Sandalyede Namaz

Etiketler :
Takvim yapraklarında göz gezdirirken karşılaştığım yazı ile bugünlerde gündelik hayatta çok sık karşılaştığım "namazda kıyam olayı" benzerliği dikkatimi çekti. Üniversite okuduğum yıllarda Ankara'da defaatle sandalyede namaz kılanlarla karşılaşmış olmakla birlikte, o zamanlar tek tük olan bu hadisenin şimdilerde sıklıkla gözüme çarpan ve de artık sayıları azımsanamayacak boyuta gelmiş bulunan 'sandalyede namaz fikri' hakkında düzenli bir şeyler yazmak için düşünürken bu şekilde bir namazın fıkhen caiz olup olmadığını da her yönüyle araştırma fırsatı buldum. Detaylarına inmeden yüzeysel olarak ortada bir acayiplik olduğunu söyleyerek bu konuda bazı fikirleri beyan etmek istiyorum. Camilere yürüyerek gelen onlarca abimiz, amcamız, dedemiz camide bir takım rahatsızlıklarını öne sürerek sandalyede, taburede veya camilerde onlar için özenle yapılmış kısımlarda namazlarını ikame ediyorlar. Bu konuda bir örnek olarak Yozgat'ta bir öğle namazında camide karşılaştığım manzara içler acısı vaziyetteydi. Büyük bir caminin ilk iki safında ayakta namaz kılanlar daha sonra arkada üç saf halinde özel otobüs koltuğu mahiyetinde sıra sıra dizilmiş halde namaz kılanlar vardı. Namaz çıkışında kendi kendime, çoğunluğu genç ve dinamik görünümlü bu kişilerin acaba ne rahatsızlığı var da böyle namaz kılıyorlar? demekten kendimi alamamıştım.  New York'ta 5 Minare filminin bir sahnesinde de ünlü ABD'li oyuncu Danny Glover de sandalye üzerinde namaz kılmasıyla gündeme gelmişti. Daha sonra hızla yayılan sandalyede namaz uygulaması yüzünden camilerde ayrı bir hava oluşmaya başlamıştır. Gittikçe tuhaf hale bürünen ve adeta camileri kilise gibi ayakta ibadet edilecek bir konuma dönüştüren bu sandalyede namazın nasıl bir anda bu kadar yayıldığı konusu doğrusu bir muamma olmakla beraber, camilerin bu şekilde bir dönüşüme hazırlanmasının İslam dinini Hristiyanlaştırma gibi bir amaca hizmet ettiğini de söylemek yerinde olacaktır. Önce konu hakkında Diyanet İşlerinin bu fıkhi konuyu kişilerin vicdani sorumluluğuna bırakan resmi açıklamasını paylaşalım.(2012)
"Son zamanlarda camilerde hasta ve güçsüz kişilerin cemaat arasına sandalye koyup namaz kılmalarının vatandaşlarca sıkça sorulması üzerine Diyanet İşleri Din Yüksek Kurulu şu açıklamayı yaptı: ”Namazı normal şekli ile ayakta kılmaya gücü yetmeyen kimse için asıl olan, namazını oturarak kılmaktır. Böyle bir kişi namazını kendi durumuna göre diz çökerek veya bağdaş kurarak yahut ayaklarını yana ya da kıbleye doğru uzatarak kılar. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) nasıl namaz kılacağını soran hasta bir sahabeye ’Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere kıl’ (Buhari, Taksiru’As-Salat, 19) buyurmuştur. Ayakta durabilen ve yere oturabildiği halde secde edemeyen kimse namaza ayakta başlar, rükudan sonra yere oturarak secdeleri ima ile yapar. Ayakta durabildiği halde oturduktan sonra ayağa kalkamayan kişi namaza ayakta başlar, secdeden sonra namazını oturarak tamamlar. Ayakta durmaya ve rüku yapmaya gücü yettiği halde yere oturamayan kimse namaza ayakta başlar rükudan sonra secdeyi tabure ve benzeri bir şey üzerine oturarak ima ile eda eder. Ayakta