Etiketler :
astronomi
islam dünyası
matematik tarihi
matematikçiler
Timur'un oğlu Şahruh'un oğludur. 1394 yılında Sultaniye kentinde doğmuştur. Timur'un 1405 yılında ölümünden sonra başlayan taht mücadeleleri sırasında Uluğ Bey, babası Şâhruh'un yanında yer aldı ve Şâhruh'un Mâverâünnehir üzerindeki hâkimiyetini yeniden sağlamasının ardından 1409 yılında bölgenin yönetimine getirildi. Maveraünnehir'in Halil Sultan'ın saldırısı ve işgali üzerine, babasının yanına gitmek zorunda kalmıştır. Babası Şahruh, buraları yeniden yönetimine alarak 1409 yılında on altı yaşında olan oğlu Uluğ Bey'i Mâverâünnehir'in, Semerkant merkezli bölgesinin yönetimine tayin etmiştir. Uluğ Bey, bu tarihten sonra, hem hükümdarlık yapmış ve hem de öğrenimine devam etmiştir.Uluğ Bey, hem Türk-İslâm ilim târihinde hem de dünyâ târihinde de önemli yeri olan bir fen âlimiydi. 1449'da, oğlu Abdüllatif'in iktidar mücadelesi sonucunda Semerkant yakınlarında öldürülmüştür.

Uluğ Bey tarafından Semerkant Rasathanesi'nde gerçekleştirilen gözlemler ve hazırlanan astronomik cetveller, astronomi tarihinin gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Astronomiyle ilgili çalışmalarının temelini, matematikteki trigonometrik esaslar teşkil etmektedir. Bu sebepten Uluğ Bey, trigonometri ilmi üzerinde geniş çalışmalar yaptı. Bir derecelik yayın sinüs değerini hesaplamak bu yolda yapılan çalışmaların ilkini teşkil eder. Kendisinden önceki doğu ve batı dünyâsındaki tahmînî ve takribî bilgileri bırakıp, ilmî esasları tespit ederek trigonometride yeni bir araştırma yolu açtı.
Uluğ Beyi dünyâya tanıtan, astronomi alanında yaptırdığı eserler oldu. Onun Semerkant´ta yaptırdığı büyük rasathânedeki çalışmalar, çağımızın astronomi çalışmalarına hâlâ ışık tutmaktadır. O gün yapılan hesaplar, günümüzün astronomik hesapları ile uymaktadır.

Uluğ Bey, önceki astronomik cetvellerdeki bilgilerin yeni gözlemlerle güncellenmesi amacıyla 1420'li yıllarda Semerkant'ta bir rasathane kurulmasını sağladı ve bu çalışmalarda Kadızâde-i Rûmî ile Gıyâseddin Cemşîd Kâşî gibi bilim insanları görev aldı. Gıyâseddin Cemşid ve Kadızade´nin ölümünden sonra astronomik ölçmeler, Semerkant'taki bilim çevresinin uzun yıllar süren çalışmaları neticesinde Ali Kuşçu tarafından tamamlanarak Zic-i Gürgani (veya Zic-i Cedidi Sultani) meydana gelmiştir. Bu eser, yaklaşık 1.000 civarında yıldızın gök koordinatlarına ilişkin bilgileri içermekteydi. Zîc-i Gürgânî, sonraki yüzyıllarda İslâm dünyasında ve Avrupa'da önemli bir astronomi başvuru kaynağı olmuş; Kepler'in 1627'de yayımladığı "Tabulae Rudolphinae" gibi kaynaklara öncülük etmiştir. Yine bu eser (Zic–i Gürgani) 1841-1853´lerde A. Sidillot´un "Prolegomenes des Tables astronomiques d´ouloug Bey" isimli tercümesiyle Avrupa´ya girmiş ve uzun zaman Pozisyon Astronomisinin ana kitabı olarak kullanılmıştır.
