Net Fikir » Aralık 2020 Arşivi
Modern Harici Zihniyet: Tekfircilik
İslam düşünce tarihinde tartışmalı kavramlardan biri olan tekfir, yalnızca teolojik bir hüküm olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasal sonuçlar doğuran bir olgu olarak da dikkat çekmektedir. Tekfir, bir Müslümanı inanç sınırlarının dışına itme anlamı taşıdığı için bireysel bir kanaatin ötesine geçmekte; sosyal düzeni, siyasal otoriteyi ve meşruiyet ilişkilerini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle tekfir meselesi, din–siyaset ilişkisi bağlamında ele alınması gereken çok boyutlu bir kavramdır.
Tekfir, sözlük anlamı itibarıyla “küfürle itham etmek” anlamına gelir. Terim olarak ise bir kişinin, İslam inancının temel esaslarını reddettiği gerekçesiyle Müslüman sayılmaması, İslam dini ile alakasının kesilmesi anlamında kullanılır. Tekfir, Allah’tan gelen vahyi ve gönderdiği peygamberin bildirdiği dinî esasları inkâr eden bir kişinin kâfir olduğuna hükmetmeyi ifade eder. Kur’an-ı Kerim'de küfür fiili “günahları örtmek, bağışlamak” anlamıyla yer alır ve inançtan dönen veya Allah’a ve peygambere karşı inkârda ısrar eden kişiler kâfir olarak tanımlanır. Klasik İslam düşüncesinde bu hüküm, irtidat, miras ve nikah meselelerinde son derece ağır sonuçlar doğurduğu için, tekfire büyük bir ihtiyatla yaklaşılmıştır. Bir kimsenin inanç dairesinin dışına çıkarılması, İslam dininde sadece bireysel değil, hukuki ve toplumsal sonuçlar da doğurduğundan İslam âlimlerinin büyük çoğunluğu, tekfir konusunda genellikle sınırlayıcı ve temkinli bir tutum benimsemiştir. [1] İmam Gazzâli, “tekfir tıpkı kölelik ve özgürlük gibi şeri bir
konudur, eğer manası kanının mubah olması ve cehennemde ebedi
kalması ise bu konuda verilecek hükmün ya nassa ya da nasdan
çıkarılmış hükme dayanıyor olması lazımdır" diyerek tekfir
zihniyetini sınırlandırır. Ona göre açıkça Kelime-i Tevhid’i ikrar
eden ve kıble ehli olan kimsenin kanı ve malı helal görülemez. [2] Akaid alimlerinden İmam Tahavi’ye göre de kıble ehli bir kimse helalleştirmediği sürece bir günahı yüzünden tekfir edilemez. [3] Buna göre imanı “kalbin tasdiki” olarak kabul eden Ehli Sünnet alimleri (Eş’âri ve Mâturîdîler), söz veya fiiller yoluyla inkâr söz konusu olmadıkça, hiç bir zaman ehli kıbleyi iman dairesinin dışına çıkarmamayı genel bir ilke olarak kabul etmişlerdir.
Dik Üçgen ve temel özellikleri
Bir açısının ölçüsü 90° olan üçgene "dik üçgen" denir. Dik üçgende 90° nin karşısındaki kenara "hipotenüs", diğer kenarlara da "dik
kenar" adı verilir. Hipotenüs, dik üçgendeki en uzun kenardır. Hipotenüs kelimesi, Yunancada ‘karşılıklı gerilen’ kelimesinden gelmektedir. Medeniyetlerin etkileşim içinde olduğu Mısırlıların, piramitlerin inşa sürecinde kullandıkları dik üçgenler için ip germe tekniklerinden yararlanmış olmalarından hareketle, 'hipotenüs' isminin de bunlara ithafen verilmiş olabileceği ihtimal dahilindedir.
dik üçgen
|
geometri
|
matematik
|
öklid
|
öklid teoremleri
|
pisagor
|
pisagor teoremi
|
üçgen
Devamı...
0
yorum
Aşağıdaki Yazılar İlginizi Çekebilir!!!
Matematik Konularından Seçmeler
matematik
(302)
geometri
(139)
ÖSYM Sınavları
(67)
trigonometri
(57)
üçgen
(49)
çember
(36)
gerçek hayatta matematik
(32)
sayılar
(32)
fonksiyon
(30)
türev
(26)
alan formülleri
(25)
integral
(24)
analitik geometri
(23)
dörtgenler
(19)
denklem
(18)
limit
(18)
katı cisimler
(12)
istatistik
(11)
koordinat sistemi
(11)
asal sayılar
(7)
fraktal geometri
(7)
materyal geliştirme
(7)
elips
(3)
tümevarım
(3)
binom açılımı
(2)
hiperbol
(2)

