Karnot Teoremi ve İspatı

Üçgenin içerisinde alınan rastgele bir noktadan üçgenin kenarlarına dikmeler çizildiğinde bu üçgende carnot teoremi uygulanabilir. Bu teoremin uygulanması için üçgenin iç bölgesinde rastgele bir noktadan kenarlara dikmeler çizilmelidir.
Bu dikmelerin üçgenin kenar orta dikmeleri olması önemli değildir. Dikmelerin çizilmesi sonucu ortaya çıkan dikme parçalarının ardışık atlayarak kareleri alınır ve toplama işlemi yapılırsa sonuçlar birbirine eşit olur.
 

"Bir üçgenin kenar orta  dikmelerinin kesim  noktası çevrel çemberinin  merkezidir.”
"Bir üçgenin yüksekliklerinin bir noktada kesişirler."
"Bir üçgenin iç teğet, çemberinin kenarlara teğet olduğu noktalardan kenarlara çıkılan dikmelerin bir noktada  kesişirler."
"Bir üçgenin, bir dış teğet çemberinin teğet olduğu noktalardan kenarlara çıkılan dikmelerin dış merkezde kesişirler."

Yazılan bu teoremler karnot teoremi yardımıyla kolayca ispatlanıp gösterilebilir.

Bir üçgenin kenar orta dikmelerinin kesim noktası çevrel çemberin merkezidir. Teoremini de aynı şekilde Carnot tereomi yardımıyla gösterebiliriz.Kenar orta noktaları belirlenmiş bir üçgende karnot teoremi uygulandığında kesim noktasının çevrel çember merkezi olduğu görülür. 

 
Carnot teoreminin bariz olarak kullanıldığı bir örneği, aşağıda inceleyebilirsiniz. Dikmelerin arasında kalan her parçaların karelerinin alınarak, bu parçaların arasında atlayarak toplama işlemi yapıldığında dikkat ediniz.

| | | | 0 yorum

Tarih Düşürme Örnekleri

Tarih düşürme, herhangi bir olayın tarihini ebcedin sayı değerleriyle saptama işidir. Harflerinin toplamı belirli bir hicret yılını gösteren sözcük, bir tamlama bulmak; tümce, mısra ya da beyit düzmek yoluyla yapılır. Belirli bir tarihi gösteren söz ve deyişlere "tarih", yapılan işe "tarih düşürme" ya da "tarih koymak, tarih çekmek, tarihlemek", tarih düşürene de "tarihçi (müverrih)" denir.
 
Edebiyatta, daha çok mısra hâlinde olan bu tarihlerle, geçmiş yüzyılların önemli olayları saptanmış bulunmaktadır. Evlenme, doğum, bir göreve atanma gibi günlük olaylar için de tarih düşürülmüştür. Ebced, bilinen hesap değeri ile, öteden beri sayılar için, rakam gibi kullanılmakta idi. Ebcedin bu niteliğinden faydalanılarak, belirli olayların geçtiği yılları gösteren sözler bulunmuş ve söylenmiştir. Ebced harflerinin sayı değerlerini ihtiva eden cetveli kolay hatırda tutmanın bir yolu vardır:Ebced, hevvez, huttî, kelemen, sa’fas, kareşet, sehaz, dazağı (daha başka okuyuşlar da vardır) kelimeleri yazılıp, baştan itibaren her harfin altına 1’den 10’a; sonra onar onar 20’den 100’e; en son da yüzer yüzer 200’den 1000’e kadar rakamlar kaydedilir. (Tabii birbirine benzeyen sesleri iyi ayırmak ve yerini şaşırmamak gerekir.)
 
