Net Fikir » 2011 Arşivi
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite
Süleyman’dan hakkın alır karınca
Osmanlı Devleti’nin büyük padişahı Kanunî Sultan Süleyman, Topkapı Sarayı’nın bahçesinde dolaşırken, meyve ağaçlarından bazılarında çürüme emareleri fark etti. Dikkatli inceleyince ağaçların karıncaların istilasına uğradığını gördü. Bunları kırmanın bir vebali olacağını düşünerek, hocası Ebussuud Efendi’ye danışmak için odasına gitti hocasını odada bulamayınca edebi üslupla bir soru yazıp oraya bıraktı.
Padişahın ince bir üslupla yazdığı sualini Ebussuud Efendi odasıa gelince gördü ve okuduktan sonra Kanunî’nin yazmış olduğu satırların altına şairane bir üslupla o da bir cevap yazdı.
Kanuni yazdığı beyitte şöyle diyordu:
Günâhı var mıdır ânı kırınca?
Meyve ağaçlarını sarınca karınca/Günah var mı karıncayı kırınca?
Ebussuud Efendi ise şöyle cevap veriyordu:
Süleyman’dan hakkın alır karınca
İki Ormancının Hikayesi "Baltayı Bilemek"
Hucurat Suresinden Günümüze
Hucurat Suresinin mealini okumak için bağlantıya tıklayınız. (Bkz. Hucurat Suresi Meali)
Öğrencileri Güdüleme Yolları
Aşağıda öğrencileri güdülemek için bazı önerilere yer verilmiştir. Burada yer alan durumlar sınıftan sınıfa değişebileceği gibi her öğrenci seviyesine de tam olarak uyum göstermeyebilir. Burada yazılanlar eşliğinde bir tecrübe elde edip, her öğrenciye göre nasıl davranılacağının öğretmen tarafından bilinmesi ve bunların ustalıkla öğretmenin sınıfında uygulaması en iyi güdüleme yöntemi olacaktır.
Öğretmenlik ustalık isteyen önemli bir meslektir. Öğrencilerin bireysel farklılıklarına göre güdüleme yolları da farklılık göstereceği unutulmadan aşağıda yer alan genel tavsiyelere göz atmanızı dileriz.
- En başta sınıfta samimi olun.
- Öğrencilerinize değer verin ve bunu onlara hissettirin.
- Derse başlarken ilginç, şaşırtıcı, merak uyandırıcı sorular sorun.
- Çalışmaları mümkün olduğu kadar aktif, araştırıcı, heyecanlı, ve yararlı hale getirin.
- Bütün öğrencilerin, neyi nasıl yapacaklarını ve ulaşacakları hedefe nasıl gideceklerini bilip bilmediklerinden emin olun.
- Öğrenciler arasında zeka, sosyo-ekonomik-kültürel geçmiş, okula ve bazı derslere karşı tutum açılarından bireysel ayrılıklar olduğunu her zaman dikkate alın.
- Öğrencilerin temel ihtiyaçlarını doyurmalarına yardımcı olun.
- Sınıfın ve okulun fiziksel şartlarını hesaba katın.
- Öğrencilerle ilgilendiğinizi ve onların sizin sınıfınızın öğrencileri olduğunu hissettirin.
- Bütün öğrencilerin azda olsa saygınlık kazanabilecekleri öğrenme yaşantıları düzenleyin.
- Her öğrencinin takdir edilme ihtiyacını karşılayacağı ders içi ders dışı etkinlikler düzenleyin.
- Öğrencilere her konuda seçenekler sunun.
- Öğrencilerin olumlu benlik kavramı geliştirmelerine yardımcı olun.
- Öğrencilerin olumlu yanları vurgulayarak onlara yaptığınız değerlendirme ve ölçmeler ile ilgili sonuçlar hakkında geri bildirim verin.
- Öğrencileri, kendi öğrenmelerini kendilerinin yönlendirmeleri için cesaretlendirin.
- İhtiyaç duyan öğrencileri, öz güvenlerini ve başarı ihtiyaçlarını geliştirmeleri için cesaretlendirmeye çalışın.
- Öğrencilere sorumluluk vererek, kendileriyle rekabet ettirerek onların başarı güdüsünü geliştirici teknikler kullanın.
- Okul başarısızlığı bir kısır döngüdür. Bu döngü, ancak öğretmenin beklentisini yüksek tutarak öğrenciyi güdülemesiyle kırılabilir.(Selçuk,2000)
- Öğrencilere daima dersleri başarabileceklerini hatırlatın. Azimli olmalarını öğütleyin.
