Net Fikir » pisagor » Pisagor ve İtalya Mektebi
Pisagor ve İtalya Mektebi
Etiketler :
astronomi
felsefe
matematikçiler
materyal geliştirme
pisagor
Pisagor ve İtalya Mektebi M.Ö 580-500 Sisam
adasında doğmuş olan
Pythagoras, Küçük Asya ve Yunanistan’dan başlayarak eski kıtanın birçok
ülkelerini gezmiştir. Fenikeliler,
Keldaniler, Yahudiler, İranlılar,
Hintliler, Araplar uğradığı
yerler arasındadır. Mısır’da eğitim
görürken batınî felsefeyi
öğrenmeye çalışmış, bu seyahatleriyle zengin
bir bilgi hazinesi
elde etmiştir. Pythagoras
tam olgunluk çağındayken Polykrates’in
baskısından kendini kurtarmak
için Güney İtalya’daki Kroton şehrine
göçtü ve orada
bir topluluk (tarikat)
kurdu. Bunun için
kurduğu mektebe İtalyan mektebi
de denilir. Sokrates
öncesi en uzun
yaşayan mektep de budur
(Gökberk, 1974, 37).
Bir nevî manastır
olan bu mektep
ikiyüz sene sonra Büyük İskender tarafından kapatıldı.
Buraya alınan talebeler
beş yıl süreyle
sükunetle durmaya ve
sadece dinlenmeye mecburdular. Onlar,
Pythagoras’ı görme şerefine
ancak bu beş
yıllık hazırlık eğitiminden sonra
ulaşırlardı. “Topluluğa
kabul edilerek onun
kutsallık sınırına ortak edilenler, din ve ahlâkı tatmin edici ciddî bir
hayat sürmeyi taahhüt ediyordu. (...) Ilımlılık, sadelik, zorlukla ülfet, beden
ve ruhun sağlığı, tanrılara, ana babaya,
dostlara ve kanuna
karşı kayıtsız şartsız
bağlılık ve vefa
geniş bir şekilde nefse
hakimiyet ve boyun
eğme, Pythagorascı hayatın
temel erdemleri sayılırdı.” (Vorlander, 1927, 32).
Pythagorascıların dinî cemaatlerinin
aynı zamanda siyasî
bir yönü de
vardı. Bunlar birçok İtalya
şehirlerinde iktidarı ele geçirmişlerdir. Halk
Pythagorascılara karşı ayaklanarak merkezlerini basmış ve 40 kadar
Pythagorascıyı da öldürmüştür. Orfik
inançların tesirinde kalan
Pythagorascılar tenasuha (ruh
göçü/ reenkarnasyon)
inanırlar. Tenasuh nazariyesi,
bedenin ölmesinden sonra,
ruhun çeşitli varlıklar içinde, yeniden bu dünyaya geldiğini kabul eder.
İnsanın bu dünyada yaşadığı hayatın değerine göre, ölümden sonra ruh, yeni bir
varlık içinde, yeniden ortaya
çıkar. Eğer insan
bu dünyada suç
işlemiş, aşağılık bir
hayat sürmüş ise, ölümden sonra onun ruhu, aşağı bir
hayvan, hatta bir bitki şeklinde ortaya çıkabilir.
Bu nedenle Pythagorascılar et
ve bazı sebzeleri
(özellikle baklagilleri) yemekten kaçınır, kanlı kurbanlar
kesmezlerdi. Hayvanlardan elde edilmiş hiçbir malzemeyi kullanmazlardı (Birand,
1964, 16). Onların
et yememelerinin sebebi
yakınlarının birine ait ruhun bu hayvan kalıbında yer alabileceği idi
(Gökberk, 1974, 38). Cinayeti yasaklayan Pythagoras, insanları kolay ve rahat
bir hayata alıştırmayı amaçlıyordu. Bunun
için de insanlar,
daima kolaylıkla bulabilecekleri yiyeceklere
alışmalı, pişirmeye mecbur kalmamalıdır.