 
Ebced ile gelecekten haber verme işi içinde bulunanlarda olduğundan şunu da söylememiz gerekli olacaktır. (Gelecekte ne olacağının bilgisi sadece Allah katındadır. Gayb bilgisi de bu şekilde kul bilgisi dışında bulunan ğayabeti hamse'den sayılır.) Ebced hesabı hakkında hadis kitaplarında şöyle bir rivayetin geçtiğini söylemişlerdir. Manidardır ki, yine İbn Abbas’tan (r.a.), Hz. Peygamberin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:  "Nice Ebu Câd harflerini öğrenen vardır ki, ancak müneccimlik yapmıştır. Kıyamet günü Allah indinde, onun için iyilikten ve hayırdan bir nasip yoktur." Râmûz, 1/288. Hadisi, Taberânî Kebîr’de rivayet etmiştir. Bu hadis Râmûz’da geçmektedir.. "Uydurma olanlar dâhil, her tür hadisin yer aldığı Râmûz’da her hadisin alındığı kaynak ya da kaynaklar gösterilmektedir." (İsmail Lütfi Çakan, Hadîs edebiyâtı, MÜİFY, İstanbul 1989, 131.) 
Merhum Gümüşhanevî, bu hadis için bir not düşmemiştir. Hadisin metninde geçen "hurûfi Ebî Câd" tabirini, Râmûz mütercimi Abdülaziz Bekkine "Ebced Harfleri" diye tercüme etmiştir ki, bu, hadisin anlaşılmasını kolaylaştırmaktadır. Bu hadisi Taberânî’nin rivayet etmiş olması, İmam İbn Hacer’in ebced hesabı hakkındaki açıklamaları, İmam Suyûtî’nin de bu açıklamaları aktarması ve huruf-u mukattaanın bu ümmetin ecelini bulmaya yarayan sayı remizleri olduğu yönündeki sözlerin siyer kitaplarında yer alması, bize bazı sahabelerin bir şekilde bu hesaptan haberdar oldukları yönünde bir kanaat vermektedir. Nitekim, özellikle hicretten sonra Müslümanların Yahudilerle birçok ilişkilerinin olması, bazı Yahudilerin Müslüman olması ve İbn Abbas gibi bazı sahabilerin Yahudi âlimleriyle ilmî alış-verişleri bu kanaatimizi güçlendirmektedir. Doğrusunu Allah bilir, muhtemel ki bu hadis, bu hesabın teşmil edilmesini nehyetmek üzere varit olmuştur. Zaten, seleften hiç kimsenin bu hesaplarla uğraştığına dair bir rivayet yoktur. Yine İbn Abbas’tan rivayet edilen bir hadis de şöyledir: Hz. Peygamber (s.a.v) buyurmuştur ki: "Yıldızlardan bir ilim alan (müneccimlik yapan), sihirden bir şube alır. (Bilgisi) arttıkça o (sihir) da artar." (İbn Mâce, Edeb, 28/3726) İsnadın sahih olduğu rivayet edilmiştir.
 