Semerkant´taki Uluğ Bey gözlemevi´nin yer üstündeki kısmı üç katlı idi. 30,4 m yüksekliğinde ve 46,4 m çapındaydı. Yıldızların yüksekliklerini bulmak için kullanılan rub´-ı dâire: Ayasofya Câmi´nin kubbesi kadardı. Gözlemevi başlangıçta üç gökbilim aletini kapsıyordu: Derecelere ve dakikalara bölünmüş ve burçlar kuşağındaki işaretleri gösteren bir sekstant; bir güneş saati; ve bir de kadrant vardı. Zemin kat hizmet odalarını kapsıyordu ve üzerindeki kemerlerle desteklenen iki kat bulunuyordu. Gözlemevinin dışı dönemin diğer bütün başka mimaride de görüldüğü gibi pişirilmiş tuğla mozayiklerle süslenmişti. Odaların içersinde dokuz gök yörüngesinin işaretleri, dokuz gök küresinin şekilleri, ve üst-dairelerin dereceleri, dakikalar, saniyeler ve saniyelerin onda-birleri; yedi gezegen ve durağan yıldızların resimleri, yer kürenin işareti, dağlar, denizler, ve çöller ve ilgili şeylerle birlikte bölgelerin resimleri boyanmış ve yazılmıştı. Gözlemevinin büyük yuvarlak yapısı kuzeyden güneye mermerden dev bir açı ölçer tarafından kesiliyordu. Sağlamlık kaygısından ötürü derinden yapılmıştı. Açı ölçme aygıtları konumlarına pirinç raylar üzerinde kaydırılıyordu. Bu o güne dek en doğru yıldız tablolarının düzenlenmesini sağladı.
Uluğ Bey ve onunla birlikte çalışan bilim adamları bir dizi proje üzerinde çalıştılar. Birinci hedefleri MS 2.yy´da Ptolemi´nin (Batlamyus) ve 10.yy´da El Sufi´nin çalışmalarını gözden geçirmekti. 992 durağan yıldızı ihtiva eden "Zic'i Sultani Tablosu" 1437´de tamamlandı. Tablo ayrıca güneş, ay ve gezegenlerin boylam dilimlerinin, eylem ve boylam paralaxlarının, ay ve güneş tutulmaların, ayın görülebilirliğinin ayrıntılı kayıtlarını ihtiva ediyordu. Zic'i Sultani sonraki 200 yıl için başvuru kaynağı olmuştur.

Gözlemevinde yapılan çalışmalar Ptolemi´nin (Batlamyus) o güne dek sorgusuzca kabul edilen hesaplamalarındaki bir dizi yanlışı da gün ışığına çıkardı. Yine, Gözlemevinden alınan veriler Uluğ Bey´in yılın uzunluğunu 365 gün 5 saat 49 dakika 15 saniye olarak oldukça doğru bir şekilde hesaplamasına imkan verdi. Uluğ Bey Güneş, Ay ve gezegenlerle ilgili verileri de yayımladı ve gezegenlerin bir yıllık hareketleri için tesbit edilen bu veriler de çalışmalarının bir çoğunda oldukça isabetliydi. Uluğ Bey 1437´ye dek yaklaşık bin kadar (ya da 994, 1018, 1022 gibi rakamlar da verilir) yıldızın ölçümlerini derledi. Bazı gezegenlerin ölçümleri arasında modern hesaplamalar arasında çok az farklılıklar vardır. Bu hesaplamalardaki farklar, modern ölçüm değerinin veya Uluğ Bey'e ait değerin günümüze yanlış aktarılmış olması sebebiyle olabilir. Bu konuda kesin bir şey söylenemez. Uluğ Bey´in verileri modern zamanların verilerine [Satürn, Jüpiter ve Venüs ile ilgili olarak] iki ya da beş saniyelik sınırların içerisinde yaklaştığı görülür.
