Net Fikir » dinler tarihi
Modern Harici Zihniyet: Tekfircilik
İslam düşünce tarihinde tartışmalı kavramlardan biri olan tekfir, yalnızca teolojik bir hüküm olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal sonuçlar doğuran bir olgu olarak da dikkat çekmektedir. Tekfir, bir Müslümanı inanç sınırlarının dışına itme anlamı taşıdığı için bireysel bir kanaatin ötesine geçmekte; sosyal düzeni, siyasal otoriteyi ve meşruiyet ilişkilerini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle tekfir meselesi, din–siyaset ilişkisi bağlamında ele alınması gereken çok boyutlu bir kavramdır.
Tekfir, sözlük anlamı itibarıyla “küfürle itham etmek” anlamına gelir. Terim olarak ise bir kişinin, İslam inancının temel esaslarını reddettiği gerekçesiyle Müslüman sayılmaması, İslam dini ile alakasının kesilmesi anlamında kullanılır. Tekfir, Allah’tan gelen vahyi ve gönderdiği peygamberin bildirdiği dinî esasları inkâr eden bir kişinin kâfir olduğuna hükmetmeyi ifade eder. Kur’an-ı Kerim'de küfür fiili “günahları örtmek, bağışlamak” anlamıyla yer alır ve inançtan dönen veya Allah’a ve peygambere karşı inkârda ısrar eden kişiler kâfir olarak tanımlanır. Klasik İslam düşüncesinde bu hüküm, irtidat, miras ve nikah meselelerinde son derece ağır sonuçlar doğurduğu için, tekfire büyük bir ihtiyatla yaklaşılmıştır. Bir kimsenin inanç dairesinin dışına çıkarılması, İslam dininde sadece bireysel değil, hukuki ve toplumsal sonuçlar da doğurduğundan İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu, tekfir konusunda genellikle sınırlayıcı ve temkinli bir tutum benimsemiştir. [1] İmam Gazzâli, “tekfir tıpkı kölelik ve özgürlük gibi şeri bir
konudur, eğer manası kanının mubah olması ve cehennemde ebedi
kalması ise bu konuda verilecek hükmün ya nassa ya da nasdan
çıkarılmış hükme dayanıyor olması lazımdır" diyerek tekfir
zihniyetini sınırlandırır. Ona göre açıkça Kelime-i Tevhid’i ikrar
eden ve kıble ehli olan kimsenin kanı ve malı helal görülemez. [2] Akaid alimlerinden İmam Tahavi’ye göre de kıble ehli bir kimse helalleştirmediği sürece bir günahı yüzünden tekfir edilemez. [3] Buna göre imanı “kalbin tasdiki” olarak kabul eden Ehli Sünnet alimleri (Eş’âri ve Mâturîdîler), söz veya fiiller yoluyla inkâr söz konusu olmadıkça, hiç bir zaman ehli kıbleyi iman dairesinin dışına çıkarmamayı genel bir ilke olarak kabul etmişlerdir.
Dinler Tarihi Çalışma Soruları
Dinler tarihi ile ilgili -özellikle İslam,Yahudilik,Hristiyanlık,Budizm ve Hinduizm'e ait özelliklerden hazırlanmış- soru-cevap şeklinde tüm üniteleri kapsayan çalışma sorularını indirmek için tıklayınız.
Dinler Tarihi Konu Özeti
İlahiyat lisans Tamamlama 2. Sınıf Ders Özetleri ilitam kitaplarından yararlanarak özetleme yapılmıştır. Özetleme işleminde Ankara İlitam'ın uzaktan eğitim yayınları esas alınmıştır. Öğrencilerimize faydalı olması amacıyla burada yayınlanmıştır.
Dinler Tarihi Yazarlar Prof. Dr. Ahmet Hikmet EROĞLU Prof. Dr. Baki ADAM Prof. Dr. Ali İsra GÜNGÖR Prof. Dr. Durmuş ARIK Editör Prof. Dr. Ahmet Hikmet EROĞLU Ankara Üniversitesi, 2013
Sitede bulunan tüm İlahiyat dersleri konu özetleri, üniversitenin kendi kitabından satır satır okunarak büyük bir emek sarfedilerek tarafımdan çıkarılmıştır. Kişisel kullanıma açık olarak dijital ortamda herkese sunulmuştur. Hal böyleyken kırtasiyecilerin veya diğer menfaatperestlerin hiçbir yazılı izin almadan, bilgi vermeden çıkarları uğruna bu özetleri ders notu/kitap vs. haline getirerek ticari olarak satması, kul hakkıdır. Vebaldir. Asla buna Rızam yoktur.