Kaynakça:
Osmanlı Türkçesi, Ed.Mehmet Akkuş, Ankara UZEM Yayınları, Ankara,2011
 
Ebced hesabı ile Tarih düşürme konusu ile ilgili M. Esad Coşan'ın yazısını da paylaşalım:
"Ecdadımız, olayların tarihlerini çeşitli usûllerle kaydetmişlerdir. En yaygın şekil; sade, açık ve sanatsız olarak tarihi bilmektir. Öğretici veya halka hitap edici eserlerde genellikle bu yol kullanılmıştır. Nitekim tarih kitapları hadiseleri kronolojik sırayla anlatır, gün, ay ve yılı açıkça yazarlardı: 
“Niğbolu Zaferi 21 Zilhicce 798’de vukû buldu.” “Çelebi Sultan Muhammed, 824 senesi cemâdelûlâsı evâilinde (başlarında) Edirne’de irtihal-i dâr-ı beka eyledi.”... gibi. 
Bunun yanı sıra, bilhassa edebî eserlerde, tercüme-i hal kaynaklarında ve kitabelerde, daha başka sanatkârâne, saklı ve örtülü ifadelerle tarih kaydetme usûllerinin bulunup geliştirildiğini ve çok kullanıldığını görüyoruz. Bu değişik ve sanatlı usûllerden biri de ebced hesabıyla tarih düşürmektir. 
Ebced kelimesinin izahına pek çok söz söylenmiştir. Biz bu teferruata girmeyeceğiz. Kısaca söylemek gerekirse ebced; alfabe mânâsına kullanılmış ve meselâ mektebe yeni başlayan ve henüz alfabeyi öğrenme durumunda olan çocuk için "tıfl-ı ebced-hân" denmiştir.
Ebced hesabında da esas; alfabenin her harfine bir rakam değeri vermek; ve bir kelimeyi teşkil eden harflerin toplam rakam değerini, anlatılmak istenen bir hadisenin tarihine denk düşürmektir. Böylece, ebced hesabıyla belirli bir tarihi anlatan kelimelere veya satırlara baktığımızda karşımızda herhangi bir rakam göremeyiz; kâğıdı, kalemi de ele alıp o kelime veya satırın her harfinin rakam değerini birbiriyle toplaya toplaya sonucu bulmamız gerekir. Bu ince usûl, çeşme, cami, medrese, han, hamam, kale, mezar... kitabelerinde; birçok tarihî olayların, kitap telif ve istinsahlarının, şahısların doğum ve vefatlarının tesbitinde o kadar çok kullanılmıştır ki, ebced hesabını bilmeden onları anlamak ve onlardan faydalanmak imkânsız hale gelmiştir. (...)
Ebced, hevvez, huttî, kelemen, sa’fas, kareşet, sehaz, dazağı (daha başka okuyuşlar da vardır) kelimeleri yazılıp, baştan itibaren her harfin altına 1’den 10’a; sonra onar onar 20’den 100’e; en son da yüzer yüzer 200’den 1000’e kadar rakamlar kaydedilir. Ebced hesaplama işinde önemli olan kelimenin yazılışı ve imlâsıdır, telaffuzu değil; binâen aleyh şeddeli harf tek hesap edilir. Harekeler hesaba katılmaz, harf-i tarifteki okunmayan elifler ve huruf-u şemsiyye önündeki lâmlar hesaba katılır; elif-i maksûre —y ile yazıldığı için— y olarak hesaplanır... vs. Basit misallerden başlayarak açıklamaya başlayalım.
 
Timur Anadolu’ya geldiğinde Sivas’ı 803 hicrî yılında yakıp yıkmış; buna tarih olarak harâb kelimesi şürülmüş ki hı: 600 + re: 200 + elif: 1 + be: 2 = 803 etmektedir. 
 
Meşhur mutasavvıf ve şair Şeyh Galib’in doğum tarihine eser-i ışk terkibi düşürülmüş; gerçekten de elif: 1 + peltek se: 500 + re: 200 + ayn: 70 + şın: 300 + kaf: 100 = 1171 hicrî yılıdır. 
 
Bir başka tarihçi de yine Şeyh Galib’in doğumu için cezbetu’llah terkibini bulmuştur ki o da: Cim: 3 + zel: 700 + be: 2 + te: 400 + elif: 1 + lâm: 30 + lâm: 30 + he: 5 = 1171 etmektedir. 
 
İstanbul’un Türkler tarafından fethi olarak beldetün tayyibetün terkibi meşhurdur ki hicrî 857 eder: Be: 2 + lâm: 30 + dal: 4 + te: 400 + tı: 9 + ye: 10 + be: 2 + te: 400 = 857. 
 
Rivâyete göre; Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’ye yaşını sormuşlar, “—Hüdâ’dan bir küçüğüm, varın siz hesaplayıp bulun!” diye cevap vermiş. Hüdâ: Hı: 600 + dal: 4 + elif: 1 = 605 eder. Bu rivayete göre Mevlânâ 604 hicrî yılında doğmuş oluyor. Mevlânâ Hazretleri’nin ölümü ise: İbret’tir: Ayn: 70 + be: 2 + re: 200 + te: 400 = 672. 
 
Muhammed kelimesi ebcedle 92 eder. Mim: 40 + hâ: 8 + mim: 40 + dal: 4 = 92. Aman sözü de aynıdır: Elif: 1 + mim: 40 + elif: 1 + nun: 50 = 92. Bu eşitliği göz önünde tutan bir şair, Peygamber SAS Efendimiz’e yazdığı na’tında şöyle diyor: Aman lafzı senin ism-i şerifinle müsavidir; Anınçün âşıkın zikri amandır yâ Rasûlallah. 
 