- Öğrencilerin uykusuzluk, yorgunluk, hastalık, beslenme gibi fizyolojik ihtiyaçlarının karşılandığının farkında olun. Fizyolojik ihtiyaçların giderilmediği durumlarda ne yaparsanız yapın başarı beklenmez.
- Çeşitli başarı örneklerinden yararlanın. Bu hikayeleri sınıf ortamında paylaşın.
- Dersinizin ilgi çekici olması için sürekli siz konuşmayın. Öğrencilerin derse katılımını teşvik edin. Onların da düşüncelerini ifade etmesini sağlayın.
- Hep aynı öğrencilerle iletişime geçmeyin. Unutmayın ki bu durum sizin ayrımcılık yaptığınız algısına yol açacaktır.
- Öğrencilerin dersin haricinde başka noktalara odaklanmasının sebeplerini görüp bunlara önlem alın. Sesinizi iyi kullanarak öğrencilerin dikkatlerini derse çekmeye çalışın.
- Öğrencilere mutlaka isimleriyle hitap edin. Hatta iki ismi olan öğrencilerde hangi isimlerini kullandıklarına bile dikkat edin.
- Size soru sorduklarında mutlaka cevap verin. Onları dinlediğinizi belli edin.
- Derse hazırlıklı gelmeleri için araştırma ve inceleme yapmaya teşvik edici sorular sorun. Bu sorular hakkındaki topladıklarını sınıf ortamında paylaşmalarını sağlayın.
- Derse başlamadan önce mutlaka önceki dersi kısa ve öz cümlelerle tekrar edin. Öğrencilerin de tekrar etmesi ve pekiştirmesi için küçük sorular sorun. Anladıklarını test edin.
- Açık anlaşılır ve net cümlelerle konuşun. Meramınızı tam olarak ifade edin.
- Asla yalan söylemeyin. Yalan söylenmesine de fırsat vermeyin.
- Öğrencilerinize patron gibi davranmayın.
- Aşırı şakalardan uzak durun.
- Öğrencilerinizden "başarı yönünden" ümitli olduğunuzu belli edin ve bu durumu onlara sürekli hatırlatın.
- Asla başarısızlık durumlarını aşağılamayın. Hakaret cümlelerinden uzak durun.
- Öğrencinin derslerden merak ettiği ve işine yarayan durumları öğrendiğini asla unutmayın.
- Her öğrencinin yeteneği ve ilgi seviyesi farklıdır. Her öğrencinin beklenti düzeyi farklıdır. Bu farklılıkları dikkate alarak yeterli zamanı gösterdiğinizden emin olun.
- Ders işlenişinde güncel örneklerden yararlanın.
- Sınıf ortamında somutlaştırılabilecek deney ve gözlemler ilgi çekici olacağından ders işlenişinde mümkün olduğunca bu öğelerden yararlanın.
- Teknolojiden mümkün olduğunca istifade edin. Kendinizi güncel tutun. Öğrencilerin teknoloji seviyesi ile sizin aranızda uçurumlar olmamasına dikkat edin.
- Ders konularına ve mesleki bilgi seviyesinde mutlaka yeterli olun. Bilmediğiniz zorlandığınız konulardaki eksiklikleri mutlak telafi edin. Öğrenci sizin bilgi birikiminize göre kendini daha fazla güdüleyecek ve size karşı bir hayranlık oluşturacaktır.
- Derse mutlak anlamda hakim olun. Kontrolü elden bırakmadan zamanı iyi kullanın.
- Her öğrencinin algılama seviyesine inebilecek şekilde dersi koordine etmeye çalışın. Basitten karmaşığa doğru bir örneklem içerisinde dersi işlemeye gayret edin.
- Öğrencilere fırsat vererek konu ile ilgili paylaşımları sınıf ortamında sunmalarını sağlayın.
- Çeşitli proje ve yarışmalara karşı öğrencilerinizi teşvik edin.
- Öğrencilerin sınıf dışı ortamlarından haberdar olun. Ekonomik seviyeleri ve aile sıkıntılarını bilmediğiniz öğrencilerin başarılarını olumlu yönde geliştirmeniz asla beklenemez.
- Sağlık sorunları olan öğrencilere karşı özenli davranın. Sınıf içi oturma düzenlerini buna göre ayarlayın. En uygun anlama düzeyine göre sınıf içi iletişimin en yüksek seviyede olduğu oturma düzenini oluşturun.