| Gezegen |
Uluğ Bey’in Ölçümü |
Modern Ölçümler |
Fark |
| Satürn |
12° 13´ 39" |
12° 13´ 36" |
3" |
| Jüpiter |
30° 20´ 34" |
30° 20´ 31" |
3" |
| Mars |
191° 17´ 15" |
191° 17´ 10" |
5" |
| Venüs |
224° 17´ 32" |
229° 17´ 30" |
2" |
| Merkür |
53° 43´ 13" |
53° 43´ 3" |
10" |
Uluğ Bey'in çalışmaları kapsamında yüksek doğrulukta sinüs ve tanjant tabloları hazırlanmıştır. Uluğ Bey'in yıldız kataloğu, Batlamyus'un Almagest'inden sonraki dönemde hazırlanmış en önemli kapsamlı yıldız kataloglarından biridir. Zic-i Sultani ya da Uluğ Bey Zayiçesi adını taşıyan bu katalog on yedinci yüzyıla dek bu tür çalışmalar için ölçüleri belirledi. Katalog, trigonometrik sonuçları 1º lik aralıklarda verilen sinüs ve tanjant tablolarını ihtiva eder. En az 8 ondalık basamak düzeyine dek doğru olan bu tablolar yüksek bir doğruluk derecesi gösterirler. Uluğ Bey'in matematik çalışmalarında 1°'nin sinüs değerinin yüksek doğrulukla hesaplanması önemli bir yer tutmaktadır. Zîc'de bulunan trigonometrik tablolarda sin 1°’nin hesabı için Uluğ Bey’e, ve Gıyâseddin Cemşîd el-Kâşî’ye iki farklı yöntem kullanılmıştır. Her iki yöntem de üçüncü dereceden denklem çözümüne dayanır. Bu metotla sin 1°, x = sin 1° = 0,017452406437283571 olarak bulunmuştur. Trigonometrik tablolarda her derece için 45°’ye kadar sinüs ve tanjant, 45°’den 90°’ye kadar her beş derece için sinüs ve tanjant değerleri yer alır. Verilen değerler bugünkü gerçek değerlere çok yakındır. Meselâ 20°, 23° ve 26°’nin sinüsleri karşılaştırılırsa günümüz değerleri ile arasında çok az farkların olduğu görülür:
|
Derece
|
Uluğ Bey’in Ölçümü
|
Modern Ölçümler
|
Fark
|
|
20°
|
0,3420201420
|
0,3420201430
|
0,0000000010
|
|
23°
|
0,3907311290
|
0,3907311280
|
-0,0000000010
|
|
26°
|
0,4383711470
|
0,4383711470
|
0,0000000000
|
Uluğ Bey Zîci, XVII. yüzyılda Avrupa'da tanınmaya başlamış; 1665 yılında İngilizceye çevrilerek Oxford'da yayımlanmıştır. Eserin Fransızca tercümesi ise 1841-1853 yılları arasında A. J. L. de Sacy ve L. A. Sédillot'nun çalışmalarıyla yayımlanmış ve Farsça metinle birlikte Avrupa'da daha geniş bir çevreye ulaşmıştır. Uluğ Bey, Batı'da da özellikle 15. yüzyıl astronomisinin önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilmiştir. Uluslararası Astronomi Birliği (IAU) tarafından Ay'ın görünen yüzeyindeki bir kratere Uluğ Bey'in adı verilmiş ve krater ‘Ulugh Beigh’ Uluğ Bey Krateri olarak adlandırılmıştır.

Sonuç olarak Uluğ Bey, hükümdarlığının yanı sıra matematik ve astronomi alanındaki çalışmalarıyla Türk-İslâm bilim tarihinin en önemli isimlerinden biri olmuştur. Semerkant’ta kurduğu rasathane ve burada gerçekleştirilen gözlemler sonucunda hazırlanan Zîc-i Uluğ Bey, dönemin astronomi bilgisinin gelişmesine büyük katkı sağlamış ve sonraki yüzyıllarda önemli bir kaynak olarak kullanılmıştır. Kadızâde-i Rûmî, Cemşîd el-Kâşî ve Ali Kuşçu gibi bilim insanlarını destekleyen Uluğ Bey, Semerkant’ı 15. yüzyılda önemli bir bilim ve kültür merkezi hâline getirmiştir. Bu yönüyle Uluğ Bey, hem bilimsel çalışmaları hem de bilime verdiği destekle astronomi tarihinde kalıcı bir iz bırakmıştır.
KaynakçaYavuz Unat, "Uluğ Bey", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ulug-bey
Yavuz Unat, "Zîc-i Uluğ Bey", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/zic-i-ulug-bey
Aydın Sayılı, Uluğ Bey ve Semerkanddeki İlim Faaliyeti Hakkında Gıyasüddin-i Kâşî’nin Mektubu, Ankara 1985.
Lütfi Göker, Uluğ Bey, Rasathanesi ve Medresesi, Ankara 1979.
0 yorum:
Fayda vermeyen ilimden Allah'a sığınırım. İlim; amel etmek ve başkalarıyla paylaşmak içindir. Niyetimiz samimiyetle insanlara yararlı olmaktır, akıbetimiz bu vesileyle güzel olsun. Dua eder, dualarınızı beklerim.