Buraya kadar verilen misaller, ebcedle tarih düşürmenin en basit kademesi olan kelime veya ibare ile tarih düşürme kısmına girer. Bunda da önce, lügat mânâsı olmayan harf yığınından, mânâsı bir nükte ifade eden kelimeye, tek kelimeden de, birkaç kelimelik münasip bir ibareye doğru gelişme olmuştur." (M. Es’ad COŞAN-Diyânet Gazetesi, s.198, 1 Ekim 1978, sf.4.)
 
Daha ayrıntılı tarih düşürme örnekleri için; aşağıdaki eserlere bakılabilir. 
Osmanlı Türkçesi, Ed.Mehmet Akkuş, Ankara UZEM Yayınları, Ankara,2011
İZ, Mahir, Yılların İzi, irfan Yayınevi, İstanbul 1975.
Surûrî, Dîvân, Bulak Matbaası, Kâhire (Mısır) 1255/(1839).
Tâhirü’l-Mevlevî, Edebiyat Lugatı, Enderun Kitabevi, İstanbul 1973.
Vassaf, Hüseyin, Sefine-i Evliyâ, I – V, (Mehmet Akkuş – Ali Yılmaz), Kitabevi Yay, İstanbul 2006.
Yakıt, ismail, Türk-İslâm Kültüründe Ebced Hesâbı ve Tarih Düşürme, Ötüken Yay, İstanbul 2003.
| | | 0 yorum

Tarih Düşürme ve Matematik

Ebced, aslında alfabedeki harflerin kolaylıkla hatırda tutulmasını sağlamak için eski dönemlerde geliştirilmiş bir formül olup gerçekte bir anlamı bulunmayan kelimelerinin ilki “ebced” (abucad, ebuced) şeklinde okunduğu için bu adla anılmıştır. Bu formülde yer alan kelimeler şunlardır: ebced (أبجد), hevvez (هوز), huttî (حطي), kelemen (كلمن), sa‘fes (سعفص), karaşet (قرشت), sehaz (ثخذ), dazağ (ضظغ). Türkçe’de bu tertibin son kelimesi, ayrı bir rakam değerine sahip olmayan lâmelif (لا) ile bitirilerek dazığlen (ضظغلًا) şeklinde söylenmekte ve ardına da daima Müminun suresinin 14. âyetinin sonunda yer alan “fe-tebâreke’llāhü ahsenü’l-hâlikīn” (فَتَبَارَكَ اللَّهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِينَ) ibaresi eklenmektedir.

Ebced alfabesine göre her harfin bir sayı değerinin olması dolayısıyla, bir olayın tarihini belirtmek üzere, harflerin sayı değerleri toplandığında gerçekleştiği tarihi verecek şekilde bir söz söylenmek suretiyle o olayın tarihi belirtilmiş olur. Bu söz bir kelime olabileceği gibi birden fazla kelimeden oluşan anlamlı bir cümle, bir mısra, hatta bir beyit de olabilir. Buna “tarih söyleme” veya “tarih düşürme” denir. Ebced sistemi çok eski olmakla birlikte tarih düşürme sanatının ilk defa kimin tarafından icat edildiği kesin olarak belli değildir. Bilindiği kadarıyla tarih düşürme XII. yüzyılda önce Fars edebiyatında ortaya çıkmış, İslâm kültürünün etkisiyle Arap harflerini alan İranlılar’dan Türkler’e, Türkler’den de Araplar’a geçmiştir.

Ebced tertibinde sıralanan harflerin oluşturduğu kelimelerin ilk üçü birler (âhâd: 1-10), ortadaki ikisi onlar (aşerât: 20-90) ve son üçü de yüzler (miât: 100-1000) basamağında bulunan rakamları gruplandırır. 