durmaya gücü yetmeyen, yere de oturamayan kimse namazı tabure, sandalye ve benzeri bir şey üzerine oturarak rüku ve secdeleri ima ile yerine getirir. Namazını tabure, sandalye ve benzeri şeyler üzerinde kılan müminin ileri sürdüğü mazeretleri kendisini vicdanen rahatlatacak boyutta olmalıdır. Namazı asli şekline uygun olarak kılmaya engel olmayacak hafif bedeni rahatsızlıklar, bu konuda meşru mazeret olarak görülmemelidir. Dini açıdan zorunlu ve meşru bir sebep bulunmadıkça camilerde sandalyede namaz kılmak, göze hoş gelmeyen bir görüntü ortaya çıkarmakta ve cemaat arasında tartışmalara sebep olmaktadır. Özellikle üzerinde namaz kılmak amacı ile camilerde sıralar halinde sabit oturakların yapılması, cami doku ve kültürüyle bağdaşmamaktadır. Bu sebeple hastalık ve özürlülük gibi herhangi bir rahatsızlığı bulunan kimselerin, zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil, yere oturarak kılmaları uygundur.” 26.07.2012
Sandalyede namaz kılmanın hükmüne binaen kısa bir ilmihal bilgisi olarak aşağıdaki takvim yazısından da namazda kıyamın hükmünü okumanızı tavsiye ederim.
"Kıyam, farz ve vâcip namazlarda farz olan bir rükündür, bir esastır. Kıyâma (ayakta durmağa) gücü yeten kimsenin bir farz veya vâcip namazı oturarak kılması câiz olmaz. Bir hasta, bir yere dayanarak ayakta namaz kılabiliyorsa farz namazları oturduğu hâlde kılamaz. Bir müddet ayakta kılmaya gücü yeterse o kadar ayakta durur, sonra oturarak namazını bitirir. Hatta yalnız iftitah tekbirini ayakta almaya gücü yeten kimse, bu tekbiri ayakta alır, sonra oturup namazını kılar, başka türlü yapamaz. Bir hasta ayakta namaz kılmaktan hakîkaten veya hükmen âciz bulunsa, yani ya ayakta durmaya hiç gücü yetmezse veya ayakta durmaktan dolayı hastalığının artmasından veya uzamasından veya şiddetli ağrılardan korkarsa namazını -rükû‘ ve secde ederek- oturduğu hâlde kılar. Oturduğu hâlde namaz kılan hasta, gücü yeterse teşehhütte oturduğu gibi oturarak namazı kılar. Böyle dizleri üzerinde de oturamayan kimse, yere oturup ayaklarını uzatır, bu şekilde namazını îmâ ile kılar.
Bir hasta, ayakta kılmağa gücü yettiği hâlde rükû ve secdeye yahut yalnız secdeye gücü yetmezse namazını ayakta kılması lâzım gelmez. Kıyama gücü yetmeyen kişiler, tahiyyatta oturduğu gibi yere oturup îmâ ile kılar. Îmâ: Namazda rükû için başı aşağıya doğru eğme, secde de biraz daha fazla eğmektir. Rükû’ ve secde ile namaz kıldığı takdirde yarasından kan akacak kimse, namazını ayakta veya oturup îma ile kılar. 
Oturduğu hâlde bile rükû ve secdeye gücü yetmeyen kimse (yine oturduğu yerde) rükû ve secdeyi başıyla îmâ ederek yapar. Secde için başını rükûdakinden biraz fazla eğer. Yastık gibi bir şey üzerine secde etmesi câiz olmaz. Oturduğu hâlde namaza gücü yetmeyen kimse, arkası üzerine yatar, ayaklarını kıble tarafına yöneltir, rükû ve secdeyi başıyla îmâ eder. Başıyla îma yapabilmesi için omuzlarının altına münasip bir şey konulur. Böyle bir hasta, yüzü kıbleye yönelmiş olarak sağ yanı üzerine yatıp da îmâ ile rükû ve secde etse namazı yine câiz olur. Fakat kudreti varsa arkası üzerine yatması daha faziletlidir. Velhâsıl: Namaz,  asla terk ve te’hîr edilemez. "
Kaynak: Fazilet Takvimi 12.02.2016