Sadece su içmekle
yetinmek, vücudun sıhhati
ve ruhun cevelanı için daha uygundu.
Pythagorascılar,
genellikle, matematik, astronomi
ve tıp ilimleriyle uğraşıyorlardı. Günümüz dünyası,
geometri alanında halen, Pythagoras’ın dik üçgen bağıntısını kullanmaktadır. Bu
bağıntıya göre bir
dik üçgende, iki
dik kenarın karelerinin toplamı,
hipotenüsün karesine eşittir
(Russell, 108). Pythagorascılar irrasyonel sayıları bulmuşlar
ve telli musîkî aletleriyle de uğraşmışlardır. Pythagorascıların arche’si sayıdır,
dolayısıyla soyut bir
kavram antik Yunan düşüncesinde bir
kez daha arche
olmuştur. Her şeyin
özünde bulunan sayıdır. Dünyada bulunan,
fizik veya metafizik
tüm gerçekliklerle ilk on sayı
arasında nispetler vardır. Her
sayı belli bir
şekle karşılıktır. Kare,
dikdörtgen ve pramit sayılardan söz
ediyorlardı. Alemin özünü
sayılarda bulan Pythagorascılara göre, olguların özünü
kavrayabilmek için ilkin
onların temelindeki matematik
esasların kavranması gerekirdi. Dolayısıyla
onlara göre bilgi,
matematik düşünceden ibaret görünüyordu (Birand, 1964, 17).
Pythagoras’a göre tabiattaki her şey sayı yasaları çerçevesinde cereyan eder,
ve sayılar tek ve çifttir. Tek sayılar bir başlangıca, bir ortaya ve bir sona
sahip oldukları için tamdırlar. Bu sayılar temel olarak, olgunluk ilkesi
tekliğe sahiptirler. Çift sayılar eksiktirler
ve onlar bölünmenin,
noksanlığın ilkesi olan
ikiciliğe dayanırlar.
Pythagorascıların kendisiyle yemin
ettikleri dört sayı
(tétractys), birlik (monade), ikilik (dyade),
üçlük (triade) ve dörtlük (tétrad)
ten oluşuyordu. Bunların toplamından onluk (décade) meydana
gelir. Onluk, birleşik sayıların en mükemmeli kabul edilirdi.
Dört sayı nazariyesi,
astronomi, psikoloji ve
ahlâk olaylarına eşit olarak uygulanırdı (E. Barbe, 1986, 45-46).
Pythagorascılara göre sayıların niteliği, insana vukuf kazandırır, her
bilinmeyen ve her şüpheli şey hakkında insana yol gösterir, insanı aydınlatır.
Eğer sayı ve onun mahiyeti olmasaydı eşyanın
kendisinden veya onların
nispetlerinden kimseye en cûzî
yön bile malum
olmazdı (Vorlander, 34).
Bu mektebe göre
sayılar bütün varlıkların
ilkeleridir. Belli bir sayı belli bir niteliği ile adalettir, başka bir sayı
ruhtur, başka bir sayı
akıldır (Gökberk, 1974,
38-39). “1” sayısı, basitliği
sebebiyle aklı gösterir. “4”
sayısı, eşitin eşitle çarpımı olduğu için adaleti gösterir (Challaye, 1948,18).
5 evlenmeyi (zira 3+2=5 dir. İlk erkek sayının
ilk dişi sayı ile birleşmesidir),
6 nefsi, 7 aklı,
sıhhati veya ışığı,
8 muhabbeti veya
ihtiyat ve tedbiri
temsil eder (Vorlander, 37).
Kaynak: Ankara Üniversitesi Uzaktan Eğitim
Yayınları Felsefe Tarihi, Murtaza Korlaelçi, 2012

Bu yazıyı aşağıdaki bağlantılar yardımıyla sosyal ağlarda paylaşabilirsiniz. E-Posta ile arkadaşlarınıza yollayabilirsiniz...
|
Takip et: @kpancar |

İlginizi Çekecek Diğer Yazılarımız
Aşağıdaki Yazılar İlginizi Çekebilir!!!