Bu tarih söyleme veya düşürmenin tam olarak ne zaman ve nasıl başladığına dair kesin bir bilgi olmamakla beraber, meşhur iran şairlerinden Hâfız-ı şîrâzî’nin doğumu için söylenmiş “Hak-i musallâ” sözünün ilk söylenen tarih olduğu kabul edilir. Bu sözün harflerinin rakamsal toplamı 691 dir. Bu da Hâfız’ın hicrî olarak doğum tarihine işâret eder. Belli  olayların  vukû  bulduğu  tarihleri  göstermek  üzere  uygun  düşen  bazı meşhur sözler vardır. Bunların bir kısmını şöyle sıralayabiliriz:

Bu işlemlerde sayılara verilen ebced değerlerine göre teşekkül etmiş bir edebi ilim söz konusudur. Bu şekilde önemli insanların hayatları ve yaşanmış bir takım önemli olaylara karşılık edebi bir ince yazı anlatımıdır tarih düşürme. Bu şekilde hem edebi yönden bir beyit bir kıta yazılmakta hem de rakamsal değerleri belli kurallara göre toplanarak bir tarih anlatılmak istenen yıl sayı gibi bir takım meramlar hasıl olabilmektedir. Bu şekilde çok yayguın bir kullanıma sahip olan tarih düşürme arabi harflere bir takım sayısal değerler verilerek edebi şiir ve beyitlerin içerisinden matematiksel bir çabayla gizli bir meram ehline anlatılmış olmaktadır. Tarihimiz ve edebiyatımız için son derece önemli bu alan içerisinde incelendiğinde çok farklı tarih düşürme metotları görülebilecektir. 

Kaynakça:  
Osmanlı Türkçesi, Prof. Dr. Ali Yılmaz Prof. Dr. Mehmet Akkuş Doç. Dr. Zülfikar Güngör Yrd. Doç. Dr. Abdülmecit İslamoğlu, Ankara Üniversitesi UZEM, 2011

Çok Yüzlüler ve Çeşitleri


Yüzey parçaları ile sınırlanan kapalı uzay parçasına çokyüzeyli katı cisim; çokyüzeyli katı cismin sınırına da çokyüzeyli denir. Her çokyüzlü aynı zamanda çokyüzeylidir. Bir çokyüzeyliyi oluşturan her bir yüzey parçasına bu çokyüzeylinin yüzü, herhangi iki yüzün ara kesitine bu çokyüzeylinin ayrıtı, ikiden fazla yüzün ara kesitine bu çokyüzeylinin tepe noktası denir.

Çokyüzeyliler, yüzleri düzlemsel bölge olanlar ve olmayanlar olarak iki şekilde sınıflandırılır.

Çokyüzeyli katı cismin bütün yüzeyleri düzlemsel ve çokgensel bölge ise çokyüzlü katı cisim, eğer çokyüzeylinin bütün yüzey parçaları düzlemsel ve çokgensel bölge ise çokyüzlü denir.

Tekyüzey parçası ile sınırlanan kapalı uzay parçasına tekyüzeyli katı cisim, tekyüzeyli katı cismin sınırına da tekyüzeyli denir.

Örnek Transkripsiyon Çalışması Kaside-i bürde

Transkripsiyon sistemi  uygulanmak  sûretiyle  Osmanlı  dönemi alfabesiyle  yazılmış  bir metin  bütün  özellikleriyle  günümüz  alfabesine  çevrilmiş  olur;  aynı  sistem uygulanmak  suretiyle  Arapça  ve  Farsça  metinleri  de  doğru  şekilde  Latin alfabesine  veya  ona  dayalı  alfabelere  çevirmek  mümkündür.  Böylece,özellikle  orijinal  metinlerin,  kitap  isimlerinin  ve  bütün  özelliklerinin aktarılması gereken çok önemli eski metinlerin doğru bir şekilde aktarılması sağlanır.  Kelimelerin  günlük  konuşmadaki  telaffuzlarıyla  değil,  yazıdaki şekliyle nakledilmesine özen gösterilir. Yine de tam olarak aslının ihtiva ettiği ahenk tam olarak belirtilmiş olmaz. Bu zemin üzerinde çalışmak isteyenlerin eski eserleri okuyup yazabilmelerinde fayda olacaktır. Transkripsyon yapabilmek için Osmanlıca harflerinin latince karşılıklarını bilmek gerekir.  
 