- Başarılı olmak için öğrencilerin kendilerini güdülemesi gerektiğinin elzem olduğunu bilin ve buna göre dersinizi işleyin.
- Dışarıdan ödül ve ceza ile güdüleme yerine öğrencilerin kendi kendilerini güdülemesinin daha önemli olduğunu bilin.
- Öğrencilerin kendilerine ulaşılabilir hedefler belirlemesini sağlayın ve kendilerini gelecekte başarılı işlerde gördüklerini hayal ettirin.
- İnanma, azmetme, hedefe ulaşamada en önemli noktadır. Başarıyı yakalayabilen insanların en önemli özelliğinin asla vazgeçmemeleri olduğunu öğrencilere hissetirmeye çalışın.
http://helibol.home.anadolu.edu.tr/egitim%20psikolojisi/Motivasyon.htm
Bir Hikaye: Okumanın Önemi
Evden acele ile çıkmıştım. Koşar adımlarla metroya doğru ilerlerken, bir yandan öğrencilere vereceğim dersin plânını yapıyor, bir yandan da çiseleyen yağmurda ıslanmamaya çalışıyordum. Yürüyen merdivenlerle metro istasyonuna indim. Trenin gelmesine iki üç dakika vardı. Bu treni kaçırırsam, on dakika daha beklemem gerekecekti ve dersime geç kalacaktım. Adımlarımı sıklaştırmaya, neredeyse koşmaya başladım. Elimde çanta olmasa, belki de koşacaktım. Metroda, benimle aynı yönde ilerleyen birisinin elindeki uzunca değnekten çıkan, “tak, tak, tak” sesleri, telâşımı ve kafamdaki düşünceleri birden unutturdu. Belli ki, onun da acelesi vardı. Sırtındaki büyükçe çantası ve elindeki değneği ile, neredeyse benim kadar hızlı adımlarla ilerliyordu. Biraz dikkatlice bakınca, bu kişinin bir kadın ve aynı zamanda ‘görme özürlü’ olduğunu anladım.
Birkaç saniye daldım... Kitap okumak yalnızca görenlere has bir şey değil miydi? Anladım... Artık o gözleriyle değil kalbiyle, duygularıyla, ruhuyla okuyordu... Ve kendimden utandım. Aylardır çantamda taşıdığım ve üç beş sayfanın dışında pek okumadığım kitap geldi aklıma ve yıllarca hiç kitap okumayanlar. Keşke onlar da, insanı düşündüren, hatta utandıran şu görüntüye şâhid olsalardı. Dünyada milyonlarca insan var... Ama okumak... Neden ben... Aniden kesik kesik düşüncelerimden sıyrıldım. Bir sayfayı okuyup bitirmiş ve diğer bir sayfaya geçmişti. Parmaklarını kabarık işaretler üzerinde ustaca gezdirmesinden, bu işe yatkın birisi olduğu anlaşılıyordu. Demek ki, iyi bir okuyucu idi. Ama ne okuyabilirdi ki? Binlerce kitap, dergi ve gazetenin, görme özürlü olanlar için günlük, haftalık olarak hazırlanması belki de mümkün değildi. Anonsun uyarısıyla, ineceğim durağa geldiğimi anladım. Daha dört dakika geçmişti ve bu kadarcık kısa bir sürede dahi kitap okumak çok önemliydi.
Bana bu dersi veren görme özürlü o kadın da, kitabını çantasına koymaya ve durakta inmeye hazırlanıyordu. Az sonra tren durdu. Önce onun inmesini bekledim. Değneği ile onca insanın arasından “tak... tak... tak...” sesleriyle ilerliyordu. Arkasından birkaç saniye baktım ve sanki değnekten çıkan o tak tak’lar beynimde, “oku... oku... oku... ve şükret” diye yankılanıyordu...
Bir Motivasyon Öyküsü
-Senin gibi becerikli birisi nasıl oluyor da fabrikadan istediği kadar verim alamaz?
-Bilmiyorum. Bütün isçileri çok çalıştırdım. Bir çoğunu isten atmakla tehdit ettim. Ama basarılı olamadım.
Schwab yakınında duran bir isçiye sordu: -Bugün kaç kazan çelik erittiniz?
