Deli(!)'nin Namazı

Etiketler :
Halk arasında deli olarak bilinen, meczup diye tanınan biri bir gün camiye girer. Belli ki niyeti namaz kılmaktır. Fakat oturmaz; meraklı ve şaşkın gözlerle etrafı süzer. Bir oraya, bir buraya gider; her köşeye dikkatle bakar ve hızla çıkıp gider. Az sonra sırtına bağlanmış odunlarla tekrar camiye gelir. Namaza durmak üzere olan cemaatle birlikte saf tutar. Ancak sırtındaki odunlarla namazı güç bela tamamlar. Eğilip kalktıkça yere düşen odunlar, çıkan sesler derken cemaat haliyle rahatsız olur. Nihayet namaz biter. Cemaatten her kafadan bir ses yükselir; söylenmeler, homurdanmalar başlar. Sesler imama kadar ulaşır. İmam, aynı mahalleden olduğu bu garibin hâlini az çok bildiğinden, şefkatle yaklaşır ve der ki:
— Böyle namaz mı olur? Sırtında odunlarla ne yaptın sen? Hem kendini hem çevreni rahatsız ettin. Bir daha namaza yüksüz gel, olur mu?
Meczup, bunu duyunca mahzun ama manalı bir bakışla sorar:
— Âdetiniz böyle değil mi?
— Ne âdeti? diye sorar hoca.
Cemaat merak ve şaşkınlıkla olayı izlemektedir. Meczup bu kez şöyle der:
— Hocam, namaz kılmak için camiye girdim. Kendime uygun bir yer ararken baktım ki herkesin sırtında bir şeyler var. Zannettim ki âdet böyledir. Ben de odunları yüklenip geldim. Neden kızıyorsun? Kızacaksan herkese kız, yalnız bana değil!
Hoca şaşırır:
— Benim sırtımda da mı var? der.
— Evet, der meczup. Hepinizin sırtı yüklü!
Cemaatten bazıları “Deli işte!” der gibi bıyık altından gülmeye başlar. Bunun üzerine meczup öne atılır, saf bir çocuk heyecanıyla tek tek cemaati işaret eder:
— Bak bunun sırtında mavi gözlü bir çocuk var… Bunun sırtında kocaman bir elma ağacı… Bununki kırık bir kapı… Bunun sırtında bir tencere yemek… Şunun sırtında kızarmış tavuk… Bununki yeşil gözlü esmer bir kadın… Bunun sırtında da yaşlı annesi var!
Sonra iki elini yanlarına salar, başını sallar ve umutsuzca tekrarlar:
— Boş yok… Boş yok hiç!
Bu sözler üzerine cemaat dehşet içinde birbirinin yüzüne bakar. Çünkü söylenenlerin hepsi doğrudur. Kimi namazda doğacak çocuğunu düşünmektedir, kimi bahçesindeki meyve ağaçlarını… Biri onaracağı kapıyı, diğeri lokantasında pişireceği yemeği… Kimi açtır, aklında yiyeceği tavuk vardır; birinin sırtında sevdiği kadın, diğerinin sırtında bakıma muhtaç annesi…
Bu kez hoca endişeyle sorar:
— Peki söyle bakalım, benim sırtımda ne vardı?
Meczup cevap verir:
— Zaten en çok sana şaştım hoca! Sırtında kocaman bir inek vardı!
Meğer hocanın ineği hastaymış; namazda “öldü mü, ölecek mi?” diye onu düşünürmüş. "Bildirince bildiren, yüreği olan görüyor elbet..." 
 "Harâbât ehlini hor görme sakın, Defineye mâlik viraneler var." 
 
Hakkı gel sırrını eyleme zahir,
Olmak ister isen bu yolda mahir,
Harabat ehlini hor görme şakir,
Defineye malik viraneler var.
Erzurumlu İbrahim Hakkı

0 yorum:

Fayda vermeyen ilimden Allah'a sığınırım. İlim; amel etmek ve başkalarıyla paylaşmak içindir. Niyetimiz samimiyetle insanlara yararlı olmaktır, akıbetimiz bu vesileyle güzel olsun. Dua eder, dualarınızı beklerim...

"Allah'ım; bana fayda sağlayacak ilimleri öğret ve ilmimi ziyadeleştir."

“Allahım! Sana teslim oldum, sana inandım, sana güvendim. Yüzümü, gönlümü sana çevirdim. İşlediğim tüm günahlarımı affeyle! Ey kalbleri çeviren Allahım! Kalbimi dînin üzere sâbit kıl. Beni Müslüman olarak vefât ettir ve beni sâlihler arasına kat!”

“Rabbim! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme! Bize tarafından bir rahmet bağışla.Öne geçiren de sen, geride bırakan da sensin. Muhakkak ki lütfu en bol olan Sen’sin. Senden başka ilâh yoktur."

Lâ ilâhe illallah Muhammedürrasulüllâh


KADİR PANCAR

İslam Kütüphanesi Seçmeler

Matematik Seçme Konuları

Aşağıdaki Yazılar İlginizi Çekebilir!!!