 
Örnek bir Transkripsyon metin çalışması:
 
Kaside-i bürde’nin yazarı olan İmam-ı Busayri, Sofiyye-i Aliyyenin büyüklerindendir. İmâm-ı Busayrî, 1212 senesinde Mısır’daki Busayr şehrinde doğmuştur. İsmi, Muhammed bin Saîd bin Hammâd bin Abdullah es-Sanhâcî el-Busayrî el-Mısrî ve künyesi Ebû Abdullah olup, lâkabı Şerefüddîn'dir. İmâm-ı Busayrî, hadis ilminde, hattâtlıkta ve bilhassa şiirde çok ileri seviyelere ulaşmış olduğu bilinir. İmâm-ı Busayrî’nin, Resulullah'a ﷺ olan sevgisini, aşkını anlatan kasîdeleri meşhurdur. "Murâdiyye" ve "Hemziyye" ismindeki kasîdeleri bunlardandır. "Kaside-i Bürde" isimli şiiri ise en bilinen ve şifa tekibleriyle meşhur olanıdır. 
Rivayet odur ki: İmam Busayri, bir zaman felç olmuştu, bedeninin yarısı hareketsiz kalmıştı. Bu hal üzereyken İman Busayri, Resulullah’a ﷺ tevessül edip, insanların en üstününü öven meşhur kasidesini hazırlamıştır. Rüyada bu kasidesini Resulullah’a ﷺ okumuş. Rasulullah ﷺ kasideyi beğenip, arkasından mübarek hırkasını çıkarıp İmam’a giydirmiştir. Bedeninin felçli olan yerlerini mübarek eliyle meshetmiştir. İman Busayri, rüyasından uyanınca bedenin sağlam hale geldiğini görmüştür. Bu olaydan sonra bu hal halk arasında yayılmış ve meşhur hale gelmiştir. Bunun için, halk arasında bu kasideye "Kaside-i Bürde" denildi. "Bürde" kelimesi, "hırka" demektir. 

Kaside-i Bürde, hastalıklara karşı, iyileşmek ve şifa bulmak niyetiyle tarih boyunca okunmuştur. Şifa Allah’tandır. Kasidenin etkisinden faydalanmak için halis niyetle okumak gerekir. 
 
Kaside-i Bürde'nin, her satırı sonuna kadar okumalı, önce sağ sütun aşağı kadar okunup sonra sol sütuna geçilirse yanlış olur. Hepsini bir sütun kabul ederek usulüne uygun biçimde okunmalıdır. 
| | | | 0 yorum