Bu fıkıh bilgisinden sonra, günümüzde sıkça karşılaştığımız sandalyede namaz uygulamasının nereden çıktığı merak konusudur. Resulullah efendimiz bir hastayı ziyaret etti. Bunun, eli ile yastık kaldırıp, üzerine secde ettiğini görünce, yastığı aldı. Hasta, odun kaldırarak bunun üstüne secde etti. Odunu da aldı ve (Gücün yeterse, yere secde et! Yere eğilemezsen, yüzüne bir şey kaldırıp, bunun üzerine secde etme! İma ederek kıl ve secdede, rükudan daha çok eğil!) buyurdu. (Fethul-kadir, Merakıl-felah, Halebi, Mecmaul-enhür) Bir uzvundaki dertten dolayı uygun oturamayan kimse, istediği gibi oturur. Oturabilmek için, ayaklarını kıbleye karşı uzatabilir. Bir yerini yastığa veya başka şeye dayar. Yahut, bir kimse tutarak düşmesine mani olur. Yüksek bir şeyin üstüne oturup ima ile kılması caiz değildir. Sandalyede oturmak için zaruret yoktur. Sandalyede oturabilen kimse, yerde de oturabilir ve yerde oturabilenin yere oturup kılması lazımdır.

Son zamanlardaki açıklamalarda Diyanet İşleri daha keskin bir dil kullanarak durumun vehametini tekrar gözler önüne sermiştir. Camilerde sandalyede namaz kılmanın, göze hoş gelmeyen bir görüntü ortaya çıkardığı, cemaat arasında tartışmalara sebep olduğu ifade edilerek, camiilerde sıralar hâlinde sabit oturakların yapılmasının da cami doku ve kültürüyle bağdaşmadığı kesin ve net bir dille Diyanet tarafından belirtilmiştir.(2016)
Din İşleri Yüksek Kurulu, “Namazı normal şekli ile ayakta kılmaya gücü yetmeyen kimse için asıl olan namazını oturarak kılmaktır. Böyle bir kişi namazını kendi durumuna göre diz çökerek veya bağdaş kurarak yahut ayaklarını yana ya da kıbleye doğru uzatarak kılar” dedi. Sandalyede namaz kılmanın caiz olmadığına dair Diyanet’in sözlü ve yazılı uyarılarına rağmen camilerdeki sandalye ve tabureler her geçen gün artıyor. Hatta bazı camilerde evinden getirdiği sandalye ile namaza dâhil olanlar bile var. İbadette samimiyet olmalı Diyanet, zaman zaman din görevlilerine yazı göndererek, “Kul Rabbi’ne ibadet ederken hem özde samimi olmalı hem de dinin belirlediği şekil şartlarını tam olarak yerine getirmeye özen göstermelidir. Özen ve hassasiyet eksikliğinden dolayı Rabbine karşı sorumlu olacağı bilincinde olmalıdır. Bu sebeple namazını tabure, sandalye ve benzeri şeyler üzerinde kılan müminin ileri sürdüğü mazeretleri kendisini vicdanen rahatlatacak boyutta olmalıdır. Namazı asli şekline uygun olarak kılmaya engel olmayacak hafif bedenî rahatsızlıklar bu konuda meşru mazeret olarak görülmemelidir” ikazında bulundu.
Tabure ve sandalye konusunda son zamanlarda daha hassas yaklaşım sergileyen  Diyanet, “Camilerde sandalyede namaz kılmak, göze hoş gelmeyen bir görüntü ortaya çıkarmakta ve cemaat arasında tartışmalara sebep olmaktadır. Özellikle üzerinde namaz kılmak amacı ile camilerde sıralar hâlinde sabit oturakların yapılması, cami doku ve kültürüyle bağdaşmamaktadır. Bu sebeple hastalık ve özürlülük gibi herhangi bir rahatsızlığı bulunan kimselerin, zorunlu olmadıkça namazlarını sandalyede değil, yere oturarak kılmaları uygundur” ifadelerini kullandı.​29.09.2016 
Namaz ibadetinin rükünlerinin neler olduğu, nasıl uygulanacağının da bizzat Peygamber Efendimiz tarafından sözlü ve pratik olarak ortaya konulmuştur.“Peygamber Efendimiz; namaz kılmayı öğrettiği bir sahabiye, sonunda nasıl teşehhüd yapacağını gösterdikten sonra ‘Bunu da yaptığında namazın tamam olur’ buyurmuştur. Peygamberimiz nasıl namaz kılacağını soran hasta bir sahabiye ‘Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan yatıp bunun üzere kıl’ (Buhari, Taksiru’As-Salat, 19) buyurmuştur” Gücü yeten ayakta usulüne tam uygun biçimde tadili erkana dikkat ederek kılmalıdır. Namazın rükünlerden herhangi birinin mazeretsiz olarak terk edilmesi hâlinde namaz sahih olmayacağından herhangi bir sebep yokken oturarak namaz kılmak namazı bozar. Rükünleri yerine getirmeye engel olan bir rahatsızlığın olması durumunda ayakta kılmak yerine oturarak kılmaya ruhsat verilmiştir. "Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar. " (Ali imran 191) ayeti gereği ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anmanını namaz kılmanın şekli ifade edilmiştir. Buna göre; namazı normal şekli ile ayakta kılmaya gücü yetmeyen kimse için asıl olan oturarak kılmaktır. Böyle bir kişi namazını kendi durumuna göre makatı üzere oturarak, dizleri üstüne oturarak veya bağdaş kurarak yahut ayaklarını yana ya da kıbleye doğru uzatarak kılar. Bunca uzun tafsilatlı anlatımdan sonra namazlarımızı ayakta kılmaya özen göstermeliyiz der, varsa bir özür durumu bunu fıkhi usullere göre sandalye olmadan yere tam oturarak veya yan eğik durarak namazı ikame etmemizin en doğru netice olacağını samimi bir niyetle hatırlatırırız. Sandalyede namaz kılmanın güzel bir görüntü olmadığını camilerin ibadet şuuruna yakışmadığını yukarıdaki fotoğraflardan da görüldüğü üzere hoş olmayan bir görüntü ortaya çıkardığını belirtmek isterim. Son olarak bir dua ile sözümüzü noktalayalım. Allah yaptığımız ibadetlerimizi en güzel hali ile kusurlarıyla beraber kabul etsin inşallah.

0 yorum:

Popüler Yayınlar

Sosyal Paylaşım

Icon Icon Icon Icon

Lütfen yazılarımızla ilgili yorum yapmaktan çekinmeyin. Kırık linkleri ve hatalı içerikleri mutlaka bize ilgili sayfa altında yorum yaparak bildiriniz. Blog sayfalarımızda ilginizi çekebilecek diğer yazılar için blog arşivimizi kullanabilirsiniz.

Son Yorumlar

Yararlı Linkler