07.01.2009 - 0 Yorum“Kur’an-ı Kerim, Allah tarafından Cebrail vasıtasıyla mahiyeti bilinmeyen bir şekilde son peygamber Hz. Muhammed’e indirilen, Mushaflarda yazılan, tevatürle nakledilen, okunmasıyla ibadet edilen, Fatiha suresiyle başlayıp Nâs suresiyle…
03.02.2010 - 1 YorumDescartes (31 Mart 1596 – 11 Şubat 1650) Fransız filozof, matematikçi ve bilim insanıdır. Daha önce birbirinden ayrı olan geometri ve cebir alanlarını birleştirerek analitik geometriyi icat etmiştir. İlk olarak Nassaulu Maurice'in Hollanda Devlet…
15.06.2015 - 88 YorumKara fırın, taş fırın veya odun fırını ekmek, pide, pizza ve benzer ürünlerin pişirildiği geleneksel fırının adıdır. Genellikle ekmek fırını olarak kullanılan bu fırınların özelliği, yakacak için ayrı bir ısıtma haznesine sahip bulunmamaları,…
20.06.2014 - 0 Yorum Teğet: Bir çembere veya bir eğriye tek bir noktadan geçecek eşkilde çizilen doğruya denir. Teğet doğrusu ile eğrinin veya çemberin kesim noktası sadece bir tanedir. Teğet doğrusu ile çemberin denklemleri birbirine eşitlenip, ortaya çıkan…
20.09.2024 - 0 YorumHerhangi bir tam sayının logaritması, birisi tam sayı diğeri de kesirli kısımdan ibaret olmak üzere iki parçadan ibarettir. Yani herhangi bir tabanda logaritma alınırken sonuç ya tamsayı olarak çıkar ya da tam ve ondalıklı kısım olarak iki parçalı…
23.06.2012 - 0 Yorum Doğum ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmemektedir. (Doğum: 1380, Kaşan/İran, Vefatı: 22 Haziran 1437, Semerkand) Genel bilinene göre 14. ve 15. Yüzyılları arasında yaşadığı kabul edilir. 1380 de Kaşan’ da doğmuş olduğu kabul edilen Matematikçi ve…
19.11.2008 - 0 Yorum Doğru hüküm vermeyi sağlar ve doğru akıl yürütmeyi öğretir, Bilimsel düşünme yollarını öğrenip uygulamaya geçmemizi sağlar,Çeşitli ve eleştirici yollardan düşünme yeteneği kazandırır, Herhangi bir konuda değişik yollardan düşünebilmeyi…
22.04.2009 - 0 YorumHarzemli'nin bilim tarihinde kısaca, "Cebir Kitabı" adı ile anılan eseri, " Kitab-ül Muhtasar Fi Hesab al-Cebr Ve'l Mukabele" , Türkçe deyişle; "Özetlenmiş , Benzer terimleri yoketme-Mukabele ve Bilinenleri bir tarafta toplama-Cebir, Hesaplamasının…
Matematik Konularından Seçmeler
matematik
(260)
geometri
(124)
ÖSYM Sınavları
(50)
üçgen
(49)
trigonometri
(39)
çember
(31)
fonksiyon
(28)
sayılar
(27)
alan formülleri
(25)
türev
(23)
analitik geometri
(19)
denklem
(18)
dörtgenler
(18)
limit
(16)
belirli integral
(13)
katı cisimler
(11)
koordinat sistemi
(11)
fraktal geometri
(7)
materyal geliştirme
(7)
asal sayılar
(4)
elips
(3)
tümevarım
(3)
binom açılımı
(2)
hiperbol
(2)
Fayda vermeyen ilimden Allah'a sığınırım. “Allah'ım; bana öğrettiklerinle beni faydalandır, bana fayda sağlayacak ilimleri öğret ve ilmimi ziyadeleştir."
İlim; amel etmek ve başkalarıyla paylaşmak içindir. Niyetimiz hayır, akıbetimiz hayır olur inşallah. Dua eder, dualarınızı beklerim...