Ebced Hesabı ve Matematik

“Ebced”, eski Sâmî alfabesi sırasına göre düzenlenmiş hurûf-ı hecâiyyeden farklı olarak hurûf-ı ebcediyye = ebced harfleri diye isimlendirilen, alfabe harflerini sekiz ayrı gruba ayırıp ve her grubu bir kelime gibi telaffuz etmek suretiyle meydana getirilen kelimelerin ilkidir. Bu kelimeler şunlardır: Ebced, hevvez , huttî, kelemen , se‟fas , kareşet , sehhaz , dazığ Bunlardan “ebced”, bu sekiz kelimeden ilki olduğu gibi, bu alfabenin de adı olmuştur. 
Bu kelimelerin menşei hakkında değişik görüşler vardır. Tâhirü’l-Mevlevî bununla ilgili olarak şöyle der: “Ebced ve Hevviz ve Huttî ve Kelemen ve Se’fas ve Karaşet ki, altı neferdir, Medyen ülkesinde şâhlar idi. Kelemen cümlesinin reisi, yani şehinşâhı idi ve bunlar Şuayb aleyhi‟s-selâm‟ın kavminden idiler. Yevm-i Zulle‟de (Medyen ve Eyke halkının helâki günü) helâk oldular… Eslâf, ibtidâ kitâbet-i Arabiyye hurûfunu bunların isimleri hurûfu adedince vaz‟ edip ba‟de-zâmânin Sehaz ve Dazığ harflerine de zafer-yâb olmalarıyla onlara redif eylemekle bu altı hurûfa revâdif ıtlâk ettiler…” (Edebiyat Lugatı, Enderûn Kitâbevi, İstanbul 1973, s. 38.)
Bu kelimelerin ilk altısının altı Şeytanı, haftanın altı gününü, Hz. Âdem’in yaratılış ve cennetten kovuluşunun evrelerini, altı emir ve yasağı, çeşitli öğütleri ifade ettiğine dair görüşler de vardır. Son iki kelime bunlara ilave edilmiştir. Ayrıca, Kuzey Afrika Endülüs Müslümanlarının ortaya attığı yorumlara göre Allah’ın isimlerinin bir kısmının ilk harflerinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkmış kelimelerdir. Bazıları da bunların sekiz filozofun isimleri olduğu görüşünü belirtmişlerdir. Ayrıca Yunanlıların sayıları belirtmek için kullandıkları kelimeler olduğunu söyleyenler de olmuştur. (İsmail Yakıt, Türk-İslâm Küntüründe Ebced Hesâbı ve Tarih Düşürme, 2. baskı, Ötüken Yayınları, İstanbul 2003, s. 26 - 31.)  
Ebced kelimeleri, bizim için anlamları ve menşeinden  daha çok kültür tarihimizdeki yeri bakımından önemlidir. Bu kelimeleri oluşturan Arap alfabesi harflerinin her birinin sırasıyla birer rakam değeri vardır. Arap alfabesindeki harflerin tamamını içine alan bu kelimelerdeki harflerin bir kısmından oluşmuş bir kelime veya kelime grubunu teşkîl eden harflerin rakam değerleri alt alta toplanarak bir sayıya ulaşılır. Bu kelime veya kelime grubu, meselâ bir tarihi belirtmek için söylenmişse ortaya çıkan sayı o tarihi verir. İşte bu işleme “ebced hesâbı” denir. 

Kaynakça:
Osmanlı Türkçesi, Ed. Prof.Mehmet Akkuş, Ankara Üniversitesi, Ankara,2011
| | | | 2 yorum

Geometrinin Günlük Yaşamda Kullanımı

Geometri günlük yaşamın hemen her alanında gereklidir. Geometride uzunluk, alan, yüzey, açı gibi kavramlar bazı nicelikleri belirlemede kullanılır. Geometri’nin en çok iç içe olduğu dallar cebir ve trigonometri, mimarlık, mühendislikler, (Yol, köprü, yapı, makine, gemi ve uçak yapımı; maden, su ve elektrik işleri gibi bayındırlık ve zanaatla ilgili teknik çalışmalar...) endüstriyel alanlar, simülasyonlar, bilgisayar programları ve grafikleri, siberteknik, tasarım, sanat... Geometrinin kullanılmadığı meslek ya da alan yok gibidir. Bu alanlardan en sık göze çarpanlarından birkaçı aşağıda sıralanmıştır:



1. Geometri ve Sanat
Geometri ve sanat birbirleri ile bağlantılı olup birbirlerini destekleyen iki bilimdir. Sanatta geometrinin kullanımı yüzyıllardan beri süregelmiştir.Özellikle mimari yapılarda geometriden faydalanılmıştır. En bilindik olarak da Mimar Sinan eserlerinde geometriden oldukça yararlanmış ve muhteşem eserler vermiştir. Eserlerinde geometriyi çok iyi kullanmış olması eserlerinin sağlam yapılar olmasına büyük bir katkı sağlamıstır. Sanat eserlerinin geometrik olması onlara estetik değerler kazandırmıştır. Ünlü ressam Leonardo da Vinci’nin resimde vücut oranları üzerine yaptığı çalışmalar, çizdiği eskizler bulunmaktadır.

Geometri ve Sanat ilişkisi hakkında daha detaylı yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.