Dinde Reform safsatası
"Tevhid" kelimesi Arapça kökenli olup İslam'ın temelinde yer alan önemli bir kavramdır. Kelime anlamı olarak tevhid "birleştirme, birleşme, birlik olma" gibi anlamlara gelir. İslam dinine göre "tevhid", Allah’ın birliğine inanmayı ve Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamayı emreder. Her türlü gizli ve açık şirki yasaklar. Müslümanlar için en temel inanç olan tevhid, Allah’ın bir ve tek olduğunu, O’ndan başka ilah olmadığını ve O’nun her şeye gücü yeten yaratıcı olduğunu vurgular. Tevhid inancı, birlik, bütünlük ve Allah’a olan inançta sadakati ifade eden önemli bir ilkedir İslam'ın merkezine yerleştirilmiştir. Tevhid ilkesi olmadan İslam olmaz. Kelime-i Tevhid, İslam inancında Allah'ın birliğini ifade eden ve "La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah" şeklinde Türkçe'ye çevrilen "Allah'tan başka ilah yoktur, Muhammed O'nun elçisidir" anlamına gelen bir ifadedir. Bu ifade kabul edilmeden Müslüman olunmaz. Tevhid ilkesi İslam dairesinin kapısını açan bir anahtar hükmünde olup, Müslümanların sadakat, teslim ve inançlarını yansıtır.
Tevhid ilkesi, Hz. Adem'den beri gelen bütün peygamberlerin savunduğu, uğrunda savaştığı, mücadele ettiği muazzam bir kavramdır. Kelime tevhid "La" ibaresi ile başlar. Arapça'da "La" kelimesi "hayır", "yok" gibi anlamlara gelir ve kelime tevhidde Allah'ın tek ve eşsiz olduğunu vurgular. Yani "La ilahe illallah" ifadesiyle "Allah'tan başka ilah yoktur" denir, Allah'ın birliği ve yegane varlık olduğu vurgulanır. Allah'tan başka her türlü ilah yok sayılır. Ortaklığı ve şirki asla kabul etmez. Teslis inancı ve diğer tüm sapkınlıklar yok sayılır. İşte bu nedenle günümüzde bir furya halini almış Hristiyan ve Yahudi dostluğu, itikatte birleşme fikirleri, İslam hükümlerinin hafifletilerek yok sayılması, çeşitli hükümlerin güncellenmesi, ibadet yerlerinin diğer din mensupları ile ortak dizayn edilmesi gibi her türlü girişim ve hezeyanlar kabul edilemez. Misyonerlerce başlatılan, müslüman görünümlü münafıklarla devam eden, saf ve bilgisiz müslümanların elinde hayat bulan gerçekte bir Vatikan projesi olan diyalog ve reform süreci İslam dini açısından asla kabul edilemez. İslam dini zorlamayı baskıyı kabul etmez. İnançta zorluk yoktur ama İslam harici her türlü sapkın inanışlara ve şirk öğretilerine karşı bir red vardır. İslam'ın her türlü şirk girişimine karşı net bir tavırı vardır. İslam, tevhid inancını korumayı ve bunun doğrultusunda sapkın öğretilere karşı çıkmayı her müslüman için bir vazife olarak kabul eder. Müslümanların inançlarını korumalarını, tevhid akidesini sürdürmelerini ve her türlü şirke karşı durmalarını, bu tür sapkın fikirlerle mücadele etmeyi hedefler. Dolayısıyla, İslam'ın temelinde kafirlere ve sapkınlıklara karşı bir reddiye ve bir mücadele vardır.
Kelime anlamı olarak "Dinde reform" dinî inanç sistemlerinde yapılan değişiklikler ve yenilikler anlamına gelir. Bu terim, bir dinin öğretilerinin veya uygulamalarının modernleştirilmesi veya güncellenmesi sürecini ifade eder. Dinde reform, bir dinin öğretilerinde, uygulamalarında veya kurallarında yapılan her türlü değişiklikleri ifade eder. Bu değişiklikler, genellikle dinin dünyaya uyum sağlaması, toplumun sekülerleşmesi sağlamak amacıyla yapılır. Dinî reformlar, farklı meşrepler ve inanç grupları arasında anlayış ve amaç bakımından farklılık gösterir. Yine kelime anlamı olarak "Dinler arası diyalog", farklı dinlere mensup bireylerin, inançları ve kültürel değerleri hakkında açık bir şekilde iletişim kurarak birbirlerini anlamayı ve etkileşimleri artırmayı amaçlayan davranışların tamamını içine alır.
Aşağıdaki Yazılar İlginizi Çekebilir!!!
Matematik Konularından Seçmeler
matematik
(302)
geometri
(139)
ÖSYM Sınavları
(67)
trigonometri
(57)
üçgen
(49)
çember
(36)
gerçek hayatta matematik
(32)
sayılar
(32)
fonksiyon
(30)
türev
(26)
alan formülleri
(25)
integral
(24)
analitik geometri
(23)
dörtgenler
(19)
denklem
(18)
limit
(18)
katı cisimler
(12)
istatistik
(11)
koordinat sistemi
(11)
asal sayılar
(7)
fraktal geometri
(7)
materyal geliştirme
(7)
elips
(3)
tümevarım
(3)
binom açılımı
(2)
hiperbol
(2)