-Altı. Schwab bir tebeşir parçası alarak yere büyük bir 6 yazdı ve çıkıp gitti. Gece isçileri geldiği zaman bu altı rakamının ne oldugunu sordular. Gündüz isçileri de:
-Patron bugün bize kaç kazan çelik erittiğimizi sordu altı cevabını verdik, buraya altı yazdı ve gitti.. Ertesi gün Schwab fabrikayı yine dolaştı. Altı rakamı silinmiş ve yerine yedi yazılmıştı. Gündüz isçileri gelince yediyi gördüler. Demek gece çalışanlar kendilerinden daha iyi iş yaptıklarını zannediyorlardı? Kendilerini gece işçilerinden üstün göstermek için büyük bir gayretle çalıştılar ve yere 10 yazdılar. Çok geçmeden fabrikanın verimi o civardaki bütün fabrikaları geçti. Nasıl mı?
Schawb bunu şöyle açıklıyor: "İş yaptırmak için rekabet hissini uyandırmak gerekir. Amaç herkesi mücadele etmeye sevk etmek değildir. Onları birbirine üstün gelmeye teşvik etmektir. Üstün gelme hissi insanların ruhunu coşturur. Hayatta basarılı olan her insanın en sevdiği sey; başaracağı iştir. Çünkü bu başarıda kendisini ifade eder ve bu sayede değerini, üstünlüğünü gösterir. İşte bu yüzden, bir oturuşta bir kilo dondurma yemek, elli bardak su içme gibi yarışmalar düzenlenir. Üstün gelmek, değerini göstermek, insanların en önemli isteğidir. O halde insanları kendi özelliklerini ortaya çıkarmaları için cesaretlendirmeliyiz.”
>>>Bu hikayede esasında insanın doğasında yer alan hased ve lider olma duygusuna da atıf vardır. İnsanlar kibirli varlıklardır ve sürekli olarak kibirleri gereği başkalarına karşı üstün gelme arzusu içinde olurlar. Bu gerçek hikayede de bunu rahatlıkla görebiliriz. Dayanışma halinde olmak yerine, ben olma ihtirası üzerinden hiç elimizde olmayan birşeye hizmet etmiş olur ve bunun farkında bile olmayız. Nitekim bu hikayedeki işçiler, hırsları ve öne geçme duyguları sebebiyle esasında kendilerine bir menfaat sağlamayan düşünce ile başkaları adına hizmet etmişlerdir.
Bir Matematikçi Portresi: Paris Pişmiş
Bilim ve Teknik Dergisi'nin 1995 yılında kendisiyle matematik ve astronomi hakkındaki yaptığı söyleşisinde, Prof. Dr. Paris Pişmiş matematik sevdasını şöyle anlatıyor: "Madame Curie teorik çalışmalar yapabildiyse, ben neden yapamayayım düşüncesi, hırsımı kamçılayan düşünce oldu. Geometriye başlamak bende uykudan birden silkinerek uyanma etkisi yaptı. Geometride her şey net ve temizdi; izlenecek yol belli ve bu yoldan neticeye ulaşmak çok zevkliydi. O zamanlar evlerin tavanlarında süslemeler olurdu. Bizim evin tavanındaki üçgen süslemelere bakar, onları birbiriyle mukayese eder, kendime göre sonuçlar çıkarırdım." Paris Pişmiş, Euclid Geometrisindeki teoremleri, önermeleri çok sevdi. Kolej'deki ilk yılında kendisine o kadar da üzmediği halde, sınıftaki en yüksek ortalamayı tutturmayı başardı. Bunun üzerine "biraz daha çalışsam bütün okuldaki en yüksek ortalamayı tutturabilirim" diye düşündü. Gerçekten ertesi sene öyle oldu, mezuniyet ortalaması 98/100 idi. (Bkz. Paris Pişmiş Röportajı/Bilim Teknik)
Kendi Sözünden Paris Pişmişin Okuma Azmi:"Bizim gibi bir ailenin kızı nasıl olur da karma eğitim yapılan bir okula gider diye üniversiteye gitmeme karşı çıktılar. benim hırsımı bileyen bir şey vardı ki o da "kadınlar Matematikçi olamaz" deniyordu. Matematiği sevmem meslek seçimimde elbette ki önemli bir etkendi; ama en zor olanı başarabileceğimi gösterme isteğinin de ciddi payı vardı tercihimde. Kadınların bunu da en iyi biçimde yapabileceğini kanıtlamak istiyordum."
