman; her şeyden önce bir kalp işidir. Kalbin bir nedene bağlı olarak veya olmadan herhangi bir fikre, düşünceye veya bir var oluşa inanması kelime olarak imanı temsil eder. Akıl ise bu "iman" eylemine sebepler bulmaya yardımcı bir vasıtadır. İman ile akıl birbirine zıt iki kavram da değildir. İman ve akıl ilişkisi, birbirini destekler mahiyette, yalnız herbiri kendi içerisinde sınırlar ihtiva eden iki kavramı bizlere sunar. İman, kalbi bir fiil olmakla beraber bazı halleri akılla izah edilebilir. Ama her imanın akılla izah edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle herhangi bir inancı ne kadar akılla anlamak için uğraşsak da çabamız yetersiz kalacaktır. Çünkü aklın sınırları vardır. İman ise gönül ve kalp işidir. 

Piyasa Bilgileri

$ USD ..
€ EUR ..
£ GBP ..
🏆 ONS ..
💰 GRAM ..
Piyasa verileri; Frankfurter ve Binance API sistemleri üzerinden çekilmektedir. Döviz kurları referans niteliğinde olup gecikmeli olabilir. Altın fiyatları, ons bazlı dijital varlık üzerinden hesaplanmaktadır. Veriler bilgilendirme amaçlıdır, hatalı olabilir ve kesinlikle yatırım tavsiyesi içermez.

İslam Kütüphanesi

Matematik Seçme Konuları

Aşağıdaki Yazılar İlginizi Çekebilir!!!

    Yükleniyor...
    YZ PROBLEM ÇÖZÜMÜ
    Yükleniyor...
    Çözüm:
    Yapay zeka modeli hata yapabilir. Soru ve cevabı kontrol ediniz.