2. Geometri ve Tasarım
Gazete, dergi ve amblem tasarımları günümüzde profesyonel kadrolar tarafından gerçekleştirilen önemli bir iştir. Basın-yayın organları ve firmalar bu gerçeğin bilincinde olduklarından kalabalık kadroları bu işte görevlendirmişlerdir. Tasarım başlı başına bir sanat sayılır. Tasarımcılıkta geometri kısmen işe yarar. Daha çok oran ve paraleliklerin önem kazandığı logo ve amblem tasarımında kullanılır. Tabiattaki geometrik şekilleri fark eden insanlar geometriyi hayatlarında uygulamışlardır. Zamanla logo ve amblemler ortaya çıkınca insanlar logo ve amblemlere de geometrik anlamlar yüklemişlerdir. Bunun sonucunda da umursamadığımız en basit bir amblem dahi geometrik bir eser haline gelmiştir. Örneğin; her gün yollarda rahatlıkla görebileceğimiz, Mercedes, Mitsubishi ve Renault gibi ünlü araba markaları; Hint dünyasındaki Yin-Yang sembolü ve bugün İsrail'in kullandığı asıl ismi Davut Yıldızı olan bayrak simgesi, ve diğer pek çok bayrak modeli geometrik birer eser olarak sayılabilir.

3. Geometri ve Perspektif
Resimlerde uygulanan perspektif izdüşümsel geometrinin somut uygulamalarından biridir. Perspektif üzerine ilk kitabı 1453’te Leon Battista Alberti kaleme aldı; "Açık pencere gibi duran bir dikdörtgen çiziyorum ve buradan resmedilecek nesneye bakıyorum." Burada tek bir gözün gördüğünü tabloya yansıtmak, daha matematiksel bir anlatımla, tablo düzleminde, kişinin bir gözünün merkez alan bir izdüşümle görüntüyü oluşturmak söz konusuydu. Uzaklıkları ve açıları büyük değişimlere uğratan bu gösterim biçiminden kaynaklanmış teknik problemleri çözmek için birçok kitap yazıldı, birçok alet geliştirildi. Literatüre göre 17.yy’da Desargues, perspektif tekniğini matematiksel olarak açıklayan ilk kişi olmuştur.

4. Geometri ve Haritacılık
Yer epilsoidini harita düzlemi üzerinde matematiksel olarak gösterme yöntemine “Harita İzdüşümü” denir. Bu yöntem; uygun izdüşümler, eşdeğer izdüşümler ve perspektif izdüşümler gibi sistemleri kapsar. Genellikle izdüşüm sistemi harita çizecek olan kişinin amacına göre seçilir. 



5. Geometri ve Simülasyon
Çağımızda yaygın olarak kullanılan simulasyon teknolojisi, gerçek olmayan bir nesnenin, durumun veya resmin; gelişmiş bilgisayar teknikleriyle taklit edilerek gerçeğine benzetilmesidir. Üretilecek olan ürünün önceden bilgisayar ortamında modellenmesi konusunda büyük bir gelişme ortaya koyan bu teknolojinin birçok sanayi dalında sıklıkla kullanılmaktadır.

6. Geometri ve Mimari
Çağdaş mimarîde düzenli yüzeyler, özellikle betonun kullanımı sonucunda büyük bir başarı kazandı. Çünkü bu yüzeylerin doğrularla oluşturulması beton kalıplarının yapımını kolaylaştırmaktaydı.
Tokyo Olimpiyat Stadyumu'nda "Hiperbolik Parabolit" ; Münih’deki Olimpiyat Stadyumu'nda ise "Eliptik Parabolit" ve "Tek Yaygılı Hiperbolit" mimari şekiller kullanılmıştır.
 
 Konu ile ilgili yazılan diğer yazıları da aşağıdaki bağlantılardan okuyabilirsiniz...

Geometri ve Sanat İlişkisi

Çokgenlerde kaplama ve desen oluşturma

Yaşamdan Fraktal Geometri Örnekleri

Çember ve daire nerede kullanılır?

Dörtgenler nerede kullanılır?

Gündelik hayatta elips biçimleri

Matematik ne işe yarar?

Trigonometri nerelerde kullanılır?

Analitik geometri ne işe yarar?

İslam Kütüphanesi Seçmeler

Matematik Seçme Konuları

Aşağıdaki Yazılar İlginizi Çekebilir!!!