Japon Asıllı Matematikçi Gündüz İkeda
Matematik Tarih Şeridi Hazırlanması
İki grup halinde sıralanan Batı Dünyası matematikçileri, çalışmalarını genellikle 7. yüzyıl sonrası Türk - İslam Dünyası matematikçilerinin hazırlamış oldukları eserlerden büyük istifadeler sağlayarak yapabilmişlerdir. 7. yüzyıl ile 18. yüzyıl arasında İslam dünyasında yoğun biçimde var olan bu bilimsel çalışmalar; ve bu devirlerde yaşamış olan Türk-İslam Dünyası matematik bilginlerinin varlığı, bilim tarihi şeritlerinde hep görmezlikten gelinmiştir. İslam dünyasının bu dönem çalışmaları, Endülüs Emeviler zamanından itibaren başlayan tercüme hareketleri ile Avrupa'ya aktarıldıktan sonra Batılı ilim adamlarının çalışmalarını geliştirmişler ve hatta bazı bilimsel çalışmalar maalesef Batılı bilim insanlarının kendi çalışmalarıymış gibi dünyaya tanıtılmış ve literatürde onların isimleri ile yer almıştır. Bu zaman dilimlerinde Türk-İslam Dünyasında ciddi matematik çalışmaları yapılmış ve bugün kullandığımız pek çok teoremin bilimsel alt yapısı, bu devirlerde ortaya çıkarılmıştır. Özellikle Ömer Hayyam, Ebul Vefa, Ali Kuşçu, Uluğ Bey, Nasreddin Tusi, Harezmi, El Battani, Kadızade Rumi, Beni Musa Kardeşler, İbn Saffar, Ebu Kamil Şuca, Abdülhamid Türk, ibn Yunus, İbn Havvam, İsmail Gelenbevi, Molla Lütfi, Biruni, Yahya En Nakkaş, ibn Heysem,...gibi pek çok alim, 7.yy ile 18.yy arasında yaşamış çok değerli ilim adamlarımızdan bazılarıdır. Pek çok ilim adamımızın çalışmaları ve yazılı vesikaları, Batı dünyasına kaçırıldığından elimizde bu döneme ait kapsamlı çalışmalar çok azınlıkta kalmıştır. Bu nedenle İslam dünyasında ilmi ilerleme olmadığı hezeyanı dile getirilmiş ve sanki Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bilim çalışmalarının yok sayıldığı, engellendiği gibi bir izlenim oluşturulmaya çalışılmıştır. Oysa bunun aksine, Batı Dünyasının bazı insaflı ilim adamlarının çalışmaları ile İslam Dünyasında çok ciddi bilimsel çalışmaların bulunduğu gerçeği son dönemlerde dile getirilmiştir. İslam dünyasında oluşturulan bu algılar; gençlerimizin kendilerini; 'bilimden uzak', 'öz güvensiz' ve 'değersiz' hissetmesi için bilinçli bir şekilde meydana getirilmiştir.
Fotoğraflı ve daha kapsamlı matematikçiler tarih şeridimizi incelemek ve matematik sınıflarında pano olarak kullanabilmek için tıklayınız.
John Paulos, Herkes için Matematik
Borsa stratejileri, eş seçimi, fal, diyet ve tıbbi iddialar, terörizm riski, astroloji, spor rekorları, seçimler, cins ayrımcılığı, UFO’lar, parapsikoloji, piyangolar ve ilaç testleri gibi güncel konulara matematik açıdan bakmak onları algılayışımızı değiştirecektir. Herkes İçin Matematik’i okumak matematik ve sayılardan hoşlanmayanlar için olduğu kadar matematik meraklıları için de ufuk açıcı olacaktır.
John Paulos, Herkes için Matematik, Çevirmen Başak Yüksel, Baskı 1999, Sayfa 218 Beyaz Yayınları
Yeni Matematik Öğretim Programı Vizyonu
En güncel öğretim programları için Talim ve Terbiye Kurulu sitesini ziyaret ediniz. http://ttkb.meb.gov.tr/
John Forbes Nash
Benoit Mandelbrot'un Hayatı
Fraktal Geometrinin Tarihçesi
Yaşamdan Fraktal Geometri Örnekleri
Fraktal geometri, bildiğimiz Euklid (Öklid) geometrisinden oldukça farklıdır. Euklid geometrisi, okullarda okuduğumuz, üniversite sınavlarında karşımıza çıkan sıfır, bir iki ve üç boyutlu geometrik şekillerle ilgilenir. Bu şekillerin genellikle gerek dünyada tam olarak bir kaşılıkları yoktur ve çoğunlukla idealleştirmelerden ibarettirler (gerçek dünyada kalınıksız bir kağıt, yahut boyutsuz bir nokta görme olasılığımız yoktur).


























